Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Aziz Üstadım!!!
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="teblið" data-source="post: 323426" data-attributes="member: 1011058"><p><strong><span style="color: red"><em>Sen Hâlâ Aramızdasın Aziz Üstadım!</em></span> </strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>Aradan elli iki sene geçti, sen Rahmet-i Rahman’a kavuşalı Aziz Üstadım! </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>Fakat fani cesedin dışında; bıraktığın mukaddes dâvânla... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>Müellifi olmaya mazhar olduğun “Külliyatınla”... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>Şaşmaz ve şaşırmaz ilminle... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>Sarsılmayan düstur ve prensiplerinle... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>Kur’ân’ı yücelten ve şahlandıran iradenle... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>Sünnete riâyet eden ve yaşatan o çok yüksek ahlâkın ve hasletinle... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>Zalimlere, gaddarlara, müstebitlere, dinsizlere ve münkirlere karşı o kahraman duruşunla... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>Mazlûmları koruyan, kollayan, yardım eden ve merhamet eden o engin şefkatinle... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>“Üstad-ı hakikî Kur’ân’dır. Tevhid-i kıble bu üstadla olur” diyen o derin inanç ve duruşunla... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>“Ben itiraf ediyorum ki, böyle makbul bir eserin mazharı olmak, hiçbir vecihle o makama liyakatim yoktur” diyen o geniş mütevazılığın ve istiğnanla... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>“Küçük, ehemmiyetsiz bir çekirdekten koca dağ gibi bir ağacı halk etmek, kudret-i İlâhiyenin şe’nindendir ve âdetidir ve azametine delildir” diyen itikadın ve imanınla... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>“Hâlık-ı Rahîmime yüz binler şükrolsun ki, kendimi kendime beğendirmemiş. Nefsimin ayıplarını ve kusurlarını bana göstermiş. Ve o nefs-i emmâreyi başkalara beğendirmek arzusu kalmamış” diyen o müthiş nefis mücadelen ve tarihe mal olan manevî cihadınla... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>“Kabir kapısında bekleyen bir adam, arkasındaki fâni dünyaya riyakârâne bakması, acınacak bir hamakattir ve dehşetli bir hasârettir” diyen o dünya malına tamah etmeyen fedakârlığın ve tok gözlülüğünle... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>“Değil Müslüman uleması, belki en muannid Avrupa feylesoflarını da teslime mecbur ediyor” diyen o sağlam dirayetin, özgüvenin ve kalbî itminanınla... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>“Şahs-ı mânevîyi vekil etmeyi, erkânların meşveretlerine bırakmayı” miras bırakan o çağları kucaklayan ufkunla... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>“Rezzâkımdan başka kimsenin minnetini almıyorum ve almamaya da karar vermişim” diyen tevekkülün, iktisad anlayışın, itikadın, takvan ve ruh safiliğinle. </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>“Hileli adam kendini sevdirir, kendini çekmez. İğfal ve aldatmaya daima çalışır” diyen saf, berrak, saydam, net ve mertçe duruşunla... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>“Ben nefsimi tebrie etmiyorum. Nefsim her fenalığı ister. Fakat şu fâni dünyada, şu muvakkat misafirhanede, ihtiyarlık zamanında, kısa bir ömürde, az bir lezzet için, ebedî, daimî hayatını ve saadet-i ebediyesini berbat etmek, ehl-i aklın kârı değil” diyen terbiye anlayışın, müdebbirliğin, muallimliğin ve öğreticiliğinle... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>“Ben değil sizi, belki dünyanızı sevseydim, dünyadan çekilmezdim. Ne sizi ve ne de dünyanızı beğenmiyorum. Fakat karışmıyorum. Çünkü ben başka maksattayım; başka noktalar benim kalbimi doldurmuş, başka şeyleri düşünmeye kalbimde yer bırakmamış” diyen o düşmanları susturan, dostlara güven veren cesur ifadenle... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>“Yazdığım hakaik-i imaniyeyi doğrudan doğruya nefsime hitap etmişim” diyen ubudiyetinle... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>“Hey efendiler! Ben imanın cereyanındayım. Karşımda imansızlık cereyanı var. Başka cereyanlarla alâkam yok” diyen kudsi dâvân ve gayenle... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>“Dinsizleriniz dahi içinde bulunan bütün Avrupa toplansa, Allah’ın tevfikiyle, beni o mesleğimin bir meselesinden geri çeviremezler, inşa<img src="https://risaleforum.net/modules/Forums/images/smiles/icon_question.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /> mağlûp edemezler” diyen meydan okuman, kararlılığın, heybetin ve haşmetinle... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>“Haksızlığı hak iddia edenlere karşı hak dâvâ etmek ve onlara müracaat etmek bir haksızlıktır, hakka karşı bir hürmetsizliktir. Ben bu haksızlığı ve hakka karşı hürmetsizliği irtikâp etmek istemem vesselâm” diyen duruşun, demokratlığın ve şerefinle... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>“Madem biz böyle sarsılmaz ve en yüksek ve en büyük ve en ehemmiyetli ve fiyat takdir edilmez derecede kıymettar ve bütün dünyası ve canı ve cânânı pahasına verilse yine ucuz düşen bir hakikatin uğrunda ve yolunda çalışıyoruz; elbette bütün musîbetlere ve sıkıntılara ve düşmanlara kemâl-i metanetle mukabele etmemiz gerektir” diyen tarihlere destan olarak geçecek derin anlayışınla... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>“Karşımıza aldanmış veya aldatılmış bazı hocalar ve şeyhler ve zâhirde müttakîler çıkartılır. Bunlara karşı vahdetimizi, tesanüdümüzü muhafaza edip onlarla uğraşmamak lâzımdır, münakaşa etmemek gerektir” diyen ihlâslı hâlinle... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>“Mâbeynimizde münakaşasız bir meşveret etmek Risâle-i Nur’un büyük ve umumî bir meseledir” diyen hamiyetin, kardeşlik anlayışın ve istikbali kucaklayan görüşünle... </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>Sen hâlâ aramızdasın ve bizimlesin Aziz Üstadım! </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>Sen; Anadolu’dasın, Şarkî Anadolu’dasın, Asya’dasın, Avrupa’dasın, Amerika’dasın, Avustralya’dasın Aziz Üstadım! </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>Sen üniversitelerde ders kürsülerindesin. Salonlarda, sinemaların perdelerinde, tiyatroların sahnelerindesin Aziz Üstadım! </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>Sen televizyonlarda yayındasın. Dergilerde sayfalardasın, filmlerde, senaryolarda, setlerdesin. Gazetelerde sayfalardasın, internette web sitelerindesin Aziz Üstadım! </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>Biz sana yetişmekte hem çok zorluk çekiyor, hem de çoook tembellik ediyoruz. </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>Sen arzın her yerinde kalplerdesin, gönüllerdesin, dillerdesin Aziz Üstadım! </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>Sana sataşanlar, seninle uğraşanlar, sana iftira atanlar, garazda bulunanlar, hakaret edenler tarih sahnesinden silindiler. Sen ise; hâlâ eserinle, talebelerinle, dâvânla, prensiplerinle, dostlarınla, manevî mirasınla, dershanelerinle, gençlerinle yaşıyorsun. Gençleşiyorsun Aziz Üstadım! </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>Sadece Müslümanlar senden bahsetmiyor; Hıristiyan, Yahudi, Musevi, ateist, sanatçısı, yazarı, sporcusu, her kademedeki insan senden bahsediyor. </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em></em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>Hülâsa Aziz Üstadım! Uğrunda bir asra yakın çile çektiğin, o kudsî dâvân ve insanlığa miras bıraktığın “şahs-ı manevî” halkan artarak, güvenle, aşk ve şevkle her koldan genişleyerek devam ediyor! </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>Şubat’ta düşen ”cemre”, Mart’ta meyveye dönecek hâle inkılâb etti. Nisan, Mayıs baharında meyveler belirdi artık Aziz Üstadım! </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>Artık “Nevruz”u yaşıyoruz! Nevruzu kana bulamak isteyenlere bedel Nur Lâleleri, Kardelenleri, Gelincikleri, Gülleri, Menekşeleri artık boy verdi. Haşin kışın fırtınaları, soğukları, buzları, donları onlara fazla etki etmiyor artık. </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>“İmtihan Sırrına” itikadımızla zorluklarımız var ama; artık sarsılmadan, yılmadan, korkmadan, endişe ve tereddüde düşmeden dünyanın dört bucağında seninle birlikte, senin kudsi davanın bayraktarlığını, nâşirliğini, ilânatını ve savunuculuğunu yapmaya devam ediyoruz. </em></span></strong></p><p><strong><span style="color: black"><em>Biz geçen yıl bu hafta Yeni Asya camiası olarak Suriye’deydik. Bu yıl ise ecdad yadigârı Avrupa’nın mazlum ve nazlı milletinin sinesinde; Bosna Hersek topraklarına çıkarma yapacağız inşl. Orada yine sen konuşacaksın, insanlık dinleyecek. Biz yine seni yâd edip seni dinleyeceğiz . Kabrin nurla dolsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerine olsun Aziz Üstadım!</em></span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="teblið, post: 323426, member: 1011058"] [B][COLOR=red][I]Sen Hâlâ Aramızdasın Aziz Üstadım![/I][/COLOR] [COLOR=black][I]Aradan elli iki sene geçti, sen Rahmet-i Rahman’a kavuşalı Aziz Üstadım! Fakat fani cesedin dışında; bıraktığın mukaddes dâvânla... Müellifi olmaya mazhar olduğun “Külliyatınla”... Şaşmaz ve şaşırmaz ilminle... Sarsılmayan düstur ve prensiplerinle... Kur’ân’ı yücelten ve şahlandıran iradenle... Sünnete riâyet eden ve yaşatan o çok yüksek ahlâkın ve hasletinle... Zalimlere, gaddarlara, müstebitlere, dinsizlere ve münkirlere karşı o kahraman duruşunla... Mazlûmları koruyan, kollayan, yardım eden ve merhamet eden o engin şefkatinle... “Üstad-ı hakikî Kur’ân’dır. Tevhid-i kıble bu üstadla olur” diyen o derin inanç ve duruşunla... “Ben itiraf ediyorum ki, böyle makbul bir eserin mazharı olmak, hiçbir vecihle o makama liyakatim yoktur” diyen o geniş mütevazılığın ve istiğnanla... “Küçük, ehemmiyetsiz bir çekirdekten koca dağ gibi bir ağacı halk etmek, kudret-i İlâhiyenin şe’nindendir ve âdetidir ve azametine delildir” diyen itikadın ve imanınla... “Hâlık-ı Rahîmime yüz binler şükrolsun ki, kendimi kendime beğendirmemiş. Nefsimin ayıplarını ve kusurlarını bana göstermiş. Ve o nefs-i emmâreyi başkalara beğendirmek arzusu kalmamış” diyen o müthiş nefis mücadelen ve tarihe mal olan manevî cihadınla... “Kabir kapısında bekleyen bir adam, arkasındaki fâni dünyaya riyakârâne bakması, acınacak bir hamakattir ve dehşetli bir hasârettir” diyen o dünya malına tamah etmeyen fedakârlığın ve tok gözlülüğünle... “Değil Müslüman uleması, belki en muannid Avrupa feylesoflarını da teslime mecbur ediyor” diyen o sağlam dirayetin, özgüvenin ve kalbî itminanınla... “Şahs-ı mânevîyi vekil etmeyi, erkânların meşveretlerine bırakmayı” miras bırakan o çağları kucaklayan ufkunla... “Rezzâkımdan başka kimsenin minnetini almıyorum ve almamaya da karar vermişim” diyen tevekkülün, iktisad anlayışın, itikadın, takvan ve ruh safiliğinle. “Hileli adam kendini sevdirir, kendini çekmez. İğfal ve aldatmaya daima çalışır” diyen saf, berrak, saydam, net ve mertçe duruşunla... “Ben nefsimi tebrie etmiyorum. Nefsim her fenalığı ister. Fakat şu fâni dünyada, şu muvakkat misafirhanede, ihtiyarlık zamanında, kısa bir ömürde, az bir lezzet için, ebedî, daimî hayatını ve saadet-i ebediyesini berbat etmek, ehl-i aklın kârı değil” diyen terbiye anlayışın, müdebbirliğin, muallimliğin ve öğreticiliğinle... “Ben değil sizi, belki dünyanızı sevseydim, dünyadan çekilmezdim. Ne sizi ve ne de dünyanızı beğenmiyorum. Fakat karışmıyorum. Çünkü ben başka maksattayım; başka noktalar benim kalbimi doldurmuş, başka şeyleri düşünmeye kalbimde yer bırakmamış” diyen o düşmanları susturan, dostlara güven veren cesur ifadenle... “Yazdığım hakaik-i imaniyeyi doğrudan doğruya nefsime hitap etmişim” diyen ubudiyetinle... “Hey efendiler! Ben imanın cereyanındayım. Karşımda imansızlık cereyanı var. Başka cereyanlarla alâkam yok” diyen kudsi dâvân ve gayenle... “Dinsizleriniz dahi içinde bulunan bütün Avrupa toplansa, Allah’ın tevfikiyle, beni o mesleğimin bir meselesinden geri çeviremezler, inşa[IMG]https://risaleforum.net/modules/Forums/images/smiles/icon_question.gif[/IMG] mağlûp edemezler” diyen meydan okuman, kararlılığın, heybetin ve haşmetinle... “Haksızlığı hak iddia edenlere karşı hak dâvâ etmek ve onlara müracaat etmek bir haksızlıktır, hakka karşı bir hürmetsizliktir. Ben bu haksızlığı ve hakka karşı hürmetsizliği irtikâp etmek istemem vesselâm” diyen duruşun, demokratlığın ve şerefinle... “Madem biz böyle sarsılmaz ve en yüksek ve en büyük ve en ehemmiyetli ve fiyat takdir edilmez derecede kıymettar ve bütün dünyası ve canı ve cânânı pahasına verilse yine ucuz düşen bir hakikatin uğrunda ve yolunda çalışıyoruz; elbette bütün musîbetlere ve sıkıntılara ve düşmanlara kemâl-i metanetle mukabele etmemiz gerektir” diyen tarihlere destan olarak geçecek derin anlayışınla... “Karşımıza aldanmış veya aldatılmış bazı hocalar ve şeyhler ve zâhirde müttakîler çıkartılır. Bunlara karşı vahdetimizi, tesanüdümüzü muhafaza edip onlarla uğraşmamak lâzımdır, münakaşa etmemek gerektir” diyen ihlâslı hâlinle... “Mâbeynimizde münakaşasız bir meşveret etmek Risâle-i Nur’un büyük ve umumî bir meseledir” diyen hamiyetin, kardeşlik anlayışın ve istikbali kucaklayan görüşünle... Sen hâlâ aramızdasın ve bizimlesin Aziz Üstadım! Sen; Anadolu’dasın, Şarkî Anadolu’dasın, Asya’dasın, Avrupa’dasın, Amerika’dasın, Avustralya’dasın Aziz Üstadım! Sen üniversitelerde ders kürsülerindesin. Salonlarda, sinemaların perdelerinde, tiyatroların sahnelerindesin Aziz Üstadım! Sen televizyonlarda yayındasın. Dergilerde sayfalardasın, filmlerde, senaryolarda, setlerdesin. Gazetelerde sayfalardasın, internette web sitelerindesin Aziz Üstadım! Biz sana yetişmekte hem çok zorluk çekiyor, hem de çoook tembellik ediyoruz. Sen arzın her yerinde kalplerdesin, gönüllerdesin, dillerdesin Aziz Üstadım! Sana sataşanlar, seninle uğraşanlar, sana iftira atanlar, garazda bulunanlar, hakaret edenler tarih sahnesinden silindiler. Sen ise; hâlâ eserinle, talebelerinle, dâvânla, prensiplerinle, dostlarınla, manevî mirasınla, dershanelerinle, gençlerinle yaşıyorsun. Gençleşiyorsun Aziz Üstadım! Sadece Müslümanlar senden bahsetmiyor; Hıristiyan, Yahudi, Musevi, ateist, sanatçısı, yazarı, sporcusu, her kademedeki insan senden bahsediyor. Hülâsa Aziz Üstadım! Uğrunda bir asra yakın çile çektiğin, o kudsî dâvân ve insanlığa miras bıraktığın “şahs-ı manevî” halkan artarak, güvenle, aşk ve şevkle her koldan genişleyerek devam ediyor! Şubat’ta düşen ”cemre”, Mart’ta meyveye dönecek hâle inkılâb etti. Nisan, Mayıs baharında meyveler belirdi artık Aziz Üstadım! Artık “Nevruz”u yaşıyoruz! Nevruzu kana bulamak isteyenlere bedel Nur Lâleleri, Kardelenleri, Gelincikleri, Gülleri, Menekşeleri artık boy verdi. Haşin kışın fırtınaları, soğukları, buzları, donları onlara fazla etki etmiyor artık. “İmtihan Sırrına” itikadımızla zorluklarımız var ama; artık sarsılmadan, yılmadan, korkmadan, endişe ve tereddüde düşmeden dünyanın dört bucağında seninle birlikte, senin kudsi davanın bayraktarlığını, nâşirliğini, ilânatını ve savunuculuğunu yapmaya devam ediyoruz. Biz geçen yıl bu hafta Yeni Asya camiası olarak Suriye’deydik. Bu yıl ise ecdad yadigârı Avrupa’nın mazlum ve nazlı milletinin sinesinde; Bosna Hersek topraklarına çıkarma yapacağız inşl. Orada yine sen konuşacaksın, insanlık dinleyecek. Biz yine seni yâd edip seni dinleyeceğiz . Kabrin nurla dolsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerine olsun Aziz Üstadım![/I][/COLOR][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Aziz Üstadım!!!
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst