Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Edebiyat
Bahar Sağanakları ve Diriliş
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="kasif1" data-source="post: 248323" data-attributes="member: 1008778"><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo"><img src="http://img01.imgfotokritik.com/photos/orig/4/3/7/437102/819ccb8890ac49a3a0cad29f2055e427.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Canlılara sonbaharda kışın gelişini sezme ve buna uygun hazırlık yaparak kışa öyle girme kabiliyeti bahşedilmiştir. Hatta kışın çetin geçip geçmeyeceği tahminlerini canlıların yaptığı hazırlıklardan anlayan birçok insan vardır. Sevk-i İlâhî ile hayvanlara kışın soğuklarını atlatabilmek için eko-sistemdeki şartları değerlendirip hazırlık yaptırılırken, bitkilere de çetin kış şartlarında canlılıklarını nasıl koruyabilecekleri ve nesillerinin devamını nasıl sağlayabilecekleri genetik program olarak kaydedilmiş ve Sevk-i İlâhî ile bu program yürütülmektedir. Maddî vücutların yazı, kışı ve baharı olduğu gibi mânevîyât dünyamızın da kışı ve baharı vardır.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Her gecenin bir sabahı olduğu gibi her kışın da bir baharı olacaktır. Ve günler günleri kovalar, kış yerini ilkbahara terk eder. İlkbaharda doğan güneşin çehresinde sevginin izleri vardır. Buzlar erir, karlar suya dönüşür; sular, buhar buhar sevgiyle yükselir. Yukarılarda damlalaşan su habbeleri, o sevgi atmosferinde kanatlanır, sonra ümit damlaları olarak toprağın bağrına iner.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Bahar sağanakları; toprak, hayata beşik olabilecek derecede ısındığı zaman, tohumlara rahmet damlaları olarak erişir. Bu rahmet damlacıkları kış uykusundaki tohumları uyarır. Her tohumdaki depo besin öyle ayarlanmıştır ki, yeni yapraklar meydana getirilip, fotosentezle besin üretilmeye başlanana kadar yeter. İnsanlar ve toplumlar da böyledir. Bitkilerin ve hayvanların yaşadığı mevsim hazırlıkları ve baharda uyanma gibi hâdiseleri bizler de yaşarız.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Bütün canlılar tarafından dört gözle beklenen bahar sağanakları, vuslat mevsiminde rahmetin damla damla yoğunlaşmasıdır. Onun için şâir:</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">“Kış geldi, firak açmadadır gönlüme yâre </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Vuslat yine mi kaldı güzel fasl-ı bahara” der.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Şâirin ayrılık ateşini söndüren, kavuşmanın güzel baharda olmasıdır. O bahar mevsimi ki, rahmet damlalarıyla sevgiyi yeşertir, bitkiler hayat yüklü yapraklarla süslenir. Elvan elvan çiçekler, burcu burcu kokular yayarlar. Ovalar ve obalar yeşile bürünür.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Bahar sağanaklarında; âşık, dostunun kokusunu duyup canlanır, onun çevreye akseden güzelliklerini görüp coşar. Anadolu insanı da onun faydasına o kadar inanır ki, taslarına topladığı nisan yağmurlarını bir yıl boyunca dertlilere şifa diye içirir. Anneler bebeklerini, sıhhatli olsun, çabuk büyüsün diye nisan yağmurlarıyla yıkar.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: indigo"><strong>Sezai Karakoç</strong>, <em>Mona Roza</em>' da:</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: indigo"><em>“Yağmurlardan sonra büyürmüş başak/ Meyveler sabırla olgunlaşırmış …”</em> der.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Canlılar âlemi baharda bir farklı sergilenir; temaşa edenler muhabbeti ve ahengi anlasınlar diye. Bilsinler ki bu sergilerin arkasında asılları var, bunlar numûneleri. Numûneler, tadılıp asıllarına müştak olmak içindir. Onun için Kur'ân'da: <em>“Göklerde ve yerde ne varsa, hepsini size O verdi. Şüphe yok ki bunda iyi düşünecek kimseler için ibretler vardır." </em>(Câsiye, 13) buyrulmaktadır.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Bir astrofizikçi avucunu uzatıp yağmur sularıyla doldurduktan sonra: <em>“Bakın bir avuç dolusu gök taşı yakaladım. Atmosfer fezadan gelen minik demir zerreleriyle doludur. Her gün bunlardan iki ton kadarı atmosferimize düşer. Bir yağmur bulutundan geçtikleri vakit yağmurun boşanması için katalizör vazifesi görürler. Neticede nüvesi bir gök taşı olan bir yağmur damlasıdır." </em>der.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: indigo"><strong>Tevfik Fikret</strong>'e göre yağmur, başıboş ağıt yakan, türkü söyleyen, tek düze ürkek damlacıklardır:</span></span></span></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">“Küçük, muttarid, muhteriz darbeler/ Kafeslerde, camlarda pür-ihtizâz/ Olur dembedem vevha-ger, nağme-sâz” </span></span></span></em></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: indigo"><strong>Bediüzzaman</strong> ise: <em>“O katreler (damlalar) başıboş olmayıp, gemleri onları temsil eden meleklerin ellerindedir.” </em>diyerek çok farklı bir ufka dikkatlerimizi çekmektedir.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Yağmura iki farklı açıdan bakış. Biri başıboş, ağıt yakan, türkü söyleyen, tek düze ürkek damlacıklar olarak bakarken, diğeri Allah'ın emrinde meleklerin dizgininde itaatkâr memurlar olarak görüyor. Bakmakla görme arasındaki fark.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Gözyaşlarını diriltici bahar sağanakları gibi akıtan Günümüzün Dertlisi de: <em>“Yağmur damlaları, rahmet ufkundan dökülen merhamet katreleri olarak iniyorlar ufkumuza. Üzerlerinde muhabbet ve şefkat mührü var. Bundan dolayı, yağmur damlalarının yere inişi anını ganimet bilip, duaların kabul olacağı rivayet edilen o esnada gönülden yakarışa geçmek lâzım. Bizim için en önemli dua, hatta kendi kurtuluşumuzu istemekten de önemli dua: Allah'ım! Yüce adını dünyanın dört bir tarafına duyur! Gönüllerimizi ve dünyadaki bütün kulların kalblerini imana, İslâm'a, Kur'ân'a ve ihsana aç! Bu yolda bizleri de istihdam eyle! Bizleri ihlâslı; kılı kırk yararcasına takva hayatı yaşayan; zühtü esas edinen; kurbiyetine mazhar olup Sen'in yakınlığını kazanmış; Sen'den razı olmuş, Sen’in de kendilerinden razı olduğun kullarından eyle! Allah'ım, her kapıyı açan Rabb'im! Biz Ümmet-i Muhammed'e (sas) hususan kardeşlerimize, dostlarımıza ve sevdiklerimize hayır kapılarını aç! Ey Rabb'im! Biz Ümmet-i Muhammed’e (sas) ve hususiyle de dünyanın dört bir tarafındaki kardeşlerimiz, dostlarımız ve sevdiklerimize bir rahatlık, sıkıntılarına bir çıkış yolu ihsan eyle! Salâtu selâm Efendimiz (aleyhissalatu vesselam), al ve ashabı üzerine olsun niyazıdır. Bu sebeble biz semadan süzülen her damlayla beraber yeryüzüne teşrif eden meleklerin kanadına bu duayı takmalıyız. O’ndan gelenlerin geldiği anda, O’na gidecek şeylerin gitmesinde bir kolaylık söz konusudur. Yani gök kapıları açık, rahmet geliyor, yerden kelimeler de O’na yükseliyor." </em>diyor.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Yağmuru; hayatın devamı, rızk tedarikinde önemli bir unsur olduğu için rahmet olarak isimlendirir iyi düşünüp ibret alanlar.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Peygamberimiz (sas) âlemlere rahmet olarak gönderildi. Çünkü o insanlığı bütün ümitleriyle kucaklamış ona öyle bir âb-ı hayat sunmuş ki, kendisine uydukları müddetçe zirvelerde kalma garantisi vermiştir.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: indigo"><strong>Nurullah Genç</strong>, Efendimiz (sas) için:</span></span></span></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">“Rahmet vadilerinden boşanır âb-ı hayat </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">En müstesna doğuşa hâmiledir kâinat</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Yıldırımlar parçalar çirkefin gövdesini </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Tohumlar ve iklimler Sen'indir; mevsim Sen'in </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Mekânın fırçasında solmayan resim Sen'in</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Anneler çocuklara hep Sen'i içirecek</span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Sana mü'mindir sema; Sana muhtaçtır zemin” </span></span></span></em></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">derken, bize O'na ne kadar muhtaç olduğumuzu hatırlatıyor.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Bahar sağanaklarıyla yerde hayat başlar, kurumuş kütüklere can gelir, hazan mevsiminde her şeyini döküp, kupkuru kemik haline gelen ağaçlar, yapraklarla süslenirler. Toprağa düşmüş tohumlar, yeni bir hayata başlamak üzere sahneye çıkarlar.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: indigo"><em>"'O'dur rahmetinin (yağmurun) önünden müjdeci olarak rüzgârlar gönderen. Nihayet bu rüzgârlar o ağır bulutları hafif bir şeymiş gibi kaldırıp yüklendiklerinde, Biz onları, ölü bir ülkeye sevk eder, derken oraya su indiririz de orada her türlüsünden meyveler, ürünler çıkarırız." </em>(A'râf, 57)</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Bediüzzaman: <em>“Nasıl ki baharda dehşetli yağmurlu bir fırtına, her taife-i nebatatın, tohumların, ağaçların istidatlarını tahrik eder, inkişaf ettirir; her biri kendine mahsus çiçek açar; fıtrî birer vazife başına geçer... Öyle de: Sahabe ve tabiinin başına gelen fitne dahi çekirdekler hükmündeki muhtelif ayrı ayrı istidatları tahrik edip kamçıladı; ‘İslâmiyet tehlikededir, yangın var!’ diye her taifeyi korkuttu, İslâmiyet'in hıfzına koşturdu.” </em>diyor.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Bugün çiçeklerini kokladığımız, meyvelerine şahit olduğumuz yerler, yağmura liyakat kazanmış beldelerdir. Yüz elli yıldır çeşitli fırtınalarla boğuşan insanımız, bu fırtınaları tohumların aşılanması ve rahmetin müjdecisi kabul edip dünyada yeniden dirilişi gerçekleştirmek için çalışmaktadır.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Âlemlere rahmet olarak gönderilen ve bize âb-ı hayatımızı sunan, yaratılış gâyemizi öğreten Efendimiz’i dünyanın dört bir tarafında bekleyen hizmet erleri, şâirin ifadesi ile: <em>“Onun dokunduğu küçük bir nakış, O’na sırılsıklam bir bakış, uğrunda koparılan bir baş, O'nun için görülen bir düş, O’nu yeryüzünde görmüş, O'nun visaliyle gülmüş” </em>olabilmek ve emin nasihatçiler dairesine girebilmek için nöbetteler. Nöbetteler; çünkü O'nun bayrağının dünyada güneşin doğup battığı her yerde dalgalanması için onlara hedef verilmiş.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: indigo"><em>“İnsanlık derdi ile dertlenmeyen bizden değildir.” </em>hadîsini çok iyi anlayan Baharın Dertlisi, bu hedefe ulaşılması için reçetesinde: <em>“Bizim insanımız, ellerindeki imkânları iyi kullanmalı, her taraftaki eğitim seferberliğine destek olmalı; bunu yaparken bir birlik tesis etmeli ve bu birliği insanlık paydasında buluşma şeklinde evrensel hale getirmeli ve tekvinî kanunları gözeterek fakr-u zaruretten de kurtulma yolları aramalı ve bulmalı. Ülkemizin, milletimizin, devletimizin bayrağını hemen her sahada şerefle göndere çekmeli.” </em>diyor.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="color: indigo">Kışta gelen Baharın Mimarı, döneminde onu anlamayan insanlara sizinle konuşmayacağım diyerek şu anda sathı arza yayılan yeryüzü mirasçılarına seslenir: <em>“Şu muasırlarım varsın beni dinlemesinler. Tarih denilen mazi derelerinden sizin yüksek istikbalinize uzanan telsiz telgrafla sizin ile konuşuyorum. Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennetâsâ bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zeminimizde çiçek açacaklar. Biz hizmetimizin ücreti olarak sizden şunu bekliyoruz ki; mazi kıtasına geçmek için geldiğiniz vakit, mezarımıza uğrayınız. O bahar hediyelerinden birkaç tanesini medresemin mezar taşı denilen ve kemiklerimizi misafir eden Horhor toprağının kapıcısı olan kafanın başına takınız. Kapıcıya tembih edeceğiz, bizi çağırınız. Mezarımızdan ‘henîen leküm’ sedasını işiteceksiniz.” </em></span></span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Bugün dünyada açan Çiçeklerin Bahçıvanı: <em>“Başta insanlığın İftihar Tablosu (sas) olmak üzere. İmam-ı Rabbânî. İmâm-ı Gazâlî. Hz. Üstad gibi İslâmî tekevvünümüzün fikir mimarlarının, aksiyon insanlarını bir uçağa bindirip İslâm adına gerçekleşen gelişmeleri teker teker gösterebilseydik de buzların erimesi, karların suya inkılâb etmesi, ovaların, obaların yeşermesinin altında sizlerin alın teriniz var, hayatta iken duyduğunuz, düşündüğünüz, tahayyül ve tasavvur ettiğiniz şeylerin büyük bölümü gerçekleşti, devamı da gerçekleşecek İnşaallah diyebilseydik” </em>diyor. Biz, onların bunlardan haberdâr olduğuna inanıyoruz. Çünkü Günümüzün Dertlisi’nin ifadelerinin devamında; <em>“Onlar Allah'ın göstermesi ile görüyor ve ‘belki şimdi bayram’ diyorlar” </em>dediğine şahit oluyoruz.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: indigo">Dertli Şâirin bahar sağanaklarının dirilticiliğinde, mekânın fırçasında solmayan resim olan <em>“Altın Saçlı Bahar” </em>ına kulak verelim:</span></span></span></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Bu mevsim o kadar coşkun ki sular, </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Çığlık çığlık vadi, dere inliyor. </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Sular gibi köpürüyor duygular, </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">"Gel Sonsuz'a yelken açalım" diyor.</span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Nur yağıyor, ışık sarmış her yanı. </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Zaman artık sevinç, neş'e zamanı... </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Beklemiştik mevsimlerce bu ânı, </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Bir bir ölenler diriliyor...</span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Her yanda güzellik, her yanda âhenk, </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Geçmişteki muhteşem günlere denk.. </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Ve bahçemizde hevenk hevenk, </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Bir başka tadda meyveler eriyor...</span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Duygularla dolu esiyor rüzgâr, </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Kabarıyor denizlerde dalgalar; </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Enginlerde altın saçlı bir bahar, </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Bin bir renk ve desenle tülleniyor.</span></span></span></em></p><p> </p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Ve, gelenler daha mutlu olacak; </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Dünya yeniden ışıkla dolacak... </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Asırlık karanlıklar boğulacak, </span></span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: blue">Muştusu ULU DİVÂN’dan geliyor. </span></span></span></em></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="kasif1, post: 248323, member: 1008778"] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo][IMG]http://img01.imgfotokritik.com/photos/orig/4/3/7/437102/819ccb8890ac49a3a0cad29f2055e427.jpg[/IMG][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Canlılara sonbaharda kışın gelişini sezme ve buna uygun hazırlık yaparak kışa öyle girme kabiliyeti bahşedilmiştir. Hatta kışın çetin geçip geçmeyeceği tahminlerini canlıların yaptığı hazırlıklardan anlayan birçok insan vardır. Sevk-i İlâhî ile hayvanlara kışın soğuklarını atlatabilmek için eko-sistemdeki şartları değerlendirip hazırlık yaptırılırken, bitkilere de çetin kış şartlarında canlılıklarını nasıl koruyabilecekleri ve nesillerinin devamını nasıl sağlayabilecekleri genetik program olarak kaydedilmiş ve Sevk-i İlâhî ile bu program yürütülmektedir. Maddî vücutların yazı, kışı ve baharı olduğu gibi mânevîyât dünyamızın da kışı ve baharı vardır.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Her gecenin bir sabahı olduğu gibi her kışın da bir baharı olacaktır. Ve günler günleri kovalar, kış yerini ilkbahara terk eder. İlkbaharda doğan güneşin çehresinde sevginin izleri vardır. Buzlar erir, karlar suya dönüşür; sular, buhar buhar sevgiyle yükselir. Yukarılarda damlalaşan su habbeleri, o sevgi atmosferinde kanatlanır, sonra ümit damlaları olarak toprağın bağrına iner.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Bahar sağanakları; toprak, hayata beşik olabilecek derecede ısındığı zaman, tohumlara rahmet damlaları olarak erişir. Bu rahmet damlacıkları kış uykusundaki tohumları uyarır. Her tohumdaki depo besin öyle ayarlanmıştır ki, yeni yapraklar meydana getirilip, fotosentezle besin üretilmeye başlanana kadar yeter. İnsanlar ve toplumlar da böyledir. Bitkilerin ve hayvanların yaşadığı mevsim hazırlıkları ve baharda uyanma gibi hâdiseleri bizler de yaşarız.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Bütün canlılar tarafından dört gözle beklenen bahar sağanakları, vuslat mevsiminde rahmetin damla damla yoğunlaşmasıdır. Onun için şâir:[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]“Kış geldi, firak açmadadır gönlüme yâre [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Vuslat yine mi kaldı güzel fasl-ı bahara” der.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Şâirin ayrılık ateşini söndüren, kavuşmanın güzel baharda olmasıdır. O bahar mevsimi ki, rahmet damlalarıyla sevgiyi yeşertir, bitkiler hayat yüklü yapraklarla süslenir. Elvan elvan çiçekler, burcu burcu kokular yayarlar. Ovalar ve obalar yeşile bürünür.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Bahar sağanaklarında; âşık, dostunun kokusunu duyup canlanır, onun çevreye akseden güzelliklerini görüp coşar. Anadolu insanı da onun faydasına o kadar inanır ki, taslarına topladığı nisan yağmurlarını bir yıl boyunca dertlilere şifa diye içirir. Anneler bebeklerini, sıhhatli olsun, çabuk büyüsün diye nisan yağmurlarıyla yıkar.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=4][FONT=Book Antiqua][COLOR=indigo][B]Sezai Karakoç[/B], [I]Mona Roza[/I]' da:[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=4][FONT=Book Antiqua][COLOR=indigo][I]“Yağmurlardan sonra büyürmüş başak/ Meyveler sabırla olgunlaşırmış …”[/I] der.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Canlılar âlemi baharda bir farklı sergilenir; temaşa edenler muhabbeti ve ahengi anlasınlar diye. Bilsinler ki bu sergilerin arkasında asılları var, bunlar numûneleri. Numûneler, tadılıp asıllarına müştak olmak içindir. Onun için Kur'ân'da: [I]“Göklerde ve yerde ne varsa, hepsini size O verdi. Şüphe yok ki bunda iyi düşünecek kimseler için ibretler vardır." [/I](Câsiye, 13) buyrulmaktadır.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Bir astrofizikçi avucunu uzatıp yağmur sularıyla doldurduktan sonra: [I]“Bakın bir avuç dolusu gök taşı yakaladım. Atmosfer fezadan gelen minik demir zerreleriyle doludur. Her gün bunlardan iki ton kadarı atmosferimize düşer. Bir yağmur bulutundan geçtikleri vakit yağmurun boşanması için katalizör vazifesi görürler. Neticede nüvesi bir gök taşı olan bir yağmur damlasıdır." [/I]der.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=4][FONT=Book Antiqua][COLOR=indigo][B]Tevfik Fikret[/B]'e göre yağmur, başıboş ağıt yakan, türkü söyleyen, tek düze ürkek damlacıklardır:[/COLOR][/FONT][/SIZE] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]“Küçük, muttarid, muhteriz darbeler/ Kafeslerde, camlarda pür-ihtizâz/ Olur dembedem vevha-ger, nağme-sâz” [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [SIZE=4][FONT=Book Antiqua][COLOR=indigo][B]Bediüzzaman[/B] ise: [I]“O katreler (damlalar) başıboş olmayıp, gemleri onları temsil eden meleklerin ellerindedir.” [/I]diyerek çok farklı bir ufka dikkatlerimizi çekmektedir.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Yağmura iki farklı açıdan bakış. Biri başıboş, ağıt yakan, türkü söyleyen, tek düze ürkek damlacıklar olarak bakarken, diğeri Allah'ın emrinde meleklerin dizgininde itaatkâr memurlar olarak görüyor. Bakmakla görme arasındaki fark.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Gözyaşlarını diriltici bahar sağanakları gibi akıtan Günümüzün Dertlisi de: [I]“Yağmur damlaları, rahmet ufkundan dökülen merhamet katreleri olarak iniyorlar ufkumuza. Üzerlerinde muhabbet ve şefkat mührü var. Bundan dolayı, yağmur damlalarının yere inişi anını ganimet bilip, duaların kabul olacağı rivayet edilen o esnada gönülden yakarışa geçmek lâzım. Bizim için en önemli dua, hatta kendi kurtuluşumuzu istemekten de önemli dua: Allah'ım! Yüce adını dünyanın dört bir tarafına duyur! Gönüllerimizi ve dünyadaki bütün kulların kalblerini imana, İslâm'a, Kur'ân'a ve ihsana aç! Bu yolda bizleri de istihdam eyle! Bizleri ihlâslı; kılı kırk yararcasına takva hayatı yaşayan; zühtü esas edinen; kurbiyetine mazhar olup Sen'in yakınlığını kazanmış; Sen'den razı olmuş, Sen’in de kendilerinden razı olduğun kullarından eyle! Allah'ım, her kapıyı açan Rabb'im! Biz Ümmet-i Muhammed'e (sas) hususan kardeşlerimize, dostlarımıza ve sevdiklerimize hayır kapılarını aç! Ey Rabb'im! Biz Ümmet-i Muhammed’e (sas) ve hususiyle de dünyanın dört bir tarafındaki kardeşlerimiz, dostlarımız ve sevdiklerimize bir rahatlık, sıkıntılarına bir çıkış yolu ihsan eyle! Salâtu selâm Efendimiz (aleyhissalatu vesselam), al ve ashabı üzerine olsun niyazıdır. Bu sebeble biz semadan süzülen her damlayla beraber yeryüzüne teşrif eden meleklerin kanadına bu duayı takmalıyız. O’ndan gelenlerin geldiği anda, O’na gidecek şeylerin gitmesinde bir kolaylık söz konusudur. Yani gök kapıları açık, rahmet geliyor, yerden kelimeler de O’na yükseliyor." [/I]diyor.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Yağmuru; hayatın devamı, rızk tedarikinde önemli bir unsur olduğu için rahmet olarak isimlendirir iyi düşünüp ibret alanlar.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Peygamberimiz (sas) âlemlere rahmet olarak gönderildi. Çünkü o insanlığı bütün ümitleriyle kucaklamış ona öyle bir âb-ı hayat sunmuş ki, kendisine uydukları müddetçe zirvelerde kalma garantisi vermiştir.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=4][FONT=Book Antiqua][COLOR=indigo][B]Nurullah Genç[/B], Efendimiz (sas) için:[/COLOR][/FONT][/SIZE] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]“Rahmet vadilerinden boşanır âb-ı hayat [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]En müstesna doğuşa hâmiledir kâinat[/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Yıldırımlar parçalar çirkefin gövdesini [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından[/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Tohumlar ve iklimler Sen'indir; mevsim Sen'in [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Mekânın fırçasında solmayan resim Sen'in[/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Anneler çocuklara hep Sen'i içirecek[/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Sana mü'mindir sema; Sana muhtaçtır zemin” [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]derken, bize O'na ne kadar muhtaç olduğumuzu hatırlatıyor.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Bahar sağanaklarıyla yerde hayat başlar, kurumuş kütüklere can gelir, hazan mevsiminde her şeyini döküp, kupkuru kemik haline gelen ağaçlar, yapraklarla süslenirler. Toprağa düşmüş tohumlar, yeni bir hayata başlamak üzere sahneye çıkarlar.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=4][FONT=Book Antiqua][COLOR=indigo][I]"'O'dur rahmetinin (yağmurun) önünden müjdeci olarak rüzgârlar gönderen. Nihayet bu rüzgârlar o ağır bulutları hafif bir şeymiş gibi kaldırıp yüklendiklerinde, Biz onları, ölü bir ülkeye sevk eder, derken oraya su indiririz de orada her türlüsünden meyveler, ürünler çıkarırız." [/I](A'râf, 57)[/COLOR][/FONT][/SIZE] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Bediüzzaman: [I]“Nasıl ki baharda dehşetli yağmurlu bir fırtına, her taife-i nebatatın, tohumların, ağaçların istidatlarını tahrik eder, inkişaf ettirir; her biri kendine mahsus çiçek açar; fıtrî birer vazife başına geçer... Öyle de: Sahabe ve tabiinin başına gelen fitne dahi çekirdekler hükmündeki muhtelif ayrı ayrı istidatları tahrik edip kamçıladı; ‘İslâmiyet tehlikededir, yangın var!’ diye her taifeyi korkuttu, İslâmiyet'in hıfzına koşturdu.” [/I]diyor.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Bugün çiçeklerini kokladığımız, meyvelerine şahit olduğumuz yerler, yağmura liyakat kazanmış beldelerdir. Yüz elli yıldır çeşitli fırtınalarla boğuşan insanımız, bu fırtınaları tohumların aşılanması ve rahmetin müjdecisi kabul edip dünyada yeniden dirilişi gerçekleştirmek için çalışmaktadır.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Âlemlere rahmet olarak gönderilen ve bize âb-ı hayatımızı sunan, yaratılış gâyemizi öğreten Efendimiz’i dünyanın dört bir tarafında bekleyen hizmet erleri, şâirin ifadesi ile: [I]“Onun dokunduğu küçük bir nakış, O’na sırılsıklam bir bakış, uğrunda koparılan bir baş, O'nun için görülen bir düş, O’nu yeryüzünde görmüş, O'nun visaliyle gülmüş” [/I]olabilmek ve emin nasihatçiler dairesine girebilmek için nöbetteler. Nöbetteler; çünkü O'nun bayrağının dünyada güneşin doğup battığı her yerde dalgalanması için onlara hedef verilmiş.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [SIZE=4][FONT=Book Antiqua][COLOR=indigo][I]“İnsanlık derdi ile dertlenmeyen bizden değildir.” [/I]hadîsini çok iyi anlayan Baharın Dertlisi, bu hedefe ulaşılması için reçetesinde: [I]“Bizim insanımız, ellerindeki imkânları iyi kullanmalı, her taraftaki eğitim seferberliğine destek olmalı; bunu yaparken bir birlik tesis etmeli ve bu birliği insanlık paydasında buluşma şeklinde evrensel hale getirmeli ve tekvinî kanunları gözeterek fakr-u zaruretten de kurtulma yolları aramalı ve bulmalı. Ülkemizin, milletimizin, devletimizin bayrağını hemen her sahada şerefle göndere çekmeli.” [/I]diyor.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=4][FONT=Book Antiqua][COLOR=indigo]Kışta gelen Baharın Mimarı, döneminde onu anlamayan insanlara sizinle konuşmayacağım diyerek şu anda sathı arza yayılan yeryüzü mirasçılarına seslenir: [I]“Şu muasırlarım varsın beni dinlemesinler. Tarih denilen mazi derelerinden sizin yüksek istikbalinize uzanan telsiz telgrafla sizin ile konuşuyorum. Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennetâsâ bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zeminimizde çiçek açacaklar. Biz hizmetimizin ücreti olarak sizden şunu bekliyoruz ki; mazi kıtasına geçmek için geldiğiniz vakit, mezarımıza uğrayınız. O bahar hediyelerinden birkaç tanesini medresemin mezar taşı denilen ve kemiklerimizi misafir eden Horhor toprağının kapıcısı olan kafanın başına takınız. Kapıcıya tembih edeceğiz, bizi çağırınız. Mezarımızdan ‘henîen leküm’ sedasını işiteceksiniz.” [/I][/COLOR][/FONT][/SIZE] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Bugün dünyada açan Çiçeklerin Bahçıvanı: [I]“Başta insanlığın İftihar Tablosu (sas) olmak üzere. İmam-ı Rabbânî. İmâm-ı Gazâlî. Hz. Üstad gibi İslâmî tekevvünümüzün fikir mimarlarının, aksiyon insanlarını bir uçağa bindirip İslâm adına gerçekleşen gelişmeleri teker teker gösterebilseydik de buzların erimesi, karların suya inkılâb etmesi, ovaların, obaların yeşermesinin altında sizlerin alın teriniz var, hayatta iken duyduğunuz, düşündüğünüz, tahayyül ve tasavvur ettiğiniz şeylerin büyük bölümü gerçekleşti, devamı da gerçekleşecek İnşaallah diyebilseydik” [/I]diyor. Biz, onların bunlardan haberdâr olduğuna inanıyoruz. Çünkü Günümüzün Dertlisi’nin ifadelerinin devamında; [I]“Onlar Allah'ın göstermesi ile görüyor ve ‘belki şimdi bayram’ diyorlar” [/I]dediğine şahit oluyoruz.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=indigo]Dertli Şâirin bahar sağanaklarının dirilticiliğinde, mekânın fırçasında solmayan resim olan [I]“Altın Saçlı Bahar” [/I]ına kulak verelim:[/COLOR][/SIZE][/FONT] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=blue]Bu mevsim o kadar coşkun ki sular, [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=blue]Çığlık çığlık vadi, dere inliyor. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=blue]Sular gibi köpürüyor duygular, [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=blue]"Gel Sonsuz'a yelken açalım" diyor.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=blue]Nur yağıyor, ışık sarmış her yanı. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=blue]Zaman artık sevinç, neş'e zamanı... [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=blue]Beklemiştik mevsimlerce bu ânı, [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=blue]Bir bir ölenler diriliyor...[/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=blue]Her yanda güzellik, her yanda âhenk, [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=blue]Geçmişteki muhteşem günlere denk.. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=blue]Ve bahçemizde hevenk hevenk, [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=blue]Bir başka tadda meyveler eriyor...[/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=blue]Duygularla dolu esiyor rüzgâr, [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=blue]Kabarıyor denizlerde dalgalar; [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=blue]Enginlerde altın saçlı bir bahar, [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=blue]Bin bir renk ve desenle tülleniyor.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=blue]Ve, gelenler daha mutlu olacak; [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=blue]Dünya yeniden ışıkla dolacak... [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=blue]Asırlık karanlıklar boğulacak, [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Book Antiqua][SIZE=4][COLOR=blue]Muştusu ULU DİVÂN’dan geliyor. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Edebiyat
Bahar Sağanakları ve Diriliş
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst