Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Barla Lahikası
Barla Lahikası Notlari
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="FaKiR" data-source="post: 30240" data-attributes="member: 10"><p><strong>Cevap: Barla Lahikası</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• <strong>Fikri dağınık olmak Risaleleri anlamak da bir engel</strong>. s:125</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• <strong>Sarıbıçak Mustafa Ağabey</strong> risalelerin tesiri hakkında şöyle diyor: “Ben hiç bir Arabiyat görmeden, medresede beş-on sene okumadığım halde; yalnız risaleleri yazıp ciddiyetle okudum. Kendimi yirmi sene medresede okumuş gibi tahayyül ediyorum. Sebebi ise; bu âcizin, bu fakirin, bu miskinin nezdine çok Arabiyat hocaları geliyor ve benim okuduğuma hayret ediyorlar. Evvelden mürşid-i kâmil terbiyesi görmüş insanlar geliyorlar, benden işittikleri kelimelere meftun oluyorlar. Çok hocalar iki diz üzerine gelip, risale okuyuver diyorlar.” S:127</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• <strong>Sarıbıçak Mustafa Ağabey’e</strong> göre, <strong>Risalelerin tesiri</strong> için iki şart: </span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">1- Dikkat</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">2- Teslimiyet-s:127</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• Üstad hazretleri <strong>Risalelerin hallettiği</strong> bazı meseleleri şöyle izah buyuruyor: “risalenin şakirdleriyle velayetin şakirdlerini ve birbirinin arasındaki dereceyi anlatmak istiyor. Bu mes'eleyi Risale-i Nur halletmiş. Hem tevhid-i âmi ile tevhid-i hakikîyi göstermiş. Hem gözü kapalı olarak gitmenin ve gözü açık olarak gitmenin farkını Risale-i Nur beyan etmiş. Hem âlem-i yakaza ile âlem-i menamı Risale-i Nur keşfetmiş. Hem âlem-i misal ile âlem-i şehadeti birbirinden Risale-i Nur ayırmış. Hem velayet-i kübrayı, velayet-i vustâyı, velayet-i suğrayı ve birbirinin farkını tamamıyla Risale-i Nur göstermiş. Bir sohbette, bir kademde -Sahabelerin meseli gibi- zâhirden hakikata geçmenin sebeblerini anlatmış. Hem tarîkat şeyhlerinin ve Eimme-i Erbaa'nın caddelerini Risale-i Nur beyan etmiş. Hem ilmelyakîn, aynelyakîn, hakkalyakîn ile elde edilen imanın farklarını Risale-i Nur göstermiş. Hem Hazret-i Ebubekir-i Sıddık (R.A.) ve Hazret-i Ömer (R.A.) ve Hazret-i Osman'ın (R.A.) meşrebini Risale-i Nur takib etmiş. Hem İmam-ı Ali'nin (R.A.) bir veled-i manevîsi olduğunu, Celcelutiye'yi tefsir ile Risale-i Nur'un kıymetini ve vazifesini Risale-i Nur göstermiş. Hem Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Mehdi ve İsa Aleyhisselâm ve Deccal ve Ye'cüc-Me'cüc ve Sedd-i Zülkarneyn hakkındaki müteşabih hadîsleri Risale-i Nur tevil etmiş, esas maksadı anlatmış. İmam-ı Ali (R.A.), Şah-ı Geylanî (R.A.), Sekizinci, Onsekizinci, Yirmisekizinci Lem'alar ile ve Sekizinci Şua ile keramat-ı evliya hak olduğunu ve yerde iken Arş-ı Azamı müşahede ettiklerini Risale-i Nur beyan etmiş. Hem umum müçtehidler "Mütekellimînden birisi gelecek, hakaik-i imaniyeyi ve bütün mesaili vâzıh bir surette beyan edecek" diye müjdelerini, Risale-i Nur hâdisat-ı âlem ile isbat etmiş. Hem bütün her asırda gelen meb'uslar, veliler keşfiyatlarında, "Birisi gelecek, şarktan bir nur zuhur edecek" diye Risale-i Nur'un şahs-ı manevîsini ve Üstadımın şahs-ı manevîsini ve talebelerin şahs-ı manevîsini görüp, bütün ümmet-i Muhammed'e (A.S.M.) Risale-i Nur'un faziletini, ehemmiyetini, kıymetini ve emr-i Peygamberî ile bütün ümmet virdlerinde azab-ı kabirden ve âhirzamanda gelecek fitneden, Deccal'ın şerrinden istiaze etmelerini ve yapacağı maddî ve manevî tahribatını Risale-i Nur tamir yaptığını görmüşler. Müjdeler, beşaretler, işaretler, remizler ile haber verdiklerini, Risale-i Nur, Eskişehir, Denizli, Afyon, İstanbul gibi hâdisat-ı âlem ile göstermiş.” S:128</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• Üstaz, <strong>Nur</strong> ismine mazhar. S:131</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• Üstad hazretlerinde büyük bir <strong>tevazu</strong> ve <strong>mahviyet</strong> var. Kendini göstermek haletinden şiddetle sakınıyor. S:132</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• Hulusi Bey, <strong>Abdülkadir Geylani</strong> için “üstadımın üstadı Hazret-i Gavs'ın lillahilhamd en küçük hacetimi görecek kadar zâhir himmeti” diyor. S:133</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• Üstad <strong>14 yaşında</strong> icazet almış.s:146</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• Üstad da <strong>Kadiri</strong> meşrebi ve <strong>Şazeli</strong> mesleği daha ziyade hükmediyor. S:146</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• “<strong>Risale-i Nur'un şakirdlerinin ruhları birbiriyle alâkadardır. Cesedleri müteaddiddir; ruhları müttehid hükmündedir</strong>.” S:152</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• Hüsrev ağabeyin Üstad hakkında bir kanaati: “Size evvelden beri "<strong>Lokman</strong>" nazarıyla bakmaktayım. Evet, hakikaten bir Lokman'sınız. Lokman Hekim gibi, kalbî arzularımızı işiterek bu risaleler ile mualece uzatıyorsunuz” s:157</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• <strong>Hüsrev ağabeyin mühim bir kanaati</strong>: “Bu hâdisat gösteriyor ki, bedi' âsârın büyük bir hâsiyeti ve bir kerametidir ki, talebelerini başka ellere vermiyor ve nurlandırmak için başka kapılara boyun büktürmüyor. Ağlayan kalblerimize teselliler veriyor. İmanlarımızı takviye ediyor. Lika-i İlahîyi iştiyakla istetiyor ve sonunda da, "Ya Rab! Sen üstadımızdan hoşnud olacağı tarzda razı ol!" nidalarını, lisanen ve kalben söylettiriyor.”s:158</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• <strong>Sabri ağabeyin güzel bir tavsifi</strong>: “Elhamdülillah Cenab-ı Feyyaz-ı Hakikî, âciz, fakir, muhtaç kullarından rahmet-i Rabbaniyesini esirgemedi."<strong>Armut piş ağzıma düş</strong>" kabilinden her nevi malzeme-i cerrahiye-i ruhiyeyi, hâzık bir operatörle beraber ihsan buyurdu. Eğer bizler, bu ameliyatı görmeseydik ve bu nurlu ve zevkli, şevkli ihrama girmeseydik, hubb-u câh yüzünden acaba hangi bid'attan geri duracaktık? S:159</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• Asım Bey, Bir Şeyh Efendinin okunan Risalelerden etkilenmesini şöyle anlatıyor: “<strong>Hele Giritli Hasan Efendi, gözyaşlarından kendisini alamıyor</strong>. Malûm-u üstadaneleri, kendisi Kadirî şeyhidir. Zât-ı üstadanelerine ve bahusus Gavs-ül Azam Şeyh Geylanî Hazretlerine merbutiyet ve muhabbeti derece-i nihayettedir.” S:164</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• Refet ağabey, <strong>Risaleleri hazmetmek</strong> için iki yol gösteriyor: </span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">1-Yavaş</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">2-Dikkatli okumak-s:169</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• <strong>Hulusi ağabey</strong> diyor ki: “<strong>Müminim diyen ittiba-ı Sünnet etmeli</strong>” s:171</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• Bazı hareket ve tavırlar <strong>kalpteki imanın ne durumda olduğunun</strong> işaretidir:</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">“<strong>Fahr-i Âlem (A.S.M.)ın en nuranî, leziz, kudsî kelimatını işitmekten kaçan bir kulağın altında olan kalbde bulunan iman, ne hale girdiğini sen söyle!”</strong> s:176</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• Üstad, bir şakirde <strong>sadakat</strong> ve <strong>ihlâs</strong> arıyor. S:177</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• Üstad <strong>gıybetten şiddetle nefret</strong> ediyor. S:177</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• Üstad, talebeleri hakkında şöyle diyor: “ <strong>Bunlara ilişmek, doğrudan doğruya bana ilişmektir</strong>.” S:178</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• Bir hizmet ehli hakkında <strong>halkın dedikodusu</strong> bir bakıma o zat hakkında iyidir. Riyadan kurtulmasına sebebtir. S:179</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• <strong>Refet ağabey</strong> diyor ki: “<strong>Dinsizliğin münteşir olduğu şu zamanda bulunduğumuza evvelce teessüf ediyorduk. Şimdi hiç teellüm, teessür eseri kalmadı. Zât-ı âlîleri gibi bir üstadı bulduğumuzdan, zaman ne olursa olsun bizi me'yus etmiyor.</strong>” S:184</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• <strong>Hulusi ağabeyin</strong> çocukluktan beri en nefret ettiği şey <strong>yalan söylemek</strong> imiş. s:193</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• Hulusi Beyin, <strong>Üstaz</strong> hakkında enfes bir kanaati: “Fakat muhterem Üstadımın âlî afvlarına istinaden şunu ilâve edeyim ki, Gavs-ı Azam Hazretlerinin keramet-i gaybiyeleri, sarahaten Üstadımız Said Nursî Hazretlerini göstermektedir. Çocukluğundan beri hârika tercüme-i hali tedkik edilecek olursa görülür ki, <strong>bu zâtın vücudu sırf Kur'an ve iman hesabınadır</strong>. Ondandır ki o hârika hâlâta mazhar olmuş. Biz bîçareler bu şem'in pervanesi oldukça, hizb-ül Kur'an namına Hazret-i Gavs'ın himmet ve duasına ve cedd-i zîşanı Peygamberimiz (Sallallahü Teâlâ Aleyhi Vesellem) Efendimiz Hazretlerinin şefaatine, iltimasına ve nihayet Münzil-ül Kur'an'ın afvına, himayesine mazhar olacağımıza da şübhe edilmemek lâzımdır.” S:193</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• <strong>Zekai ağabey</strong> çok güzel bir söz naklediyor: “<strong>Büyük felâketler, güler yüzlü intibahlar doğurur"</strong> derler ki, pek musîb bir söz. s:198</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• Üstadın, <strong>ırkçılığa</strong> çok enfes bir bakışı: “Evet ben başka memlekette dünyaya gelmişim. Fakat Cenab-ı Hak beni bu memleketin evlâdına hizmetkâr etmiş ki; dokuz sene mütemadiyen bu memleketteki milletin ondan dokuz kısmının saadetine, kendi dilleriyle hizmet ettiğim bu havalideki insanlara malûmdur.</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">Hem ben bu memlekette Hulusi, Sabri, Hâfız Ali, Hüsrev, Re'fet, Âsım, Mustafa Çavuş, Süleyman, Lütfü, Rüşdü, Mustafa, Zekâi, Abdullah gibi yirmi-otuz Müslüman-Türk gençlerini âdeta yirmi-otuz bin milletdaşlarıma tercih ettiğimi ve onları o otuz bin adamın yerine kabul ettiğimi, bu dokuz senedeki Türkçe âsâr ile ve hizmet ile göstermişim. Evet ben bin gafil ve âmi Kürdü bir Türk olan Hulusi'ye karşı tutmadığımı ve bin cahil Kürdü birer Türk olan Âsım ve Re'fet'e mukabil göremediğimi ve bir genç olan Hüsrev'i bin âmi Kürdle değişmediğimi ehl-i dikkat ve benim ahvalime muttali olanlar tasdik ettikleri halde, firengîlik namına ve ilhad hesabına, <strong>Türkçülük perdesi altında, sahtekâr bir milliyetperverlik suretinde ve hodfüruşluk cihetinde bana tecavüz edenler ve Türk milletini ve milliyetini zehirleyen mülhidler bilsinler ki: Ben millet-i İslâmiyenin en mühim ve mücahid ve muazzam bir ordusu olan Türk milletine binler Türk kadar hizmet ettiğimi, binler Türk şahiddirler.</strong> İşte bana Kürd diyen ve ittiham eden, zâhir hamiyetperverlik gösteren sahtekârlar, bu millete ne gibi hizmet ettiklerini göstersinler.”s:203-204</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• Üstadın ümmi talebelerinden <strong>Vezirzade Mustafa Ağabey</strong> <strong>Rüya</strong> konusunda diyor ki: “Kalbimin intibahını rü'yalarımla anlıyorum. Zâten bu gaflet ve zulmet zamanının yakaza âlemini, ağır bir uyku âlemi ve uyku âlemini ise, bir derece yakaza âlemi görüyorum. Onun için siz üstadıma karşı rü'yalarımla size arzediyorum.”s:212</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• Hulusi ağabey, üstadı, <strong>birinci sözdeki mütevazi zata</strong> benzetiyor. S:215</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• Hulusi Bey, <strong>Elazizli Hacı Şevket Hocanın</strong> risalelere teslimiyetini şöyle anlatıyor: “Vahdet-ül Vücud'a dair olan risaleyi mühim zâtlara okuduktan sonra, bir sevk-i manevî ile ihtiyarsız bir yere daha gittim. Orada Vahdet-ül Vücud meşreb sahibi âlim bir zâtı hazır buldum. Vahdet-ül Vücud hakkındaki mektubu okudum. Daha doğrusu ihtiyarsız olarak okudum. Müstemi' olan o mühim âlim, bidayette cüz'î itiraz parmağını uzatmak istedi. Sonuna kadar dinlemesini ihtar ettim. Tamamen okuduktan sonra, o zât hayretinden Sözler'in büyüklüğünü ve "<strong>Bu zamanda böyle büyük kelâmı, acaba kim yazabilir?"</strong> diye merakı ve suali üzerine, Kur'anın feyzine mazhar olan Üstadımızı haber verince, o zât tamamıyla arz-ı teslimiyet eyledi. s:216</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• Üstad, eserlerin <strong>yanlışsız</strong> basılmasına çok dikkat ediyor: “Fakat tashihine dikkat edilsin.” S:219</span></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: black"><span style="color: black"><span style="font-family: 'Tahoma'">• <strong>Haşir</strong> <strong>Risalesinin</strong> ilk basımı o zaman <strong>80 banknota</strong> olmuş. “Tab' masrafını da kesenizden sarfetmeye mecbur değilsiniz. Çünki Haşir Söz'üne seksen banknotu sarfettik, üçyüz banknotu kazandık. Demek bunlar satılmayacak mallar değildir. Müslüman ruhları bunlara gıda gibi muhtaçtırlar. Yalnız iki yüze yakın aboneler bulunsa, birisi tab' edilse hem fiyatını çıkarabilir, hem başka risalelerin de tab'ına medar olabilir.” S:219</span></span></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="FaKiR, post: 30240, member: 10"] [b]Cevap: Barla Lahikası[/b] [FONT=Verdana][SIZE=2][COLOR=black][COLOR=black][FONT=Tahoma]• [B]Fikri dağınık olmak Risaleleri anlamak da bir engel[/B]. s:125[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• [B]Sarıbıçak Mustafa Ağabey[/B] risalelerin tesiri hakkında şöyle diyor: “Ben hiç bir Arabiyat görmeden, medresede beş-on sene okumadığım halde; yalnız risaleleri yazıp ciddiyetle okudum. Kendimi yirmi sene medresede okumuş gibi tahayyül ediyorum. Sebebi ise; bu âcizin, bu fakirin, bu miskinin nezdine çok Arabiyat hocaları geliyor ve benim okuduğuma hayret ediyorlar. Evvelden mürşid-i kâmil terbiyesi görmüş insanlar geliyorlar, benden işittikleri kelimelere meftun oluyorlar. Çok hocalar iki diz üzerine gelip, risale okuyuver diyorlar.” S:127[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• [B]Sarıbıçak Mustafa Ağabey’e[/B] göre, [B]Risalelerin tesiri[/B] için iki şart: [/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]1- Dikkat[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]2- Teslimiyet-s:127[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• Üstad hazretleri [B]Risalelerin hallettiği[/B] bazı meseleleri şöyle izah buyuruyor: “risalenin şakirdleriyle velayetin şakirdlerini ve birbirinin arasındaki dereceyi anlatmak istiyor. Bu mes'eleyi Risale-i Nur halletmiş. Hem tevhid-i âmi ile tevhid-i hakikîyi göstermiş. Hem gözü kapalı olarak gitmenin ve gözü açık olarak gitmenin farkını Risale-i Nur beyan etmiş. Hem âlem-i yakaza ile âlem-i menamı Risale-i Nur keşfetmiş. Hem âlem-i misal ile âlem-i şehadeti birbirinden Risale-i Nur ayırmış. Hem velayet-i kübrayı, velayet-i vustâyı, velayet-i suğrayı ve birbirinin farkını tamamıyla Risale-i Nur göstermiş. Bir sohbette, bir kademde -Sahabelerin meseli gibi- zâhirden hakikata geçmenin sebeblerini anlatmış. Hem tarîkat şeyhlerinin ve Eimme-i Erbaa'nın caddelerini Risale-i Nur beyan etmiş. Hem ilmelyakîn, aynelyakîn, hakkalyakîn ile elde edilen imanın farklarını Risale-i Nur göstermiş. Hem Hazret-i Ebubekir-i Sıddık (R.A.) ve Hazret-i Ömer (R.A.) ve Hazret-i Osman'ın (R.A.) meşrebini Risale-i Nur takib etmiş. Hem İmam-ı Ali'nin (R.A.) bir veled-i manevîsi olduğunu, Celcelutiye'yi tefsir ile Risale-i Nur'un kıymetini ve vazifesini Risale-i Nur göstermiş. Hem Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Mehdi ve İsa Aleyhisselâm ve Deccal ve Ye'cüc-Me'cüc ve Sedd-i Zülkarneyn hakkındaki müteşabih hadîsleri Risale-i Nur tevil etmiş, esas maksadı anlatmış. İmam-ı Ali (R.A.), Şah-ı Geylanî (R.A.), Sekizinci, Onsekizinci, Yirmisekizinci Lem'alar ile ve Sekizinci Şua ile keramat-ı evliya hak olduğunu ve yerde iken Arş-ı Azamı müşahede ettiklerini Risale-i Nur beyan etmiş. Hem umum müçtehidler "Mütekellimînden birisi gelecek, hakaik-i imaniyeyi ve bütün mesaili vâzıh bir surette beyan edecek" diye müjdelerini, Risale-i Nur hâdisat-ı âlem ile isbat etmiş. Hem bütün her asırda gelen meb'uslar, veliler keşfiyatlarında, "Birisi gelecek, şarktan bir nur zuhur edecek" diye Risale-i Nur'un şahs-ı manevîsini ve Üstadımın şahs-ı manevîsini ve talebelerin şahs-ı manevîsini görüp, bütün ümmet-i Muhammed'e (A.S.M.) Risale-i Nur'un faziletini, ehemmiyetini, kıymetini ve emr-i Peygamberî ile bütün ümmet virdlerinde azab-ı kabirden ve âhirzamanda gelecek fitneden, Deccal'ın şerrinden istiaze etmelerini ve yapacağı maddî ve manevî tahribatını Risale-i Nur tamir yaptığını görmüşler. Müjdeler, beşaretler, işaretler, remizler ile haber verdiklerini, Risale-i Nur, Eskişehir, Denizli, Afyon, İstanbul gibi hâdisat-ı âlem ile göstermiş.” S:128[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• Üstaz, [B]Nur[/B] ismine mazhar. S:131[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• Üstad hazretlerinde büyük bir [B]tevazu[/B] ve [B]mahviyet[/B] var. Kendini göstermek haletinden şiddetle sakınıyor. S:132[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• Hulusi Bey, [B]Abdülkadir Geylani[/B] için “üstadımın üstadı Hazret-i Gavs'ın lillahilhamd en küçük hacetimi görecek kadar zâhir himmeti” diyor. S:133[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• Üstad [B]14 yaşında[/B] icazet almış.s:146[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• Üstad da [B]Kadiri[/B] meşrebi ve [B]Şazeli[/B] mesleği daha ziyade hükmediyor. S:146[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• “[B]Risale-i Nur'un şakirdlerinin ruhları birbiriyle alâkadardır. Cesedleri müteaddiddir; ruhları müttehid hükmündedir[/B].” S:152[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• Hüsrev ağabeyin Üstad hakkında bir kanaati: “Size evvelden beri "[B]Lokman[/B]" nazarıyla bakmaktayım. Evet, hakikaten bir Lokman'sınız. Lokman Hekim gibi, kalbî arzularımızı işiterek bu risaleler ile mualece uzatıyorsunuz” s:157[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• [B]Hüsrev ağabeyin mühim bir kanaati[/B]: “Bu hâdisat gösteriyor ki, bedi' âsârın büyük bir hâsiyeti ve bir kerametidir ki, talebelerini başka ellere vermiyor ve nurlandırmak için başka kapılara boyun büktürmüyor. Ağlayan kalblerimize teselliler veriyor. İmanlarımızı takviye ediyor. Lika-i İlahîyi iştiyakla istetiyor ve sonunda da, "Ya Rab! Sen üstadımızdan hoşnud olacağı tarzda razı ol!" nidalarını, lisanen ve kalben söylettiriyor.”s:158[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• [B]Sabri ağabeyin güzel bir tavsifi[/B]: “Elhamdülillah Cenab-ı Feyyaz-ı Hakikî, âciz, fakir, muhtaç kullarından rahmet-i Rabbaniyesini esirgemedi."[B]Armut piş ağzıma düş[/B]" kabilinden her nevi malzeme-i cerrahiye-i ruhiyeyi, hâzık bir operatörle beraber ihsan buyurdu. Eğer bizler, bu ameliyatı görmeseydik ve bu nurlu ve zevkli, şevkli ihrama girmeseydik, hubb-u câh yüzünden acaba hangi bid'attan geri duracaktık? S:159[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• Asım Bey, Bir Şeyh Efendinin okunan Risalelerden etkilenmesini şöyle anlatıyor: “[B]Hele Giritli Hasan Efendi, gözyaşlarından kendisini alamıyor[/B]. Malûm-u üstadaneleri, kendisi Kadirî şeyhidir. Zât-ı üstadanelerine ve bahusus Gavs-ül Azam Şeyh Geylanî Hazretlerine merbutiyet ve muhabbeti derece-i nihayettedir.” S:164[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• Refet ağabey, [B]Risaleleri hazmetmek[/B] için iki yol gösteriyor: [/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]1-Yavaş[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]2-Dikkatli okumak-s:169[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• [B]Hulusi ağabey[/B] diyor ki: “[B]Müminim diyen ittiba-ı Sünnet etmeli[/B]” s:171[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• Bazı hareket ve tavırlar [B]kalpteki imanın ne durumda olduğunun[/B] işaretidir:[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]“[B]Fahr-i Âlem (A.S.M.)ın en nuranî, leziz, kudsî kelimatını işitmekten kaçan bir kulağın altında olan kalbde bulunan iman, ne hale girdiğini sen söyle!”[/B] s:176[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• Üstad, bir şakirde [B]sadakat[/B] ve [B]ihlâs[/B] arıyor. S:177[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• Üstad [B]gıybetten şiddetle nefret[/B] ediyor. S:177[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• Üstad, talebeleri hakkında şöyle diyor: “ [B]Bunlara ilişmek, doğrudan doğruya bana ilişmektir[/B].” S:178[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• Bir hizmet ehli hakkında [B]halkın dedikodusu[/B] bir bakıma o zat hakkında iyidir. Riyadan kurtulmasına sebebtir. S:179[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• [B]Refet ağabey[/B] diyor ki: “[B]Dinsizliğin münteşir olduğu şu zamanda bulunduğumuza evvelce teessüf ediyorduk. Şimdi hiç teellüm, teessür eseri kalmadı. Zât-ı âlîleri gibi bir üstadı bulduğumuzdan, zaman ne olursa olsun bizi me'yus etmiyor.[/B]” S:184[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• [B]Hulusi ağabeyin[/B] çocukluktan beri en nefret ettiği şey [B]yalan söylemek[/B] imiş. s:193[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• Hulusi Beyin, [B]Üstaz[/B] hakkında enfes bir kanaati: “Fakat muhterem Üstadımın âlî afvlarına istinaden şunu ilâve edeyim ki, Gavs-ı Azam Hazretlerinin keramet-i gaybiyeleri, sarahaten Üstadımız Said Nursî Hazretlerini göstermektedir. Çocukluğundan beri hârika tercüme-i hali tedkik edilecek olursa görülür ki, [B]bu zâtın vücudu sırf Kur'an ve iman hesabınadır[/B]. Ondandır ki o hârika hâlâta mazhar olmuş. Biz bîçareler bu şem'in pervanesi oldukça, hizb-ül Kur'an namına Hazret-i Gavs'ın himmet ve duasına ve cedd-i zîşanı Peygamberimiz (Sallallahü Teâlâ Aleyhi Vesellem) Efendimiz Hazretlerinin şefaatine, iltimasına ve nihayet Münzil-ül Kur'an'ın afvına, himayesine mazhar olacağımıza da şübhe edilmemek lâzımdır.” S:193[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• [B]Zekai ağabey[/B] çok güzel bir söz naklediyor: “[B]Büyük felâketler, güler yüzlü intibahlar doğurur"[/B] derler ki, pek musîb bir söz. s:198[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• Üstadın, [B]ırkçılığa[/B] çok enfes bir bakışı: “Evet ben başka memlekette dünyaya gelmişim. Fakat Cenab-ı Hak beni bu memleketin evlâdına hizmetkâr etmiş ki; dokuz sene mütemadiyen bu memleketteki milletin ondan dokuz kısmının saadetine, kendi dilleriyle hizmet ettiğim bu havalideki insanlara malûmdur.[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]Hem ben bu memlekette Hulusi, Sabri, Hâfız Ali, Hüsrev, Re'fet, Âsım, Mustafa Çavuş, Süleyman, Lütfü, Rüşdü, Mustafa, Zekâi, Abdullah gibi yirmi-otuz Müslüman-Türk gençlerini âdeta yirmi-otuz bin milletdaşlarıma tercih ettiğimi ve onları o otuz bin adamın yerine kabul ettiğimi, bu dokuz senedeki Türkçe âsâr ile ve hizmet ile göstermişim. Evet ben bin gafil ve âmi Kürdü bir Türk olan Hulusi'ye karşı tutmadığımı ve bin cahil Kürdü birer Türk olan Âsım ve Re'fet'e mukabil göremediğimi ve bir genç olan Hüsrev'i bin âmi Kürdle değişmediğimi ehl-i dikkat ve benim ahvalime muttali olanlar tasdik ettikleri halde, firengîlik namına ve ilhad hesabına, [B]Türkçülük perdesi altında, sahtekâr bir milliyetperverlik suretinde ve hodfüruşluk cihetinde bana tecavüz edenler ve Türk milletini ve milliyetini zehirleyen mülhidler bilsinler ki: Ben millet-i İslâmiyenin en mühim ve mücahid ve muazzam bir ordusu olan Türk milletine binler Türk kadar hizmet ettiğimi, binler Türk şahiddirler.[/B] İşte bana Kürd diyen ve ittiham eden, zâhir hamiyetperverlik gösteren sahtekârlar, bu millete ne gibi hizmet ettiklerini göstersinler.”s:203-204[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• Üstadın ümmi talebelerinden [B]Vezirzade Mustafa Ağabey[/B] [B]Rüya[/B] konusunda diyor ki: “Kalbimin intibahını rü'yalarımla anlıyorum. Zâten bu gaflet ve zulmet zamanının yakaza âlemini, ağır bir uyku âlemi ve uyku âlemini ise, bir derece yakaza âlemi görüyorum. Onun için siz üstadıma karşı rü'yalarımla size arzediyorum.”s:212[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• Hulusi ağabey, üstadı, [B]birinci sözdeki mütevazi zata[/B] benzetiyor. S:215[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• Hulusi Bey, [B]Elazizli Hacı Şevket Hocanın[/B] risalelere teslimiyetini şöyle anlatıyor: “Vahdet-ül Vücud'a dair olan risaleyi mühim zâtlara okuduktan sonra, bir sevk-i manevî ile ihtiyarsız bir yere daha gittim. Orada Vahdet-ül Vücud meşreb sahibi âlim bir zâtı hazır buldum. Vahdet-ül Vücud hakkındaki mektubu okudum. Daha doğrusu ihtiyarsız olarak okudum. Müstemi' olan o mühim âlim, bidayette cüz'î itiraz parmağını uzatmak istedi. Sonuna kadar dinlemesini ihtar ettim. Tamamen okuduktan sonra, o zât hayretinden Sözler'in büyüklüğünü ve "[B]Bu zamanda böyle büyük kelâmı, acaba kim yazabilir?"[/B] diye merakı ve suali üzerine, Kur'anın feyzine mazhar olan Üstadımızı haber verince, o zât tamamıyla arz-ı teslimiyet eyledi. s:216[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• Üstad, eserlerin [B]yanlışsız[/B] basılmasına çok dikkat ediyor: “Fakat tashihine dikkat edilsin.” S:219[/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Tahoma]• [B]Haşir[/B] [B]Risalesinin[/B] ilk basımı o zaman [B]80 banknota[/B] olmuş. “Tab' masrafını da kesenizden sarfetmeye mecbur değilsiniz. Çünki Haşir Söz'üne seksen banknotu sarfettik, üçyüz banknotu kazandık. Demek bunlar satılmayacak mallar değildir. Müslüman ruhları bunlara gıda gibi muhtaçtırlar. Yalnız iki yüze yakın aboneler bulunsa, birisi tab' edilse hem fiyatını çıkarabilir, hem başka risalelerin de tab'ına medar olabilir.” S:219[/FONT][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Barla Lahikası
Barla Lahikası Notlari
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst