Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Sorularla Bediüzzaman
Bediüzzaman gelecekten haber vermiş mi?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="NuruAhsen" data-source="post: 188234" data-attributes="member: 857"><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><strong>II. Dünya Savaşı</strong></span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">20. Yüzyıl iki büyük dünya savaşına sahne olur. Bunlardan birincisi, Osmanlının çökmesini netice verir. İkincisi ise, Osmanlıya darbe vuranların başlarına inen bir musibet görünümündedir.</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">Bediüzzaman, I. Dünya savaşı sonrası yazdığı, yarı manzum Lemaat isimli eserinde, iki yerde, II. Dünya savaşına işaret eder. Şöyle ki:</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">1-"Beşer, hayatını isterse, enva-yı ribayı öldürmeli" (insanlık, hayatını isterse, her türlü faizi öldürmeli) başlıklı yazısının devamında der: "Beşer bunu isterse, sarılmalı zekâta, ribayı tardetmeli.</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">Kur'an'ın adaleti bâb-ı âlemde durup, ribaya der: "Yasaktır, hakkın yoktur dönmeli."</span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">Dinlemedi bu emri, beşer yedi bir sille. Müthişini yemeden, bu emri dinlemeli." (30)</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">Yani Kur'an âlem kapısında durup, faize "yasaktır, girmeye hakkın yoktur" der. Fakat bu emir dinlenmeyince, insanlık I. Dünya savaşıyla bir tokat yer. Daha müthişini yemeden bu emri dinlemeli.</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">II. Dünya savaşından sonra Bediüzzaman, üstteki yazısına şu dipnotu düşer: "Kuvvetli bir işaret-i gaybiyedir. Evet, beşer dinlemedi, bu II. Harb-i Umumî ile dehşetli silleyi de yedi."</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">2- “Kurun-u ûlâdaki mecmu-u vahşet ve cinayet</span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">Hem gadr ve hem hıyanet</span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">Şu medeniyet-i habise, tek bir defada kustu</span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">Midesi daha bulanır.” (31)</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">Yani, ilk çağlardaki bütün vahşet ve cinayeti, zulüm ve hıyaneti, şu habis medeniyet tek bir defada kustu. Midesi daha bulanır).</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">Bediüzzaman, bu ifadelerine de şu dipnotu düşer: "Demek daha dehşetli kusacak, Evet, iki Harb-i Umumî ile öyle kustu ki, hava- deniz- kara yüzlerini bulandırdı, kanla lekeledi."</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">Bediüzzaman Saîd Nursî, Fil Suresi'nde zikredilen Ebabil kuşlarının, Ka'beyi tahribe gelen orduyu siccilden taşlarla bombalaması olayına dikkat çekerek şöyle der: “(Termîhim bihıcaretin) cümle-i kudsiyesi 1359 edip, dünyayı dine tercih eden ve nev-i beşeri yoldan çıkaran medeniyetçilerin başlarına semavî bombalar ve taşlar yağdırmasına tevafukla işaret ediyor.” (32)</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">Evet, II. Dünya Savaşı, Osmanlı'yı çökertenlerin başlarına inen semavî bir bela gibi tecelli etmiştir. Önce Almanya ve İtalya birleşip İngiltere ve Fransa'ya büyük kayıplar verdirmiş, şehirlerini ve medeniyetlerini bombardıman etmişlerdir. Sonra ise, savaş aleyhlerine dönmüş, kendileri de perişan olmuşlardır. Böylece zalimler, zalimlerin cezasını vermekte aracılık etmişlerdir.</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">Bediüzzaman, üstte zikredilen değerlendirmesinden sonra, geleceğe yönelik şu ifadeleri kullanır: "Evet, bu tokattan pür-şer beşer şirkten şükre girmezse ve Kur'an'a tarziye vermezse, melâike elleriyle de ahcâr-ı semâviye (göktaşları) başlarına yağacağını, bu sure bir mana-yı işarî (işârî bir mana) ile tehdîd ediyor." (33)</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">1940'lı yılların sonbaharında gazetelerde çıkan bir haber, üstteki ifadeleri doğrular tarzdadır. Şöyle ki: "Bu baharda, Rusya'nın Viladivostok ormanlarına, zemin yüzünde hiç emsali görünmeyen büyüklükte semadan taşlar düşmüş. Ve en büyüğü 25 metre uzunluğunda ve 10 metre boyundadır. Düştüğünde, etrafındaki ağaçları devirmiş ve otuz kadar büyük çukurlar husule getirmiş."</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">"İşte bu fıkra, doğrudan doğruya bu taşlara işaret olmasına iki emare var:</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">1- Şimdiye kadar gelen semavî taşlar, bir-iki karış oldukları halde, böyle 25 metre uzunluğunda ve 10 metre genişliğinde dağ gibi taşlar, elbette semavâtın dinsizliğe karşı bir alâmet-i hiddetidir.</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">2- Bütün zemin yüzünü ve nev-i beşeri tehdîd eden dehşetli bir dinsizliğin merkezlerine gelmesidir.” (34)</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"><strong>Anarşi</strong></span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">Anarşi, 1969 üniversite öğrenci hareketleri sonunda Türkiye'nin kullanmaya başladığı kelimelerden biridir.</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">Bediüzzamanın Mektubat isimli eserinde kullandığı şu ifadeler, Türk Milletinde devam edecek bir fitneyi gösterir: "Türk unsurunda ebedi kabil-i iltiyam olmamak suretinde bir inşikak çıkacak. O vakit milletin kuvveti, bir şık bir şıkkın kuvvetini kırdığı için, hiçe inecek. İki dağ birbirine karşı bir mizanın iki gözünde bulunsa, bir batman kuvvet o iki kuvvet ile oynayabilir, yukarı kaldırır, aşağı indirir." (35)</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">"Sağ-sol olayları", "Türk-Kürt meselesi", "Alevî-Sünnî ayırımı" ve şimdilerde alevlendirilmek istenen "laik-anti laik" taksimi, üstteki cümlenin görünümlerindendir. Güçlü bir Türkiye istemeyen dış güçler, bu gibi ayrımlarla fitneyi körüklemekte, anarşiyi desteklemektedirler.</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">Bazı idarecilerin bilerek veya bilmeyerek yaptıkları yanlış icraatlar, böyle fitnelerin uyanmasına vasat hazırlamıştır. Bediüzzaman, 1947'lerde idarecilere şu hatırlatmaları yapar:</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">"Efendiler! Siz ne için sebepsiz bizimle ve Risale-i Nur'la uğraşıyorsunuz? Kat'iyen size haber veriyorum ki, ben ve Risale-i Nur, sizinle değil, mübareze, belki sizi düşünmek dahi vazifemizin haricindedir. Çünkü Risale-i Nur ve hakîki şakirdleri, elli sene sonra gelen nesl-i atiye (gelecek nesle) gayet büyük bir hizmet ve onları büyük bir vartadan ve millet ve vatanı büyük bir tehlikeden kurtarmaya çalışıyorlar.</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">(...) Evet efendiler! Gerçi Risale-i Nur sırf ahirete bakar; gayesi rüya-yı İlâhî ve imanı kurtarmak ve şakirdlerinin ise, kendilerini ve vatandaşlarını idam-ı ebediden ve ebedi haps-i münferidden kurtarmaya çalışmaktır. Fakat dünyaya ait ikinci derecede gayet ehemmiyetli bir hizmettir ve bu millet ve vatanı anarşilik tehlikesinden ve nesl-i atinin biçareler kısmını dalâlet-i mutlakadan kurtarmaktır. Çünkü bir Müslüman başkasına benzemez. Dini terkedip İslâmiyet seciyesinden çıkan bir Müslim, dalalet-i mutlakaya düşer, anarşist olur, daha idare edilemez.</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">Evet, eski terbiye-i İslâmiye'yi alanların yüzde ellisi meydanda varken ve an'anât-ı milliye ve İslâmiyye'ye (milli ve İslâmi an'anelere) karşı yüzde elli lakaydlık gösterildiği halde, elli sene sonra yüzde doksanı nefs-i emmareye tabi olup, millet ve vatanı anarşiliğe sevketmek ihtimalinin düşünülmesi ve o belaya karşı bir çare taharrisi, yirmi sene evvel beni siyasetten ve bu asırdaki insanlarla uğraşmaktan kat'iyyen menettiği gibi; Risale-i Nur'u, hem şakirdlerini bu zamana karşı alakalarını kesmiş. Hiç onlarla ne mübareze, ne meşguliyet yok.” (36)</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">Bu ikazlara kulak verilmiş midir? Tam anlamıyla kulak verildiği söylenemez. Zira bu anarşi ve terörü ülkemiz yaşamıştır ve yaşamaya devam etmektedir.</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">Bediüzzaman, Felak Suresi'yle ilgili bir yorumunda şunları söyler: (Ğasikın iza vekab) Mîlâdî 1971 olur. O tarihte dehşetli bir şerden haber verir. 20 sene sonra, şimdiki tohumların mahsulü ıslah olmazsa, elbette tokatları dehşetli olacak." (37)</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">1971, anarşinin tırmandığı yıllara tekâbül eder. Ülkemizi hayli sarsan ve içimizde yaralar açan sağ-sol çatışması ve bölücü terör örgütünün eylemlerinden sonra, şimdi de Alevî-Sünnî ayırımıyla, bu millet birbirine düşürülmek istenmektedir. Aynı dinin mensublarının, tefarruattaki farklılıklardan dolayı birbirine düşmanca bakması, cidden üzücü ve düşündürücüdür. Bediüzzaman'ın 1930'larda söylediği şu sözleri düşünmeye ve gereğince harekete ne kadar da muhtacız: "Ey ehl-i hak olan Ehl-i Sünnet ve cemaat ve ey Al-i Beytin muhabbetini meslek ittihaz eden Alevîler! Çabuk bu manasız ve hakîkatsız, haksız, zararlı olan nizaı aranızdan kaldırınız! Yoksa şimdiki kuvvetli bir surette hükmeyleyen zındıka cereyanı, birinizi diğeri aleyhinde alet edip, ezmesinde istimal edecek. Bunu mağlup ettikten sonra, o aleti de kıracak. Siz ehl-i tevhîd olduğunuzdan, uhuveti ve ittihadı emreden yüzer esaslı rabıta-i kudsiye mabeyninizde varken, iftirakı iktiza eden cüz'î meseleleri bırakmak elzemdir." (38)</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">Bediüzzaman, Demokrat Parti idarecilerine yazdığı bir mektubta bir endişesini şöyle belirtir: “Halkçılar ırkçılığı elde edip, tam sizi mağlup etmeye ihtimal-i kavî ile hissettim. Ve İslâmîyet namına telaş ediyorum." (39) Bu cümle, bir ihtilalin habercisidir. 23 Mart 1960'da Bediüzzaman vefat eder. İki ay sonra 27 Mayıs İhtilali gerçekleşir.</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NuruAhsen, post: 188234, member: 857"] [FONT=Century Gothic][B]II. Dünya Savaşı[/B][/FONT] [FONT=Century Gothic]20. Yüzyıl iki büyük dünya savaşına sahne olur. Bunlardan birincisi, Osmanlının çökmesini netice verir. İkincisi ise, Osmanlıya darbe vuranların başlarına inen bir musibet görünümündedir.[/FONT] [FONT=Century Gothic]Bediüzzaman, I. Dünya savaşı sonrası yazdığı, yarı manzum Lemaat isimli eserinde, iki yerde, II. Dünya savaşına işaret eder. Şöyle ki:[/FONT] [FONT=Century Gothic]1-"Beşer, hayatını isterse, enva-yı ribayı öldürmeli" (insanlık, hayatını isterse, her türlü faizi öldürmeli) başlıklı yazısının devamında der: "Beşer bunu isterse, sarılmalı zekâta, ribayı tardetmeli.[/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]Kur'an'ın adaleti bâb-ı âlemde durup, ribaya der: "Yasaktır, hakkın yoktur dönmeli." Dinlemedi bu emri, beşer yedi bir sille. Müthişini yemeden, bu emri dinlemeli." (30)[/FONT] [FONT=Century Gothic]Yani Kur'an âlem kapısında durup, faize "yasaktır, girmeye hakkın yoktur" der. Fakat bu emir dinlenmeyince, insanlık I. Dünya savaşıyla bir tokat yer. Daha müthişini yemeden bu emri dinlemeli.[/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]II. Dünya savaşından sonra Bediüzzaman, üstteki yazısına şu dipnotu düşer: "Kuvvetli bir işaret-i gaybiyedir. Evet, beşer dinlemedi, bu II. Harb-i Umumî ile dehşetli silleyi de yedi."[/FONT] [FONT=Century Gothic]2- “Kurun-u ûlâdaki mecmu-u vahşet ve cinayet Hem gadr ve hem hıyanet Şu medeniyet-i habise, tek bir defada kustu Midesi daha bulanır.” (31)[/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]Yani, ilk çağlardaki bütün vahşet ve cinayeti, zulüm ve hıyaneti, şu habis medeniyet tek bir defada kustu. Midesi daha bulanır).[/FONT] [FONT=Century Gothic]Bediüzzaman, bu ifadelerine de şu dipnotu düşer: "Demek daha dehşetli kusacak, Evet, iki Harb-i Umumî ile öyle kustu ki, hava- deniz- kara yüzlerini bulandırdı, kanla lekeledi."[/FONT] [FONT=Century Gothic]Bediüzzaman Saîd Nursî, Fil Suresi'nde zikredilen Ebabil kuşlarının, Ka'beyi tahribe gelen orduyu siccilden taşlarla bombalaması olayına dikkat çekerek şöyle der: “(Termîhim bihıcaretin) cümle-i kudsiyesi 1359 edip, dünyayı dine tercih eden ve nev-i beşeri yoldan çıkaran medeniyetçilerin başlarına semavî bombalar ve taşlar yağdırmasına tevafukla işaret ediyor.” (32)[/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]Evet, II. Dünya Savaşı, Osmanlı'yı çökertenlerin başlarına inen semavî bir bela gibi tecelli etmiştir. Önce Almanya ve İtalya birleşip İngiltere ve Fransa'ya büyük kayıplar verdirmiş, şehirlerini ve medeniyetlerini bombardıman etmişlerdir. Sonra ise, savaş aleyhlerine dönmüş, kendileri de perişan olmuşlardır. Böylece zalimler, zalimlerin cezasını vermekte aracılık etmişlerdir.[/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]Bediüzzaman, üstte zikredilen değerlendirmesinden sonra, geleceğe yönelik şu ifadeleri kullanır: "Evet, bu tokattan pür-şer beşer şirkten şükre girmezse ve Kur'an'a tarziye vermezse, melâike elleriyle de ahcâr-ı semâviye (göktaşları) başlarına yağacağını, bu sure bir mana-yı işarî (işârî bir mana) ile tehdîd ediyor." (33)[/FONT] [FONT=Century Gothic]1940'lı yılların sonbaharında gazetelerde çıkan bir haber, üstteki ifadeleri doğrular tarzdadır. Şöyle ki: "Bu baharda, Rusya'nın Viladivostok ormanlarına, zemin yüzünde hiç emsali görünmeyen büyüklükte semadan taşlar düşmüş. Ve en büyüğü 25 metre uzunluğunda ve 10 metre boyundadır. Düştüğünde, etrafındaki ağaçları devirmiş ve otuz kadar büyük çukurlar husule getirmiş."[/FONT] [FONT=Century Gothic]"İşte bu fıkra, doğrudan doğruya bu taşlara işaret olmasına iki emare var:[/FONT] [FONT=Century Gothic]1- Şimdiye kadar gelen semavî taşlar, bir-iki karış oldukları halde, böyle 25 metre uzunluğunda ve 10 metre genişliğinde dağ gibi taşlar, elbette semavâtın dinsizliğe karşı bir alâmet-i hiddetidir.[/FONT] [FONT=Century Gothic]2- Bütün zemin yüzünü ve nev-i beşeri tehdîd eden dehşetli bir dinsizliğin merkezlerine gelmesidir.” (34)[/FONT] [FONT=Century Gothic][B]Anarşi[/B][/FONT] [FONT=Century Gothic]Anarşi, 1969 üniversite öğrenci hareketleri sonunda Türkiye'nin kullanmaya başladığı kelimelerden biridir.[/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]Bediüzzamanın Mektubat isimli eserinde kullandığı şu ifadeler, Türk Milletinde devam edecek bir fitneyi gösterir: "Türk unsurunda ebedi kabil-i iltiyam olmamak suretinde bir inşikak çıkacak. O vakit milletin kuvveti, bir şık bir şıkkın kuvvetini kırdığı için, hiçe inecek. İki dağ birbirine karşı bir mizanın iki gözünde bulunsa, bir batman kuvvet o iki kuvvet ile oynayabilir, yukarı kaldırır, aşağı indirir." (35)[/FONT] [FONT=Century Gothic]"Sağ-sol olayları", "Türk-Kürt meselesi", "Alevî-Sünnî ayırımı" ve şimdilerde alevlendirilmek istenen "laik-anti laik" taksimi, üstteki cümlenin görünümlerindendir. Güçlü bir Türkiye istemeyen dış güçler, bu gibi ayrımlarla fitneyi körüklemekte, anarşiyi desteklemektedirler.[/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]Bazı idarecilerin bilerek veya bilmeyerek yaptıkları yanlış icraatlar, böyle fitnelerin uyanmasına vasat hazırlamıştır. Bediüzzaman, 1947'lerde idarecilere şu hatırlatmaları yapar:[/FONT] [FONT=Century Gothic]"Efendiler! Siz ne için sebepsiz bizimle ve Risale-i Nur'la uğraşıyorsunuz? Kat'iyen size haber veriyorum ki, ben ve Risale-i Nur, sizinle değil, mübareze, belki sizi düşünmek dahi vazifemizin haricindedir. Çünkü Risale-i Nur ve hakîki şakirdleri, elli sene sonra gelen nesl-i atiye (gelecek nesle) gayet büyük bir hizmet ve onları büyük bir vartadan ve millet ve vatanı büyük bir tehlikeden kurtarmaya çalışıyorlar.[/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic](...) Evet efendiler! Gerçi Risale-i Nur sırf ahirete bakar; gayesi rüya-yı İlâhî ve imanı kurtarmak ve şakirdlerinin ise, kendilerini ve vatandaşlarını idam-ı ebediden ve ebedi haps-i münferidden kurtarmaya çalışmaktır. Fakat dünyaya ait ikinci derecede gayet ehemmiyetli bir hizmettir ve bu millet ve vatanı anarşilik tehlikesinden ve nesl-i atinin biçareler kısmını dalâlet-i mutlakadan kurtarmaktır. Çünkü bir Müslüman başkasına benzemez. Dini terkedip İslâmiyet seciyesinden çıkan bir Müslim, dalalet-i mutlakaya düşer, anarşist olur, daha idare edilemez.[/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]Evet, eski terbiye-i İslâmiye'yi alanların yüzde ellisi meydanda varken ve an'anât-ı milliye ve İslâmiyye'ye (milli ve İslâmi an'anelere) karşı yüzde elli lakaydlık gösterildiği halde, elli sene sonra yüzde doksanı nefs-i emmareye tabi olup, millet ve vatanı anarşiliğe sevketmek ihtimalinin düşünülmesi ve o belaya karşı bir çare taharrisi, yirmi sene evvel beni siyasetten ve bu asırdaki insanlarla uğraşmaktan kat'iyyen menettiği gibi; Risale-i Nur'u, hem şakirdlerini bu zamana karşı alakalarını kesmiş. Hiç onlarla ne mübareze, ne meşguliyet yok.” (36)[/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]Bu ikazlara kulak verilmiş midir? Tam anlamıyla kulak verildiği söylenemez. Zira bu anarşi ve terörü ülkemiz yaşamıştır ve yaşamaya devam etmektedir.[/FONT] [FONT=Century Gothic]Bediüzzaman, Felak Suresi'yle ilgili bir yorumunda şunları söyler: (Ğasikın iza vekab) Mîlâdî 1971 olur. O tarihte dehşetli bir şerden haber verir. 20 sene sonra, şimdiki tohumların mahsulü ıslah olmazsa, elbette tokatları dehşetli olacak." (37)[/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]1971, anarşinin tırmandığı yıllara tekâbül eder. Ülkemizi hayli sarsan ve içimizde yaralar açan sağ-sol çatışması ve bölücü terör örgütünün eylemlerinden sonra, şimdi de Alevî-Sünnî ayırımıyla, bu millet birbirine düşürülmek istenmektedir. Aynı dinin mensublarının, tefarruattaki farklılıklardan dolayı birbirine düşmanca bakması, cidden üzücü ve düşündürücüdür. Bediüzzaman'ın 1930'larda söylediği şu sözleri düşünmeye ve gereğince harekete ne kadar da muhtacız: "Ey ehl-i hak olan Ehl-i Sünnet ve cemaat ve ey Al-i Beytin muhabbetini meslek ittihaz eden Alevîler! Çabuk bu manasız ve hakîkatsız, haksız, zararlı olan nizaı aranızdan kaldırınız! Yoksa şimdiki kuvvetli bir surette hükmeyleyen zındıka cereyanı, birinizi diğeri aleyhinde alet edip, ezmesinde istimal edecek. Bunu mağlup ettikten sonra, o aleti de kıracak. Siz ehl-i tevhîd olduğunuzdan, uhuveti ve ittihadı emreden yüzer esaslı rabıta-i kudsiye mabeyninizde varken, iftirakı iktiza eden cüz'î meseleleri bırakmak elzemdir." (38)[/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]Bediüzzaman, Demokrat Parti idarecilerine yazdığı bir mektubta bir endişesini şöyle belirtir: “Halkçılar ırkçılığı elde edip, tam sizi mağlup etmeye ihtimal-i kavî ile hissettim. Ve İslâmîyet namına telaş ediyorum." (39) Bu cümle, bir ihtilalin habercisidir. 23 Mart 1960'da Bediüzzaman vefat eder. İki ay sonra 27 Mayıs İhtilali gerçekleşir.[/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Sorularla Bediüzzaman
Bediüzzaman gelecekten haber vermiş mi?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst