Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Sorularla Bediüzzaman
Bediüzzaman gelecekten haber vermiş mi?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="NuruAhsen" data-source="post: 188236" data-attributes="member: 857"><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><strong>Risale-i Nur Hizmetleri</strong></span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">Bediüzzaman, yazmış olduğu tefsirle bir ekol meydana getirmiş, büyük İslâmî hizmetlere vesile olmuştur.</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">1930'larda Barla'da sürgünde bulunduğu sırada, bir talebesinin rüyasını tabir ederken şöyle der: </span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span> </p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">“(...) O cemaat telsiz aletlerin ahizeleri hükmünde bütün dünyaya ders işittirmek istemek hikmeti ise; inşaallah tamamıyla sonra çıkacak. Şimdi efradı birer küçük çekirdek iseler de, ilerde tevfikî-i İlahî ile birer şecere-i âliye (yüksek birer ağaç) hükmüne geçerler ve birer telsiz telgrafın merkezi olurlar.” (43) Bir rüya dolayısıyla yapılan bu tabir, günümüzde gerçek olarak tecelli etmiştir. Ekilen nur tohumları, Türkiye'nin hemen her yerinde çiçek açtığı gibi; âlem- İslâm'ın, hatta insanlık âleminin pek çok yerlerinde meyvesini vermiştir.</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">1944 Deniz'li hapsinde, pekçok talebesiyle birlikte bulunan Bediüzzaman, talebelerine şu müjdeli mesajı gönderir: " Merak etmeyiniz! O nurlar parlayacaklar!" (44)</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">1947'lerde Afyon Emniyet Müdürü'ne yazdığı mektubunda ise şunları der: "Size kat'iyyen ve çok emarelerle ve kat'î kanaatımla beyan ediyorum ki, gelecek yakın bir zamanda bu vatan, bu millet ve bu memleketteki hükümet, âlem-î İslâm'a ve dünyaya karşı gayet şiddetle Risale-i Nur gibi eserlere muhtaç olacak. Mevcudiyetini, haysiyetini, şerefini mefahir-i tarihiyesini onun ibrazıyla gösterecektir." (45)</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"><strong>Bediüzzaman ve Cifir</strong></span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">Bediüzzaman'ın dikkat çeken yönlerinden birisi, eserlerinde cifir ilmine yer vermesidir. Eskide ve günümüzde cifir ilmi hayli tartışılmıştır ve tartışılmaktadır. Bediüzzaman'ın, ayetleri tefsirini ve büyük bir vukufiyetle yaptığı orijinal açıklamaları takdir eden ve en azından tenkid edemeyen bazı kişiler, O'nu cifir konusunda tenkide çalışmaktadırlar. "Cifir" kelimesinin aslı "cefr"dir. Başlangıcı Cafer-i Sadık'a nisbet edilir Harflerin âlemdeki olaylara delaletini araştırır.</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">Bu konuda, şu hususlara dikkat çekmekte fayda görüyoruz:</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">1-Her şey bizim malumatımıza münhasır değildir. Bir ilmi bizim bilmeyişimiz, olmadığına delâlet etmez. "Onlar, ilmen ihata etmedikleri ve te'vili daha kendilerine gelmemiş şeyi yalanladılar" ayetini unutmamak gerekiyor. (46) Yoksa bütün rüyaları ya yaşanmış olaylar, ya da ulaşılamamış isteklerle açıklayan Freud'un, rüya-yı sadıkayı inkâr etmesi gibi hareket etmiş oluruz. Freud, sadık rüya görmemiş olabilir. Fakat buradan hareketle, "Rüya-yı sadıka yoktur." genellemesine varılması mümkün değildir. Onun gibi, Kur'an'ın kelimelerinin istikbaldeki bir kısım olaylara işaretini, çok az müfessirin hissetmiş ve yazmış olması, reddini gerektirmez.</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">2- Böyle bir hesab tarzı Kur'an'ın nüzulûnden önce de bilinmekteydi. Mesela, Yahudilerden bir topluluk, Hz. Peygamberden (Elif-lâm-mîm) şeklinde huruf-u mukattaayı duyunca, ebced hesabıyla (harflerin rakam değeriyle), O'nun ümmetinin az olacağına istidlalde bulunur. Hz. Peygamber, diğer huruf-u mukattalardan okur. Adamlar, her yeni huruf-u mukattaayı duyunca şaşkına dönüp, "biz senin durumundan bir şey anlayamadık" deyip ayrılırlar. (47)</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">3-Sayıları az da olsa bir kısım âlimler, cifir ilmiyle ayetlerden gaybî istihraçlarda bulunmuşlardır. Molla Cami'nin "Beldetün tayyibetün" (temiz bir belde) (48) ifadesinin ebced değeriyle, İstanbul'un hicri 857'de fethine tarih düşmesi meşhurdur. (49)</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">Meşhur müfessirlerden Alusî'nin tefsirinde kaydettiği şu olay da, konumuz açısından güzel bir örnektir:</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">"İbn-i Hallikan tarihinde zikrediyor ki, Sultan Selahaddin-i Eyyubî Haleb'i fethettiğinde Kâdı Muhyiddin güzel bir şiirini okudu. Cümleleri arasında;</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">"Şehba kal'ayı Safer ayında fethettin,</span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">Recebte de Kudüs'ü fetihle mübeşşersin."</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">ifadesi vardı. Dediği gibi çıkınca kendisine; "Bunu nerden bildin?" diye soruldu. "İbnu </span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">Berrecan'ın Rum Suresi'nin baş kısmını tefsirinden aldım." diye cevap verdi.</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">Alusî, sözüne devamla İbnu Kemâl'in Enbiya suresi 105. ayetten, Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethetmesini istinbat ettiğini anlatır. (50)</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">Hamdi Yazır, İbnu Berrecan'ın Kudüs'ün fethini önceden haber vermesini şöyle değerlendirir: </span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">"Demek oluyor ki, ayette ancak Ricalullah'a münkeşif olan daha diğer imâlar da vardır." (51)</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">4- "Allah her şeyi adedçe belirleyip saymıştır." Ayeti, adedlerdeki sırlara işaret eder. (52) Mesela, insanın el ve ayak parmakları, sayıca bütün insanlarda aynı olması, aynı tür bitkilerde çiçek sayısının aynı olması, her elmanın içinde beş çekirdek bulunması asla tesadüfe verilemeyecek şekilde, sayılarda sırlar olduğunu gösterir. Aynı sırrın, Kur'an ayetlerinde de bulunmasına hiçbir engel yoktur.</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">5- Cifir ve ebceddeki tevafuk,</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">- İlmî bir kanun,</span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Riyazî bir düstur,</span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Fıtrî bir esas,</span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Edebî bir usul,</span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">- Gaybî bir anahtardır.</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">Elbette, ilimlerin menbaı, sırların ma'deni, fıtratın tekvînî ayetlerinin tercümanı, edebiyatın en büyük mu'cizesi ve gaybın dili olan Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan, o tevafuk kanununu, ayetlerin işaretlerinde kullanması, mu'cizeliğinin muktezasıdır. (53) </span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">6- Bediüzzaman, cifri kullandığı yerlerde hiç bir zaman; "Ayetin açık manası budur." dememiştir. Demiş olduğu şudur: Ayetin sarîh manasının altında müteaddid tabakalar var. Bir tabakası da, işarî ve remzî manadır. İşârî mana da bir küllîdir; her asırda cüz'iyatları bulunur. (54)</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">7- Bediüzzamana göre “Cifir ilmi meraklı ve zevkli bir meşgale olduğundan, gerçek vazifeden alıkoyup meşgul ediyor. Hatta kaç defadır Kur'an'ın sırlarına karşı o anahtar ile bazı sırlar açılıyordu. Tam bir iştiyak ve zevk ile yöneldiğim vakit kapanıyordu. Bunda iki hikmet buldum.</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">1- "Gaybı ancak Allah bilir." Yasağına karşı edebe aykırı harekette bulunmak ihtimali var.</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">2- Kur'an ve iman hakikatlerinin esaslarını kat'î deliller ile ümmete ders vermek hizmetinin, cifir ilmi gibi gizli ilimlerin yüz derece daha fevkinde bir meziyyet ve kıymeti vardır. O kudsî vazifede kat'i hüccetler ve sağlam deliller su-i istimale meydan vermiyorlar. Fakat cifir gibi, sağlam kurallara bağlı olmayan gizli ilimlerde su-i istimal girip, şarlatanların istifade etmeleri ihtimal dâhilindedir. (55)</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'">Görüldüğü gibi, cifir ilmi gizli ilimlerdendir. Az kişiye hitab etmektedir. İman ve Kur'an hakîkatleri ise, herkese seslenmektedir. Hem herkesin onlara ihtiyacı vardır. Bu gibi noktalardan dolayı ve; "Gaybı ancak Allah bilir." yasağına karşı edebe aykırı harekette bulunmamak için Bediüzzaman, bu ilmin ayrıntılarını eserlerine yansıtmamıştır. Yansıttığı miktar, altı bin küsûr sayfalık tefsirinin içinde az bir bölüm teşkil etmektedir.</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">Bazıları, "Acaba Bediüzzaman, bu sırlara nasıl ulaşmıştır?" gibi bir soru sorabilir. Evet, O da bir insandır. Fakat akıl ve kalbini, gayba yönelik hislerini geliştirmiş bir insandır. Aslında, O'nda ve emsalinde olanlar, bizde de birer ukde ve çekirdek olarak mevcuttur. Günde üç saat futbolla meşgul birinin, gece rüyasında topla meşgul olması ne kadar makul ise; günde ortalama dört saat uyuyup, çok az gıdayla idare eden ve geriye kalan bütün vaktinde Kur'an ve Kur'an'la ilgili eserlerle meşgul olan birinin, böyle sırlara mazhariyeti o derece makuldür. Benzeri bir meşguliyete girdiğimizde, izafî gayb perdeleri tedricen bizden de kalkacaktır. Aklımız kevnî sırlara, kalbimiz gaybî manalara hassas bir alıcı haline gelecektir.</span></p><p> <span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'"></span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic'">Tamamen maddiyata dalan, bütünüyle bedeni için çalışan kimselerin, "Neden bu sırlar bize açılmıyor?" demeye hakları yoktur. Onlar, arzın çekim kuvvetinden kurtulamamışlardır ki, kendilerine semanın kapıları açılsın. Evet, samimiyetle her kim ne isterse, Allah verir. Dünyayı isteyen dünyadan bir nasib alır. Ahireti isteyen de onu elde eder. Kevnî sırlara dalmak isteyenlere kâinat sırları açılır. İlâhî sırlara ermek isteyenlere de, marifet nurları saçılır, gaybın kilitli kapıları açılır.</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NuruAhsen, post: 188236, member: 857"] [FONT=Century Gothic][B]Risale-i Nur Hizmetleri[/B][/FONT] [FONT=Century Gothic]Bediüzzaman, yazmış olduğu tefsirle bir ekol meydana getirmiş, büyük İslâmî hizmetlere vesile olmuştur.[/FONT] [FONT=Century Gothic]1930'larda Barla'da sürgünde bulunduğu sırada, bir talebesinin rüyasını tabir ederken şöyle der: [/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]“(...) O cemaat telsiz aletlerin ahizeleri hükmünde bütün dünyaya ders işittirmek istemek hikmeti ise; inşaallah tamamıyla sonra çıkacak. Şimdi efradı birer küçük çekirdek iseler de, ilerde tevfikî-i İlahî ile birer şecere-i âliye (yüksek birer ağaç) hükmüne geçerler ve birer telsiz telgrafın merkezi olurlar.” (43) Bir rüya dolayısıyla yapılan bu tabir, günümüzde gerçek olarak tecelli etmiştir. Ekilen nur tohumları, Türkiye'nin hemen her yerinde çiçek açtığı gibi; âlem- İslâm'ın, hatta insanlık âleminin pek çok yerlerinde meyvesini vermiştir.[/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]1944 Deniz'li hapsinde, pekçok talebesiyle birlikte bulunan Bediüzzaman, talebelerine şu müjdeli mesajı gönderir: " Merak etmeyiniz! O nurlar parlayacaklar!" (44)[/FONT] [FONT=Century Gothic]1947'lerde Afyon Emniyet Müdürü'ne yazdığı mektubunda ise şunları der: "Size kat'iyyen ve çok emarelerle ve kat'î kanaatımla beyan ediyorum ki, gelecek yakın bir zamanda bu vatan, bu millet ve bu memleketteki hükümet, âlem-î İslâm'a ve dünyaya karşı gayet şiddetle Risale-i Nur gibi eserlere muhtaç olacak. Mevcudiyetini, haysiyetini, şerefini mefahir-i tarihiyesini onun ibrazıyla gösterecektir." (45)[/FONT] [FONT=Century Gothic][/FONT] [FONT=Century Gothic][B]Bediüzzaman ve Cifir[/B][/FONT] [FONT=Century Gothic]Bediüzzaman'ın dikkat çeken yönlerinden birisi, eserlerinde cifir ilmine yer vermesidir. Eskide ve günümüzde cifir ilmi hayli tartışılmıştır ve tartışılmaktadır. Bediüzzaman'ın, ayetleri tefsirini ve büyük bir vukufiyetle yaptığı orijinal açıklamaları takdir eden ve en azından tenkid edemeyen bazı kişiler, O'nu cifir konusunda tenkide çalışmaktadırlar. "Cifir" kelimesinin aslı "cefr"dir. Başlangıcı Cafer-i Sadık'a nisbet edilir Harflerin âlemdeki olaylara delaletini araştırır.[/FONT] [FONT=Century Gothic]Bu konuda, şu hususlara dikkat çekmekte fayda görüyoruz:[/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]1-Her şey bizim malumatımıza münhasır değildir. Bir ilmi bizim bilmeyişimiz, olmadığına delâlet etmez. "Onlar, ilmen ihata etmedikleri ve te'vili daha kendilerine gelmemiş şeyi yalanladılar" ayetini unutmamak gerekiyor. (46) Yoksa bütün rüyaları ya yaşanmış olaylar, ya da ulaşılamamış isteklerle açıklayan Freud'un, rüya-yı sadıkayı inkâr etmesi gibi hareket etmiş oluruz. Freud, sadık rüya görmemiş olabilir. Fakat buradan hareketle, "Rüya-yı sadıka yoktur." genellemesine varılması mümkün değildir. Onun gibi, Kur'an'ın kelimelerinin istikbaldeki bir kısım olaylara işaretini, çok az müfessirin hissetmiş ve yazmış olması, reddini gerektirmez.[/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]2- Böyle bir hesab tarzı Kur'an'ın nüzulûnden önce de bilinmekteydi. Mesela, Yahudilerden bir topluluk, Hz. Peygamberden (Elif-lâm-mîm) şeklinde huruf-u mukattaayı duyunca, ebced hesabıyla (harflerin rakam değeriyle), O'nun ümmetinin az olacağına istidlalde bulunur. Hz. Peygamber, diğer huruf-u mukattalardan okur. Adamlar, her yeni huruf-u mukattaayı duyunca şaşkına dönüp, "biz senin durumundan bir şey anlayamadık" deyip ayrılırlar. (47)[/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]3-Sayıları az da olsa bir kısım âlimler, cifir ilmiyle ayetlerden gaybî istihraçlarda bulunmuşlardır. Molla Cami'nin "Beldetün tayyibetün" (temiz bir belde) (48) ifadesinin ebced değeriyle, İstanbul'un hicri 857'de fethine tarih düşmesi meşhurdur. (49)[/FONT] [FONT=Century Gothic]Meşhur müfessirlerden Alusî'nin tefsirinde kaydettiği şu olay da, konumuz açısından güzel bir örnektir:[/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]"İbn-i Hallikan tarihinde zikrediyor ki, Sultan Selahaddin-i Eyyubî Haleb'i fethettiğinde Kâdı Muhyiddin güzel bir şiirini okudu. Cümleleri arasında;[/FONT] [FONT=Century Gothic]"Şehba kal'ayı Safer ayında fethettin, Recebte de Kudüs'ü fetihle mübeşşersin."[/FONT] [FONT=Century Gothic]ifadesi vardı. Dediği gibi çıkınca kendisine; "Bunu nerden bildin?" diye soruldu. "İbnu [/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]Berrecan'ın Rum Suresi'nin baş kısmını tefsirinden aldım." diye cevap verdi.[/FONT] [FONT=Century Gothic]Alusî, sözüne devamla İbnu Kemâl'in Enbiya suresi 105. ayetten, Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethetmesini istinbat ettiğini anlatır. (50)[/FONT] [FONT=Century Gothic]Hamdi Yazır, İbnu Berrecan'ın Kudüs'ün fethini önceden haber vermesini şöyle değerlendirir: "Demek oluyor ki, ayette ancak Ricalullah'a münkeşif olan daha diğer imâlar da vardır." (51)[/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]4- "Allah her şeyi adedçe belirleyip saymıştır." Ayeti, adedlerdeki sırlara işaret eder. (52) Mesela, insanın el ve ayak parmakları, sayıca bütün insanlarda aynı olması, aynı tür bitkilerde çiçek sayısının aynı olması, her elmanın içinde beş çekirdek bulunması asla tesadüfe verilemeyecek şekilde, sayılarda sırlar olduğunu gösterir. Aynı sırrın, Kur'an ayetlerinde de bulunmasına hiçbir engel yoktur.[/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]5- Cifir ve ebceddeki tevafuk,[/FONT] [FONT=Century Gothic]- İlmî bir kanun, - Riyazî bir düstur, - Fıtrî bir esas, - Edebî bir usul, - Gaybî bir anahtardır.[/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]Elbette, ilimlerin menbaı, sırların ma'deni, fıtratın tekvînî ayetlerinin tercümanı, edebiyatın en büyük mu'cizesi ve gaybın dili olan Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan, o tevafuk kanununu, ayetlerin işaretlerinde kullanması, mu'cizeliğinin muktezasıdır. (53) [/FONT] [FONT=Century Gothic]6- Bediüzzaman, cifri kullandığı yerlerde hiç bir zaman; "Ayetin açık manası budur." dememiştir. Demiş olduğu şudur: Ayetin sarîh manasının altında müteaddid tabakalar var. Bir tabakası da, işarî ve remzî manadır. İşârî mana da bir küllîdir; her asırda cüz'iyatları bulunur. (54)[/FONT] [FONT=Century Gothic]7- Bediüzzamana göre “Cifir ilmi meraklı ve zevkli bir meşgale olduğundan, gerçek vazifeden alıkoyup meşgul ediyor. Hatta kaç defadır Kur'an'ın sırlarına karşı o anahtar ile bazı sırlar açılıyordu. Tam bir iştiyak ve zevk ile yöneldiğim vakit kapanıyordu. Bunda iki hikmet buldum.[/FONT] [FONT=Century Gothic]1- "Gaybı ancak Allah bilir." Yasağına karşı edebe aykırı harekette bulunmak ihtimali var.[/FONT] [FONT=Century Gothic]2- Kur'an ve iman hakikatlerinin esaslarını kat'î deliller ile ümmete ders vermek hizmetinin, cifir ilmi gibi gizli ilimlerin yüz derece daha fevkinde bir meziyyet ve kıymeti vardır. O kudsî vazifede kat'i hüccetler ve sağlam deliller su-i istimale meydan vermiyorlar. Fakat cifir gibi, sağlam kurallara bağlı olmayan gizli ilimlerde su-i istimal girip, şarlatanların istifade etmeleri ihtimal dâhilindedir. (55)[/FONT] [FONT=Century Gothic]Görüldüğü gibi, cifir ilmi gizli ilimlerdendir. Az kişiye hitab etmektedir. İman ve Kur'an hakîkatleri ise, herkese seslenmektedir. Hem herkesin onlara ihtiyacı vardır. Bu gibi noktalardan dolayı ve; "Gaybı ancak Allah bilir." yasağına karşı edebe aykırı harekette bulunmamak için Bediüzzaman, bu ilmin ayrıntılarını eserlerine yansıtmamıştır. Yansıttığı miktar, altı bin küsûr sayfalık tefsirinin içinde az bir bölüm teşkil etmektedir.[/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]Bazıları, "Acaba Bediüzzaman, bu sırlara nasıl ulaşmıştır?" gibi bir soru sorabilir. Evet, O da bir insandır. Fakat akıl ve kalbini, gayba yönelik hislerini geliştirmiş bir insandır. Aslında, O'nda ve emsalinde olanlar, bizde de birer ukde ve çekirdek olarak mevcuttur. Günde üç saat futbolla meşgul birinin, gece rüyasında topla meşgul olması ne kadar makul ise; günde ortalama dört saat uyuyup, çok az gıdayla idare eden ve geriye kalan bütün vaktinde Kur'an ve Kur'an'la ilgili eserlerle meşgul olan birinin, böyle sırlara mazhariyeti o derece makuldür. Benzeri bir meşguliyete girdiğimizde, izafî gayb perdeleri tedricen bizden de kalkacaktır. Aklımız kevnî sırlara, kalbimiz gaybî manalara hassas bir alıcı haline gelecektir.[/FONT] [FONT=Century Gothic] [/FONT] [FONT=Century Gothic]Tamamen maddiyata dalan, bütünüyle bedeni için çalışan kimselerin, "Neden bu sırlar bize açılmıyor?" demeye hakları yoktur. Onlar, arzın çekim kuvvetinden kurtulamamışlardır ki, kendilerine semanın kapıları açılsın. Evet, samimiyetle her kim ne isterse, Allah verir. Dünyayı isteyen dünyadan bir nasib alır. Ahireti isteyen de onu elde eder. Kevnî sırlara dalmak isteyenlere kâinat sırları açılır. İlâhî sırlara ermek isteyenlere de, marifet nurları saçılır, gaybın kilitli kapıları açılır.[/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Sorularla Bediüzzaman
Bediüzzaman gelecekten haber vermiş mi?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst