Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Risale-i Nur'a ve Bediüzzaman'a Gelen İtirazlar
Bediüzzaman Hazretlerinin Her Soruya Cevap Vermesi Hakkındaki İtiraz ve cvp
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="talib" data-source="post: 205468"><p><strong>Cevap: Bediüzzaman Hazretlerinin Her Soruya Cevap Vermesi Hakkındaki İtiraz</strong></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Musa Topbaş Efendi bizzat anlatmıştır: "(Sami Efendimiz) Bediuzzaman Hazretlerini bir ara imtihana kalkışmışlar, imtihan etmişler. Sabaha kadar cevap vermiş, yetiştirmiş. Sonra o (Saidi Nursi hz.leri) bununla biraz mağrur olur gibi olmuş. Piri Ekmel Efendimizin (Es’ad Erbili Hazretleri) yanına dergaha gitmiş. 8-10 sual soracakmış. <span style="color: darkred">O’nun soracağı soruların hepsinin cevabını Esad Efendimiz sormadan veriyorlar</span>. ‘Ben şimdi mutmain oldum, hepsinin cevabını aldım’ diyor. Sonra ‘<span style="color: darkred">Ben Kadiri’den ders isteri</span><span style="color: darkred">m</span>’ diyor.”</span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Sultanul Arifin Sami Ramazanoğlu Hazretleri şöyle anlatmıştır: “Bendeniz Kelami Dergahında hizmet ederken Bediuzzaman hazretleri başında poşusu, belinde silahıyla, efevari bir kıyafetle ziyarete gelirdi. Bediuzzaman hazretleri o zaman gençti. <span style="color: darkred">Esad Efendimize sorular sorardı</span>. Cevabını alınca ‘ALLAHü Ekber’ der, hemen ayağa kalkardı. Esad Efendi’den Kadiri dersi aldı. Bir defasında Bediüzzzaman gittikten sonra, Esad efendi ‘<u>Bu genç,gençlere hizmetle görevli. İstikbalde gençlere iman davasında çok büyük hizmetler yapacak. Ama hala kendisi bunu bilmiyor, kendisine söylenmedi</u>’ dedi.”</span></strong></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Taha Kılınç, iki ALLAH dostunun münasebetine bir örnekle farklı bir açı getirdi: “Rahmetli Bediuzzaman Hazretleri Sami Efendi ile <span style="color: darkred">pirdeş</span> idi. Merhum, doğudan gelen hemşerilerinin tasavvuf yoluna intisap etme arzularını izhar ettiklerinde, onlara adres olarak sadece Sami Efendi Hazretleri’ni gösterir ve eklerdi: ‘İrşadla <span style="color: darkred">görevli kişi Sami Efendi’dir ona gidiniz, biz sadece iman hakikatlerini yazmak ve yaymakla memuruz’</span>.”</span></strong></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px">Yazar <strong>Yavuz Bülent Bakiler</strong>’in <strong>Kastamonu’nun son ulularından Hasib Efendi</strong>den dinlediği hatıraları sizinle paylaşmak istedik. Ayrıca Esad Erbili hazretlerini de yakından tanımış olan Hasib Efendiyi dinlerken vefatının seneyi devriyesinde büyük Sultanı analım istedik. Şimdi buyurun efendim, Hasib Efendinin dilinden o günleri bir dinleyelim:</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">“…O, 1925’li, 1930’lu yıllar korkunç yıllardı. Allah bize bir daha öyle yıllar, öyle günler göstermesin!</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">1925 yılında ben, 15-16 yaşlarımdaydım. Kur’an’ı çoktan hıfzetmiştim. O yıllardı Kastamonu’da Benli Sultan Şeyhi Nurettin Karasu Efendi vardı. Şeyh Efendi, beni ve hafız-ı kelam olan Ömer Aköz’ü alarak İstanbul’a götürdü. O zamanlar, Kelâmî Dergâhı, Topkapı’da, Çapa Kız Muallim Mektebi karşısındaki sokaklardan birindeydi. Beni Kelâmi Dergâhı Şeyhi Erbilli Mehmed Esat Efendiye teslim ettiler. M. Esat Efendi, Irak Türklerindendi. Seksen yaşının üzerinde bir âlim adamdı. Arapçası, Farsçası mükemmeldi. Nakşî tarikatına mensuptu. Onun, imâ yoluyla olsun siyasî meselelere girdiğini, şu veya bu siyasî kişi hakkında şöyle veya böyle konuştuğunu hiç duymadım. Siyasetle kıl kadar ilgisi yoktu.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Said-i Nursî Hazretlerini de ben o Kelâmî Dergâhında tanıdım. Esad Efendiye gelir-gider, Onu can kulağıyla dinlerdi.</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px">Kelâmî Dergâhında benim gibi yirmi kişi daha vardı. Hoca Efendiden Arapça-Farsça yanında, fıkıh, kelâm, sarf, nahiv, tecvid gibi dersler de görüyorduk. Dergâha gireli daha bir yıl bile olmadan Şeyh Said ayaklanması başlamasın mı? Esad Efendi üzüntüden ne yapacağını şaşırdı. Bir gün beni yanına çağırdı: “Oğlum, dedi İslamın sancılı günleri yakındır! Bu ayaklanma yüzünden başımıza bir takım belaların geleceğini görür gibi oluyorum. Artık senin buralarda kalman doğru olmaz. Çünkü din eğitimi için gerekli zeminler kurutulacak; birtakım kimseler ortadan kaldırılacaktır. O bakımdan senin hemen Kastamonu’ya dönmen lazım. Toparlan ve en kısa zamanda yola çık!”</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><a href="http://www.benlisultan.com/arsiv.asp?k=1&b=28" target="_blank">Benlisultan.Com Kastamonu - Blog Arşivi</a>[SIZE=+0]</span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span><strong>Prof Dr. Ethem Cebecioğlu: Ben de onu soracaktım efendim, Bediüzzaman gelir miydi?</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Hasib Efendi:</strong> Evet, Bediüzzaman gelirdi. Pir Efendimiz sedire otururdu. Bediüzzaman hürmetinden dolayı kapı dibine diz çökerdi. Sohbet bazen çok ilerlerdi. İlerlediği zaman Bediüzzaman Hazretleri "Efendi Hazretlerini yormayalım!" der, Pir Efendimiz de istirahata çekilirdi. Sohbeti Bediüzzaman devam ettirirdi. Kendisi Pir Efendimizden Kadirilik sulükü üzere terbiye almıştı zaten.</p><p></p><p>[/SIZE]</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="talib, post: 205468"] [b]Cevap: Bediüzzaman Hazretlerinin Her Soruya Cevap Vermesi Hakkındaki İtiraz[/b] [SIZE=3][B][FONT=Trebuchet MS]Musa Topbaş Efendi bizzat anlatmıştır: "(Sami Efendimiz) Bediuzzaman Hazretlerini bir ara imtihana kalkışmışlar, imtihan etmişler. Sabaha kadar cevap vermiş, yetiştirmiş. Sonra o (Saidi Nursi hz.leri) bununla biraz mağrur olur gibi olmuş. Piri Ekmel Efendimizin (Es’ad Erbili Hazretleri) yanına dergaha gitmiş. 8-10 sual soracakmış. [COLOR=darkred]O’nun soracağı soruların hepsinin cevabını Esad Efendimiz sormadan veriyorlar[/COLOR]. ‘Ben şimdi mutmain oldum, hepsinin cevabını aldım’ diyor. Sonra ‘[COLOR=darkred]Ben Kadiri’den ders isteri[/COLOR][COLOR=darkred]m[/COLOR]’ diyor.” Sultanul Arifin Sami Ramazanoğlu Hazretleri şöyle anlatmıştır: “Bendeniz Kelami Dergahında hizmet ederken Bediuzzaman hazretleri başında poşusu, belinde silahıyla, efevari bir kıyafetle ziyarete gelirdi. Bediuzzaman hazretleri o zaman gençti. [COLOR=darkred]Esad Efendimize sorular sorardı[/COLOR]. Cevabını alınca ‘ALLAHü Ekber’ der, hemen ayağa kalkardı. Esad Efendi’den Kadiri dersi aldı. Bir defasında Bediüzzzaman gittikten sonra, Esad efendi ‘[U]Bu genç,gençlere hizmetle görevli. İstikbalde gençlere iman davasında çok büyük hizmetler yapacak. Ama hala kendisi bunu bilmiyor, kendisine söylenmedi[/U]’ dedi.”[/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=3][B][FONT=Trebuchet MS][/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=3][B][FONT=Trebuchet MS]Taha Kılınç, iki ALLAH dostunun münasebetine bir örnekle farklı bir açı getirdi: “Rahmetli Bediuzzaman Hazretleri Sami Efendi ile [COLOR=darkred]pirdeş[/COLOR] idi. Merhum, doğudan gelen hemşerilerinin tasavvuf yoluna intisap etme arzularını izhar ettiklerinde, onlara adres olarak sadece Sami Efendi Hazretleri’ni gösterir ve eklerdi: ‘İrşadla [COLOR=darkred]görevli kişi Sami Efendi’dir ona gidiniz, biz sadece iman hakikatlerini yazmak ve yaymakla memuruz’[/COLOR].”[/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=3][B][FONT=Trebuchet MS][/FONT][/B][/SIZE] [SIZE=3]Yazar [B]Yavuz Bülent Bakiler[/B]’in [B]Kastamonu’nun son ulularından Hasib Efendi[/B]den dinlediği hatıraları sizinle paylaşmak istedik. Ayrıca Esad Erbili hazretlerini de yakından tanımış olan Hasib Efendiyi dinlerken vefatının seneyi devriyesinde büyük Sultanı analım istedik. Şimdi buyurun efendim, Hasib Efendinin dilinden o günleri bir dinleyelim: “…O, 1925’li, 1930’lu yıllar korkunç yıllardı. Allah bize bir daha öyle yıllar, öyle günler göstermesin! 1925 yılında ben, 15-16 yaşlarımdaydım. Kur’an’ı çoktan hıfzetmiştim. O yıllardı Kastamonu’da Benli Sultan Şeyhi Nurettin Karasu Efendi vardı. Şeyh Efendi, beni ve hafız-ı kelam olan Ömer Aköz’ü alarak İstanbul’a götürdü. O zamanlar, Kelâmî Dergâhı, Topkapı’da, Çapa Kız Muallim Mektebi karşısındaki sokaklardan birindeydi. Beni Kelâmi Dergâhı Şeyhi Erbilli Mehmed Esat Efendiye teslim ettiler. M. Esat Efendi, Irak Türklerindendi. Seksen yaşının üzerinde bir âlim adamdı. Arapçası, Farsçası mükemmeldi. Nakşî tarikatına mensuptu. Onun, imâ yoluyla olsun siyasî meselelere girdiğini, şu veya bu siyasî kişi hakkında şöyle veya böyle konuştuğunu hiç duymadım. Siyasetle kıl kadar ilgisi yoktu. Said-i Nursî Hazretlerini de ben o Kelâmî Dergâhında tanıdım. Esad Efendiye gelir-gider, Onu can kulağıyla dinlerdi. Kelâmî Dergâhında benim gibi yirmi kişi daha vardı. Hoca Efendiden Arapça-Farsça yanında, fıkıh, kelâm, sarf, nahiv, tecvid gibi dersler de görüyorduk. Dergâha gireli daha bir yıl bile olmadan Şeyh Said ayaklanması başlamasın mı? Esad Efendi üzüntüden ne yapacağını şaşırdı. Bir gün beni yanına çağırdı: “Oğlum, dedi İslamın sancılı günleri yakındır! Bu ayaklanma yüzünden başımıza bir takım belaların geleceğini görür gibi oluyorum. Artık senin buralarda kalman doğru olmaz. Çünkü din eğitimi için gerekli zeminler kurutulacak; birtakım kimseler ortadan kaldırılacaktır. O bakımdan senin hemen Kastamonu’ya dönmen lazım. Toparlan ve en kısa zamanda yola çık!” [url=http://www.benlisultan.com/arsiv.asp?k=1&b=28]Benlisultan.Com Kastamonu - Blog Arşivi[/url][SIZE=+0] [/SIZE][B]Prof Dr. Ethem Cebecioğlu: Ben de onu soracaktım efendim, Bediüzzaman gelir miydi? Hasib Efendi:[/B] Evet, Bediüzzaman gelirdi. Pir Efendimiz sedire otururdu. Bediüzzaman hürmetinden dolayı kapı dibine diz çökerdi. Sohbet bazen çok ilerlerdi. İlerlediği zaman Bediüzzaman Hazretleri "Efendi Hazretlerini yormayalım!" der, Pir Efendimiz de istirahata çekilirdi. Sohbeti Bediüzzaman devam ettirirdi. Kendisi Pir Efendimizden Kadirilik sulükü üzere terbiye almıştı zaten. [/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Risale-i Nur'a ve Bediüzzaman'a Gelen İtirazlar
Bediüzzaman Hazretlerinin Her Soruya Cevap Vermesi Hakkındaki İtiraz ve cvp
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst