Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Sorularla Risale-i Nur
Bediüzzaman hazretlerinin İsrail hakkında neler söylediğini merak ediyorum.
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 262677" data-attributes="member: 1004566"><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Soru: Bediüzzaman hazretlerinin İsrail hakkında neler söylediğini merak ediyorum. Ayrıca İslam dünyası çok perişan bir durumda Bediüzzaman istikbal inkılabatı içinde en yüksek gür sada islamın sadası olacaktır diyor bu gür ama islam dünyasının durumu ve yahudilerin dünyaya hakim olması kafamı karıştırıyor. Yanılmıyorsam üstat fecr i sadıktan bahsediyor. Bu müşkülümü hallederseniz sevinirim.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Cevabımız</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Değerli Kardeşimiz;</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Üstat, Yahudiler hakkında dolayısı ile bugünkü İsrail hakkında Risale-i Nurda şu tespitleri yapıyor. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Hırs, sebeb-i haybettir ve illet ve zillettir; ve mahrumiyet ve sefaleti getirir. Evet, her milletten ziyade hırsla dünyaya saldıran Yahudi milletinin zillet ve sefaleti, bu hükme bir şahid-i kàtı'dır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Hem daire-i insaniye içinde her milletten ziyade hırsla dünyaya yapışan ve aşk ile hayat-ı dünyeviyeye bağlanan Yahudi milleti, pek çok zahmetle kazandığı, kendine faydası az, yalnız hazinedarlık ettiği gayr-ı meşru bir servet-i ribâ ile bütün milletlerden yedikleri sille-i zillet ve sefalet, katl ve ihanet gösteriyor ki, hırs maden-i zillet ve hasârettir. (Mektubat.22.Mektup.2.Mebhas)</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Hem dünyada, milletler içinde şiddet-i hırsla meşhur olan Yahudi milletinden daha ziyade rızık peşinde koşan olmuyor. Halbuki zillet ve sefalet içinde en ziyade sû-i maişete onlar maruz oluyorlar. Onların zenginleri dahi süflî yaşıyorlar. Zaten ribâ gibi gayr-ı meşru yollarla kazandıkları mal, rızk-ı helâl değil ki meselemizi cerh etsin.(Mektubat.29.Mektup Üçüncü desise-i şeytaniye.)</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Hem Yahudi milleti hırs ile, ribâ ile, hile dolabı ile rızıklarını zilletli ve sefaletli, gayr-ı meşru ve ancak yaşayacak kadar rızıklarını bulması ve sahrânişinlerin, yani bedevîlerin, kanaatkârâne vaziyetleri, izzetle yaşaması ve kâfi rızkı bulması, yine mezkûr dâvâmızı kat'î ispat eder.(lemalar.19.Lema)</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Üstat burada Yahudi milletinin hırs ve dünya sevgisine işaret ediyor. Ve bu hırs ve dünya sevgisinden dolayı Yahudi milletinin zillet ve meskenet cezasına çarptırıldıklarını söylüyor. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Kazandıkları dünyalığın ve servetinde haram olan faiz yolu ile olduğunu ama bu servetten tarih boyunca fayda görmediklerine işaret ediyor. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Zillet ve meskenet cezası ise yersiz ve yurtsuz kalıp sair devlet ve kavimlere sığıntı olmak anlamındadır. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Yahudiler tarih boyunca hep yersiz ve yurtsuz kalıp her kavimden şiddetli tokatlar yemişlerdir en yakın örneği Alman Hitleridir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Kaderin cilvesi ki, tarihte bu zalim ve alçaklara şefkat sinesini açan hep İslam hükümetleri olmuşken, Osmanlı gibi hali hazırda o tokat ve zilletin acısını Filistin’den çıkarıyorlar.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Aziz Nur kumandanı ve Kur'ân'ın hâdimi kardeşim Refet Bey,</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Yahudi milleti hubb-u hayat ve dünyaperestlikte ifrat ettikleri için, her asırda zillet ve meskenet tokadını yemeye müstehak olmuşlar.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Fakat bu Filistin meselesinde; hubb-u hayat ve dünyaperestlik hissi değil, belki enbiya-yı Benî İsrailiyenin mezaristanı olan Filistin, o eski peygamberlerin kendi milliyetlerinden bulunması cihetiyle, bir cihette bir ehemmiyetli hiss-i millî ve dinî olmasından, çabuk tokat yemiyorlar. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Yoksa, koca Arabistan'da az bir zümre hiç dayanamayacaktı, çabuk meskenete girecekti .(Şualar.14.Şua)</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Üstat burada da İsrail devletinin koca Arap alemini mağlup etme gerekçesini izah ediyor. İsrail devletinin gücü karşı rakibinin güçsüzlüğünden ileri geliyor.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Arap aleminin güçsüzlüğünün birinci sebebi İslam’dan ve ittifaktan uzak kalması ve diktatör rejimler tarafından yönetilmesidir. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Şayet Arap aleminde İslam ve demokrasi yerleşirse, İsrail’in orada barınması imkansız olur. Bu yüzden İsrail Mısır ve ona benzer ülkelerin tiranları (Kendini İlah gören idareci) ile gizli olarak iyi ilişkiler kuruyor. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Bugün Mısırın Filistin’e gıda yardımını bile kesmesinin ardında İsrail ile yaptığı gizli istihbarat anlaşması vardır. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Üçüncü cihet ve sebep: Her iki Deccal, Yahudinin İslâm ve Hıristiyan aleyhinde şiddetli bir intikam besleyen gizli komitesinin muavenetini ve kadın hürriyetlerinin perdesi altındaki dehşetli bir diğer komitenin yardımını, hattâ İslâm Deccalı masonların komitelerini aldatıp müzaheretlerini kazandıklarından, dehşetli bir iktidar zannedilir. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Hem bazı ehl-i velâyetin istihracatıyla anlaşılıyor ki, İslâm devletinin başına geçecek olan Süfyanî Deccal ise, gayet muktedir ve dahi ve faal ve gösterişi istemeyen ve şahsî olan şan ve şerefe ehemmiyet vermeyen bir sadrâzam ve gayet cesur ve iktidarlı ve metin ve cevval ve şöhretperestliğe tenezzül etmeyen bir serasker bulur, onları teshir eder. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Onların fevkalâde ve dâhiyâne icraatlarını, riyasızlıklarından istifade ile kendi şahsına isnat ve o vasıtayla koca ordunun ve hükûmetin teceddüt ve inkılâp ve harb-i umumî inkılâbından gelen şiddet-i ihtiyacın sevkiyle işledikleri terakkiyatı şahsına isnad ettirerek şahsında pek acip ve harika bir iktidar bulunduğunu meddahlar tarafından işâa ettirir.(Şular.5.Şua)</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">ON DÖRDÜNCÜ MESELE</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Rivayette var ki, "Deccalın mühim kuvveti Yahudidir. Yahudiler severek tâbi olurlar."2</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Allahu a'lem, diyebiliriz ki, bu rivayetin bir parça tevili Rusya'da çıkmış. Çünkü, her hükûmetin zulmünü gören Yahudiler, Almanya memleketinde kesretle toplanıp intikamlarını almak için, komünist komitesinin tesisinde mühim bir rol ile Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı, Rusya'nın Başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin'den sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya'nın başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar. Büyük Deccalın komitesini ve bir kısım icraatını gösterdiler. Ve sair hükûmetlerde dahi ehemmiyetli sarsıntılar verip karıştırdılar.(Şular.5.Şua)</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Buradan da anlaşılacağı üzere ahir zaman fitnelerinde ve deccalin arka planında Yahudiler önemli roller oynayacaklardır.Deccalin önemli bir yardımcısı ve kuvveti olacaklar.Bugün masonların dünya servetini ve medyasını elinde bulundurması bu meseleyi gayet güzel izah eder. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Meselâ, 2 "Kızlarınızı sağ bırakıp yeni doğan erkek çocuklarınızı kesiyorlardı." Bakara Sûresi, 2:49.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Benî İsrail'in oğullarının kesilip kadın ve kızlarını hayatta bırakmak, bir Firavun zamanında yapılan bir hadise unvanıyla, Yahudi milletinin ekser memleketlerde her asırda maruz olduğu müteaddit katliamları, kadın ve kızları hayat-ı beşeriye-i sefihânede oynadıkları rolü ifade eder.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">3 "Sen onları, hayata karşı insanların en hırslısı olarak bulursun." Bakara Sûresi, 2:96.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">4 "Onların çoğunun günaha, zulme ve haram yemeye koşuştuklarını görürsün. Ne kötü birşeydir o yaptıkları!" Mâide Sûresi, 5:62.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">5 "Onlar yeryüzünde hep bozgunculuğa koşarlar. Allah ise bozguncuları sevmez." Mâide Sûresi, 5:64.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">6 "İsrailoğullarına Tevrat'ta şöyle bildirdik: Siz yeryüzünde iki kere fesat çıkaracaksınız." İsrâ Sûresi, 17:4.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">7 "Bozgunculuk yaparak yeryüzünü fesada vermeyin." Bakara Sûresi, 2:60</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Yahudilere müteveccih şu iki hükm-ü Kur'ânî, o milletin hayat-ı içtimaiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müthiş düstur-u umumîyi tazammun eder ki, hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeyi sarsan ve sa'y ve ameli sermaye ile mübareze ettirip fukarayı zenginlerle çarpıştıran muzaaf ribâ yapıp bankaları tesise sebebiyet veren ve hile ve hud'a ile cem-i mal eden o millet olduğu gibi; mahrum kaldıkları ve daima zulmünü gördükleri hükûmetlerden ve galiplerden intikamlarını almak için her çeşit fesat komitelerine karışan ve her nevi ihtilâle parmak karıştıran yine o millet olduğunu ifade ediyor.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Meselâ, Haydi, ölümü isteyin." Bakara Sûresi, 2:94. "Eğer doğru iseniz mevti isteyiniz. Hiç istemeyeceksiniz." İşte, meclis-i Nebevîde, küçük bir cemaatin, cüz'î bir hadise ünvanıyla, milel-i insaniye içinde hırs-ı hayat ve havf-ı mematla en meşhur olan millet-i Yehudun tâ kıyamete kadar lisan-ı halleri mevti istemeyeceğini ve hayat hırsını bırakmayacağını ifade eder.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Meselâ, şu "Onların üzerine bir zillet ve yoksulluk damgası vuruldu." Bakara Sûresi, 2:61.ünvanla, o milletin mukadderât-ı istikbaliyesini umumî bir surette ifade eder. İşte, şu milletin seciyelerinde ve mukadderatında münderiç olan şöyle müthiş desatir içindir ki, Kur'ân onlara karşı pek şiddetli davranıyor, dehşetli sille-i tedip vuruyor.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">İşte, şu misallerden, kıssa-i Mûsâ Aleyhisselâm ve Benî İsrail'in sair cüzlerini ve sair kıssalarını bu kıssaya kıyas et. Şimdi şu Dördüncü Işıktaki i'câzî lem'a-i îcaz gibi, Kur'ân'ın basit kelimatlarının ve cüz'î mebhaslarının arkalarında pek çok lemeât-ı i'câziye vardır. Ârife işaret yeter.( Sözker.25.Söz) </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Dünya imtihan yeri olduğu için hak ile batıl, doğru ile yanlış, iman ile küfür hep çarpışma ve mücadele içindedir.Bu imtihan gereği bazen hak bezen de batıl galip geliyor ama hiçbir zaman her iki tarafta yok olup gitmiyor.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Allah’ın iki türlü şeriatı vardır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Birisi insanların hayatını ve toplumsal yapısını intizam altına alan ve düzenleyen İslam şeriatıdır.Bu şeriatı terk eden saadeti ebediyeyi kaybeder. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Kainattaki düzen ve intizamın sağlanması için de Allah'ın Kudretinin tecellisi olan ve yanlışlıkla tabiat kanunları dediğimiz ve SünnetullahEvamir-i tekviniye" denir. Bir kaç örnek verelim: Yerdeki çekme, sudaki kaldırma, ateşteki yakma, insan gözündeki görme kanunu gibi. tabir edilen kanunlara da "</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Bilim adamlarının yaptığı bütün çalışmalar ve buluşlar bu tekvini kanunların istikametinde hareket ederek ortaya çıkmıştır. Uçmak için kuştaki kanunlar taklit edilerek uçaklar yapıldığı gibi suyun kaldırma kanunu taklid edilerek te gemiler yapılmıştır. Daha nice kanunlar vardır. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Kim bu kanunlara itaat ederse dünyasını güzelleştirir. Mü'min veya kafir fark etmez. Şayet bu şeriata uyulmaz ise neticesi ve cezası sefalet ve fakirliktir. Bugün kafir İsrail ve Avrupa devletleri bu şeriata sıkı sıkıya sarıldıkları için mükafat olarak teknik ve askeri açıdan kuvvetlidirler.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Maalesef Müslüman dünyası Kuran ve sünnet ahlakından uzak bir tembellik ve atalet hayatı yaşadıkları için dünyada sefil ve fakir kalmışlardır.Çare ise İslam şeriatı ile birlikte tekvini şeriata ittiba etmektir. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Her şey inceldiği; zulüm ise kalınlaştığı yerden kopar. Bu yüzden zulüm ve küfür sistemi daimi ve sürekli olmamıştır. Tarihte küfür ve zulüm düzeninin yüz yılı geçtiği vaki değildir. İşte Rusya da ki Komünist düzeni en fazla yetmiş yıl dayanabildi. İnşallah İsrail’in zulüm ve şımarıklığının sonu da yakındır.Zira bebek öldürmekten çekinmeyen canavar bozması insanların daimi saltanat sürmesi Allah’ın rahmet ve adalet kanuna muvafık değildir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Diğer bir husus İslam ülkelerindeki dikta ve baskıcı rejimlerin ekseri olarak emperyalist Avrupa ve Amerika tesirinde olmasıdır. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Tek çıkar yol Cumhuriyet ve demokrasidir. Cumhuriyetin ve demokrasinin hakim olduğu bir ülkede harici tesir ve yönlendirme olmaz. Arap ülkelerindeki dikta rejimleri buna güzel bir örnektir. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Üstat bir çok yerde İslam aleminin tekrar ihya olup eski şaşalı günlerine döneceğini ve adaleti dünyaya tesis edeceğini haber veriyor. Bunun emareleri çıkmaya da başlamıştır. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Yetmiş bir (71) denilen tarih, iki şekilde anlaşılmaktadır. Birisi Hicri tarih olan (1371) 1950' li yıllar kast edilir. İkncisi ise, bu Miladi tarihtir. (1971) Üstadımız bu tarihte bir fecir, yani bir manevi sabahın yaşanacağını ifade ediyor. Fakat fecir dediğimiz güneşin doğmasının iki devresi ve anlamı vardır. Şöyle ki: </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Fecir, sabaha karşı şark ufkunda yayılmaya başlayan beyaz bir aydınlıktır. Bunun mukabili birinci fecirdir ki, bir aydınlıktan sonra tekrar aydınlık gider. Bu birinci aydınlığa fecr-i kâzib denir. Ondan sonra güneşin nurları tekrar kendisini göstermeye başlar. Sabah namazının vakti, fecr-i sâdıkta başlar. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">İşte Üstadımız, İslam güneşinin inkişafını da bu fecir dediğimiz hadiseye benzetmektedir. Yani bu ülkede (1371) veya (1971) de manevi bir güneşin nurları görünecektir. Şayet bu yalancı fecir bile olsa, bu fecir hakiki fecrin müjdecisidir. 30 - 40 sene sonra (1981 - 1991) veya (2001 ve 2011) fecr-i sadık dediğimiz, İslam güneşinin tezahür etmesi ve nurlarını artık hakiki olarak göstereceği ve aydınlatacağı müjdelenmektedir. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">1981 - Ülkenin içerisine sürüklenilmesine çalışılan sağ - sol mücadelesinden bir cihetle kurtulması.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">1991 - Ülkenin sanayi ve ticaret alanında ciddi atılımlar yapması ve bazı tabulardan kurtulması.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">2001 - Ülkenin içerisinde mevcut olan bazı fikirlerin tamamen tezahür edip, kimin ne fikirde olduğunun tezahürü.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">2011 - Ülkenin maddi ve manevi refaha kavuşması.. (İnşâallah) </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Üstadın ifadesiyle, gaybı ancak Allah bilir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Selam ve dua ile... </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Sorularla Risale-Nur Editör </span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 262677, member: 1004566"] [SIZE=3][FONT=comic sans ms] Soru: Bediüzzaman hazretlerinin İsrail hakkında neler söylediğini merak ediyorum. Ayrıca İslam dünyası çok perişan bir durumda Bediüzzaman istikbal inkılabatı içinde en yüksek gür sada islamın sadası olacaktır diyor bu gür ama islam dünyasının durumu ve yahudilerin dünyaya hakim olması kafamı karıştırıyor. Yanılmıyorsam üstat fecr i sadıktan bahsediyor. Bu müşkülümü hallederseniz sevinirim. Cevabımız Değerli Kardeşimiz; Üstat, Yahudiler hakkında dolayısı ile bugünkü İsrail hakkında Risale-i Nurda şu tespitleri yapıyor. Hırs, sebeb-i haybettir ve illet ve zillettir; ve mahrumiyet ve sefaleti getirir. Evet, her milletten ziyade hırsla dünyaya saldıran Yahudi milletinin zillet ve sefaleti, bu hükme bir şahid-i kàtı'dır. Hem daire-i insaniye içinde her milletten ziyade hırsla dünyaya yapışan ve aşk ile hayat-ı dünyeviyeye bağlanan Yahudi milleti, pek çok zahmetle kazandığı, kendine faydası az, yalnız hazinedarlık ettiği gayr-ı meşru bir servet-i ribâ ile bütün milletlerden yedikleri sille-i zillet ve sefalet, katl ve ihanet gösteriyor ki, hırs maden-i zillet ve hasârettir. (Mektubat.22.Mektup.2.Mebhas) Hem dünyada, milletler içinde şiddet-i hırsla meşhur olan Yahudi milletinden daha ziyade rızık peşinde koşan olmuyor. Halbuki zillet ve sefalet içinde en ziyade sû-i maişete onlar maruz oluyorlar. Onların zenginleri dahi süflî yaşıyorlar. Zaten ribâ gibi gayr-ı meşru yollarla kazandıkları mal, rızk-ı helâl değil ki meselemizi cerh etsin.(Mektubat.29.Mektup Üçüncü desise-i şeytaniye.) Hem Yahudi milleti hırs ile, ribâ ile, hile dolabı ile rızıklarını zilletli ve sefaletli, gayr-ı meşru ve ancak yaşayacak kadar rızıklarını bulması ve sahrânişinlerin, yani bedevîlerin, kanaatkârâne vaziyetleri, izzetle yaşaması ve kâfi rızkı bulması, yine mezkûr dâvâmızı kat'î ispat eder.(lemalar.19.Lema) Üstat burada Yahudi milletinin hırs ve dünya sevgisine işaret ediyor. Ve bu hırs ve dünya sevgisinden dolayı Yahudi milletinin zillet ve meskenet cezasına çarptırıldıklarını söylüyor. Kazandıkları dünyalığın ve servetinde haram olan faiz yolu ile olduğunu ama bu servetten tarih boyunca fayda görmediklerine işaret ediyor. Zillet ve meskenet cezası ise yersiz ve yurtsuz kalıp sair devlet ve kavimlere sığıntı olmak anlamındadır. Yahudiler tarih boyunca hep yersiz ve yurtsuz kalıp her kavimden şiddetli tokatlar yemişlerdir en yakın örneği Alman Hitleridir. Kaderin cilvesi ki, tarihte bu zalim ve alçaklara şefkat sinesini açan hep İslam hükümetleri olmuşken, Osmanlı gibi hali hazırda o tokat ve zilletin acısını Filistin’den çıkarıyorlar. Aziz Nur kumandanı ve Kur'ân'ın hâdimi kardeşim Refet Bey, Yahudi milleti hubb-u hayat ve dünyaperestlikte ifrat ettikleri için, her asırda zillet ve meskenet tokadını yemeye müstehak olmuşlar. Fakat bu Filistin meselesinde; hubb-u hayat ve dünyaperestlik hissi değil, belki enbiya-yı Benî İsrailiyenin mezaristanı olan Filistin, o eski peygamberlerin kendi milliyetlerinden bulunması cihetiyle, bir cihette bir ehemmiyetli hiss-i millî ve dinî olmasından, çabuk tokat yemiyorlar. Yoksa, koca Arabistan'da az bir zümre hiç dayanamayacaktı, çabuk meskenete girecekti .(Şualar.14.Şua) Üstat burada da İsrail devletinin koca Arap alemini mağlup etme gerekçesini izah ediyor. İsrail devletinin gücü karşı rakibinin güçsüzlüğünden ileri geliyor. Arap aleminin güçsüzlüğünün birinci sebebi İslam’dan ve ittifaktan uzak kalması ve diktatör rejimler tarafından yönetilmesidir. Şayet Arap aleminde İslam ve demokrasi yerleşirse, İsrail’in orada barınması imkansız olur. Bu yüzden İsrail Mısır ve ona benzer ülkelerin tiranları (Kendini İlah gören idareci) ile gizli olarak iyi ilişkiler kuruyor. Bugün Mısırın Filistin’e gıda yardımını bile kesmesinin ardında İsrail ile yaptığı gizli istihbarat anlaşması vardır. Üçüncü cihet ve sebep: Her iki Deccal, Yahudinin İslâm ve Hıristiyan aleyhinde şiddetli bir intikam besleyen gizli komitesinin muavenetini ve kadın hürriyetlerinin perdesi altındaki dehşetli bir diğer komitenin yardımını, hattâ İslâm Deccalı masonların komitelerini aldatıp müzaheretlerini kazandıklarından, dehşetli bir iktidar zannedilir. Hem bazı ehl-i velâyetin istihracatıyla anlaşılıyor ki, İslâm devletinin başına geçecek olan Süfyanî Deccal ise, gayet muktedir ve dahi ve faal ve gösterişi istemeyen ve şahsî olan şan ve şerefe ehemmiyet vermeyen bir sadrâzam ve gayet cesur ve iktidarlı ve metin ve cevval ve şöhretperestliğe tenezzül etmeyen bir serasker bulur, onları teshir eder. Onların fevkalâde ve dâhiyâne icraatlarını, riyasızlıklarından istifade ile kendi şahsına isnat ve o vasıtayla koca ordunun ve hükûmetin teceddüt ve inkılâp ve harb-i umumî inkılâbından gelen şiddet-i ihtiyacın sevkiyle işledikleri terakkiyatı şahsına isnad ettirerek şahsında pek acip ve harika bir iktidar bulunduğunu meddahlar tarafından işâa ettirir.(Şular.5.Şua) ON DÖRDÜNCÜ MESELE Rivayette var ki, "Deccalın mühim kuvveti Yahudidir. Yahudiler severek tâbi olurlar."2 Allahu a'lem, diyebiliriz ki, bu rivayetin bir parça tevili Rusya'da çıkmış. Çünkü, her hükûmetin zulmünü gören Yahudiler, Almanya memleketinde kesretle toplanıp intikamlarını almak için, komünist komitesinin tesisinde mühim bir rol ile Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı, Rusya'nın Başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin'den sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya'nın başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar. Büyük Deccalın komitesini ve bir kısım icraatını gösterdiler. Ve sair hükûmetlerde dahi ehemmiyetli sarsıntılar verip karıştırdılar.(Şular.5.Şua) Buradan da anlaşılacağı üzere ahir zaman fitnelerinde ve deccalin arka planında Yahudiler önemli roller oynayacaklardır.Deccalin önemli bir yardımcısı ve kuvveti olacaklar.Bugün masonların dünya servetini ve medyasını elinde bulundurması bu meseleyi gayet güzel izah eder. Meselâ, 2 "Kızlarınızı sağ bırakıp yeni doğan erkek çocuklarınızı kesiyorlardı." Bakara Sûresi, 2:49. Benî İsrail'in oğullarının kesilip kadın ve kızlarını hayatta bırakmak, bir Firavun zamanında yapılan bir hadise unvanıyla, Yahudi milletinin ekser memleketlerde her asırda maruz olduğu müteaddit katliamları, kadın ve kızları hayat-ı beşeriye-i sefihânede oynadıkları rolü ifade eder. 3 "Sen onları, hayata karşı insanların en hırslısı olarak bulursun." Bakara Sûresi, 2:96. 4 "Onların çoğunun günaha, zulme ve haram yemeye koşuştuklarını görürsün. Ne kötü birşeydir o yaptıkları!" Mâide Sûresi, 5:62. 5 "Onlar yeryüzünde hep bozgunculuğa koşarlar. Allah ise bozguncuları sevmez." Mâide Sûresi, 5:64. 6 "İsrailoğullarına Tevrat'ta şöyle bildirdik: Siz yeryüzünde iki kere fesat çıkaracaksınız." İsrâ Sûresi, 17:4. 7 "Bozgunculuk yaparak yeryüzünü fesada vermeyin." Bakara Sûresi, 2:60 Yahudilere müteveccih şu iki hükm-ü Kur'ânî, o milletin hayat-ı içtimaiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müthiş düstur-u umumîyi tazammun eder ki, hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeyi sarsan ve sa'y ve ameli sermaye ile mübareze ettirip fukarayı zenginlerle çarpıştıran muzaaf ribâ yapıp bankaları tesise sebebiyet veren ve hile ve hud'a ile cem-i mal eden o millet olduğu gibi; mahrum kaldıkları ve daima zulmünü gördükleri hükûmetlerden ve galiplerden intikamlarını almak için her çeşit fesat komitelerine karışan ve her nevi ihtilâle parmak karıştıran yine o millet olduğunu ifade ediyor. Meselâ, Haydi, ölümü isteyin." Bakara Sûresi, 2:94. "Eğer doğru iseniz mevti isteyiniz. Hiç istemeyeceksiniz." İşte, meclis-i Nebevîde, küçük bir cemaatin, cüz'î bir hadise ünvanıyla, milel-i insaniye içinde hırs-ı hayat ve havf-ı mematla en meşhur olan millet-i Yehudun tâ kıyamete kadar lisan-ı halleri mevti istemeyeceğini ve hayat hırsını bırakmayacağını ifade eder. Meselâ, şu "Onların üzerine bir zillet ve yoksulluk damgası vuruldu." Bakara Sûresi, 2:61.ünvanla, o milletin mukadderât-ı istikbaliyesini umumî bir surette ifade eder. İşte, şu milletin seciyelerinde ve mukadderatında münderiç olan şöyle müthiş desatir içindir ki, Kur'ân onlara karşı pek şiddetli davranıyor, dehşetli sille-i tedip vuruyor. İşte, şu misallerden, kıssa-i Mûsâ Aleyhisselâm ve Benî İsrail'in sair cüzlerini ve sair kıssalarını bu kıssaya kıyas et. Şimdi şu Dördüncü Işıktaki i'câzî lem'a-i îcaz gibi, Kur'ân'ın basit kelimatlarının ve cüz'î mebhaslarının arkalarında pek çok lemeât-ı i'câziye vardır. Ârife işaret yeter.( Sözker.25.Söz) Dünya imtihan yeri olduğu için hak ile batıl, doğru ile yanlış, iman ile küfür hep çarpışma ve mücadele içindedir.Bu imtihan gereği bazen hak bezen de batıl galip geliyor ama hiçbir zaman her iki tarafta yok olup gitmiyor. Allah’ın iki türlü şeriatı vardır. Birisi insanların hayatını ve toplumsal yapısını intizam altına alan ve düzenleyen İslam şeriatıdır.Bu şeriatı terk eden saadeti ebediyeyi kaybeder. Kainattaki düzen ve intizamın sağlanması için de Allah'ın Kudretinin tecellisi olan ve yanlışlıkla tabiat kanunları dediğimiz ve SünnetullahEvamir-i tekviniye" denir. Bir kaç örnek verelim: Yerdeki çekme, sudaki kaldırma, ateşteki yakma, insan gözündeki görme kanunu gibi. tabir edilen kanunlara da " Bilim adamlarının yaptığı bütün çalışmalar ve buluşlar bu tekvini kanunların istikametinde hareket ederek ortaya çıkmıştır. Uçmak için kuştaki kanunlar taklit edilerek uçaklar yapıldığı gibi suyun kaldırma kanunu taklid edilerek te gemiler yapılmıştır. Daha nice kanunlar vardır. Kim bu kanunlara itaat ederse dünyasını güzelleştirir. Mü'min veya kafir fark etmez. Şayet bu şeriata uyulmaz ise neticesi ve cezası sefalet ve fakirliktir. Bugün kafir İsrail ve Avrupa devletleri bu şeriata sıkı sıkıya sarıldıkları için mükafat olarak teknik ve askeri açıdan kuvvetlidirler. Maalesef Müslüman dünyası Kuran ve sünnet ahlakından uzak bir tembellik ve atalet hayatı yaşadıkları için dünyada sefil ve fakir kalmışlardır.Çare ise İslam şeriatı ile birlikte tekvini şeriata ittiba etmektir. Her şey inceldiği; zulüm ise kalınlaştığı yerden kopar. Bu yüzden zulüm ve küfür sistemi daimi ve sürekli olmamıştır. Tarihte küfür ve zulüm düzeninin yüz yılı geçtiği vaki değildir. İşte Rusya da ki Komünist düzeni en fazla yetmiş yıl dayanabildi. İnşallah İsrail’in zulüm ve şımarıklığının sonu da yakındır.Zira bebek öldürmekten çekinmeyen canavar bozması insanların daimi saltanat sürmesi Allah’ın rahmet ve adalet kanuna muvafık değildir. Diğer bir husus İslam ülkelerindeki dikta ve baskıcı rejimlerin ekseri olarak emperyalist Avrupa ve Amerika tesirinde olmasıdır. Tek çıkar yol Cumhuriyet ve demokrasidir. Cumhuriyetin ve demokrasinin hakim olduğu bir ülkede harici tesir ve yönlendirme olmaz. Arap ülkelerindeki dikta rejimleri buna güzel bir örnektir. Üstat bir çok yerde İslam aleminin tekrar ihya olup eski şaşalı günlerine döneceğini ve adaleti dünyaya tesis edeceğini haber veriyor. Bunun emareleri çıkmaya da başlamıştır. Yetmiş bir (71) denilen tarih, iki şekilde anlaşılmaktadır. Birisi Hicri tarih olan (1371) 1950' li yıllar kast edilir. İkncisi ise, bu Miladi tarihtir. (1971) Üstadımız bu tarihte bir fecir, yani bir manevi sabahın yaşanacağını ifade ediyor. Fakat fecir dediğimiz güneşin doğmasının iki devresi ve anlamı vardır. Şöyle ki: Fecir, sabaha karşı şark ufkunda yayılmaya başlayan beyaz bir aydınlıktır. Bunun mukabili birinci fecirdir ki, bir aydınlıktan sonra tekrar aydınlık gider. Bu birinci aydınlığa fecr-i kâzib denir. Ondan sonra güneşin nurları tekrar kendisini göstermeye başlar. Sabah namazının vakti, fecr-i sâdıkta başlar. İşte Üstadımız, İslam güneşinin inkişafını da bu fecir dediğimiz hadiseye benzetmektedir. Yani bu ülkede (1371) veya (1971) de manevi bir güneşin nurları görünecektir. Şayet bu yalancı fecir bile olsa, bu fecir hakiki fecrin müjdecisidir. 30 - 40 sene sonra (1981 - 1991) veya (2001 ve 2011) fecr-i sadık dediğimiz, İslam güneşinin tezahür etmesi ve nurlarını artık hakiki olarak göstereceği ve aydınlatacağı müjdelenmektedir. 1981 - Ülkenin içerisine sürüklenilmesine çalışılan sağ - sol mücadelesinden bir cihetle kurtulması. 1991 - Ülkenin sanayi ve ticaret alanında ciddi atılımlar yapması ve bazı tabulardan kurtulması. 2001 - Ülkenin içerisinde mevcut olan bazı fikirlerin tamamen tezahür edip, kimin ne fikirde olduğunun tezahürü. 2011 - Ülkenin maddi ve manevi refaha kavuşması.. (İnşâallah) Üstadın ifadesiyle, gaybı ancak Allah bilir. Selam ve dua ile... Sorularla Risale-Nur Editör [/FONT][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Sorularla Risale-i Nur
Bediüzzaman hazretlerinin İsrail hakkında neler söylediğini merak ediyorum.
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst