Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Bediüzzaman Hazretlerinin Mazhar Olduğu Hizmet Metodu
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ASHAB-I BEDR" data-source="post: 241416" data-attributes="member: 1013691"><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"><span style="color: red"><strong>MÜSLÜMANLARA AŞILANAN HAYAT TARZI</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive">Cemiyet hayatını çeşitli cihetlerle tesiri altına alacak sefih ve gafletli bir hayatı aşılamakla, müslüman kitleyi gaflete ve fitneye düşürmeyi plânlayan gizli cereyana karşı Bediüzzaman Hazretleri şu ikazları yapar:</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"><strong>«Bu fırtınalı zamanın hissi ibtal eden ve beşerin nazarını âfâka dağıtan ve boğan cereyanlar, ibtal-i his nev’inden bir sersemlik vermiş ki; ehl-i dalâlet manevî azabını muvakkaten tam hissedemiyor. Ehl-i hidayete dahi gaflet basıyor, hakiki lezzetini tam takdir edemiyor.» (Şualar sh: 678)</strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive">«Gaflet, hissi ibtal ediyor. Ve bu zamanda öyle bir derecede ibtal-i his etmiş ki, bu elîm elemin acısını ehl-i medeniyet hissetmiyorlar. Fakat hassasiyet-i ilmiyenin tezayüdüyle ve her günde otuzbin cenazeyi gösteren mevtin ikazatıyla o gaflet perdesi parçalanıyor. Ecnebilerin tagutlarıyla ve fünun-u tabiiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körükörüne taklid edip ittiba edenlere binler nefrin ve teessüfler!» (Lem’alar sh: 120)</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive">«Şu medeniyet-i sefihe, küre-i arzı bir tek şehir hükmüne getirip ahalisi birbiriyle tanışmakta, her sabah ve akşam gazetelerle günahları ve malayaniyatı birbirine nakledip öğretmektedirler. İşte bu sefih medeniyet sebebiyle, gaflet perdesi o kadar kalınlaşmış ve onun süs ve fantaziyeleriyle hicab o kadar kesafet peyda etmiştir ki; âdeta yırtılmaz bir hale gelmiş. Çok büyük bir himmetin sarfı lâzımdır, tâ yırtılsın.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"><span style="color: #8b0000"><strong>Hem dahi o medeniyet-i habise, beşerin ruhuna dünyaya bakan hadsiz menfez ve ihtiyacat deliklerini açmıştır. Cenab-ı Hakk’ın hususî lütfuna mazhar olmuş olanlardan başka, bu delikleri kapamak, gayet çetin ve müşkil olmuştur.» (Mesnevi/Tercüme: A.Badıllı sh: 246)</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive">Kur’an (14:3) âyetinin bir kısmı olan</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive">«‘yestehıbbünel hayated dünya’ bahsinde denilmiş ki:</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive">Bu asrın bir hassası şudur ki; hayat-ı dünyeviyeyi, hayat-ı bakiyeye bilerek tercih ettiriyor. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"><span style="color: #8b0000">Yani kırılacak bir cam parçasını, baki elmaslara bildiği halde tercih etmek bir düstur hükmüne geçmiş. Ben bundan çok hayret ediyordum. Bu günlerde ihtar edildi ki: Nasıl bir uzv-u insanî hastalansa, yaralansa sair âza vazifelerini kısmen bırakıp onun imdadına koşar;</span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive">öyle de, hırs-ı hayat ve hıfzı, zevk-i hayat ve aşkı taşıyan ve fıtrat-ı insaniyede dercedilen bir cihaz-ı insaniye, çok esbab ile yaralanmış, sair letaifi kendiyle meşgul edip sukut ettirmeye başlamış; vazife-i hakikiyelerini onlara unutturmağa çalışıyor.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive">Hem nasılki bir cazibedar, sefihane ve sarhoşane şa’şaalı bir eğlence bulunsa, çocuklar ve serseriler gibi büyük makamlarda bulunan insanlar ve mesture hanımlar dahi o cazibeye kapılıp hakiki vazifelerini tatil ederek iştirak ediyorlar; öyle de, bu asırda hayat-ı insaniye, hususan hayat-ı içtimaiyesi öyle dehşetli fakat cazibeli ve elîm fakat meraklı bir vaziyet almış ki; insanın ulvi latifelerini ve kalb ve aklını, nefs-i emmaresinin arkasına düşürüp pervane gibi o fitne ateşlerine düşürttürüyor.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"><strong>Evet hayat-ı dünyeviyenin muhafazası için zaruret derecesinde olmak şartıyla bazı umûr-u uhreviyeye muvakkaten tercih edilmesine ruhsat-ı şer’iye var. Fakat yalnız bir ihtiyaca binaen, helâkete sebebiyet vermiyen bir zarara göre tercih edilmez, ruhsat yoktur. </strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive">Halbuki bu asır, o damar-ı insanîyi o derece şırınga etmiş ki; küçük bir ihtiyaç ve adi bir zarar-ı dünyevî yüzünden elmas gibi umûr-u diniyeyi terkeder. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"><span style="color: #8b0000"><strong>Evet insaniyetin yaşamak damarı ve hıfz-ı hayat cihazı, bu asırda israfat ile ve iktisadsızlık ve kanaatsızlık ve hırs yüzünden bereketin kalkmasıyla ve fakr u zaruret, maişet ziyadeleşmesiyle o derece o damar yaralanmış ve şerait-i hayatın ağırlaşmasıyla o derece zedelenmiş ve mütemadiyen ehl-i dalalet nazar-ı dikkati şu hayata celb ede ede o derece nazar-ı dikkati kendine celbetmiş ki; edna bir hacat-ı hayatiyeyi, büyük bir mes’ele-i diniyeye tercih ettiriyor.» (Kastamonu Lâhikası sh: 104) </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive">«Bu acib asrın hayat-ı dünyeviyeyi ağırlaştırması ve yaşamak şeraitini ağırlatması ve çok etmesi ve hacat-ı gayr-ı zaruriyeyi, görenekle tiryaki ve mübtela etmekle hacat-ı zaruriye derecesine getirmesiyle, hayatı ve yaşamayı, herkesin her vakitte en büyük maksad ve gayesi yapmıştır.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive">Onunla hayat-ı diniye ve ebediye ve uhreviyeye karşı ya sed çeker veya ikinci, üçüncü derecede bırakır. Bu hatanın cezası olarak öyle dehşetli bir tokat yedi ki, dünyayı başına Cehennem eyledi. İşte bu dehşetli musibette, ehl-i diyanet dahi büyük bir vartaya düşüyorlar ve kısmen anlamıyorlar.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"><strong>Ezcümle, ben gördüm ki; ehl-i diyanet belki de ehl-i takva bir kısım zatlar, bizimle gayet ciddi alâkadarlık peyda ettiler. O bir-iki zatta gördüm ki; diyaneti ister ve yapmasını sever, ta ki hayat-ı dünyeviyesinde muvaffak olabilsin, işi rastgelsin. Hattâ tarikatı keşf ve keramet için ister.</strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"><strong></strong></span></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive">Demek âhiret arzusunu ve dini vezaifin uhrevî meyvelerini, dünya hayatına bir dirsek, bir basamak gibi yapıyor. Bilmiyor ki, saadet-i uhreviye gibi saadet-i dünyeviyeye dahi medar olan hakaik-ı diniyenin fevaid-i dünyeviyesi, yalnız müreccih (tercih edici) ve teşvik edici derecesinde olabilir.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"><span style="color: #8b0000"><strong>Eğer illet derecesine çıksa ve o amel-i hayrın yapmasına sebeb o faide olsa, o ameli ibtal eder; lâakal ihlası kırılır, sevabı kaçar.» (Kastamonu Lâhikası sh: 109)</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive">«İhtar: İbadetin ruhu, ihlastır. İhlas ise, yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır. Eğer başka bir hikmet ve bir faide ibadete illet gösterilse, o ibadet bâtıldır. Faideler, hikmetler yalnız müreccih olabilirler; illet olamazlar.» (İşarat-ül İ’caz sh: 85)</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial Narrow'"><span style="color: olive"></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ASHAB-I BEDR, post: 241416, member: 1013691"] [SIZE="3"][FONT="Arial Narrow"][COLOR="olive"][COLOR="red"][B]MÜSLÜMANLARA AŞILANAN HAYAT TARZI[/B][/COLOR] Cemiyet hayatını çeşitli cihetlerle tesiri altına alacak sefih ve gafletli bir hayatı aşılamakla, müslüman kitleyi gaflete ve fitneye düşürmeyi plânlayan gizli cereyana karşı Bediüzzaman Hazretleri şu ikazları yapar: [B]«Bu fırtınalı zamanın hissi ibtal eden ve beşerin nazarını âfâka dağıtan ve boğan cereyanlar, ibtal-i his nev’inden bir sersemlik vermiş ki; ehl-i dalâlet manevî azabını muvakkaten tam hissedemiyor. Ehl-i hidayete dahi gaflet basıyor, hakiki lezzetini tam takdir edemiyor.» (Şualar sh: 678)[/B] «Gaflet, hissi ibtal ediyor. Ve bu zamanda öyle bir derecede ibtal-i his etmiş ki, bu elîm elemin acısını ehl-i medeniyet hissetmiyorlar. Fakat hassasiyet-i ilmiyenin tezayüdüyle ve her günde otuzbin cenazeyi gösteren mevtin ikazatıyla o gaflet perdesi parçalanıyor. Ecnebilerin tagutlarıyla ve fünun-u tabiiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körükörüne taklid edip ittiba edenlere binler nefrin ve teessüfler!» (Lem’alar sh: 120) «Şu medeniyet-i sefihe, küre-i arzı bir tek şehir hükmüne getirip ahalisi birbiriyle tanışmakta, her sabah ve akşam gazetelerle günahları ve malayaniyatı birbirine nakledip öğretmektedirler. İşte bu sefih medeniyet sebebiyle, gaflet perdesi o kadar kalınlaşmış ve onun süs ve fantaziyeleriyle hicab o kadar kesafet peyda etmiştir ki; âdeta yırtılmaz bir hale gelmiş. Çok büyük bir himmetin sarfı lâzımdır, tâ yırtılsın. [COLOR="#8b0000"][B]Hem dahi o medeniyet-i habise, beşerin ruhuna dünyaya bakan hadsiz menfez ve ihtiyacat deliklerini açmıştır. Cenab-ı Hakk’ın hususî lütfuna mazhar olmuş olanlardan başka, bu delikleri kapamak, gayet çetin ve müşkil olmuştur.» (Mesnevi/Tercüme: A.Badıllı sh: 246)[/B][/COLOR] Kur’an (14:3) âyetinin bir kısmı olan «‘yestehıbbünel hayated dünya’ bahsinde denilmiş ki: Bu asrın bir hassası şudur ki; hayat-ı dünyeviyeyi, hayat-ı bakiyeye bilerek tercih ettiriyor. [COLOR="#8b0000"]Yani kırılacak bir cam parçasını, baki elmaslara bildiği halde tercih etmek bir düstur hükmüne geçmiş. Ben bundan çok hayret ediyordum. Bu günlerde ihtar edildi ki: Nasıl bir uzv-u insanî hastalansa, yaralansa sair âza vazifelerini kısmen bırakıp onun imdadına koşar;[/COLOR] öyle de, hırs-ı hayat ve hıfzı, zevk-i hayat ve aşkı taşıyan ve fıtrat-ı insaniyede dercedilen bir cihaz-ı insaniye, çok esbab ile yaralanmış, sair letaifi kendiyle meşgul edip sukut ettirmeye başlamış; vazife-i hakikiyelerini onlara unutturmağa çalışıyor. Hem nasılki bir cazibedar, sefihane ve sarhoşane şa’şaalı bir eğlence bulunsa, çocuklar ve serseriler gibi büyük makamlarda bulunan insanlar ve mesture hanımlar dahi o cazibeye kapılıp hakiki vazifelerini tatil ederek iştirak ediyorlar; öyle de, bu asırda hayat-ı insaniye, hususan hayat-ı içtimaiyesi öyle dehşetli fakat cazibeli ve elîm fakat meraklı bir vaziyet almış ki; insanın ulvi latifelerini ve kalb ve aklını, nefs-i emmaresinin arkasına düşürüp pervane gibi o fitne ateşlerine düşürttürüyor. [B]Evet hayat-ı dünyeviyenin muhafazası için zaruret derecesinde olmak şartıyla bazı umûr-u uhreviyeye muvakkaten tercih edilmesine ruhsat-ı şer’iye var. Fakat yalnız bir ihtiyaca binaen, helâkete sebebiyet vermiyen bir zarara göre tercih edilmez, ruhsat yoktur. [/B] Halbuki bu asır, o damar-ı insanîyi o derece şırınga etmiş ki; küçük bir ihtiyaç ve adi bir zarar-ı dünyevî yüzünden elmas gibi umûr-u diniyeyi terkeder. [COLOR="#8b0000"][B]Evet insaniyetin yaşamak damarı ve hıfz-ı hayat cihazı, bu asırda israfat ile ve iktisadsızlık ve kanaatsızlık ve hırs yüzünden bereketin kalkmasıyla ve fakr u zaruret, maişet ziyadeleşmesiyle o derece o damar yaralanmış ve şerait-i hayatın ağırlaşmasıyla o derece zedelenmiş ve mütemadiyen ehl-i dalalet nazar-ı dikkati şu hayata celb ede ede o derece nazar-ı dikkati kendine celbetmiş ki; edna bir hacat-ı hayatiyeyi, büyük bir mes’ele-i diniyeye tercih ettiriyor.» (Kastamonu Lâhikası sh: 104) [/B][/COLOR] «Bu acib asrın hayat-ı dünyeviyeyi ağırlaştırması ve yaşamak şeraitini ağırlatması ve çok etmesi ve hacat-ı gayr-ı zaruriyeyi, görenekle tiryaki ve mübtela etmekle hacat-ı zaruriye derecesine getirmesiyle, hayatı ve yaşamayı, herkesin her vakitte en büyük maksad ve gayesi yapmıştır. Onunla hayat-ı diniye ve ebediye ve uhreviyeye karşı ya sed çeker veya ikinci, üçüncü derecede bırakır. Bu hatanın cezası olarak öyle dehşetli bir tokat yedi ki, dünyayı başına Cehennem eyledi. İşte bu dehşetli musibette, ehl-i diyanet dahi büyük bir vartaya düşüyorlar ve kısmen anlamıyorlar. [B]Ezcümle, ben gördüm ki; ehl-i diyanet belki de ehl-i takva bir kısım zatlar, bizimle gayet ciddi alâkadarlık peyda ettiler. O bir-iki zatta gördüm ki; diyaneti ister ve yapmasını sever, ta ki hayat-ı dünyeviyesinde muvaffak olabilsin, işi rastgelsin. Hattâ tarikatı keşf ve keramet için ister. [/B] Demek âhiret arzusunu ve dini vezaifin uhrevî meyvelerini, dünya hayatına bir dirsek, bir basamak gibi yapıyor. Bilmiyor ki, saadet-i uhreviye gibi saadet-i dünyeviyeye dahi medar olan hakaik-ı diniyenin fevaid-i dünyeviyesi, yalnız müreccih (tercih edici) ve teşvik edici derecesinde olabilir. [COLOR="#8b0000"][B]Eğer illet derecesine çıksa ve o amel-i hayrın yapmasına sebeb o faide olsa, o ameli ibtal eder; lâakal ihlası kırılır, sevabı kaçar.» (Kastamonu Lâhikası sh: 109)[/B][/COLOR] «İhtar: İbadetin ruhu, ihlastır. İhlas ise, yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır. Eğer başka bir hikmet ve bir faide ibadete illet gösterilse, o ibadet bâtıldır. Faideler, hikmetler yalnız müreccih olabilirler; illet olamazlar.» (İşarat-ül İ’caz sh: 85) [/COLOR][/FONT][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Bediüzzaman Hazretlerinin Mazhar Olduğu Hizmet Metodu
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst