Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Bediüzzaman, “İstanbul’u hanımlar fethedecek“ sözüyle neyi kasetti?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="NuruAhsen" data-source="post: 85408" data-attributes="member: 857"><p style="text-align: left"><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">Bediüzzaman, “İstanbul’u hanımlar fethedecek“ sözüyle neyi kasetti?</span></span></span></strong></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><img src="http://www.risalehaber.com/images/space.gif" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /><img src="http://www.risalehaber.com/resimler/haberler/54338.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">Mehmet Fırıncı ile yapılan röportaj...</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong>Yasemin Güleçyüz-F. Nur Hacınebioğlu'nun röportaji</strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Bediüzzaman Hazretlerinin Risale-i Nur’ları neşir hizmetinde istihdam ettiği mümtaz talebelerinden Mehmet Nuri Güleç, nam-ı diğer “Fırıncı Ağabey”.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong>Risale-i Nur’ların hanımlara bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Üstad Hazretleri bütün meseleleri formüle ediyor. Hanımlar konusundaki formülüyse ihlâs ve şefkat. Hanımlarda bu iki hasletin çok ehemmiyetli olduğunu, bu hasletlerle büyük fedakârlık ve kahramanlıklara vesile olduklarını, yavrusunu kurtarmak için ateşe atılmaktan çekinmediğini anlatıyor. Fakat bu vasıfların zamanın fena cereyanları yüzünden bazen bozulabildiğini ifade ediyor. “Oğlum paşa olsun!” diyerek malını mülkünü her şeyini oğlunu okutmak için feda edip, ahiretini düşünmeyen zavallı annelerden bahsediyor. Mesele burada, düğümlenmiş. Ama kadının kendisinin korunması, hayatı, fıtrî yapısının erkekler gibi, olmadığı, yaratılış olarak daha nazik insanlar olduklarını, aile hayatında müdür-ü dâhilî olmak lâzım geldiğini, dolayısıyla aile hayatının da dünyada bir cennet olduğunu anlatıyor.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Hakikaten de öyle. Aile hayatı olmasa insanın diğer mahlûkattan farkı ne olur? Tabii İslâm terbiyesiyle yetişen bir genç, aile hayatı olmadan da müstakim yaşayabilir, ama cemiyet aile hayatıyla kaim. Onun için Üstad Hazretleri aile saadetinin hanımın tesettürlü bir hayat yaşamasıyla mümkün olabileceğini, yoksa çeşitli malûm arızalara sebep olabileceğini çok acip izahlarla anlatmış. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Avrupalılar aile hayatına gerekli ehemmiyeti vermedi, ama şimdi reklâm panolarında aile kurmanın ne kadar mühim olduğunu anlatıyorlar. Çünkü boşanma oranları neredeyse % 100. Aile hayatının yıkılma sebeplerinden bir tanesi de tesettürsüzlük. Avrupa’da eşler birbirlerinden ayrılıp gidiyorlar, ama bizim memleketimizde eşler birbirini öldürüyorlar. Canhıraş neticeler… </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Dolayısıyla bizim memleketimizin insanları, yani idarecileri illâ Avrupa’ya benzeyeceğiz diye bu meseleleri dinlemediler. Onlar da zaten bu hayattan memnun değiller, yanlış yaptıklarını kabul ediyorlar. Bizimkiler hâlâ 50 sene evvelki Avrupa’yı takip ederek, orada terk edilen yanlışlıkları kopya etmeye çalışıyorlar. Onlarda bu konularda hayatı tanzim eden vahy-i semavî az olduğu veya olmadığı için onlar iyilikleri deneme- yanılma yoluyla buluyorlar. Hâlbuki bizim elimizde Kur’ân-ı Azimüşşan var. Aileyi ilgilendiren tüm konuları tafsil etmiş. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Hatta bir kardeşten yeni öğrendim. Malûm İslâmda Müslüman bir erkek ehl-i kitaptan bir hanımla evlenebilir, müşriklerle evlenemez. Evlenmeden önce eşine Müslüman olması için telkinde bulunabiliyor, evlendikten sonra “Dinde zorlama yoktur!” ayeti gereğince o hakkı kaybediyormuş. Dinimizin evlendikten sonra kadının şahsiyetine, kimliğine verdiği öneme bakın. Yani dinimizde aile hayatı en küçük teferruata kadar anlatılmış. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong>Tesettürün hanımlar arasında yaygınlaşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">On sene önce taşındığım mahalde 1–2 örtülü genç kız vardı. Şimdi her minibüste 1–2 tane örtülü hanım var. Hepsi akraba gibi sohbet ederler. Onların o fıtrî hallerini ibretle seyrederim. Elhamdülillah, mükemmel bir gelişme var. İnsan hayran oluyor. Ben ümitliyim o hususta. Üstad Hazretlerinin tespitleri o kadar isabetli ki, insan hayran kalıyor. “Şeyh uçmaz, mürit uçurur!” değil yani. Hakikatin bizatihi kendisi. Üstadımız ıslahatçı. Islahatçının en önemli vazifesi de mümkün olduğunca, yara açmadan tedavi etmektir. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong>Hanımlar Rehberi’nin telif ve teksir edilmesi konusundaki hatıralarınızı alabilir miyiz?</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Üstadımızın “Ahiret hemşirelerimle hasbihal” başlıklı mektubu geldiğinde çok hoşumuza gitmişti. İstanbul’da teksir ettik. Önce Korkuteli’nden hanımların bir mektubu Üstada gidiyor. Sonradan da Manisa’dan hanımlar mektup gönderiyorlar. Üstad Hazretleri işte bu bahsi o mektuplara cevabî manada yazıyor. Hanımların mektuplarını da teksir ettik. Hatta matbaa ile ilk defa Manisalı hanımların mektubunu bastık. Ondan sonra bizi savcılığa çağırdılar, ifadelerimizi aldılar. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong>Savcılığa alındığınızda daha Hanımlar Rehberi ortada yok?</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Evet, o zaman daha mektuplar halinde. İşte hadiseler böyle gelişince eserin başında zikredilen gençlere nasıl bir rehber yazıldıysa, hanımlara da böyle bir rehber gereklidir mealindeki bölüm yazıldı. Sonra bunlar tanzim edildi. Biz İstanbul’da teksirle İman Hakikatleri, Konferans gibi bazı eserleri neşretmeye başlamıştık. Hanımlar Rehberi’nin tanzimi de yapıldı. O yıllarda teksir ettiğimiz Hanımlar Rehberi’nden Necmeddin Şahiner’de varmış bir tane. İman Hakikatleri teksirini de Viyana’da görmüştüm. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong>Hanımlar Rehberi hangi tarihte tanzim edildi?</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">1955 sonları 1956 başları. Hanımlar Rehberi’nin teksiri bittikten sonra matbaalarda matbu neşriyata başladık. Demek ki, 1956 senesi içinde o çalışmaları yapmışız. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong>Bu ilk teksir ya da matbu eserlerin korunması meselesi de arşivlemeyi ilgilendiren önemli bir konu değil mi?</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Vakıflar bize İstanbul’da Cağaloğlu’ndaki Rüstem Paşa Medresesini vakıf merkezi olarak verdi. Orada elimizdeki bu ilk teksir ve matbu Nur Risalelerini sergi müze tarzında düzenleyip ziyarete açacağız. Çalışmalarımız devam ediyor. 23 Mart’ta Barla Bölümü ile açılışı yapılacak. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong>Hanımlar arasında söylenegelen bir söz var. Üstad Hazretlerinin, “İstanbul’u hanımlar fethedecek“ ifadesi. Neden özellikle İstanbul?</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">1953’de Üstad Hazretleri Draman’daki evde kaldığı zaman, “Ben İslâmiyetin bayrağını hanımlarla İstanbul’a dikeceğim” sözünü Ahmet Aytimur Ağabeye söylemiş. Aytimur’dan naklen ben işitmiştim. Ahmet Ağabey halen sağ. Ama böyle bizim gibi pek fazla röportaj falan yapmaz. İstanbul İslâmın payitahtı. Üstad Hazretleri bütün İslâm dünyasının merkezi olarak İstanbul’u Sure-i Kevser’in şümulüne dâhil ediyor. Zülfikar’da El Kevser’in tarihî işaretlerini ele alıyor. Süleyman Paşa komutasında Gelibolu’dan geçişten alıyor, İstanbul’un fethine getiriyor. El Kevser, yani dünyadaki manevi havz-ı Kevser’e Mekke, Medine, Kudüs, İstanbul da dâhildir, diyor. Hamdi Efendi’nin tefsirinde de, “Bu sure ile dünyadaki manevî Kevser havuzlarına işaretler de kast edilmektedir” deniliyor. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><strong><span style="color: red">Hanımlar Rehberi’nden orijinal bulduğunuz tespitleri aktarabilir misiniz?</span> </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Üstad Hazretleri hanımların bu kadar fedakârlık ve kahramanlıklarıyla beraber, seciyelerin bozulmasından da bahsediyor. Bu seciyelerin bozulmasına sebep olan zalim erkeklerdir, diyor. Hanımlar başka bir şekilde zalim erkeklerin tahakkümü yüzünden bir nevi riyakârlığa girerler, tespitini yapıyor.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong>“Hanımları ifsat eden komiteler” tespiti de mevcut Rehberde. Bunlar neler sizce?</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Dünya çapında yapılan analizlerde bütün toplumları bozan sebeplerin başında tüketim ekonomisi geliyor. Bunun birkaç mertebesi var. İmalâtları düşünün. Büyük bölümü kadınlara hitap eder. İslâm’ın terbiye ettiği kadın, tüketim ekonomisinin ortaya sürdüğü malzemenin ancak % 5’ini kullanır. Hadi olsun % 10’unu. Bu iflâs demektir. Şer kuvvetler o yüzden defilelerle, reklâmlarla yine kadını kullanarak, kadınları tahrip ediyor. Gençliğe bir ideal, terbiye, fedakârlık, şefkat, muhabbet vermediklerinden; onları uyuşturmak, yani hissiyatlarını kendilerine alet etmek için kadını kullanıyorlar. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Dünya milletlerini kontrol edebilmek için çalışan teşkilâtların hepsine Üstadımız “ifsat komitesi” tabirini kullanıyor. Bunların çok nevi var. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Ben çok şaşırıyorum. Bu kadar kadın cemiyetleri bulunmaktayken nasıl durumu görmüyorlar? Bilakis onlara alet oluyorlar. Şer kuvvetlerin menfaatine çalışmak için o kadın cemiyetlerini de mi onlar kurdu, bilmem ki? </span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Kadın konusunda müspet çalışmalar yapmak isteyen cemiyetlerin de, bu fesat şebekeleri hemen seslerini kestiriyorlar. Basında onların seslerine yer vermiyorlar. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Yalnız semavî din mensuplarıyla bu konularda iyi diyaloglar var. İngiliz başpiskoposunun son sözleri, Rus başpiskoposunun kadın tesettürü konusundaki sözleri bu noktada önemli. Microsoft’un sahibi Bill Gates’in Davos’ta yaptığı konuşma da ayrı bir öneme sahip. Âdeta zekâtı anlattı orada. Afrika ülkelerindeki yoksullara 7,5 milyarlık bir yardım yapmış, ama bunu kâfi görmüyor. Dünyadaki büyük şirketlerin hükümetlerle işbirliği yapmalarını, gelirlerinin bir bölümünü karşılıksız insanlığa sunmaları gerektiğini söylüyor. Üstadımız da, “Beşerde zekât düstur-u umumî haline gelmeli” diyor. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"><strong>Ak saçlarını değirmende ağartmamış bir Nur Talebesi olarak hanımlara tavsiyelerinizi alsak, son olarak?</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Hz. Üstad, “Çok sıkı tutmayın!” diyor. Şefkatle, geniş muhabbet ile insanlara yaklaşımı temin etmeliyiz. Diğer taraftan hanımların bir şansları var. Bu modern hayatın menfi yanı insanları birbirinden soğutuyor, uzaklaştırıyor. Biz ise tam tersini yapmalı, yani gidip tanımadığımız komşularımızla, “Biz sizinle komşuluk etmek istiyoruz” demeli, kitap gibi hediyeler takdim ederek samimî bir ortam oluşturmalıyız. İnsanlar bu tür karşılık beklemeyen dostluklara muhtaç durumda. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Onun için hanım kardeşlerime, “Herkes bir apartmanı hedef alsın!” diyorum. Ondan sonra da, “Ben bu sene binadaki tüm daireleri ziyaret edeceğim, çeşitli konularda kitap hediye vereceğim” diye düşünmelerini tavsiye ediyorum. Buna ihtiyaç var. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Diğer bir husus, okuma üzerine. İnsanlarımızı okumanın lüzumuna inandırmalıyız.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Elhasıl okuma hususunda çeşitli vesilelerle kardeşlere tavsiyeler vermemiz gerekiyor. </span></span></p><p> </p><p style="text-align: right"><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 9px"><span style="color: red">Bizim Aile</span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NuruAhsen, post: 85408, member: 857"] [LEFT][B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red]Bediüzzaman, “İstanbul’u hanımlar fethedecek“ sözüyle neyi kasetti?[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B][/LEFT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][IMG]http://www.risalehaber.com/images/space.gif[/IMG][IMG]http://www.risalehaber.com/resimler/haberler/54338.jpg[/IMG][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red]Mehmet Fırıncı ile yapılan röportaj...[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B]Yasemin Güleçyüz-F. Nur Hacınebioğlu'nun röportaji[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Bediüzzaman Hazretlerinin Risale-i Nur’ları neşir hizmetinde istihdam ettiği mümtaz talebelerinden Mehmet Nuri Güleç, nam-ı diğer “Fırıncı Ağabey”.[/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B]Risale-i Nur’ların hanımlara bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz?[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Üstad Hazretleri bütün meseleleri formüle ediyor. Hanımlar konusundaki formülüyse ihlâs ve şefkat. Hanımlarda bu iki hasletin çok ehemmiyetli olduğunu, bu hasletlerle büyük fedakârlık ve kahramanlıklara vesile olduklarını, yavrusunu kurtarmak için ateşe atılmaktan çekinmediğini anlatıyor. Fakat bu vasıfların zamanın fena cereyanları yüzünden bazen bozulabildiğini ifade ediyor. “Oğlum paşa olsun!” diyerek malını mülkünü her şeyini oğlunu okutmak için feda edip, ahiretini düşünmeyen zavallı annelerden bahsediyor. Mesele burada, düğümlenmiş. Ama kadının kendisinin korunması, hayatı, fıtrî yapısının erkekler gibi, olmadığı, yaratılış olarak daha nazik insanlar olduklarını, aile hayatında müdür-ü dâhilî olmak lâzım geldiğini, dolayısıyla aile hayatının da dünyada bir cennet olduğunu anlatıyor.[/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Hakikaten de öyle. Aile hayatı olmasa insanın diğer mahlûkattan farkı ne olur? Tabii İslâm terbiyesiyle yetişen bir genç, aile hayatı olmadan da müstakim yaşayabilir, ama cemiyet aile hayatıyla kaim. Onun için Üstad Hazretleri aile saadetinin hanımın tesettürlü bir hayat yaşamasıyla mümkün olabileceğini, yoksa çeşitli malûm arızalara sebep olabileceğini çok acip izahlarla anlatmış. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Avrupalılar aile hayatına gerekli ehemmiyeti vermedi, ama şimdi reklâm panolarında aile kurmanın ne kadar mühim olduğunu anlatıyorlar. Çünkü boşanma oranları neredeyse % 100. Aile hayatının yıkılma sebeplerinden bir tanesi de tesettürsüzlük. Avrupa’da eşler birbirlerinden ayrılıp gidiyorlar, ama bizim memleketimizde eşler birbirini öldürüyorlar. Canhıraş neticeler… [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Dolayısıyla bizim memleketimizin insanları, yani idarecileri illâ Avrupa’ya benzeyeceğiz diye bu meseleleri dinlemediler. Onlar da zaten bu hayattan memnun değiller, yanlış yaptıklarını kabul ediyorlar. Bizimkiler hâlâ 50 sene evvelki Avrupa’yı takip ederek, orada terk edilen yanlışlıkları kopya etmeye çalışıyorlar. Onlarda bu konularda hayatı tanzim eden vahy-i semavî az olduğu veya olmadığı için onlar iyilikleri deneme- yanılma yoluyla buluyorlar. Hâlbuki bizim elimizde Kur’ân-ı Azimüşşan var. Aileyi ilgilendiren tüm konuları tafsil etmiş. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Hatta bir kardeşten yeni öğrendim. Malûm İslâmda Müslüman bir erkek ehl-i kitaptan bir hanımla evlenebilir, müşriklerle evlenemez. Evlenmeden önce eşine Müslüman olması için telkinde bulunabiliyor, evlendikten sonra “Dinde zorlama yoktur!” ayeti gereğince o hakkı kaybediyormuş. Dinimizin evlendikten sonra kadının şahsiyetine, kimliğine verdiği öneme bakın. Yani dinimizde aile hayatı en küçük teferruata kadar anlatılmış. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B]Tesettürün hanımlar arasında yaygınlaşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]On sene önce taşındığım mahalde 1–2 örtülü genç kız vardı. Şimdi her minibüste 1–2 tane örtülü hanım var. Hepsi akraba gibi sohbet ederler. Onların o fıtrî hallerini ibretle seyrederim. Elhamdülillah, mükemmel bir gelişme var. İnsan hayran oluyor. Ben ümitliyim o hususta. Üstad Hazretlerinin tespitleri o kadar isabetli ki, insan hayran kalıyor. “Şeyh uçmaz, mürit uçurur!” değil yani. Hakikatin bizatihi kendisi. Üstadımız ıslahatçı. Islahatçının en önemli vazifesi de mümkün olduğunca, yara açmadan tedavi etmektir. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B]Hanımlar Rehberi’nin telif ve teksir edilmesi konusundaki hatıralarınızı alabilir miyiz?[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Üstadımızın “Ahiret hemşirelerimle hasbihal” başlıklı mektubu geldiğinde çok hoşumuza gitmişti. İstanbul’da teksir ettik. Önce Korkuteli’nden hanımların bir mektubu Üstada gidiyor. Sonradan da Manisa’dan hanımlar mektup gönderiyorlar. Üstad Hazretleri işte bu bahsi o mektuplara cevabî manada yazıyor. Hanımların mektuplarını da teksir ettik. Hatta matbaa ile ilk defa Manisalı hanımların mektubunu bastık. Ondan sonra bizi savcılığa çağırdılar, ifadelerimizi aldılar. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B]Savcılığa alındığınızda daha Hanımlar Rehberi ortada yok?[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Evet, o zaman daha mektuplar halinde. İşte hadiseler böyle gelişince eserin başında zikredilen gençlere nasıl bir rehber yazıldıysa, hanımlara da böyle bir rehber gereklidir mealindeki bölüm yazıldı. Sonra bunlar tanzim edildi. Biz İstanbul’da teksirle İman Hakikatleri, Konferans gibi bazı eserleri neşretmeye başlamıştık. Hanımlar Rehberi’nin tanzimi de yapıldı. O yıllarda teksir ettiğimiz Hanımlar Rehberi’nden Necmeddin Şahiner’de varmış bir tane. İman Hakikatleri teksirini de Viyana’da görmüştüm. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B]Hanımlar Rehberi hangi tarihte tanzim edildi?[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]1955 sonları 1956 başları. Hanımlar Rehberi’nin teksiri bittikten sonra matbaalarda matbu neşriyata başladık. Demek ki, 1956 senesi içinde o çalışmaları yapmışız. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B]Bu ilk teksir ya da matbu eserlerin korunması meselesi de arşivlemeyi ilgilendiren önemli bir konu değil mi?[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Vakıflar bize İstanbul’da Cağaloğlu’ndaki Rüstem Paşa Medresesini vakıf merkezi olarak verdi. Orada elimizdeki bu ilk teksir ve matbu Nur Risalelerini sergi müze tarzında düzenleyip ziyarete açacağız. Çalışmalarımız devam ediyor. 23 Mart’ta Barla Bölümü ile açılışı yapılacak. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B]Hanımlar arasında söylenegelen bir söz var. Üstad Hazretlerinin, “İstanbul’u hanımlar fethedecek“ ifadesi. Neden özellikle İstanbul?[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]1953’de Üstad Hazretleri Draman’daki evde kaldığı zaman, “Ben İslâmiyetin bayrağını hanımlarla İstanbul’a dikeceğim” sözünü Ahmet Aytimur Ağabeye söylemiş. Aytimur’dan naklen ben işitmiştim. Ahmet Ağabey halen sağ. Ama böyle bizim gibi pek fazla röportaj falan yapmaz. İstanbul İslâmın payitahtı. Üstad Hazretleri bütün İslâm dünyasının merkezi olarak İstanbul’u Sure-i Kevser’in şümulüne dâhil ediyor. Zülfikar’da El Kevser’in tarihî işaretlerini ele alıyor. Süleyman Paşa komutasında Gelibolu’dan geçişten alıyor, İstanbul’un fethine getiriyor. El Kevser, yani dünyadaki manevi havz-ı Kevser’e Mekke, Medine, Kudüs, İstanbul da dâhildir, diyor. Hamdi Efendi’nin tefsirinde de, “Bu sure ile dünyadaki manevî Kevser havuzlarına işaretler de kast edilmektedir” deniliyor. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][B][COLOR=red]Hanımlar Rehberi’nden orijinal bulduğunuz tespitleri aktarabilir misiniz?[/COLOR] [/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Üstad Hazretleri hanımların bu kadar fedakârlık ve kahramanlıklarıyla beraber, seciyelerin bozulmasından da bahsediyor. Bu seciyelerin bozulmasına sebep olan zalim erkeklerdir, diyor. Hanımlar başka bir şekilde zalim erkeklerin tahakkümü yüzünden bir nevi riyakârlığa girerler, tespitini yapıyor.[/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B]“Hanımları ifsat eden komiteler” tespiti de mevcut Rehberde. Bunlar neler sizce?[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Dünya çapında yapılan analizlerde bütün toplumları bozan sebeplerin başında tüketim ekonomisi geliyor. Bunun birkaç mertebesi var. İmalâtları düşünün. Büyük bölümü kadınlara hitap eder. İslâm’ın terbiye ettiği kadın, tüketim ekonomisinin ortaya sürdüğü malzemenin ancak % 5’ini kullanır. Hadi olsun % 10’unu. Bu iflâs demektir. Şer kuvvetler o yüzden defilelerle, reklâmlarla yine kadını kullanarak, kadınları tahrip ediyor. Gençliğe bir ideal, terbiye, fedakârlık, şefkat, muhabbet vermediklerinden; onları uyuşturmak, yani hissiyatlarını kendilerine alet etmek için kadını kullanıyorlar. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Dünya milletlerini kontrol edebilmek için çalışan teşkilâtların hepsine Üstadımız “ifsat komitesi” tabirini kullanıyor. Bunların çok nevi var. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Ben çok şaşırıyorum. Bu kadar kadın cemiyetleri bulunmaktayken nasıl durumu görmüyorlar? Bilakis onlara alet oluyorlar. Şer kuvvetlerin menfaatine çalışmak için o kadın cemiyetlerini de mi onlar kurdu, bilmem ki? [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Kadın konusunda müspet çalışmalar yapmak isteyen cemiyetlerin de, bu fesat şebekeleri hemen seslerini kestiriyorlar. Basında onların seslerine yer vermiyorlar. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Yalnız semavî din mensuplarıyla bu konularda iyi diyaloglar var. İngiliz başpiskoposunun son sözleri, Rus başpiskoposunun kadın tesettürü konusundaki sözleri bu noktada önemli. Microsoft’un sahibi Bill Gates’in Davos’ta yaptığı konuşma da ayrı bir öneme sahip. Âdeta zekâtı anlattı orada. Afrika ülkelerindeki yoksullara 7,5 milyarlık bir yardım yapmış, ama bunu kâfi görmüyor. Dünyadaki büyük şirketlerin hükümetlerle işbirliği yapmalarını, gelirlerinin bir bölümünü karşılıksız insanlığa sunmaları gerektiğini söylüyor. Üstadımız da, “Beşerde zekât düstur-u umumî haline gelmeli” diyor. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][COLOR=red][B]Ak saçlarını değirmende ağartmamış bir Nur Talebesi olarak hanımlara tavsiyelerinizi alsak, son olarak?[/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Hz. Üstad, “Çok sıkı tutmayın!” diyor. Şefkatle, geniş muhabbet ile insanlara yaklaşımı temin etmeliyiz. Diğer taraftan hanımların bir şansları var. Bu modern hayatın menfi yanı insanları birbirinden soğutuyor, uzaklaştırıyor. Biz ise tam tersini yapmalı, yani gidip tanımadığımız komşularımızla, “Biz sizinle komşuluk etmek istiyoruz” demeli, kitap gibi hediyeler takdim ederek samimî bir ortam oluşturmalıyız. İnsanlar bu tür karşılık beklemeyen dostluklara muhtaç durumda. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Onun için hanım kardeşlerime, “Herkes bir apartmanı hedef alsın!” diyorum. Ondan sonra da, “Ben bu sene binadaki tüm daireleri ziyaret edeceğim, çeşitli konularda kitap hediye vereceğim” diye düşünmelerini tavsiye ediyorum. Buna ihtiyaç var. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Diğer bir husus, okuma üzerine. İnsanlarımızı okumanın lüzumuna inandırmalıyız.[/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Elhasıl okuma hususunda çeşitli vesilelerle kardeşlere tavsiyeler vermemiz gerekiyor. [/SIZE][/FONT] [RIGHT][FONT=Book Antiqua][SIZE=1][COLOR=red]Bizim Aile[/COLOR][/SIZE][/FONT][/RIGHT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Bediüzzaman, “İstanbul’u hanımlar fethedecek“ sözüyle neyi kasetti?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst