Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Bediüzzaman (r.a) Mürşidmiydi, Alimmiydi her ikisimiydi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="aczmendi reþha" data-source="post: 189187" data-attributes="member: 18687"><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="font-size: 15px">ve bihi nesteinu</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: black">Alimleri ve meclislerini anlamak babında maksada işaret edecek alıntılar yapalım..</span></span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="font-size: 15px">..Sonra imanın kuvvetinden ulvî bir zevk-i hakikat alan o seyyah-ı talib, Enbiya Aleyhimüsselâm'ın meclisinden gelirken, <strong><u>ülemanın ilmelyakîn suretinde</u></strong><u> kat'î ve kuvvetli delillerle</u>, Enbiyaların (Aleyhimüsselâm) <u>davalarını isbat eden ve asfiya ve sıddıkîn denilen mütebahhir, müçtehid muhakkikler, onu dershanelerine çağırdılar</u>. O da girdi, gördü ki: Binlerle dâhî ve yüzbinlerle <u>müdakkik ve yüksek ehl-i tahkik </u>kıl kadar bir şübhe bırakmayan tedkikat-ı amikalarıyla, başta vücub-u vücud ve vahdet olarak müsbet <u>mesail-i imaniyeyi isbat ediyorlar</u>. Evet, istidadları ve meslekleri muhtelif olduğu halde usûl ve erkân-ı imaniyede onların müttefikan ittifakları ve herbirisinin kuvvetli ve yakînî bürhanlarına istinadları öyle bir hüccettir ki; onların mecmuu kadar bir zekâvet ve dirayet sahibi olmak ve bürhanlarının umumu kadar bir bürhan bulmak mümkün ise, karşılarına </span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="font-size: 15px">ayet-ül kübra</span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="font-size: 15px">..-Benim Cezire'de çok <u>âlimlerim var</u>; eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım, eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehri'ne atarım.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="font-size: 15px">Molla Said:</span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="font-size: 15px">-Bütün <u>ülemayı ilzam etmek</u> benim haddim olmadığı gibi, beni de nehre atmak senin haddin değildir. Fakat ülemaya cevab verince sizden birşey isterim ki, o da mavzer tüfeğidir.</span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="font-size: 15px">Tarihçe-i Hayat </span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="font-size: 15px">İstanbul'a gelmeden evvel bir gün <strong>Tahir Paşa</strong>:</span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="font-size: 15px">-<u>Şark ülemasını ilzam ediyorsun</u>, fakat <u>İstanbul'a gidip o denizdeki büyük balıklara da meydan okuyabilecek misin?</u> demişti.</span></span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="font-size: 15px">..İstanbul'a gelir gelmez <u>ülemayı münazaraya davet etti.</u> Bunun üzerine İstanbul'daki <u>meşhur âlimler grup grup ziyarete gelip sualler soruyorlar</u> ve o hepsinin de cevablarını sahih olarak veriyordu. Bundan maksadı, Şarkî Anadolu'daki ilm ü irfan faaliyetine nazar-ı dikkati celbetmekti. Yoksa <u>Molla Said, kat'iyyen hodfüruşluğu sevmezdi</u>. Her türlü gösteriş ve alayişten müberra olarak hareket ederdi. İlim, cesaret, hâfıza ve zekâ itibariyle pek hârika idi. Aynı derecede belki daha ziyade olarak hâlis ve muhlis idi. Tasannu ve tekellüften kat'iyyen hoşlanmazdı. İstanbul'daki ikametgâhının kapısında şöyle bir levha asılı idi: "<u>Burada her müşkil halledilir, her suale cevab verilir, fakat sual sorulmaz</u>."</span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="font-size: 15px">..İstanbul'da grup grup gelen <u>ülemanın suallerini cevablandırıyordu</u>. Genç yaşında böyle bilâistisna bütün suallere cevab vermesi ve gayet mukni' ve belig ifade ve hârika hal ve tavırlarıyla, ehl-i ilmi hayranlıkla takdire sevkediyordu. Ve "Bedîüzzaman" ünvanına bihakkın lâyık görüyorlar ve bu fevkalâde zâtı, bir "nadire-i hilkat" olarak tavsif ediyorlardı.</span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="font-size: 15px">Tarihçe-i Hayat </span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="aczmendi reþha, post: 189187, member: 18687"] [COLOR=black][FONT=Courier New][SIZE=4]ve bihi nesteinu[/SIZE][/FONT][/COLOR] [FONT=Courier New][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Courier New][SIZE=4][COLOR=black]Alimleri ve meclislerini anlamak babında maksada işaret edecek alıntılar yapalım..[/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Courier New][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Courier New][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [COLOR=black][FONT=Courier New][SIZE=4]..Sonra imanın kuvvetinden ulvî bir zevk-i hakikat alan o seyyah-ı talib, Enbiya Aleyhimüsselâm'ın meclisinden gelirken, [B][U]ülemanın ilmelyakîn suretinde[/U][/B][U] kat'î ve kuvvetli delillerle[/U], Enbiyaların (Aleyhimüsselâm) [U]davalarını isbat eden ve asfiya ve sıddıkîn denilen mütebahhir, müçtehid muhakkikler, onu dershanelerine çağırdılar[/U]. O da girdi, gördü ki: Binlerle dâhî ve yüzbinlerle [U]müdakkik ve yüksek ehl-i tahkik [/U]kıl kadar bir şübhe bırakmayan tedkikat-ı amikalarıyla, başta vücub-u vücud ve vahdet olarak müsbet [U]mesail-i imaniyeyi isbat ediyorlar[/U]. Evet, istidadları ve meslekleri muhtelif olduğu halde usûl ve erkân-ı imaniyede onların müttefikan ittifakları ve herbirisinin kuvvetli ve yakînî bürhanlarına istinadları öyle bir hüccettir ki; onların mecmuu kadar bir zekâvet ve dirayet sahibi olmak ve bürhanlarının umumu kadar bir bürhan bulmak mümkün ise, karşılarına [/SIZE][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Courier New][SIZE=4]ayet-ül kübra[/SIZE][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Courier New][SIZE=4]..-Benim Cezire'de çok [U]âlimlerim var[/U]; eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım, eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehri'ne atarım.[/SIZE][/FONT][/COLOR] [FONT=Courier New][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [COLOR=black][FONT=Courier New][SIZE=4]Molla Said:[/SIZE][/FONT][/COLOR] [FONT=Courier New][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [COLOR=black][FONT=Courier New][SIZE=4]-Bütün [U]ülemayı ilzam etmek[/U] benim haddim olmadığı gibi, beni de nehre atmak senin haddin değildir. Fakat ülemaya cevab verince sizden birşey isterim ki, o da mavzer tüfeğidir.[/SIZE][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Courier New][SIZE=4]Tarihçe-i Hayat [/SIZE][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Courier New][SIZE=4]İstanbul'a gelmeden evvel bir gün [B]Tahir Paşa[/B]:[/SIZE][/FONT][/COLOR] [FONT=Courier New][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [COLOR=black][FONT=Courier New][SIZE=4]-[U]Şark ülemasını ilzam ediyorsun[/U], fakat [U]İstanbul'a gidip o denizdeki büyük balıklara da meydan okuyabilecek misin?[/U] demişti.[/SIZE][/FONT][/COLOR] [FONT=Courier New][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Courier New][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [COLOR=black][FONT=Courier New][SIZE=4]..İstanbul'a gelir gelmez [U]ülemayı münazaraya davet etti.[/U] Bunun üzerine İstanbul'daki [U]meşhur âlimler grup grup ziyarete gelip sualler soruyorlar[/U] ve o hepsinin de cevablarını sahih olarak veriyordu. Bundan maksadı, Şarkî Anadolu'daki ilm ü irfan faaliyetine nazar-ı dikkati celbetmekti. Yoksa [U]Molla Said, kat'iyyen hodfüruşluğu sevmezdi[/U]. Her türlü gösteriş ve alayişten müberra olarak hareket ederdi. İlim, cesaret, hâfıza ve zekâ itibariyle pek hârika idi. Aynı derecede belki daha ziyade olarak hâlis ve muhlis idi. Tasannu ve tekellüften kat'iyyen hoşlanmazdı. İstanbul'daki ikametgâhının kapısında şöyle bir levha asılı idi: "[U]Burada her müşkil halledilir, her suale cevab verilir, fakat sual sorulmaz[/U]."[/SIZE][/FONT][/COLOR] [FONT=Courier New][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [COLOR=black][FONT=Courier New][SIZE=4]..İstanbul'da grup grup gelen [U]ülemanın suallerini cevablandırıyordu[/U]. Genç yaşında böyle bilâistisna bütün suallere cevab vermesi ve gayet mukni' ve belig ifade ve hârika hal ve tavırlarıyla, ehl-i ilmi hayranlıkla takdire sevkediyordu. Ve "Bedîüzzaman" ünvanına bihakkın lâyık görüyorlar ve bu fevkalâde zâtı, bir "nadire-i hilkat" olarak tavsif ediyorlardı.[/SIZE][/FONT][/COLOR] [COLOR=black][FONT=Courier New][SIZE=4]Tarihçe-i Hayat [/SIZE][/FONT][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Bediüzzaman (r.a) Mürşidmiydi, Alimmiydi her ikisimiydi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst