Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Bediüzzaman (r.a) Mürşidmiydi, Alimmiydi her ikisimiydi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="aczmendi reþha" data-source="post: 189188" data-attributes="member: 18687"><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="font-size: 15px">ve bihi nesteinu</span></span></span></p><p> </p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="font-size: 15px">Mürşidleri ve meclislerini anlamak babında maksada işaret edecek alıntılar yapalım</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="color: black">...Sonra, imanın daha ziyade kuvvetlenmesinde ve inkişafında ve <u>ilmelyakîn derecesinden</u> </span><strong><span style="color: darkred">aynelyakîn mertebesine terakkisindeki</span></strong><span style="color: black"> envârı ve ezvakı görmeye çok müştak olan o <u>mütefekkir yolcu</u>, medreseden gelirken, hadsiz küçük <u>tekyelerin ve zaviyelerin</u> telahukuyla tevessü' eden gayet feyizli ve nurlu ve sahra genişliğinde bir tekye, bir </span><span style="color: darkred">hangâh, bir zikirhane, bir irşadgâhta ve cadde-i kübra-yı Muhammedînin (A.S.M.) ve mi'rac-ı Ahmedînin (A.S.M.) gölgesinde hakikata</span><span style="color: darkred">çalışan ve hakka erişen ve</span><strong><u><span style="color: darkred">aynelyakîne yetişen binlerle ve milyonlarla kudsî mürşidler onu dergâha çağırdılar</span></u></strong><strong><span style="color: darkred">. O da girdi, gördü ki:</span></strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="color: black">..</span><span style="color: darkred">O</span><span style="color: black"> ehl-i keşf ü keramet </span><span style="color: darkred">mürşidler</span><span style="color: black">; keşfiyatlarına ve müşahedelerine ve kerametlerine istinaden bil'icma' müttefikan "</span><span style="color: darkred">Lâ ilahe illâ Hû" diyerek</span><span style="color: black">, vücub-u vücud ve vahdet-i Rabbaniyeyi kâinata ilân ediyorlar. </span><span style="color: darkred">Güneşin ziyasındaki yedi renk ile güneşi tanımak gibi, yetmiş renk ile, belki esma-i hüsna adedince, Şems-i Ezelî'nin ziyasından tecelli eden ayrı ayrı nurlu renkler ve çeşit çeşit ziyalı levnler ve başka başka hakikatlı tarîkatlar ve muhtelif doğru meslekler ve mütenevvi haklı meşreblerde bulunan o kudsî dâhîlerin ve nurani âriflerin icma' ve ittifakla imza ettikleri bir hakikat, ne derece zahir ve bahir olduğunu <strong>aynelyakîn müşahede etti</strong></span><span style="color: black"> ve enbiyanın (Aleyhimüsselâm) icmaı ve </span><span style="color: darkred">asfiyanın ittifakı ve evliyanın tevafuku ve bu üç icmaın birden ittifakı, güneşi gösteren gündüzün ziyasından daha parlak gördü..</span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="font-size: 15px">...</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="color: black">..Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir, âlem-i şehadet ve cismanî ve maddî cihetinde mahsus taifelerin dillerinden ve lisan-ı hallerinden ders aldığından, âlem-i gayb ve âlem-i berzahta dahi mütalaa ile bir seyahat ve bir taharri-i hakikat arzu ederken, </span><u><span style="color: darkred">her taife-i insaniyede bulunan ve kâinatın meyvesi olan insanın çekirdeği hükmünde bulunan ve küçüklüğü ile beraber manen kâinat kadar inbisat edebilen müstakim ve münevver akılların, selim ve nurani kalblerin kapısı açıldı. Baktı ki; onlar, âlem-i gayb ve âlem-i şehadet ortasında insanî berzahlardır ve iki âlemin birbiriyle temasları ve muameleleri, insana nisbeten o noktalarda oluyor gördüğünden</span></u><span style="color: black">; kendi </span><span style="color: darkred">akıl ve kalbine dedi ki</span><span style="color: black">: Gelin, </span><strong><span style="color: darkred">bu emsalinizin kapısından hakikate giden yol daha kısadır</span></strong><span style="color: black">. Biz öteki yollardaki dillerden ders aldığımız gibi değil, belki iman noktasındaki ittisaflarından ve keyfiyet ve renklerinden mütalaamız ile istifade etmeliyiz, dedi. Mütalaaya başladı. (ayet-ül kübra)</span></span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="color: black">.."Sen <strong><u>kendin</u></strong> <strong><u>hastasın</u></strong>, <strong><u>kendin</u></strong>e bir tabib ara!" <u>Ben dedim</u>: "</span><span style="color: darkred">Sen tabibim ol</span><span style="color: black">!" </span><strong><span style="color: darkred">Tuttum, kendimi ona muhatab addederek, o kitabı bana hitab ediyor gibi okudum</span></strong><span style="color: black">. </span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="font-size: 15px">Mektubat</span></span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Courier New'"><strong><span style="color: black">İkinci Misal: </span></strong><u><span style="color: black">Biraderzadem</span></u><span style="color: black"> merhum Abdurrahman, sekiz seneden beri benden ayrılıp dünyanın gaflet ve evhamlarına bulaştığı halde, </span><span style="color: darkred">şahsıma karşı haddimden çok fazla hüsn-ü zannı varmış</span><span style="color: black">. Bende olmayan ve elimden gelmeyen </span><span style="color: darkred">himmeti istiyor ve meded bekliyordu.</span><u><span style="color: darkred">Kur'an-ı Hakîm'in himmeti imdadına yetişti</span></u><span style="color: black">. Haşre dair olan </span><span style="color: darkred">Onuncu Söz'ü, vefatından üç ay evvel eline yetiştirdi</span><span style="color: black">. </span><span style="color: darkred">O Söz onu manevî kirlerinden ve evham ve gafletten temizlemekle beraber; âdeta mertebe-i velayete çıkmış gibi</span><span style="color: black">, vefatından evvel yazdığı mektubunda üç zahir keramet izhar etmiş. Yirmiyedinci Mektub'un fıkraları içinde dercedilmiş, müracaat olunsun.</span></span></span></p><p> </p><p><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Courier New'"><strong><span style="color: black">Üçüncü Misal: </span></strong><span style="color: black">Burdur'lu Hasan Efendi isminde<u> <span style="color: darkred">ehl-i kalb</span></u><span style="color: darkred"> <u>bir âhiret kardeşim ve talebem vardı</u></span>. </span><span style="color: darkred">Bana karşı haddimden çok fazla hüsn-ü zan ederek</span><span style="color: black">, büyük bir veliden</span><span style="color: darkred"> himmet beklemek gibi </span><span style="color: black">bîçare </span><span style="color: darkred">benden meded bekliyordu</span><span style="color: black">. Birdenbire hiç münasebet yokken,</span><span style="color: darkred"> Otuzikinci Söz'ü</span><span style="color: black"> Burdur köylerinde oturan birisine mütalaa etmek üzere verdim. Sonra Hasan Efendi hatırıma geldi, dedim: "Şayet Burdur'a gidersen Hasan Efendi'ye ver, beş-altı gün mütalaa etsin." <u>O adam gitmiş, doğrudan doğruya Hasan Efendi'ye vermiş. Hasan Efendi'nin eceli otuz-kırk gün kalmıştı</u>. Gayet susamış bir adamın, âb-ı kevser gibi tatlı suya rastgelirken yapışması gibi; öyle de </span><u><span style="color: darkred">Otuzikinci Söz'e yapışmış, mütemadiyen mütalaa yapa yapa</span></u><span style="color: darkred"> ve tefeyyüz ede ede, hususan Üçüncü Mevkıfındaki muhabbetullah bahsinde, <strong>tamamıyla derdine deva bulmuş</strong> ve <strong>bir kutb-u a'zamdan beklediği feyzi onda bulmuş</strong>. Sağlam olarak câmiye gitmiş, namaz kılmış, orada ruhunu Rahman'a teslim eylemiş</span><span style="color: black"> (Rahmetullahi Aleyh).</span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="font-family: 'Courier New'"><span style="font-size: 15px">(Mektubat)</span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="aczmendi reþha, post: 189188, member: 18687"] [COLOR=black][FONT=Courier New][SIZE=4]ve bihi nesteinu[/SIZE][/FONT][/COLOR] [FONT=Courier New][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [COLOR=black][FONT=Courier New][SIZE=4]Mürşidleri ve meclislerini anlamak babında maksada işaret edecek alıntılar yapalım[/SIZE][/FONT][/COLOR] [FONT=Courier New][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [SIZE=4][FONT=Courier New][COLOR=black]...Sonra, imanın daha ziyade kuvvetlenmesinde ve inkişafında ve [U]ilmelyakîn derecesinden[/U] [/COLOR][B][COLOR=darkred]aynelyakîn mertebesine terakkisindeki[/COLOR][/B][COLOR=black] envârı ve ezvakı görmeye çok müştak olan o [U]mütefekkir yolcu[/U], medreseden gelirken, hadsiz küçük [U]tekyelerin ve zaviyelerin[/U] telahukuyla tevessü' eden gayet feyizli ve nurlu ve sahra genişliğinde bir tekye, bir [/COLOR][COLOR=darkred]hangâh, bir zikirhane, bir irşadgâhta ve cadde-i kübra-yı Muhammedînin (A.S.M.) ve mi'rac-ı Ahmedînin (A.S.M.) gölgesinde hakikata[/COLOR][COLOR=darkred]çalışan ve hakka erişen ve[/COLOR][B][U][COLOR=darkred]aynelyakîne yetişen binlerle ve milyonlarla kudsî mürşidler onu dergâha çağırdılar[/COLOR][/U][/B][B][COLOR=darkred]. O da girdi, gördü ki:[/COLOR][/B][/FONT][/SIZE] [FONT=Courier New][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [SIZE=4][FONT=Courier New][COLOR=black]..[/COLOR][COLOR=darkred]O[/COLOR][COLOR=black] ehl-i keşf ü keramet [/COLOR][COLOR=darkred]mürşidler[/COLOR][COLOR=black]; keşfiyatlarına ve müşahedelerine ve kerametlerine istinaden bil'icma' müttefikan "[/COLOR][COLOR=darkred]Lâ ilahe illâ Hû" diyerek[/COLOR][COLOR=black], vücub-u vücud ve vahdet-i Rabbaniyeyi kâinata ilân ediyorlar. [/COLOR][COLOR=darkred]Güneşin ziyasındaki yedi renk ile güneşi tanımak gibi, yetmiş renk ile, belki esma-i hüsna adedince, Şems-i Ezelî'nin ziyasından tecelli eden ayrı ayrı nurlu renkler ve çeşit çeşit ziyalı levnler ve başka başka hakikatlı tarîkatlar ve muhtelif doğru meslekler ve mütenevvi haklı meşreblerde bulunan o kudsî dâhîlerin ve nurani âriflerin icma' ve ittifakla imza ettikleri bir hakikat, ne derece zahir ve bahir olduğunu [B]aynelyakîn müşahede etti[/B][/COLOR][COLOR=black] ve enbiyanın (Aleyhimüsselâm) icmaı ve [/COLOR][COLOR=darkred]asfiyanın ittifakı ve evliyanın tevafuku ve bu üç icmaın birden ittifakı, güneşi gösteren gündüzün ziyasından daha parlak gördü..[/COLOR][/FONT][/SIZE] [COLOR=black][FONT=Courier New][SIZE=4]...[/SIZE][/FONT][/COLOR] [SIZE=4][FONT=Courier New][COLOR=black]..Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir, âlem-i şehadet ve cismanî ve maddî cihetinde mahsus taifelerin dillerinden ve lisan-ı hallerinden ders aldığından, âlem-i gayb ve âlem-i berzahta dahi mütalaa ile bir seyahat ve bir taharri-i hakikat arzu ederken, [/COLOR][U][COLOR=darkred]her taife-i insaniyede bulunan ve kâinatın meyvesi olan insanın çekirdeği hükmünde bulunan ve küçüklüğü ile beraber manen kâinat kadar inbisat edebilen müstakim ve münevver akılların, selim ve nurani kalblerin kapısı açıldı. Baktı ki; onlar, âlem-i gayb ve âlem-i şehadet ortasında insanî berzahlardır ve iki âlemin birbiriyle temasları ve muameleleri, insana nisbeten o noktalarda oluyor gördüğünden[/COLOR][/U][COLOR=black]; kendi [/COLOR][COLOR=darkred]akıl ve kalbine dedi ki[/COLOR][COLOR=black]: Gelin, [/COLOR][B][COLOR=darkred]bu emsalinizin kapısından hakikate giden yol daha kısadır[/COLOR][/B][COLOR=black]. Biz öteki yollardaki dillerden ders aldığımız gibi değil, belki iman noktasındaki ittisaflarından ve keyfiyet ve renklerinden mütalaamız ile istifade etmeliyiz, dedi. Mütalaaya başladı. (ayet-ül kübra)[/COLOR][/FONT][/SIZE] [FONT=Courier New][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Courier New][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [SIZE=4][FONT=Courier New][COLOR=black].."Sen [B][U]kendin[/U][/B] [B][U]hastasın[/U][/B], [B][U]kendin[/U][/B]e bir tabib ara!" [U]Ben dedim[/U]: "[/COLOR][COLOR=darkred]Sen tabibim ol[/COLOR][COLOR=black]!" [/COLOR][B][COLOR=darkred]Tuttum, kendimi ona muhatab addederek, o kitabı bana hitab ediyor gibi okudum[/COLOR][/B][COLOR=black]. [/COLOR][/FONT][/SIZE] [COLOR=black][FONT=Courier New][SIZE=4]Mektubat[/SIZE][/FONT][/COLOR] [FONT=Courier New][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Courier New][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [SIZE=4][FONT=Courier New][B][COLOR=black]İkinci Misal: [/COLOR][/B][U][COLOR=black]Biraderzadem[/COLOR][/U][COLOR=black] merhum Abdurrahman, sekiz seneden beri benden ayrılıp dünyanın gaflet ve evhamlarına bulaştığı halde, [/COLOR][COLOR=darkred]şahsıma karşı haddimden çok fazla hüsn-ü zannı varmış[/COLOR][COLOR=black]. Bende olmayan ve elimden gelmeyen [/COLOR][COLOR=darkred]himmeti istiyor ve meded bekliyordu.[/COLOR][U][COLOR=darkred]Kur'an-ı Hakîm'in himmeti imdadına yetişti[/COLOR][/U][COLOR=black]. Haşre dair olan [/COLOR][COLOR=darkred]Onuncu Söz'ü, vefatından üç ay evvel eline yetiştirdi[/COLOR][COLOR=black]. [/COLOR][COLOR=darkred]O Söz onu manevî kirlerinden ve evham ve gafletten temizlemekle beraber; âdeta mertebe-i velayete çıkmış gibi[/COLOR][COLOR=black], vefatından evvel yazdığı mektubunda üç zahir keramet izhar etmiş. Yirmiyedinci Mektub'un fıkraları içinde dercedilmiş, müracaat olunsun.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [FONT=Courier New][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [SIZE=4][FONT=Courier New][B][COLOR=black]Üçüncü Misal: [/COLOR][/B][COLOR=black]Burdur'lu Hasan Efendi isminde[U] [COLOR=darkred]ehl-i kalb[/COLOR][/U][COLOR=darkred] [U]bir âhiret kardeşim ve talebem vardı[/U][/COLOR]. [/COLOR][COLOR=darkred]Bana karşı haddimden çok fazla hüsn-ü zan ederek[/COLOR][COLOR=black], büyük bir veliden[/COLOR][COLOR=darkred] himmet beklemek gibi [/COLOR][COLOR=black]bîçare [/COLOR][COLOR=darkred]benden meded bekliyordu[/COLOR][COLOR=black]. Birdenbire hiç münasebet yokken,[/COLOR][COLOR=darkred] Otuzikinci Söz'ü[/COLOR][COLOR=black] Burdur köylerinde oturan birisine mütalaa etmek üzere verdim. Sonra Hasan Efendi hatırıma geldi, dedim: "Şayet Burdur'a gidersen Hasan Efendi'ye ver, beş-altı gün mütalaa etsin." [U]O adam gitmiş, doğrudan doğruya Hasan Efendi'ye vermiş. Hasan Efendi'nin eceli otuz-kırk gün kalmıştı[/U]. Gayet susamış bir adamın, âb-ı kevser gibi tatlı suya rastgelirken yapışması gibi; öyle de [/COLOR][U][COLOR=darkred]Otuzikinci Söz'e yapışmış, mütemadiyen mütalaa yapa yapa[/COLOR][/U][COLOR=darkred] ve tefeyyüz ede ede, hususan Üçüncü Mevkıfındaki muhabbetullah bahsinde, [B]tamamıyla derdine deva bulmuş[/B] ve [B]bir kutb-u a'zamdan beklediği feyzi onda bulmuş[/B]. Sağlam olarak câmiye gitmiş, namaz kılmış, orada ruhunu Rahman'a teslim eylemiş[/COLOR][COLOR=black] (Rahmetullahi Aleyh).[/COLOR][/FONT][/SIZE] [COLOR=black][FONT=Courier New][SIZE=4](Mektubat)[/SIZE][/FONT][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Bediüzzaman (r.a) Mürşidmiydi, Alimmiydi her ikisimiydi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst