Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Bediüzzaman Said Nursi’ye Göre Kur’ân'ın Mucizeliğini Açıklama Metodu
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 167314" data-attributes="member: 27"><p><strong>Cevap: Bediüzzaman Said Nursi’ye Göre Kur’ân'ın Mucizeliğini Açıklama Metod</strong></p><p></p><p><u><strong><span style="font-size: 12px"><span style="color: Red">Beşinci vecih: Kur’ân’ın beyanındaki birlik</span></span></strong></u></p><p><u><strong><span style="font-size: 12px"><span style="color: Red"></span></span></strong></u></p><p> <u><strong><span style="font-size: 12px"><span style="color: Red"></span></span></strong></u></p><p> <strong>Bediüzzaman’ın bu konudaki sözlerinden anlaşılıyor ki:</strong> Kur’ân-ı Kerim, tam bir bütünlük içindedir. Bir kısmı bir kısmını tasdik için inmiştir. Birbirini tefsir etmektedir. İçinde en ufak bir şüphe ve ihtilafa yer yoktur: </p><p></p><p> <span style="color: Blue"><strong>“Kur’ân-ı Mübîn,</strong> yirmi senede hacetlerin mevkileri itibariyle necim olarak, müteferrik parça parça nüzûl ettiği halde, öyle bir kemâl-i tenasübü vardır ki, <strong>güya bir defada nazil olmuş gibi bir tenasüb gösteriyor.</strong> </span></p><p><span style="color: Blue"></span></p><p><span style="color: Blue"><strong>Hem</strong> yirmi senede, mütebâyin esbâb-ı nüzûle göre geldiği halde, tesânüdün kemalini öyle gösteriyor; <strong>güya bir sebep-i vahidle nüzûl etmiştir.</strong> </span></p><p><span style="color: Blue"></span></p><p><span style="color: Blue"><strong>Hem</strong> mütefavit ve mükerrer suallerin cevabı olarak geldiği halde, nihayet imtizac ve ittihadı gösteriyor. <strong>Güya bir sual-i vahidin cevabıdır.</strong> </span></p><p><span style="color: Blue"></span></p><p><span style="color: Blue"><strong>Hem</strong> mütegayyir, müteaddit hadisatın ahkâmını beyan için geldiği halde, öyle bir kemal-i intizamı gösteriyor ki, <strong>güya bir hadise-i vahidenin beyanıdır.</strong></span></p><p><span style="color: Blue"><strong></strong></span></p><p><span style="color: Blue"><strong>Hem,</strong> muhtelif, mütefavit halette hadsiz muhatabların fehimlerine münasib üslüblarda tenezzülat-ı kelamiye ile nazil olduğu halde, öyle bir hüsn-ü temasül ve güzel bir selaset gösteriyor ki, <strong>güya halet birdir, bir derece-i fehimdir, su gibi akar bir selaset gösteriyor.</strong> </span></p><p><span style="color: Blue"></span></p><p><span style="color: Blue"><strong>Hem,</strong> mütebaid, müteaddid muhatabîn esnafına müteveccihen mütekellim olduğu halde, öyle bir sühûlet-i beyanı, bir cezalet-i nizamı, bir vuzûh-u ifhamı var ki; <strong>güya muhatabı bir sınıftır.</strong> <strong>Hatta her bir sınıf zanneder ki, bil asale muhatab yalnız kendisidir. </strong></span></p><p><span style="color: Blue"></span></p><p><span style="color: Blue"><strong>Hem</strong> mütefavit, mütederric irşâdî bazı gayeler isal ve hidayet etmek için nazil olduğu halde, öyle bir kemal-i istikamet, öyle bir dikkat-i muvazenet, öyle bir hüsn-ü intizam vardır ki, <strong>güya maksat birdir.”</strong></span></p><p></p><p></p><p> Bu, Kur’ân’ın bedi’ ve emsalsiz bir i’câz vechidir. <strong>Bediüzzaman merhumdan başka bu i’câz vechine dikkat çekeni görmedim.</strong> Gerçekten de Kur’ân, muntazam bir vahdet teşkil etmektedir. Ne önünden, ne de arkasından hiçbir batıl kendisine yanaşamaz. Hakîm ve Hamîd olan Allah Teala tarafından indirilmiştir. Onda niza ve çekişmeye düşmek asla doğru değildir. Bu nokta, Kitab-ı Azîz olan Kur’ân’la muamelenin önemli esaslarından biridir. </p><p></p><p></p><p></p><p> <strong><u><span style="font-size: 12px"><span style="color: Red">Altıncı vecih: Dengeli bir yol ortaya koyması </span></span></u></strong></p><p><strong><u><span style="font-size: 12px"><span style="color: Red"></span></span></u></strong></p><p></p><p> Bediüzzaman, İ’câzın bu vechini müstakil bir bahiste ele almıştır. Bu i’câz vechiyle şunu kastetmektedir: </p><p></p><p><span style="color: Blue"><strong>“Kur’ân,</strong> bütün aksam-ı tevhîdin bütün meratibini, bütün levazımatiyle muhafaza ederek beyan edip muvazenesini bozmamış, muhafaza etmiş. </span></p><p><span style="color: Blue"></span></p><p><span style="color: Blue"><strong>Hem</strong> bütün hakaik-i aliye-i İlâhiyyenin muvazenesini muhafaza etmiş; </span></p><p><span style="color: Blue"></span></p><p><span style="color: Blue"><strong>hem</strong> bütün Esmâ-i Hüsnâ’nın iktiza ettikleri ahkâmları cem’etmiş, o ahkamın tenâsübünü muhafaza etmiş. </span></p><p><span style="color: Blue"></span></p><p><span style="color: Blue"><strong>Hem</strong> Rubûbiyet ve Ulûhiyyetin şuunatını kemâl-i muvazene ile cem’etmiştir. </span></p><p><span style="color: Blue"></span></p><p><span style="color: Blue"><strong>İşte</strong> şu muhafaza ve muvazene ve cem’ bir hâsiyettir. Kat’iyen beşerin eserinde mevcut değil...” </span></p><p><span style="color: Blue"></span></p><p></p><p> <span style="color: Blue"><strong>“Kur’ân,</strong> bütün uhrevî ve dünyevî, ilmî ve amelî erkân-ı sitte-i imaniyenin herbirisini tafsilen, </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">erkân-ı hamse-i İslâmiyenin herbirisini kasden ve cidden ve </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">saadet-i dareyni te’min eden bütün düsturları görür, gösterir. </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">Muvazenesini muhafaza edip, tenasübünü idame edip o hakaikın hey’et-i mecmuasının tenasübünden hasıl olan </span></p><p><span style="color: Blue">hüsün ve cemalin menbaından Kur’ân’ın bir i’câz-ı manevîsi neş’et eder. </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">İşte şu sırrı-ı azîmdendir ki, ulemâ-i ilm-i kelâm, (....) bir kısmı onar cild olarak </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">erkân-ı imaniyeye dâir binler eser yazdıkları halde, </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">aklı nakle tercih ettikleri için Kur’ân’ın on âyeti kadar vuzuh ile ifade ve </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">kat’î isbat ve <strong>ciddi ikna edememişler.”</strong> </span></p><p><span style="color: Blue"></span></p><p> Bediüzzaman, o büyük müsademeler ve o acib inkılab ile birlikte, </p><p></p><p> <span style="color: Blue">“Hz. Muhammed (a.s.m) getirdiği şeriatın hakaiki, fıtratın kanunlarındaki muvazeneyi muhafaza etmiştir. İctimaiyatın rabıtalarına lâzım gelen münasebetleri ihlal etmemiştir. Zaman uzadıkça, aralarında ittisal peyda olmuştur. <strong>Bundan da anlaşılır ki; İslâmiyet nev’-i beşer için fıtrî bir dindir ve ictimaiyatı tezelzülden vikaye eden yegane bir amildir”</strong> </span>der. </p><p></p><p> <span style="color: Blue">“O Kur’ân-ı câmiin nusus ve vücuhundan ve işarat ve rumuzundun çıkan şeriat-ı kübra-yı İslâmiyetin kemal-i intizamı ve muvazeneti ve hüsn-ü tenasübü ve resaneti; </span></p><p><span style="color: Blue"></span><span style="color: Blue">cerhedilmez bir şahid-i adil, şüphe getirmez bir bürhan-ı katı’dır. Demek oluyor ki: </span></p><p><span style="color: Blue"></span><strong><span style="color: Blue">Beyanat-ı Kur’âniye, beşerin ilm-i cüz’îsine müstenid olamaz.” </span></strong></p><p><strong><span style="color: Blue"></span></strong><strong><span style="color: Blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: Blue"></span></strong></p><p> Bilemiyorum, bu harika izahlar varken, ez-Zerkânî, İ’câzü’l-Kur’ân konusunda bu vechi, neden ma’lul vecihlerden saymıştır? </p><p></p><p></p><p><strong><span style="color: Red">Devam edecek...</span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 167314, member: 27"] [b]Cevap: Bediüzzaman Said Nursi’ye Göre Kur’ân'ın Mucizeliğini Açıklama Metod[/b] [U][B][SIZE=3][COLOR=Red]Beşinci vecih: Kur’ân’ın beyanındaki birlik[/COLOR][/SIZE][/B][/U] [U][B][SIZE=3][COLOR=Red] [/COLOR][/SIZE][/B][/U] [B]Bediüzzaman’ın bu konudaki sözlerinden anlaşılıyor ki:[/B] Kur’ân-ı Kerim, tam bir bütünlük içindedir. Bir kısmı bir kısmını tasdik için inmiştir. Birbirini tefsir etmektedir. İçinde en ufak bir şüphe ve ihtilafa yer yoktur: [COLOR=Blue][B]“Kur’ân-ı Mübîn,[/B] yirmi senede hacetlerin mevkileri itibariyle necim olarak, müteferrik parça parça nüzûl ettiği halde, öyle bir kemâl-i tenasübü vardır ki, [B]güya bir defada nazil olmuş gibi bir tenasüb gösteriyor.[/B] [/COLOR] [COLOR=Blue][B]Hem[/B] yirmi senede, mütebâyin esbâb-ı nüzûle göre geldiği halde, tesânüdün kemalini öyle gösteriyor; [B]güya bir sebep-i vahidle nüzûl etmiştir.[/B] [/COLOR] [COLOR=Blue][B]Hem[/B] mütefavit ve mükerrer suallerin cevabı olarak geldiği halde, nihayet imtizac ve ittihadı gösteriyor. [B]Güya bir sual-i vahidin cevabıdır.[/B] [/COLOR] [COLOR=Blue][B]Hem[/B] mütegayyir, müteaddit hadisatın ahkâmını beyan için geldiği halde, öyle bir kemal-i intizamı gösteriyor ki, [B]güya bir hadise-i vahidenin beyanıdır.[/B][/COLOR] [COLOR=Blue][B] Hem,[/B] muhtelif, mütefavit halette hadsiz muhatabların fehimlerine münasib üslüblarda tenezzülat-ı kelamiye ile nazil olduğu halde, öyle bir hüsn-ü temasül ve güzel bir selaset gösteriyor ki, [B]güya halet birdir, bir derece-i fehimdir, su gibi akar bir selaset gösteriyor.[/B] [/COLOR] [COLOR=Blue][B]Hem,[/B] mütebaid, müteaddid muhatabîn esnafına müteveccihen mütekellim olduğu halde, öyle bir sühûlet-i beyanı, bir cezalet-i nizamı, bir vuzûh-u ifhamı var ki; [B]güya muhatabı bir sınıftır.[/B] [B]Hatta her bir sınıf zanneder ki, bil asale muhatab yalnız kendisidir. [/B] [/COLOR] [COLOR=Blue][B]Hem[/B] mütefavit, mütederric irşâdî bazı gayeler isal ve hidayet etmek için nazil olduğu halde, öyle bir kemal-i istikamet, öyle bir dikkat-i muvazenet, öyle bir hüsn-ü intizam vardır ki, [B]güya maksat birdir.”[/B][/COLOR] Bu, Kur’ân’ın bedi’ ve emsalsiz bir i’câz vechidir. [B]Bediüzzaman merhumdan başka bu i’câz vechine dikkat çekeni görmedim.[/B] Gerçekten de Kur’ân, muntazam bir vahdet teşkil etmektedir. Ne önünden, ne de arkasından hiçbir batıl kendisine yanaşamaz. Hakîm ve Hamîd olan Allah Teala tarafından indirilmiştir. Onda niza ve çekişmeye düşmek asla doğru değildir. Bu nokta, Kitab-ı Azîz olan Kur’ân’la muamelenin önemli esaslarından biridir. [B][U][SIZE=3][COLOR=Red]Altıncı vecih: Dengeli bir yol ortaya koyması [/COLOR][/SIZE][/U][/B] Bediüzzaman, İ’câzın bu vechini müstakil bir bahiste ele almıştır. Bu i’câz vechiyle şunu kastetmektedir: [COLOR=Blue][B]“Kur’ân,[/B] bütün aksam-ı tevhîdin bütün meratibini, bütün levazımatiyle muhafaza ederek beyan edip muvazenesini bozmamış, muhafaza etmiş. [/COLOR] [COLOR=Blue][B]Hem[/B] bütün hakaik-i aliye-i İlâhiyyenin muvazenesini muhafaza etmiş; [/COLOR] [COLOR=Blue][B]hem[/B] bütün Esmâ-i Hüsnâ’nın iktiza ettikleri ahkâmları cem’etmiş, o ahkamın tenâsübünü muhafaza etmiş. [/COLOR] [COLOR=Blue][B]Hem[/B] Rubûbiyet ve Ulûhiyyetin şuunatını kemâl-i muvazene ile cem’etmiştir. [/COLOR] [COLOR=Blue][B]İşte[/B] şu muhafaza ve muvazene ve cem’ bir hâsiyettir. Kat’iyen beşerin eserinde mevcut değil...” [/COLOR] [COLOR=Blue][B]“Kur’ân,[/B] bütün uhrevî ve dünyevî, ilmî ve amelî erkân-ı sitte-i imaniyenin herbirisini tafsilen, [/COLOR][COLOR=Blue]erkân-ı hamse-i İslâmiyenin herbirisini kasden ve cidden ve [/COLOR][COLOR=Blue]saadet-i dareyni te’min eden bütün düsturları görür, gösterir. [/COLOR][COLOR=Blue]Muvazenesini muhafaza edip, tenasübünü idame edip o hakaikın hey’et-i mecmuasının tenasübünden hasıl olan [/COLOR] [COLOR=Blue]hüsün ve cemalin menbaından Kur’ân’ın bir i’câz-ı manevîsi neş’et eder. [/COLOR][COLOR=Blue]İşte şu sırrı-ı azîmdendir ki, ulemâ-i ilm-i kelâm, (....) bir kısmı onar cild olarak [/COLOR][COLOR=Blue]erkân-ı imaniyeye dâir binler eser yazdıkları halde, [/COLOR][COLOR=Blue]aklı nakle tercih ettikleri için Kur’ân’ın on âyeti kadar vuzuh ile ifade ve [/COLOR][COLOR=Blue]kat’î isbat ve [B]ciddi ikna edememişler.”[/B] [/COLOR] Bediüzzaman, o büyük müsademeler ve o acib inkılab ile birlikte, [COLOR=Blue]“Hz. Muhammed (a.s.m) getirdiği şeriatın hakaiki, fıtratın kanunlarındaki muvazeneyi muhafaza etmiştir. İctimaiyatın rabıtalarına lâzım gelen münasebetleri ihlal etmemiştir. Zaman uzadıkça, aralarında ittisal peyda olmuştur. [B]Bundan da anlaşılır ki; İslâmiyet nev’-i beşer için fıtrî bir dindir ve ictimaiyatı tezelzülden vikaye eden yegane bir amildir”[/B] [/COLOR]der. [COLOR=Blue]“O Kur’ân-ı câmiin nusus ve vücuhundan ve işarat ve rumuzundun çıkan şeriat-ı kübra-yı İslâmiyetin kemal-i intizamı ve muvazeneti ve hüsn-ü tenasübü ve resaneti; [/COLOR][COLOR=Blue]cerhedilmez bir şahid-i adil, şüphe getirmez bir bürhan-ı katı’dır. Demek oluyor ki: [/COLOR][B][COLOR=Blue]Beyanat-ı Kur’âniye, beşerin ilm-i cüz’îsine müstenid olamaz.” [/COLOR][/B][B][COLOR=Blue] [/COLOR][/B] Bilemiyorum, bu harika izahlar varken, ez-Zerkânî, İ’câzü’l-Kur’ân konusunda bu vechi, neden ma’lul vecihlerden saymıştır? [B][COLOR=Red]Devam edecek...[/COLOR][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Bediüzzaman Said Nursi’ye Göre Kur’ân'ın Mucizeliğini Açıklama Metodu
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst