Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
Bediüzzaman ve bayram
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 222096" data-attributes="member: 1008315"><p><strong>Cevap: Bediüzzaman ve bayram 16 Kasım 2010 Salı 06:21 Bediüzzaman bayramla</strong></p><p></p><p><img src="http://www.risalehaber.com/images/news/73079.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p> Mahşerin küçük bir provası deniliyor Arafat için. Dünya'da mahşerin küçük bir provasını yaşadım Arafat'ta. Dehşetle irkildim. Milyonları seyrettim. Yüksek bir kulenin tepesine çıkıp, Arafat meydanında kabile kabile, renk renk, millet millet milyonlarca insanın resmi geçidine tanıklık ettim. Dillerinde tekbir vardı, milyonlarca insan telbiye getiriyordu. Kiminin elinde bir Kur'an-ı Kerim kiminde Cevşen-i Kebir vardı. Bir kafile tekbir getiriyordu. Bir çağrıyla Arafat meydanına toplanan milyonlar adeta tek bir dil olmuş, tekbirler getirerek Cenab-ı Hakk'ın kudretini aleme ilan ediyorlardı. Büyük mahşerden önce dünyada kendi mahşerini yaşayanlar, "Lebbeyk" diyorlardı yaradana karşı.</p><p> "Lebbeyk Allahümme Lebbeyk" Arafat'ta mahşerin bir numunesini gördüm dedim. Aslında hepimiz gördük. 3 milyon hacı adayıydık orada. Bugün hacı olduk.</p><p> SIRTTA BEYAZ KEFEN</p><p> Beyaz kefenlerimiz, yani ihramlarımız vardı sırtımızda. Dünyevi düşüncelerden, arzulardan ne kadar uzak olursak, ne kadar gözyaşı döküp, Cenab-ı Hakka yalvara bilirsek günahlarımızdan o kadar çok sıyrılacağımız inancıyla gözyaşı döktük. Sabah namazıyla birlikte çıktık Cebel-i Rahme'ye.</p><p> Cenab-ı Hakkın Hazreti Havva ile Hazreti Adem'in dualarını kabul ettiği yerde, günahlarımızdan affımızı dilemek için. Hazreti Havva ile Hazreti Adem'in buluştuğu, Peygamberimizin veda hutbesini okuduğu yer olan Cebel-i Rahme de hacılar gibi beyaz örtülerine bürünmüştü. Bembeyazdı Cebel-i Rahme'nin üstü. Geceyi Cebel-i Rahme'den geçirip, sabah namazını orada kılanlar, ilk insana ve son peygambere ev sahipliği yapan bu tepeyi kefene büründürmüşlerdi. İnsanlar kefen misali ihramlarını giyer de Cebel-i Rahme ihramını kuşanamaz mı? Sadece Peygamberimizin son mesajlarını üzerine çıkıp verdiği Cebel-i Rahme örtülere bürünmedi, dün Kabe'de yeni örtüsünü giydi.</p><p> Bugün bayram ya...</p><p> Biz Cebel-i Rahme'nin eteklerinde ellerimizi açıp, Cenab-ı Hakka yalvarırken, Mescidi Nemire tıklım tıklım dolmuştu.</p><p> Peygamberimizin öğle ve ikindi namazını cem edip, Arafat Vakfe'sine durduğu cami sabah saatlerinden itibaren dolmaya başlamıştı. İhramlarının içinde tepesini, ovasını bembeyaz bir örtü gibi kaplamıştı milyonlarca hacı Arafat ovasının. Bölüm bölüm ayrılmıştı her ülkenin hacıları. Pakistanlılar,İranlılar, Endonezyalılar,Körfez ülkeleri gibi.</p><p> Irak'tan da hacılar vardı. Kuzey Irak Bölgesel yönetimi de hatırı sayılır bir miktar hacıyı kutsal topraklara göndermişti. Hepsinin bölümü ayrılmış, kapılarında bayrakları dalgalanıyordu. Çadırların altında ise hacılar Arafat'tan elleri boş dönmemek için çırpınıyor,ibadet ediyor,. Dualar,okuyor, Kur'an-ı Kerim ellerden düşmüyordu. Türk bayrağının olduğu bölüme geldiğimizde ise hafızlar Kur'an okuyor, din görevlileri tarafından ilahiler söyleniyordu. Temizliği ve düzeniyle Türk çadırlarını olduğu bölümü görünce milletimizle iftihar ettim.</p><p> BOYNU BÜKÜK İNSANDAN KORKULUR MU?</p><p> Gözyaşlarının aktığı, insanların hıçkıra hıçkıra ağladığı, günahlarını bağışlaması için kalplerinden gelen en samimi duygularla Cenab-ı hakka yalvardıkları saat... Arafat Vakfesi.</p><p> Türk hacılarıyla birlikte durmak istiyorduk Arafat Vakfesi'ne. Ancak bir manzara bizi bundan alıyordu. O da Mescid-i Nemire'ydi. Bir yanı Arafat'ın içinde bir yanı Arafat'ın dışında olan Mescid; Mescidi Nemire. Arafat Vakfe'sinde Mescid-i Nemire'de olup, Peygamberimiz gibi namazları cemaatle orada cem etmek istedik.</p><p> Meşakketli bir yolculuk başladı. Sanki yer yerinden oynamıştı. Çadırlarında vakfe duasını bekleyenlerin yansıra yüzbinlerce hacı Nemire Mescidi'ne ya da Cebel-i Rahme'nin eteklerine ulaşmak için yollara dökülmüştü. 4-5 kilometrelik yolu 2.5 saatte aldık. Ayaklarımız şişmiş, parmaklarımız su toplamıştı. Ve namaz vaktine ancak Mescidin eteklerine ulaşabildik. Ve bir Televizyon kulesine çıkıp izledim Nemire Mescidi'ni. Mescide çıkan sokaklar dolmuş, Arafatın yarısı mescidin etrafında diğer yarısı ise kendi çadırlarında vakfeye durmuştu. Mahşeri yaşadım derken onu anlatmak istedim. Müthiş bir manzaraydı. Ürktüm mü? Hayır. Dünya'dayken kefenini giymiş, günahlarını affetmesi için boynunu büküp Rabbi'ne yalvaran insanlardan ürkülür mü?</p><p> Sizler şimdi kurbanlarınızı kesip bayram ederken, biz Mina'da olacağız.</p><p> İçimizdeki şeytanları taşlamak için.</p><p> Bu vesile ile mübarek topraklardan başta İslam dünyası olmak üzere okuyucularımızın Kurban Bayramı'nı tebrik ediyorum.</p><p> "Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk"</p><p> Yeni Şafak</p><p> ***</p><p> <strong>Af yakarışları Arafat'ta gözyaşı seline karıştı</strong></p><p> <strong>Turhan Bozkurt'un haberi:</strong></p><p> İslam âleminin kalbi dün Arafat'ta attı. Mahşer provasına katılan yaklaşık 5 milyon hacı adayı ellerini semaya açıp, gözyaşları içinde Yaratan'dan af dilerken, dünyanın dört bir tarafındaki Müslümanlar da o heyecanı yüreklerinde hissetti.</p><p> Önceki gece yarısından itibaren Arafat'a çıkan bütün yollar insan seliyle doldu. Hacı adayları akın akın, Hz. Adem ile Hz. Havva'nın yeryüzünde buluştukları Cebel-i Rahme'ye doğru ilerledi. Vakfe duasında ise semaya yükselen yakarışlar, gözyaşı seline karıştı. Hep bir ağızdan edilen dualara 'amin' diyen Müslümanlar Arafat'tan ayrılığın hüznünü hacı olmanın sevinciyle bastırdı. Günbatımıyla birlikte Müzdelife'ye yolculuk başlarken, Kâbe de hacıları karşılamak üzere yeni örtüsüne büründü.</p><p> Sabah ezanı, beyazlar içindeki müminleri gecenin sessizliğinden çekip çıkaran ılık bir meltem gibi çadırların arasında dolaşıyor. Gönüllerdeki heyecan abdest için sıra bekleyenlerin bakışlarına aksediyor. Gecenin siyah örtüsü kalkacak birazdan beyaz okyanusun üzerinden. Böyle bir uyanışa her çadır ehli cemaatle sabah namazı kılarak adeta selam duruyor. Birinden yükselen Fatiha, uzak bir çadırdan gelen Fetih Sûresi'ne karışıyor. En son sahne daha muhteşem. Eller havaya kalkıyor. Unvanlar, şöhret, zenginlik ve dünyevi bütün sıfatları ihramı giyerek geride bırakanlar Allah'ın huzurunda eşit, yan yana, omuz omuza. Hoparlörden yükselen dualara 'amin' diyenlerin gözü yaşlı. Arafat'ın kumları bu seher vakti nemli.</p><p> Güneş, Arafat'ı yakıp kavurmadan Cebel-i Rahme'ye Allah Resulü'nün Veda Hutbesi'ni verdiği minberine akın ediyor. Afrikalı, Uzakdoğulu, Asyalı, Amerikalı, Avrupalı her ırktan insan Allah'ın kulu olarak burada. Eşitlerin affı dilenme yolculuğunda sıradaki durak Arafat. Akşam namazına dek sürecek bekleyiş. Hz. İbrahim, biricik oğlu İsmail kendilerine çelme atmaya çalışan şeytanı nasıl yendiyse vakfede o sağlamlığa erişme gayretinde Arafat'ın misafirleri. Akşam Müzdelife'ye hareket etmeden cephane biriktiriyorlar. Toplanan taşlar da önce büyük şeytana atılacak. Herkes Arafat'tan kendi içindeki büyük-küçük şeytanları mağlup edip çıkmak için yakarışta. Mina'daki taşlama bunun tecessüm etmiş hali olacak. Arınmış olarak yeniden Beytullah'a koşacaklar.</p><p> Cebel-i Rahme bembeyaz bir elbise giymiş. Her millet, kendi dilinde yapılan yakarışa 'amin' diyor. Arafat'ta her yıl Türk hacı adayları için vakfe duasını Diyanet İşleri başkanı yaptırıyordu. Ali Bardakoğlu'nun yerine, geçen hafta atanan Mehmet Görmez, devir teslim işlemleri sebebiyle kutsal topraklara gelemedi. Görmez'in haccın hikmetlerini dile getiren mesajı hoparlörden okundu. Haccın bir dönüm noktası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Görmez, Arafat'ta mahşeri yaşayanların, elde ettiği beyaz sayfaları korumaya özen göstermesi gerektiğini vurguladı. Vakfenin, dünyada eşi benzeri görülmeyen bir zirve olduğuna işaret eden Görmez, "Geçmişte yapılan hatalar, işlenen günahlar artık bağışlanmış olarak geride kalmalı. Hacdan öncesi ile sonrası kesin bir şekilde ayrılmalı. Bu anlamda haccımız, her birimiz için bir silkiniş, diriliş ve yeniden doğuş olmalı." ifadelerini kullandı.</p><p> Kâbe, yeni örtüsüne büründü</p><p> Her yıl arefe günü değiştirilen Kâbe-i Şerif'in örtüsü, hacıların Arafat'ta toplandığı sırada yenilendi. Sadece yerli halkın gördüğü değişiklikten sonra Kâbe, yeni kisvesiyle Arafat'tan dönen hacıları karşılamaya hazır hale getirildi.</p><p> Arafat'ta, Türk hacı adayları saat 09.00'dan itibaren Diyanet'in irşat programlarını çadırlarında dinledi. Bu çerçevede Kur'an-ı Kerim tilavet edildi. İlahiler okundu. Din İşleri Yüksek Kurulu üyeleri, hac eksenli sohbetler yaptı.</p><p> Türk kafilesinin Arafat'a intikali gece yarısında tamamlandı. Diyanet, misafirlerine gece ve sabah kumanya, öğle de sıcak yemek ikram etti. Ambulanslar hazır bekletildi.</p><p> Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile bir grup AK Partili milletvekili de Arafat'taydı. Devlet Bakanı Faruk Çelik ile Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Türk hacı adaylarına yemek dağıttı.</p><p> Suudi polisi hırsızlık vakalarına karşı teyakkuzdaydı. Cebel-i Rahme'de hırsızlık yaparken yakalanan 45 yaşlarında bir kişi gözaltına alındı. Polis helikopteri de Arafat üstünde uçuş yaptı.</p><p> Bazı Suudi şirketler ve hayırseverler, TIR'larla bedava kumanya, şemsiye dağıttı.</p><p> Çöp konteynerlerinin yetersiz kaldığı gözlendi. Bu yüzden çöpler etrafa dağıldı.</p><p> Arafat, Mekke'nin 21 kilometre doğusunda, Tâif dağ yolu üzerinde ova görünüşünde düz bir meydan. Doğu, kuzey ve güneyindeki dağlar, Arafat Meydanı'nı bir yay gibi kuşatmış. Doğudan batıya 6,5 kilometre, kuzeyden güneye de 11-12 kilometre uzunlukta olan Arafat Meydanı'nın tamamı 13.68 kilometrekare.</p><p> Zaman</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 222096, member: 1008315"] [b]Cevap: Bediüzzaman ve bayram 16 Kasım 2010 Salı 06:21 Bediüzzaman bayramla[/b] [IMG]http://www.risalehaber.com/images/news/73079.jpg[/IMG] Mahşerin küçük bir provası deniliyor Arafat için. Dünya'da mahşerin küçük bir provasını yaşadım Arafat'ta. Dehşetle irkildim. Milyonları seyrettim. Yüksek bir kulenin tepesine çıkıp, Arafat meydanında kabile kabile, renk renk, millet millet milyonlarca insanın resmi geçidine tanıklık ettim. Dillerinde tekbir vardı, milyonlarca insan telbiye getiriyordu. Kiminin elinde bir Kur'an-ı Kerim kiminde Cevşen-i Kebir vardı. Bir kafile tekbir getiriyordu. Bir çağrıyla Arafat meydanına toplanan milyonlar adeta tek bir dil olmuş, tekbirler getirerek Cenab-ı Hakk'ın kudretini aleme ilan ediyorlardı. Büyük mahşerden önce dünyada kendi mahşerini yaşayanlar, "Lebbeyk" diyorlardı yaradana karşı. "Lebbeyk Allahümme Lebbeyk" Arafat'ta mahşerin bir numunesini gördüm dedim. Aslında hepimiz gördük. 3 milyon hacı adayıydık orada. Bugün hacı olduk. SIRTTA BEYAZ KEFEN Beyaz kefenlerimiz, yani ihramlarımız vardı sırtımızda. Dünyevi düşüncelerden, arzulardan ne kadar uzak olursak, ne kadar gözyaşı döküp, Cenab-ı Hakka yalvara bilirsek günahlarımızdan o kadar çok sıyrılacağımız inancıyla gözyaşı döktük. Sabah namazıyla birlikte çıktık Cebel-i Rahme'ye. Cenab-ı Hakkın Hazreti Havva ile Hazreti Adem'in dualarını kabul ettiği yerde, günahlarımızdan affımızı dilemek için. Hazreti Havva ile Hazreti Adem'in buluştuğu, Peygamberimizin veda hutbesini okuduğu yer olan Cebel-i Rahme de hacılar gibi beyaz örtülerine bürünmüştü. Bembeyazdı Cebel-i Rahme'nin üstü. Geceyi Cebel-i Rahme'den geçirip, sabah namazını orada kılanlar, ilk insana ve son peygambere ev sahipliği yapan bu tepeyi kefene büründürmüşlerdi. İnsanlar kefen misali ihramlarını giyer de Cebel-i Rahme ihramını kuşanamaz mı? Sadece Peygamberimizin son mesajlarını üzerine çıkıp verdiği Cebel-i Rahme örtülere bürünmedi, dün Kabe'de yeni örtüsünü giydi. Bugün bayram ya... Biz Cebel-i Rahme'nin eteklerinde ellerimizi açıp, Cenab-ı Hakka yalvarırken, Mescidi Nemire tıklım tıklım dolmuştu. Peygamberimizin öğle ve ikindi namazını cem edip, Arafat Vakfe'sine durduğu cami sabah saatlerinden itibaren dolmaya başlamıştı. İhramlarının içinde tepesini, ovasını bembeyaz bir örtü gibi kaplamıştı milyonlarca hacı Arafat ovasının. Bölüm bölüm ayrılmıştı her ülkenin hacıları. Pakistanlılar,İranlılar, Endonezyalılar,Körfez ülkeleri gibi. Irak'tan da hacılar vardı. Kuzey Irak Bölgesel yönetimi de hatırı sayılır bir miktar hacıyı kutsal topraklara göndermişti. Hepsinin bölümü ayrılmış, kapılarında bayrakları dalgalanıyordu. Çadırların altında ise hacılar Arafat'tan elleri boş dönmemek için çırpınıyor,ibadet ediyor,. Dualar,okuyor, Kur'an-ı Kerim ellerden düşmüyordu. Türk bayrağının olduğu bölüme geldiğimizde ise hafızlar Kur'an okuyor, din görevlileri tarafından ilahiler söyleniyordu. Temizliği ve düzeniyle Türk çadırlarını olduğu bölümü görünce milletimizle iftihar ettim. BOYNU BÜKÜK İNSANDAN KORKULUR MU? Gözyaşlarının aktığı, insanların hıçkıra hıçkıra ağladığı, günahlarını bağışlaması için kalplerinden gelen en samimi duygularla Cenab-ı hakka yalvardıkları saat... Arafat Vakfesi. Türk hacılarıyla birlikte durmak istiyorduk Arafat Vakfesi'ne. Ancak bir manzara bizi bundan alıyordu. O da Mescid-i Nemire'ydi. Bir yanı Arafat'ın içinde bir yanı Arafat'ın dışında olan Mescid; Mescidi Nemire. Arafat Vakfe'sinde Mescid-i Nemire'de olup, Peygamberimiz gibi namazları cemaatle orada cem etmek istedik. Meşakketli bir yolculuk başladı. Sanki yer yerinden oynamıştı. Çadırlarında vakfe duasını bekleyenlerin yansıra yüzbinlerce hacı Nemire Mescidi'ne ya da Cebel-i Rahme'nin eteklerine ulaşmak için yollara dökülmüştü. 4-5 kilometrelik yolu 2.5 saatte aldık. Ayaklarımız şişmiş, parmaklarımız su toplamıştı. Ve namaz vaktine ancak Mescidin eteklerine ulaşabildik. Ve bir Televizyon kulesine çıkıp izledim Nemire Mescidi'ni. Mescide çıkan sokaklar dolmuş, Arafatın yarısı mescidin etrafında diğer yarısı ise kendi çadırlarında vakfeye durmuştu. Mahşeri yaşadım derken onu anlatmak istedim. Müthiş bir manzaraydı. Ürktüm mü? Hayır. Dünya'dayken kefenini giymiş, günahlarını affetmesi için boynunu büküp Rabbi'ne yalvaran insanlardan ürkülür mü? Sizler şimdi kurbanlarınızı kesip bayram ederken, biz Mina'da olacağız. İçimizdeki şeytanları taşlamak için. Bu vesile ile mübarek topraklardan başta İslam dünyası olmak üzere okuyucularımızın Kurban Bayramı'nı tebrik ediyorum. "Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk" Yeni Şafak *** [B]Af yakarışları Arafat'ta gözyaşı seline karıştı[/B] [B]Turhan Bozkurt'un haberi:[/B] İslam âleminin kalbi dün Arafat'ta attı. Mahşer provasına katılan yaklaşık 5 milyon hacı adayı ellerini semaya açıp, gözyaşları içinde Yaratan'dan af dilerken, dünyanın dört bir tarafındaki Müslümanlar da o heyecanı yüreklerinde hissetti. Önceki gece yarısından itibaren Arafat'a çıkan bütün yollar insan seliyle doldu. Hacı adayları akın akın, Hz. Adem ile Hz. Havva'nın yeryüzünde buluştukları Cebel-i Rahme'ye doğru ilerledi. Vakfe duasında ise semaya yükselen yakarışlar, gözyaşı seline karıştı. Hep bir ağızdan edilen dualara 'amin' diyen Müslümanlar Arafat'tan ayrılığın hüznünü hacı olmanın sevinciyle bastırdı. Günbatımıyla birlikte Müzdelife'ye yolculuk başlarken, Kâbe de hacıları karşılamak üzere yeni örtüsüne büründü. Sabah ezanı, beyazlar içindeki müminleri gecenin sessizliğinden çekip çıkaran ılık bir meltem gibi çadırların arasında dolaşıyor. Gönüllerdeki heyecan abdest için sıra bekleyenlerin bakışlarına aksediyor. Gecenin siyah örtüsü kalkacak birazdan beyaz okyanusun üzerinden. Böyle bir uyanışa her çadır ehli cemaatle sabah namazı kılarak adeta selam duruyor. Birinden yükselen Fatiha, uzak bir çadırdan gelen Fetih Sûresi'ne karışıyor. En son sahne daha muhteşem. Eller havaya kalkıyor. Unvanlar, şöhret, zenginlik ve dünyevi bütün sıfatları ihramı giyerek geride bırakanlar Allah'ın huzurunda eşit, yan yana, omuz omuza. Hoparlörden yükselen dualara 'amin' diyenlerin gözü yaşlı. Arafat'ın kumları bu seher vakti nemli. Güneş, Arafat'ı yakıp kavurmadan Cebel-i Rahme'ye Allah Resulü'nün Veda Hutbesi'ni verdiği minberine akın ediyor. Afrikalı, Uzakdoğulu, Asyalı, Amerikalı, Avrupalı her ırktan insan Allah'ın kulu olarak burada. Eşitlerin affı dilenme yolculuğunda sıradaki durak Arafat. Akşam namazına dek sürecek bekleyiş. Hz. İbrahim, biricik oğlu İsmail kendilerine çelme atmaya çalışan şeytanı nasıl yendiyse vakfede o sağlamlığa erişme gayretinde Arafat'ın misafirleri. Akşam Müzdelife'ye hareket etmeden cephane biriktiriyorlar. Toplanan taşlar da önce büyük şeytana atılacak. Herkes Arafat'tan kendi içindeki büyük-küçük şeytanları mağlup edip çıkmak için yakarışta. Mina'daki taşlama bunun tecessüm etmiş hali olacak. Arınmış olarak yeniden Beytullah'a koşacaklar. Cebel-i Rahme bembeyaz bir elbise giymiş. Her millet, kendi dilinde yapılan yakarışa 'amin' diyor. Arafat'ta her yıl Türk hacı adayları için vakfe duasını Diyanet İşleri başkanı yaptırıyordu. Ali Bardakoğlu'nun yerine, geçen hafta atanan Mehmet Görmez, devir teslim işlemleri sebebiyle kutsal topraklara gelemedi. Görmez'in haccın hikmetlerini dile getiren mesajı hoparlörden okundu. Haccın bir dönüm noktası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Görmez, Arafat'ta mahşeri yaşayanların, elde ettiği beyaz sayfaları korumaya özen göstermesi gerektiğini vurguladı. Vakfenin, dünyada eşi benzeri görülmeyen bir zirve olduğuna işaret eden Görmez, "Geçmişte yapılan hatalar, işlenen günahlar artık bağışlanmış olarak geride kalmalı. Hacdan öncesi ile sonrası kesin bir şekilde ayrılmalı. Bu anlamda haccımız, her birimiz için bir silkiniş, diriliş ve yeniden doğuş olmalı." ifadelerini kullandı. Kâbe, yeni örtüsüne büründü Her yıl arefe günü değiştirilen Kâbe-i Şerif'in örtüsü, hacıların Arafat'ta toplandığı sırada yenilendi. Sadece yerli halkın gördüğü değişiklikten sonra Kâbe, yeni kisvesiyle Arafat'tan dönen hacıları karşılamaya hazır hale getirildi. Arafat'ta, Türk hacı adayları saat 09.00'dan itibaren Diyanet'in irşat programlarını çadırlarında dinledi. Bu çerçevede Kur'an-ı Kerim tilavet edildi. İlahiler okundu. Din İşleri Yüksek Kurulu üyeleri, hac eksenli sohbetler yaptı. Türk kafilesinin Arafat'a intikali gece yarısında tamamlandı. Diyanet, misafirlerine gece ve sabah kumanya, öğle de sıcak yemek ikram etti. Ambulanslar hazır bekletildi. Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile bir grup AK Partili milletvekili de Arafat'taydı. Devlet Bakanı Faruk Çelik ile Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Türk hacı adaylarına yemek dağıttı. Suudi polisi hırsızlık vakalarına karşı teyakkuzdaydı. Cebel-i Rahme'de hırsızlık yaparken yakalanan 45 yaşlarında bir kişi gözaltına alındı. Polis helikopteri de Arafat üstünde uçuş yaptı. Bazı Suudi şirketler ve hayırseverler, TIR'larla bedava kumanya, şemsiye dağıttı. Çöp konteynerlerinin yetersiz kaldığı gözlendi. Bu yüzden çöpler etrafa dağıldı. Arafat, Mekke'nin 21 kilometre doğusunda, Tâif dağ yolu üzerinde ova görünüşünde düz bir meydan. Doğu, kuzey ve güneyindeki dağlar, Arafat Meydanı'nı bir yay gibi kuşatmış. Doğudan batıya 6,5 kilometre, kuzeyden güneye de 11-12 kilometre uzunlukta olan Arafat Meydanı'nın tamamı 13.68 kilometrekare. Zaman [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
Bediüzzaman ve bayram
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst