Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Risale-i Nur'a ve Bediüzzaman'a Gelen İtirazlar
Bediüzzaman'dan avukata keramet dersi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="NuruAhsen" data-source="post: 85798" data-attributes="member: 857"><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Stajyer avukat Kemal, Bediüzzaman'a,'Çok keramet gösterdiğinizi söylüyorlar.Mesela elinizdeki tespih kendi kendine yürüsün' deyince..</span></span></p><p></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><img src="http://www.risalehaber.com/resimler/haberler/54617.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></span></p><p></p><p> </p><p></p><p></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Bu dünya pazarında bizim değerimiz müşteri olduğumuz şeyle ölçülür. Yani aldığımız mal eşittir biz. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Ticaret deyip geçmemek gerek. Çünkü hayatımız bu dünya ile sınırlı olsa yapacağımız ticaretin o kadar önemi olmazdı belki. Ama dünyanın ötesi var. Yeteneklerimizin asıl ödülleri, öldükten sonra başlayacak olan öte dünyadadır. Koca ömrümüzde alıp götüreceğimiz öyle sıradan bir mal olursa korkarız orada bizim işimize yaramaz. Bu bizim için iyi bir ticaret olmaz elbette. Dileyelim ki, bu dünyanın hay huyu içinde alıp götüreceğimiz mal eforumuza değsin.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Onun için hayatımız süresince ne olmalıyız, ne istiyoruz ve ne görmeye can atıyoruz, onlara bakalım ve dikkat edelim. Şunu da aklımızdan çıkarmayalım ki, ne çöplüklerde büyük şeyleri bulabiliriz ve ne de nezih yerlerde sıradan şeyleri arayabiliriz.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Bir araştırmaya esas olmak üzere Necmettin Şahiner’in “Son Şahitler”i ciddi anlamda ve zevkle okurken, bir şahidin anısı, araştırmamla ilgili değil, bir başka açıdan dikkatimi çekti. Kemal Taner o zamanlar stajyer avukatmış. Bu sıfatla Eskişehir adliyesinde bulunuyormuş. Dolayısıyla hapishaneye de serbestçe girip çıkıyormuş.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">O günlerin flaş ismi Bediüzzaman idam mahkûmu olarak Eskişehir hapishanesinde tutukluydu. Fırsat ya, Kemal Taner, Bediüzzaman’la görüşmeye gitmiş. Bediüzzaman namazını yeni kılıyormuş. Bitirdikten sonra elini öpmüş olan Kemal Taner kendilerine demiş ki; “Sizin birçok keramet gösterdiğinizi söylüyorlar. Oysa ben bu tür bir hal görmedim. Eğer böyle bir şey gösteriyorsanız, bana da gösterin, mesela elinizdeki tespih kendi kendine yürüsün.” </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Burada devamını okumadan Bediüzzaman’ın nasıl bir cevap vereceğini düşünmedim değil. Bediüzzaman tebessüm etmiş; aslında tebessümü bile tam bir cevapmış. Ama onunla yetinmemiş, şu güzel bir temsille olgun bir insanın neyin peşinde olması gerektiğini stajyer avukatın kafasına sokmak istemiş:</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Bir adamın çok sevdiği bir tek oğlu varmış. Adamcağız bu tek ve sevimli çocuğuna çok değerli bir hediye almak için onu bir kuyumcuya götürmüş. Çok çeşitli elmas ve mücevherlerden çocuğu ne isterse onu alacakmış. Kuyumcu, bu mücevher dükkânını süslemek için, çok değişik renklerde, kırmızı, beyaz, mavi, yeşil, mor, pembe, sarı renkli ve hem de albenisi olan balonları tavana asmış. Kuyumcu dükkânına girer girmez, çocuğun gözleri tavana takılıp kalmış. “Bunlardan isterim” diye tutturmuş. Adamcağız, “aman oğlum, ben sana çok pahalı, çok kıymetli elmas ve mücevher alacağım” diye çocuğun dikkatini ha bire vitrine çevirmek istemiş. Ama çocuğu, “balon isterim” diye ağlayıp duruyormuş. </span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Bediüzzaman, bu hikâyeyi aktardıktan sonra, kendisinin ne ile ilgilendiğini de daha açık bir şekilde belletmek istemiş. “Ben” demiş, “Kur’an’ın elmas ve mücevherat dükkânının bekçisiyim, dellalıyım.” Ve eklemiş: “Ben baloncu değilim. Benim dükkânımda, benim pazarımda, Kur’an’ın ebedî ve ölümsüz elmasları var. Ben bunlarla meşgulüm. Ben Kur’an nurunu ilan ediyorum, balonculuk yapmıyorum.”</span></span></p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Sona çok yakın olduğumuz çağımızda, elmas ve mücevherlerin bolca satıldığı çarşıda balonlara takılıp kalmamız, elbette bizi ufkun kararmasıyla büyük bir pişmanlıkla karşı karşıya getirir. O zaman karanlık çoktan basmış, gece olmuş ve kuyumcular çoktan kapanmış olacak.</span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px">Yeteneklerimizi zorlamadan, bir kudsi davanın çilesini çekmeden, insan olarak aramamız gereken şeye karar vermeden ve uğrunda yollar tepmeden, terlemeden ve hatta acılar çekmeden sıradan ele geçireceğimiz şeyler, bir fiskeyle patlayıverip de bizi çocuklar gibi gözyaşı döktüren balonlardan başka bir şey olamaz.</span></span></p><p></p><p> </p><p style="text-align: right"><strong><span style="font-family: 'Book Antiqua'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-size: 9px"><span style="color: red">Hüseyin KARA</span></span> </span></span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="NuruAhsen, post: 85798, member: 857"] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Stajyer avukat Kemal, Bediüzzaman'a,'Çok keramet gösterdiğinizi söylüyorlar.Mesela elinizdeki tespih kendi kendine yürüsün' deyince..[/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][IMG]http://www.risalehaber.com/resimler/haberler/54617.jpg[/IMG][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Bu dünya pazarında bizim değerimiz müşteri olduğumuz şeyle ölçülür. Yani aldığımız mal eşittir biz. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Ticaret deyip geçmemek gerek. Çünkü hayatımız bu dünya ile sınırlı olsa yapacağımız ticaretin o kadar önemi olmazdı belki. Ama dünyanın ötesi var. Yeteneklerimizin asıl ödülleri, öldükten sonra başlayacak olan öte dünyadadır. Koca ömrümüzde alıp götüreceğimiz öyle sıradan bir mal olursa korkarız orada bizim işimize yaramaz. Bu bizim için iyi bir ticaret olmaz elbette. Dileyelim ki, bu dünyanın hay huyu içinde alıp götüreceğimiz mal eforumuza değsin.[/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Onun için hayatımız süresince ne olmalıyız, ne istiyoruz ve ne görmeye can atıyoruz, onlara bakalım ve dikkat edelim. Şunu da aklımızdan çıkarmayalım ki, ne çöplüklerde büyük şeyleri bulabiliriz ve ne de nezih yerlerde sıradan şeyleri arayabiliriz.[/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Bir araştırmaya esas olmak üzere Necmettin Şahiner’in “Son Şahitler”i ciddi anlamda ve zevkle okurken, bir şahidin anısı, araştırmamla ilgili değil, bir başka açıdan dikkatimi çekti. Kemal Taner o zamanlar stajyer avukatmış. Bu sıfatla Eskişehir adliyesinde bulunuyormuş. Dolayısıyla hapishaneye de serbestçe girip çıkıyormuş.[/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]O günlerin flaş ismi Bediüzzaman idam mahkûmu olarak Eskişehir hapishanesinde tutukluydu. Fırsat ya, Kemal Taner, Bediüzzaman’la görüşmeye gitmiş. Bediüzzaman namazını yeni kılıyormuş. Bitirdikten sonra elini öpmüş olan Kemal Taner kendilerine demiş ki; “Sizin birçok keramet gösterdiğinizi söylüyorlar. Oysa ben bu tür bir hal görmedim. Eğer böyle bir şey gösteriyorsanız, bana da gösterin, mesela elinizdeki tespih kendi kendine yürüsün.” [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Burada devamını okumadan Bediüzzaman’ın nasıl bir cevap vereceğini düşünmedim değil. Bediüzzaman tebessüm etmiş; aslında tebessümü bile tam bir cevapmış. Ama onunla yetinmemiş, şu güzel bir temsille olgun bir insanın neyin peşinde olması gerektiğini stajyer avukatın kafasına sokmak istemiş:[/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Bir adamın çok sevdiği bir tek oğlu varmış. Adamcağız bu tek ve sevimli çocuğuna çok değerli bir hediye almak için onu bir kuyumcuya götürmüş. Çok çeşitli elmas ve mücevherlerden çocuğu ne isterse onu alacakmış. Kuyumcu, bu mücevher dükkânını süslemek için, çok değişik renklerde, kırmızı, beyaz, mavi, yeşil, mor, pembe, sarı renkli ve hem de albenisi olan balonları tavana asmış. Kuyumcu dükkânına girer girmez, çocuğun gözleri tavana takılıp kalmış. “Bunlardan isterim” diye tutturmuş. Adamcağız, “aman oğlum, ben sana çok pahalı, çok kıymetli elmas ve mücevher alacağım” diye çocuğun dikkatini ha bire vitrine çevirmek istemiş. Ama çocuğu, “balon isterim” diye ağlayıp duruyormuş. [/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Bediüzzaman, bu hikâyeyi aktardıktan sonra, kendisinin ne ile ilgilendiğini de daha açık bir şekilde belletmek istemiş. “Ben” demiş, “Kur’an’ın elmas ve mücevherat dükkânının bekçisiyim, dellalıyım.” Ve eklemiş: “Ben baloncu değilim. Benim dükkânımda, benim pazarımda, Kur’an’ın ebedî ve ölümsüz elmasları var. Ben bunlarla meşgulüm. Ben Kur’an nurunu ilan ediyorum, balonculuk yapmıyorum.”[/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Sona çok yakın olduğumuz çağımızda, elmas ve mücevherlerin bolca satıldığı çarşıda balonlara takılıp kalmamız, elbette bizi ufkun kararmasıyla büyük bir pişmanlıkla karşı karşıya getirir. O zaman karanlık çoktan basmış, gece olmuş ve kuyumcular çoktan kapanmış olacak.[/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3]Yeteneklerimizi zorlamadan, bir kudsi davanın çilesini çekmeden, insan olarak aramamız gereken şeye karar vermeden ve uğrunda yollar tepmeden, terlemeden ve hatta acılar çekmeden sıradan ele geçireceğimiz şeyler, bir fiskeyle patlayıverip de bizi çocuklar gibi gözyaşı döktüren balonlardan başka bir şey olamaz.[/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Book Antiqua][SIZE=3] [/SIZE][/FONT] [RIGHT][B][FONT=Book Antiqua][SIZE=3][SIZE=1][COLOR=red]Hüseyin KARA[/COLOR][/SIZE] [/SIZE][/FONT][/B][/RIGHT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Risale-i Nur'a ve Bediüzzaman'a Gelen İtirazlar
Bediüzzaman'dan avukata keramet dersi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst