Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
BEDİÜZZAMANDAN BAHSEDEN EVLİYALAR
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="sarýklý genç" data-source="post: 100907" data-attributes="member: 5985"><p><strong>Bediüzzamandan bahseden evliyalar</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong><span style="color: black"> </span></strong></span></span></p><p> </p><p> <p style="text-align: center"><p style="text-align: center"> </p> </p><p> <p style="text-align: center"><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px"><strong><span style="color: black">BEDİÜZZAMANDAN BAHSEDEN EVLİYALAR</span></strong></span></span></p> </p><p> </p><p> </p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">Yüce Allah, başta peygamberler olmak üzere bâzı kullarına gayba dâir bir kısım haberler bildirmiştir. Onlar da Allah’ın bildirmesiyle bu gaybî haberleri vukuundan önce insanlara bildirmişler, zamanı geldiğinde o haberler aynen meydana çıkmıştır.</span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">İşte dinsizlik cereyanın alabildiğine yaygınlaştığı 14 asırda gelecek zâtı da, ehemmiyetine binâen bâzı velî zâtlar Allah’ın bildirmesiyle önceden haber vermişlerdir. Burada buna bir kaç misal vermek istiyoruz.</span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">1. Nakşî tarikatının önde gelen isimlerinden Beş-kazalızâde Osman Halidî Hazretleri (vefatı 1292 veya 1293-1896) Bediüzzaman’ı talebelerine haber vermiştir. Risâle-i Nur külliyatından Sikke-i Tasdik-i Gaybî isimli eserde Nur talebelerinden Hasan, Osman, Tahin, Abdullah ve Sabri ağabeylerin bildirdiğine göre, bu haber verme hadisesi şöyle olmuştur: </span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">2. </span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">Bu zât “Sidre” isimli bir yerde riyazete çekilir tes-bihatla meşgul olurmuş. Kırk gün için hazırlanan azığı iki günde yiyerek kalan günlerde hiçbir şey ye-mezmiş. Kırk gün tamamlanıp döndüğünde dudaklarının birbirine yapıştığı görülürmüş.</span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">Osman Halidî Hazretleri, Bediüzzaman’ın doğduğu yıl hem çocuklanna, hem de yakınlarına demişki: “İmanı kurtaran bir müceddid çıkacak. O da bu yıl doğmuştur.” Sonra da şu ilâveyi yapmış: </span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">“Benim dört oğlumdan birisi o gelecek müceddidle görüşecek ve elini öpecektir.”</span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">Bunun üzerinden otuzbeş sene geçer. Rumi 1327, Milâdî 1911’de İsparta’nın Atabey kasabasında sünnet ve hıfz toplantılarından birinde Osman Halidî’nin evlatlarından sonuncusu olan Ahmed Efendiye, “Siz müceddid, müceddid diyorsunuz. Nerede ve kimdir?” diye sorulur. Ahmed Efendi, “Evet, şimdi o vardır ve 35 yaşındadır” cevabını verir. </span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">Hasan, Osman, Tahirî, Abdullah ve Sabri ağabeyler devamla şöyle derler: </span></span></p><p> </p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">“İsparta’nın Yenice Mahallesinden ve kardeşlerimizden Nuri tarafından merhum mumailyh Ahmed Efendiden ‘Pederiniz, “Benim evlâdımdan birisi o müceddidle mükâleme [konuşacak] ve musafahada olacaktır” demiş, nasıldır?’ diye sorulmuş. Ahmed Efendi merhum cevaben, ‘Evet, doğrudur. Ben onunla görüştüm’ demiştir.”1</span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">Bediüzzaman da ismi geçen eserde, “Evliya-yı meşhûreden [meşhur evliyadan], kırk günde bir defa ekmek yiyip kırk gün yemeyen Osman-ı Halidî’nin sarih ihbarı [açıkça haber vermesi] ve evladlarına vasiyeti ile” diyerek, Osman Halidî Hazretlerinin bu keşfiyatına işaret etmiştir.2 </span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">2. Bediüzzaman’ın doğduğu gün, Denizli’de yaşayan Hasan Feyzi isimli bir evliya “Bugün Kürdistan’da bir evliya- dünyaya geldi. Bu zât zamanımızın sahibi, asrımızın vekilidir” diye3 talebelerine müjdelemişti.</span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">Bu Hasan Feyziden sonra yerine sırası ile iki zât geçti. Seneler sonra Bediüzzaman’ı Denizli’de zulmen hapse mahkûm ettiler. Bu zâtla aynı ismi taşıyan Muallim Hasan Feyzi (1895–1996), birinci Hasan Fey-zi’ye imtisâlen Risâle-i Nurlara sahip çıktı. Sahip olduğu şeyhlik makamını da bir kenara bırakarak Bediüzzaman’a talebe oldu. Sonra da ona bedel zehirlenerek vefat etti.</span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">Onun vefatı üzerine Muğla’nın Milas kasabasında büyük bir âlim olan Halil İbrahim Efendi, Bediüzzaman’a bir taziye mektubu yazdı. Bu zat mektubunda şöyle diyordu: </span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">"Muhterem efendim, mesmuatıma nazaran [işittiğime göre] Denizli'de bundan 70–80 sene evvel büyük evliyadan Hasan Feyzi isminde bir zat bir gün talebelerine 'Bugün Kürdistan'da bir evliya dünyaya geldi' beşaretinde, bulunmakla zât-ı devletlerini işâret buyurmuş. Ba'dehu [sonraları]: Denizli'ye başka perdelerle teşrifinizin o zâtın ruhunu şad ve i'zaz için olduğunu telâkki etmiştim. Ve az zaman sonra aynı isimde mütevazi Hasan Feyzi Efendinin Risâle-i Nura hürmetle, birinci Hasan Feyzi'ye imtisâlen istikbal etmiş [karşılamış] ve nurlara taaşşukla [aşık olmakla] idhal-i envar olması, bu kanaatimi kat kat ziyâdeleştirdi."4 </span></span></p><p> </p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">3. Bediüzzaman'ın babası Sofi Mirza, birgün Bitlis'in Hizan kazasına bağlı Geyda’dan geçerken* Gavs-ri Hizan'ın** dergâhına gelmiş. Gavs, o sırada kendi has halifeleriyle hususî olarak sohbet ediyormuş. Bediüzzaman'ın babası Sofi Mirza Gavs ile mutlaka görüşmek istediğini söylemiş. Müridleri ve talebeleri, "Gavs şu anda kimseyi kabul etmez, hususi sohbettedir" demişlerse de, Sofi Mirza ısrar etmiş, "Eğer siz Gavs'a haber vermezseniz, ben kendim gidip kapıyı çalacağım" demiş. Müridleri, "Öyle ise git çal" demişler.</span></span></p><p> </p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">Bunun üzerine Sofi Mirza gitmiş, Şeyhin kapısını çalmış ve içeri girmiş. Gavs Hazretleri onu görür görmez ayağa kalkmış ve hürmetle karşılayıp kucaklamış, koluna girmiş ve getirip kendi yerine oturtmuş. Sofi Mirza onunla birşeyler konuşmuş. Gavs ise devamlı "beli! beli" diyerek onu tasdik etmiş. Nihâ-yet Sofi Mirza izin istemiş; çıkıp gitmiş. </span></span></p><p> </p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">Durumu merakla seyredenlerden ve Gavs'ın* halifelerinden Molla Halid-i Erukî hayretim gidermek için Gavs Hazretlerine "Kurban, bu fakir adamda ne var ki, bu kadar iltifatlarda bulundunuz. Bize göre siz bu fakir Mirzo'ya** fazla iltifat ettiniz yahut bize böyle geldi" demiş.</span></span></p><p> </p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">Bunun üzerine gayet ciddileşen Gavs Hazretleri şu cevabı vermiş:</span></span></p><p> </p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">"Efendiler! Bu fakir Sofi'nin sulbünden öyle bir çocuk dünyaya gelecektir ki, yüz kutbiyet onun derecesine yetişemez."</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="sarýklý genç, post: 100907, member: 5985"] [b]Bediüzzamandan bahseden evliyalar[/b] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B][COLOR=black] [/COLOR][/B][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B][COLOR=black] [/COLOR][/B][/SIZE][/FONT] [CENTER][CENTER][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B][COLOR=black] [/COLOR][/B][/SIZE][/FONT][/CENTER][/CENTER] [CENTER][CENTER][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][B][COLOR=black]BEDİÜZZAMANDAN BAHSEDEN EVLİYALAR[/COLOR][/B][COLOR=black][/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER][/CENTER] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]Yüce Allah, başta peygamberler olmak üzere bâzı kullarına gayba dâir bir kısım haberler bildirmiştir. Onlar da Allah’ın bildirmesiyle bu gaybî haberleri vukuundan önce insanlara bildirmişler, zamanı geldiğinde o haberler aynen meydana çıkmıştır.[/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]İşte dinsizlik cereyanın alabildiğine yaygınlaştığı 14 asırda gelecek zâtı da, ehemmiyetine binâen bâzı velî zâtlar Allah’ın bildirmesiyle önceden haber vermişlerdir. Burada buna bir kaç misal vermek istiyoruz.[/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]1. Nakşî tarikatının önde gelen isimlerinden Beş-kazalızâde Osman Halidî Hazretleri (vefatı 1292 veya 1293-1896) Bediüzzaman’ı talebelerine haber vermiştir. Risâle-i Nur külliyatından Sikke-i Tasdik-i Gaybî isimli eserde Nur talebelerinden Hasan, Osman, Tahin, Abdullah ve Sabri ağabeylerin bildirdiğine göre, bu haber verme hadisesi şöyle olmuştur: [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]2. [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]Bu zât “Sidre” isimli bir yerde riyazete çekilir tes-bihatla meşgul olurmuş. Kırk gün için hazırlanan azığı iki günde yiyerek kalan günlerde hiçbir şey ye-mezmiş. Kırk gün tamamlanıp döndüğünde dudaklarının birbirine yapıştığı görülürmüş.[/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]Osman Halidî Hazretleri, Bediüzzaman’ın doğduğu yıl hem çocuklanna, hem de yakınlarına demişki: “İmanı kurtaran bir müceddid çıkacak. O da bu yıl doğmuştur.” Sonra da şu ilâveyi yapmış: [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]“Benim dört oğlumdan birisi o gelecek müceddidle görüşecek ve elini öpecektir.”[/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]Bunun üzerinden otuzbeş sene geçer. Rumi 1327, Milâdî 1911’de İsparta’nın Atabey kasabasında sünnet ve hıfz toplantılarından birinde Osman Halidî’nin evlatlarından sonuncusu olan Ahmed Efendiye, “Siz müceddid, müceddid diyorsunuz. Nerede ve kimdir?” diye sorulur. Ahmed Efendi, “Evet, şimdi o vardır ve 35 yaşındadır” cevabını verir. [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]Hasan, Osman, Tahirî, Abdullah ve Sabri ağabeyler devamla şöyle derler: [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]“İsparta’nın Yenice Mahallesinden ve kardeşlerimizden Nuri tarafından merhum mumailyh Ahmed Efendiden ‘Pederiniz, “Benim evlâdımdan birisi o müceddidle mükâleme [konuşacak] ve musafahada olacaktır” demiş, nasıldır?’ diye sorulmuş. Ahmed Efendi merhum cevaben, ‘Evet, doğrudur. Ben onunla görüştüm’ demiştir.”1[/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]Bediüzzaman da ismi geçen eserde, “Evliya-yı meşhûreden [meşhur evliyadan], kırk günde bir defa ekmek yiyip kırk gün yemeyen Osman-ı Halidî’nin sarih ihbarı [açıkça haber vermesi] ve evladlarına vasiyeti ile” diyerek, Osman Halidî Hazretlerinin bu keşfiyatına işaret etmiştir.2 [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]2. Bediüzzaman’ın doğduğu gün, Denizli’de yaşayan Hasan Feyzi isimli bir evliya “Bugün Kürdistan’da bir evliya- dünyaya geldi. Bu zât zamanımızın sahibi, asrımızın vekilidir” diye3 talebelerine müjdelemişti.[/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]Bu Hasan Feyziden sonra yerine sırası ile iki zât geçti. Seneler sonra Bediüzzaman’ı Denizli’de zulmen hapse mahkûm ettiler. Bu zâtla aynı ismi taşıyan Muallim Hasan Feyzi (1895–1996), birinci Hasan Fey-zi’ye imtisâlen Risâle-i Nurlara sahip çıktı. Sahip olduğu şeyhlik makamını da bir kenara bırakarak Bediüzzaman’a talebe oldu. Sonra da ona bedel zehirlenerek vefat etti.[/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]Onun vefatı üzerine Muğla’nın Milas kasabasında büyük bir âlim olan Halil İbrahim Efendi, Bediüzzaman’a bir taziye mektubu yazdı. Bu zat mektubunda şöyle diyordu: [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]"Muhterem efendim, mesmuatıma nazaran [işittiğime göre] Denizli'de bundan 70–80 sene evvel büyük evliyadan Hasan Feyzi isminde bir zat bir gün talebelerine 'Bugün Kürdistan'da bir evliya dünyaya geldi' beşaretinde, bulunmakla zât-ı devletlerini işâret buyurmuş. Ba'dehu [sonraları]: Denizli'ye başka perdelerle teşrifinizin o zâtın ruhunu şad ve i'zaz için olduğunu telâkki etmiştim. Ve az zaman sonra aynı isimde mütevazi Hasan Feyzi Efendinin Risâle-i Nura hürmetle, birinci Hasan Feyzi'ye imtisâlen istikbal etmiş [karşılamış] ve nurlara taaşşukla [aşık olmakla] idhal-i envar olması, bu kanaatimi kat kat ziyâdeleştirdi."4 [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]3. Bediüzzaman'ın babası Sofi Mirza, birgün Bitlis'in Hizan kazasına bağlı Geyda’dan geçerken* Gavs-ri Hizan'ın** dergâhına gelmiş. Gavs, o sırada kendi has halifeleriyle hususî olarak sohbet ediyormuş. Bediüzzaman'ın babası Sofi Mirza Gavs ile mutlaka görüşmek istediğini söylemiş. Müridleri ve talebeleri, "Gavs şu anda kimseyi kabul etmez, hususi sohbettedir" demişlerse de, Sofi Mirza ısrar etmiş, "Eğer siz Gavs'a haber vermezseniz, ben kendim gidip kapıyı çalacağım" demiş. Müridleri, "Öyle ise git çal" demişler.[/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]Bunun üzerine Sofi Mirza gitmiş, Şeyhin kapısını çalmış ve içeri girmiş. Gavs Hazretleri onu görür görmez ayağa kalkmış ve hürmetle karşılayıp kucaklamış, koluna girmiş ve getirip kendi yerine oturtmuş. Sofi Mirza onunla birşeyler konuşmuş. Gavs ise devamlı "beli! beli" diyerek onu tasdik etmiş. Nihâ-yet Sofi Mirza izin istemiş; çıkıp gitmiş. [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]Durumu merakla seyredenlerden ve Gavs'ın* halifelerinden Molla Halid-i Erukî hayretim gidermek için Gavs Hazretlerine "Kurban, bu fakir adamda ne var ki, bu kadar iltifatlarda bulundunuz. Bize göre siz bu fakir Mirzo'ya** fazla iltifat ettiniz yahut bize böyle geldi" demiş.[/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]Bunun üzerine gayet ciddileşen Gavs Hazretleri şu cevabı vermiş:[/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4] [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]"Efendiler! Bu fakir Sofi'nin sulbünden öyle bir çocuk dünyaya gelecektir ki, yüz kutbiyet onun derecesine yetişemez."[/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
BEDİÜZZAMANDAN BAHSEDEN EVLİYALAR
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst