Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Bediüzzaman'ın faydasız bulduğu tartışmalar
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Leyli_Efruz" data-source="post: 96071" data-attributes="member: 1456"><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">Zaman yazarı Ahmed Şahin, Bediüzzaman'ın geçmişte Müslümanlar arasında cereyan etmiş gönül yakıp vicdan sızlatıcı olayları on dört asır sonra bugün bir daha günümüze taşımayı faydalı bulmadığını ve ikazlarda bulunduğunu yazdı.</span></span></strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">Şahin, okurlarından gelen "On Muharrem Aşure gününde Kerbela'da Resulullah'ın (sas) nesl-i necibinden Hz. Hüseyn'in başında bulunduğu 72 Ehl-i Beyt'in şehadetlerini neden etraflıca anlatmıyorsunuz? Daha önce de Cemel ve Sıffin savaşları cereyan etti. Onları neden günümüze taşımıyor, bir nefret cephesi oluşturmuyorsunuz?" sorusunu şöyle cevapladı:</span></span></strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">Geçmişte Müslümanlar arasında cereyan etmiş gönül yakıp vicdan sızlatıcı olayları on dört asır sonra bugün bir daha günümüze taşımayı faydalı bulmayan Bediüzzaman gibi Ehl-i Sünnet alimleri, ikazlarda bulunarak diyorlar ki: </span></span></strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">- Ehl-i Sünnet imamları, sahabeler zamanındaki fitnelerden bahis açmayı yasaklamışlardır! </span></span></strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">Çünkü Cemel vak'asında Aşere-i Mübeşşere'den Zübeyir ve Talha ve Aişe-i Sıddika (ra) bulunmasıyla Ehl-i Sünnet vel cemaat, o savaşı, içtihad neticesi deyip "Hazreti Ali (ra) haklı, ötekiler haksız; fakat içtihad neticesi olduğundan affedilmiştir." diyerek konuyu kapatmışlardır. </span></span></strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">Hatta, Haccac-ı Zalim, Yezid ve Velid gibi heriflere! ilm-i kelamın büyük allamesi Sadeddin-i Taftazani, "Yezid'e lanet caizdir" demiş, fakat "Lanet vacipdir!" dememiş, "Hayır vardır, sevaplıdır" dememiştir! Çünkü, hem Kur'an'-ı, hem Peygamber'i, hem bütün sahabelerin kudsi sohbetlerini inkâr eden bugün çok kimseler vardır! Onlardan söz etmeyip de geçmişin yaralarını yeniden deşeleyip de kanatmakta fayda yoktur!.. </span></span></strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">- Kaldı ki, şer'an, bir adam lanetlikleri hiç hatıra getirmeyip lanet etmese, hiçbir zararı yoktur! Çünkü zem ve lanet, medih ve muhabbet gibi (sevap getiren faziletlerden) değildir. Onlar salih amele dahil olamazlar. </span></span></strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">-Madem zem etmemek ve tekfir etmemekte bir emr-i şer'i, bir mecburiyet yok, bir günah söz konusu değildir. Ama zemde ve tekfirde hükm-ü şer'i var. Zem ve tekfir haksız olsa, büyük zararı da var; haklı olsa, hiç hayır ve sevap yok! Öyle ise hayrı ve sevabı olmayanları terk etmekte isabet vardır. </span></span></strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">-İşte bu gibi gerekçelerden dolayı başta dört imam ve Ehl-i Beyt'in on iki imamı olarak Ehl-i Sünnet, Müslümanlar içinde o eski zaman fitnelerinden söz açıp münakaşa etmeyi caiz görmemişler, faydasız, zararı var, demişlerdir. </span></span></strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">- Hem o savaşlarda her nasılsa çok ehemmiyetli sahabeler iki tarafta da bulunmuşlar. O fitneleri bahsetmekte o hakiki sahabelere, Talha ve Zübeyir (ra) gibi Aşere-i Mübeşşere'ye dahi tarafgirane bir inkâr, bir itiraz kalbe gelir. Halbuki, hata varsa tövbe ihtimali kuvvetlidir. Bunu düşünmeden o büyük sahabelere karşı itiraz duygusuna girmek bir şey kazandırmaz ama çok şey kaybettirebilir! </span></span></strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">Bu gibi sebeplerle geçmiş zamana gidip lüzumsuz, zararlı, şeriat emretmeden o üzücü olayları yeniden kurcalamaktansa, şimdi bu zamanda bilfiil İslamiyet'e dehşetli darbeleri vuran, binler lanete, nefrete müstahak olanların verdikleri zararları önlemeye çalışmak, önde gelen görevimiz olmalıdır. </span></span></strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">-Mevcutların devam eden zararlarını düşünmeyip, geçmiştekilerin geride kalan zararlarını tekrar gündeme taşımak gibi bir tavır, dikkatli dindarların hizmet anlayışlarına da muvafık düşmemelidir. Ömer bin Abdülaziz gibi birinci hicret asrının ilk müceddidi, konuya ait ölçüsünü açık ve net şekilde koyarak demiş ki: </span></span></strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">-Allah bizim elimizi o kanlı hadiselerden temiz tuttu, biz de dilimizi temiz tutar, ileri geri konuşarak günaha girmekten uzak kalırız! </span></span></strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">Bu sebeplerle ihtilaflı, tartışmalı konuları yenilemekten kaçınan Müslümanlar, kardeşlik duygularını canlandıran konuları konuşup yazmalıdır diye düşünmekteyim. Yoksa Ehl-i Beyt sevgisi bizim inancımızın özünde yer alan vazgeçilmez vasfımızıdır. Bunda tereddüt yoktur, ihtilaf da olamaz. </span></span></strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: Black"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">Elbette böyle düşünmeyenler de olabilir. Yeter ki kurcaladıkları konular birlik beraberliğimize zarar vermesin, bir incitme ve kırılmaya sebep olmasın.</span></span></strong></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Leyli_Efruz, post: 96071, member: 1456"] [FONT=Arial][SIZE=2][COLOR=Black][B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]Zaman yazarı Ahmed Şahin, Bediüzzaman'ın geçmişte Müslümanlar arasında cereyan etmiş gönül yakıp vicdan sızlatıcı olayları on dört asır sonra bugün bir daha günümüze taşımayı faydalı bulmadığını ve ikazlarda bulunduğunu yazdı.[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]Şahin, okurlarından gelen "On Muharrem Aşure gününde Kerbela'da Resulullah'ın (sas) nesl-i necibinden Hz. Hüseyn'in başında bulunduğu 72 Ehl-i Beyt'in şehadetlerini neden etraflıca anlatmıyorsunuz? Daha önce de Cemel ve Sıffin savaşları cereyan etti. Onları neden günümüze taşımıyor, bir nefret cephesi oluşturmuyorsunuz?" sorusunu şöyle cevapladı:[/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]Geçmişte Müslümanlar arasında cereyan etmiş gönül yakıp vicdan sızlatıcı olayları on dört asır sonra bugün bir daha günümüze taşımayı faydalı bulmayan Bediüzzaman gibi Ehl-i Sünnet alimleri, ikazlarda bulunarak diyorlar ki: [/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]- Ehl-i Sünnet imamları, sahabeler zamanındaki fitnelerden bahis açmayı yasaklamışlardır! [/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]Çünkü Cemel vak'asında Aşere-i Mübeşşere'den Zübeyir ve Talha ve Aişe-i Sıddika (ra) bulunmasıyla Ehl-i Sünnet vel cemaat, o savaşı, içtihad neticesi deyip "Hazreti Ali (ra) haklı, ötekiler haksız; fakat içtihad neticesi olduğundan affedilmiştir." diyerek konuyu kapatmışlardır. [/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]Hatta, Haccac-ı Zalim, Yezid ve Velid gibi heriflere! ilm-i kelamın büyük allamesi Sadeddin-i Taftazani, "Yezid'e lanet caizdir" demiş, fakat "Lanet vacipdir!" dememiş, "Hayır vardır, sevaplıdır" dememiştir! Çünkü, hem Kur'an'-ı, hem Peygamber'i, hem bütün sahabelerin kudsi sohbetlerini inkâr eden bugün çok kimseler vardır! Onlardan söz etmeyip de geçmişin yaralarını yeniden deşeleyip de kanatmakta fayda yoktur!.. [/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]- Kaldı ki, şer'an, bir adam lanetlikleri hiç hatıra getirmeyip lanet etmese, hiçbir zararı yoktur! Çünkü zem ve lanet, medih ve muhabbet gibi (sevap getiren faziletlerden) değildir. Onlar salih amele dahil olamazlar. [/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]-Madem zem etmemek ve tekfir etmemekte bir emr-i şer'i, bir mecburiyet yok, bir günah söz konusu değildir. Ama zemde ve tekfirde hükm-ü şer'i var. Zem ve tekfir haksız olsa, büyük zararı da var; haklı olsa, hiç hayır ve sevap yok! Öyle ise hayrı ve sevabı olmayanları terk etmekte isabet vardır. [/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]-İşte bu gibi gerekçelerden dolayı başta dört imam ve Ehl-i Beyt'in on iki imamı olarak Ehl-i Sünnet, Müslümanlar içinde o eski zaman fitnelerinden söz açıp münakaşa etmeyi caiz görmemişler, faydasız, zararı var, demişlerdir. [/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]- Hem o savaşlarda her nasılsa çok ehemmiyetli sahabeler iki tarafta da bulunmuşlar. O fitneleri bahsetmekte o hakiki sahabelere, Talha ve Zübeyir (ra) gibi Aşere-i Mübeşşere'ye dahi tarafgirane bir inkâr, bir itiraz kalbe gelir. Halbuki, hata varsa tövbe ihtimali kuvvetlidir. Bunu düşünmeden o büyük sahabelere karşı itiraz duygusuna girmek bir şey kazandırmaz ama çok şey kaybettirebilir! [/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]Bu gibi sebeplerle geçmiş zamana gidip lüzumsuz, zararlı, şeriat emretmeden o üzücü olayları yeniden kurcalamaktansa, şimdi bu zamanda bilfiil İslamiyet'e dehşetli darbeleri vuran, binler lanete, nefrete müstahak olanların verdikleri zararları önlemeye çalışmak, önde gelen görevimiz olmalıdır. [/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]-Mevcutların devam eden zararlarını düşünmeyip, geçmiştekilerin geride kalan zararlarını tekrar gündeme taşımak gibi bir tavır, dikkatli dindarların hizmet anlayışlarına da muvafık düşmemelidir. Ömer bin Abdülaziz gibi birinci hicret asrının ilk müceddidi, konuya ait ölçüsünü açık ve net şekilde koyarak demiş ki: [/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]-Allah bizim elimizi o kanlı hadiselerden temiz tuttu, biz de dilimizi temiz tutar, ileri geri konuşarak günaha girmekten uzak kalırız! [/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]Bu sebeplerle ihtilaflı, tartışmalı konuları yenilemekten kaçınan Müslümanlar, kardeşlik duygularını canlandıran konuları konuşup yazmalıdır diye düşünmekteyim. Yoksa Ehl-i Beyt sevgisi bizim inancımızın özünde yer alan vazgeçilmez vasfımızıdır. Bunda tereddüt yoktur, ihtilaf da olamaz. [/SIZE][/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]Elbette böyle düşünmeyenler de olabilir. Yeter ki kurcaladıkları konular birlik beraberliğimize zarar vermesin, bir incitme ve kırılmaya sebep olmasın.[/SIZE][/FONT][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Bediüzzaman'ın faydasız bulduğu tartışmalar
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst