Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Bediüzzaman'ın Osmanlı tasavvuru
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="&amp;#304;lim-irfan" data-source="post: 99148" data-attributes="member: 8679"><p><strong><span style="color: blue">Osmanlı misyonu</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Osmanlı misyonunun yeniden ihyasından bahsederken, günümüz şartlarında o modeli aynen hayata geçirmenin artık mümkün olmadığını da ifade etmek lâzım. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bir defa, cihanşümûl imparatorluklar devri geride kaldı. Sovyetler’in dağılmasından sonra bu role soyunan ve Bush döneminde işi iyice çığırından çıkaran ABD’nin bu yöndeki hegemonyacı politikaları da fiyaskoyla sonuçlandı. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Gelinen noktada dünya, tepeden inmeci, dayatmacı tavırları reddedip paylaşımcı yaklaşımları talep eden bir anlayışta buluşmuş durumda. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Gerçi Osmanlının hegemonyacı ve sömürgeci bir imparatorluk olduğu söylenemez. Ve bu yöndeki iddiaların fitne amaçlı kasıtlı propagandalar olmaktan öte bir kıymet-i harbiyesi yok. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Ama netice olarak, Osmanlı da bir cihan devleti olarak 90 yıl önce tarih sahnesinden çekildi. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Osmanlı özleminin arkaplanında yatan arayış, onun bilhassa adalet ve hoşgörü anlayışına duyulan hasretin ifadesi. Bugünkü sıkıntıların en önemli sebebi ise bu değerlerin kaybedilmesi. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Buna, İslâm ortak kimliğinde buluşan farklı kavimlerin arasına sokulan ırkçılık fitnesinin tahripkâr neticeleri eklenip, bölgeye haricî müdahalelerle yapılan tasarruflar da işin tuzu biberi olunca, günümüzün kaos tablosu ortaya çıktı. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Ve kasıtlı propagandalarla gerek Türkiye’nin, gerekse Arap ülkelerinin elit kesimleri, birbirine kuşku ve önyargıyla bakar hale getirildi. Osmanlının asırlarca Ortadoğu’yu baskı altında tutup sömürdüğü gibi iddialarla zihinler bulandırıldı. Bu propagandanın etkileri hâlâ sürüyor. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Onun için, “Osmanlıyı ihya” gibi bir gündemle işin içine girildiği takdirde, söz konusu kuşkuların yeniden alevlenmesi riski hayli büyük. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Öte yandan, diğer ülkelere tepeden bakan bir “büyük ağabey” rolü, hiçbiri tarafından benimsenmez ve hoş karşılanmaz. İstenen şey, kimsenin kimseye birşey dikte etmediği, tarafların birbirlerine eşit şartlarda muhatap olduğu, ortak menfaatlerin öne çıkarıldığı ve ortak tehditlere müşterek tavır alınan dengeli bir birliktelik. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Yani, Bediüzzaman’ın “Eski hal muhal, ya yeni hal, ya izmihlâl” beyanıyla dile getirdiği tarihî tesbit, Osmanlıyı ihya projesi için de geçerli. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Onun yerine, yine Said Nursî’nin, sömürge olmaktan kurtulup bağımsızlığa kavuşan İslâm ülkelerinin ittihadı için öngördüğü model, “Cemahir-i Müttefika-i Amerika” benzeri bir yapı. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Halkı Müslüman olan devletlerin kendi kimliklerini koruyarak oluşturup dahil olacakları bu yapı, kendi içlerinde ortaya çıkabilecek problemleri başkalarının müdahalesine fırsat vermeden çözmeleri; dünya meselelerinde ortak tavır almaları; sahip oldukları kaynak ve imkânları müşterek kalkınma projeleriyle daha verimli bir şekilde kullanmaları gibi neticeler doğuracak. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Tabiî, böyle bir yapının sağlıklı işlemesinin en önemli şartlarından biri, İslâm ülkelerinin kendi içlerinde, halkla bütünleşen, hak ve hürriyetlerin kemaliyle yaşanabildiği bir demokratik hukuk devleti anlayışını geçerli kılmış olmaları. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">İttihadı istibdadın engellediğini bir asır önce vurgulayan Bediüzzaman’ın, “Osmanlının hürriyeti, bütün İslâm âleminin ve Asya’nın hürriyete kavuşmasının anahtarıdır” mealindeki ifadeleri de aynı önemli gerçeğe dikkatleri çekiyor. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Onun hayatı boyunca tahakkukuna çalıştığı Medresetü’z-Zehra projesi de, böyle bir ittihadın ilim ve fikir temelini teşkil etmek üzere, Anadolu ile beraber Ortadoğu, Kafkasya, Orta Asya ve Hind yarımadasını kapsayan geniş bir coğrafyada kurulacak uluslararası bir üniversite olarak, bugün hâlâ hayata geçirilmeyi bekliyor. </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">Bu bağlamda önemli bir nokta da şu: </span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p><strong><span style="color: blue">İslâm birliği için “Amerika Birleşik Devletleri” gibi bir yapılanma öngören Üstadın meramına AB modeli daha uygun düşüyor. Avrupa ülkelerini aynı çatı altında bir araya getiren AB sisteminin gerekli rötuşlarla İslâm âlemine uyarlanması, her açıdan olumlu gelişmelere vesile olur.</span></strong></p><p><strong><span style="color: blue"></span></strong></p><p> </p><p><strong>Kazım Güleçyüz</strong> - Yeni Asya</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="İlim-irfan, post: 99148, member: 8679"] [B][COLOR=blue]Osmanlı misyonu Osmanlı misyonunun yeniden ihyasından bahsederken, günümüz şartlarında o modeli aynen hayata geçirmenin artık mümkün olmadığını da ifade etmek lâzım. Bir defa, cihanşümûl imparatorluklar devri geride kaldı. Sovyetler’in dağılmasından sonra bu role soyunan ve Bush döneminde işi iyice çığırından çıkaran ABD’nin bu yöndeki hegemonyacı politikaları da fiyaskoyla sonuçlandı. Gelinen noktada dünya, tepeden inmeci, dayatmacı tavırları reddedip paylaşımcı yaklaşımları talep eden bir anlayışta buluşmuş durumda. Gerçi Osmanlının hegemonyacı ve sömürgeci bir imparatorluk olduğu söylenemez. Ve bu yöndeki iddiaların fitne amaçlı kasıtlı propagandalar olmaktan öte bir kıymet-i harbiyesi yok. Ama netice olarak, Osmanlı da bir cihan devleti olarak 90 yıl önce tarih sahnesinden çekildi. Osmanlı özleminin arkaplanında yatan arayış, onun bilhassa adalet ve hoşgörü anlayışına duyulan hasretin ifadesi. Bugünkü sıkıntıların en önemli sebebi ise bu değerlerin kaybedilmesi. Buna, İslâm ortak kimliğinde buluşan farklı kavimlerin arasına sokulan ırkçılık fitnesinin tahripkâr neticeleri eklenip, bölgeye haricî müdahalelerle yapılan tasarruflar da işin tuzu biberi olunca, günümüzün kaos tablosu ortaya çıktı. Ve kasıtlı propagandalarla gerek Türkiye’nin, gerekse Arap ülkelerinin elit kesimleri, birbirine kuşku ve önyargıyla bakar hale getirildi. Osmanlının asırlarca Ortadoğu’yu baskı altında tutup sömürdüğü gibi iddialarla zihinler bulandırıldı. Bu propagandanın etkileri hâlâ sürüyor. Onun için, “Osmanlıyı ihya” gibi bir gündemle işin içine girildiği takdirde, söz konusu kuşkuların yeniden alevlenmesi riski hayli büyük. Öte yandan, diğer ülkelere tepeden bakan bir “büyük ağabey” rolü, hiçbiri tarafından benimsenmez ve hoş karşılanmaz. İstenen şey, kimsenin kimseye birşey dikte etmediği, tarafların birbirlerine eşit şartlarda muhatap olduğu, ortak menfaatlerin öne çıkarıldığı ve ortak tehditlere müşterek tavır alınan dengeli bir birliktelik. Yani, Bediüzzaman’ın “Eski hal muhal, ya yeni hal, ya izmihlâl” beyanıyla dile getirdiği tarihî tesbit, Osmanlıyı ihya projesi için de geçerli. Onun yerine, yine Said Nursî’nin, sömürge olmaktan kurtulup bağımsızlığa kavuşan İslâm ülkelerinin ittihadı için öngördüğü model, “Cemahir-i Müttefika-i Amerika” benzeri bir yapı. Halkı Müslüman olan devletlerin kendi kimliklerini koruyarak oluşturup dahil olacakları bu yapı, kendi içlerinde ortaya çıkabilecek problemleri başkalarının müdahalesine fırsat vermeden çözmeleri; dünya meselelerinde ortak tavır almaları; sahip oldukları kaynak ve imkânları müşterek kalkınma projeleriyle daha verimli bir şekilde kullanmaları gibi neticeler doğuracak. Tabiî, böyle bir yapının sağlıklı işlemesinin en önemli şartlarından biri, İslâm ülkelerinin kendi içlerinde, halkla bütünleşen, hak ve hürriyetlerin kemaliyle yaşanabildiği bir demokratik hukuk devleti anlayışını geçerli kılmış olmaları. İttihadı istibdadın engellediğini bir asır önce vurgulayan Bediüzzaman’ın, “Osmanlının hürriyeti, bütün İslâm âleminin ve Asya’nın hürriyete kavuşmasının anahtarıdır” mealindeki ifadeleri de aynı önemli gerçeğe dikkatleri çekiyor. Onun hayatı boyunca tahakkukuna çalıştığı Medresetü’z-Zehra projesi de, böyle bir ittihadın ilim ve fikir temelini teşkil etmek üzere, Anadolu ile beraber Ortadoğu, Kafkasya, Orta Asya ve Hind yarımadasını kapsayan geniş bir coğrafyada kurulacak uluslararası bir üniversite olarak, bugün hâlâ hayata geçirilmeyi bekliyor. Bu bağlamda önemli bir nokta da şu: İslâm birliği için “Amerika Birleşik Devletleri” gibi bir yapılanma öngören Üstadın meramına AB modeli daha uygun düşüyor. Avrupa ülkelerini aynı çatı altında bir araya getiren AB sisteminin gerekli rötuşlarla İslâm âlemine uyarlanması, her açıdan olumlu gelişmelere vesile olur. [/COLOR][/B] [B]Kazım Güleçyüz[/B] - Yeni Asya [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Bediüzzaman'ın Osmanlı tasavvuru
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst