Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman'dan Nasihatler
Bediüzzaman'ın verdiği ilk ders
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="SaYa" data-source="post: 7377" data-attributes="member: 5"><p><span style="color: green"><strong>Bediüzzaman'ın verdiği ilk ders</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Ömer Faruk Paksu </strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Takvim yaprakları 1944'ün Ağustos'unu gösteriyordu. Dokuz ay süren bir hapis hayatından sonra Emirdağ'da ikamete mecbur edilmişti. Burada da kimseyle görüştürülmüyor, kapısına gelen geri çevriliyordu. </strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Kapısında devamlı bir bekçi bekliyordu. Hizmetindeki talebeleri bile ayrı bir evde kalmak zorunda bırakılmıştı. Baskının ve takibin her türlüsü uygulanıyordu.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Böyle bir durumda, her şeyi göze olarak ona sahip çıkan bahtiyar bir aile vardı Emirdağ'da: Çalışkan'larr Çoluk çocuk, genç ihtiyar ailenin bütün fertleri, canlarıyla, başlarıyla ve bütün varlıklarıyla onun hizmetine girmişlerdi.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Birgün ailenin büyüklerinden Mehmed Çalışkan, yanına oğlunu da alarak Bediüzzaman'ı ziyarete geldi. Elini öpüp duasını almak ve bir ihtiyacı olup olmadığını sormak arzusundaydı.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>İçeri girip selâm verdiler. Gösterilen yere oturdular. O esnada Abdülkadir Geylanî'nin bir eserini okuyordu Bediüzzaman.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>"Neyin oluyor bu senin?" diye sordu Mehmed Çalışkan'a.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>"Oğlum oluyor efendim" dedi.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Bu sefer ona dönerek, "Adın ne evladım senin?" dedi.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>"Ceylan, efendim" dedi.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>"Ceylan" diye tekrar etti Bediüzzaman. "Geylan'dan geliyor. Abdülkadir Geylanî'denr Benim Abdülkadir Geylanî'ye özel alâkam var. O benim üstadım. Bak o da bizden bahsediyor" diyerek okuduğu yeri gösterdi.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Ceylan zeki çocuktu. Soyismi gibi de çalışkandı. 15 yaşındaydı. Babası onu okutmak, yüksek okullara göndermek istiyordu.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Bediüzzaman babası Mehmed Çalışkan'a:</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>"Ceylan'ı ne yapacaksın?" diye sordu."</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>"Efendim, okutmayı düşünüyorum," dedi. "Çok parlak zekası var, okula göndereceğim. Yüksek okul okumasını istiyorum."</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Bediüzzaman Ceylan'daki cevheri fark etmişti. İçine kadar sirayet eden bir bakışla Ceylan'ı süzdü.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>"Bak kardeşim," dedi. "Benim çocuğum yok. Sen onu bana ver. Madem zeki ve akıllıdır, önce benden iman dersi alsın, sonra yüksek okula gönderirsin."</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Mehmed Çalışkan itiraz etmedi. Üstadına gönülden bağlıydı.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>"Peki efendim, nasıl isterseniz" dedi.</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Bediüzzaman memnuniyet ifade eden bir gülümsemeyle karşılık verdi buna. </strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Ve Ceylan'a verdiği ilk ders şu oldu: </strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>"Ceylan evladım, devamlı doğru olacaksın. Hiç yalan söylemeyeceksin." </strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Ceylan'a baktı. Ceylan can kulağıyla dinliyordu. Devam etti: </strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>"Sana bir milyon verirler, sen bana ihanet edebilirsin. Fakat adın sonsuza kadar kötü anılır."</strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>Ceylan bundan sonra bir sadakat ve doğruluk timsali olarak Üstadı vefat edinceye kadar ona hizmet etti. </strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong></strong></span></p><p><span style="color: green"><strong>"Bediüzzaman'la Yaşayan Öyküler-1" kitabından</strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="SaYa, post: 7377, member: 5"] [COLOR=green][B]Bediüzzaman'ın verdiği ilk ders Ömer Faruk Paksu Takvim yaprakları 1944'ün Ağustos'unu gösteriyordu. Dokuz ay süren bir hapis hayatından sonra Emirdağ'da ikamete mecbur edilmişti. Burada da kimseyle görüştürülmüyor, kapısına gelen geri çevriliyordu. Kapısında devamlı bir bekçi bekliyordu. Hizmetindeki talebeleri bile ayrı bir evde kalmak zorunda bırakılmıştı. Baskının ve takibin her türlüsü uygulanıyordu. Böyle bir durumda, her şeyi göze olarak ona sahip çıkan bahtiyar bir aile vardı Emirdağ'da: Çalışkan'larr Çoluk çocuk, genç ihtiyar ailenin bütün fertleri, canlarıyla, başlarıyla ve bütün varlıklarıyla onun hizmetine girmişlerdi. Birgün ailenin büyüklerinden Mehmed Çalışkan, yanına oğlunu da alarak Bediüzzaman'ı ziyarete geldi. Elini öpüp duasını almak ve bir ihtiyacı olup olmadığını sormak arzusundaydı. İçeri girip selâm verdiler. Gösterilen yere oturdular. O esnada Abdülkadir Geylanî'nin bir eserini okuyordu Bediüzzaman. "Neyin oluyor bu senin?" diye sordu Mehmed Çalışkan'a. "Oğlum oluyor efendim" dedi. Bu sefer ona dönerek, "Adın ne evladım senin?" dedi. "Ceylan, efendim" dedi. "Ceylan" diye tekrar etti Bediüzzaman. "Geylan'dan geliyor. Abdülkadir Geylanî'denr Benim Abdülkadir Geylanî'ye özel alâkam var. O benim üstadım. Bak o da bizden bahsediyor" diyerek okuduğu yeri gösterdi. Ceylan zeki çocuktu. Soyismi gibi de çalışkandı. 15 yaşındaydı. Babası onu okutmak, yüksek okullara göndermek istiyordu. Bediüzzaman babası Mehmed Çalışkan'a: "Ceylan'ı ne yapacaksın?" diye sordu." "Efendim, okutmayı düşünüyorum," dedi. "Çok parlak zekası var, okula göndereceğim. Yüksek okul okumasını istiyorum." Bediüzzaman Ceylan'daki cevheri fark etmişti. İçine kadar sirayet eden bir bakışla Ceylan'ı süzdü. "Bak kardeşim," dedi. "Benim çocuğum yok. Sen onu bana ver. Madem zeki ve akıllıdır, önce benden iman dersi alsın, sonra yüksek okula gönderirsin." Mehmed Çalışkan itiraz etmedi. Üstadına gönülden bağlıydı. "Peki efendim, nasıl isterseniz" dedi. Bediüzzaman memnuniyet ifade eden bir gülümsemeyle karşılık verdi buna. Ve Ceylan'a verdiği ilk ders şu oldu: "Ceylan evladım, devamlı doğru olacaksın. Hiç yalan söylemeyeceksin." Ceylan'a baktı. Ceylan can kulağıyla dinliyordu. Devam etti: "Sana bir milyon verirler, sen bana ihanet edebilirsin. Fakat adın sonsuza kadar kötü anılır." Ceylan bundan sonra bir sadakat ve doğruluk timsali olarak Üstadı vefat edinceye kadar ona hizmet etti. "Bediüzzaman'la Yaşayan Öyküler-1" kitabından[/B][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Bediüzzaman'dan Nasihatler
Bediüzzaman'ın verdiği ilk ders
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst