Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Bediuzzaman’la Ortadoğu Problemlerine Bakış (M. Bahadır)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="bizar" data-source="post: 154535" data-attributes="member: 12884"><p><strong><span style="font-size: 12px"><strong>BÖLÜM I - </strong><strong>GİRiŞ</strong></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px">Said Nursi (1878-1960) Türkiyede ve dünyada tüm fikir akımlarının en etkin biçimde kendini gösterdiği, ideolojilerin kendi sistemilerini kurması için en sert biçimde çarpıştığı, insanların katmanlara ayrılarak çatıştığı ve çarpıştığı fırtınalı bir ortamda yaşamıstır.</span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px">Bediüzzamanın hayat dönemi tam bir geçiş dönemidir. Türkiye’de; Osmanlıdan Türkiye Cumhuriyetine, imparatorluktan ulus-devlete, monarşiden, monokrasiye ve anayasal sisteme, istibdattan hürriyete, kapalı-otoriter devlet anlayışından demokratik parlamenter rejime, kapalı ekonomiden serbest piyasa ekonomisine, gelenekten modernliğe geçiş çabaları yaşanmıştır.</span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px">İslam Dünyası ise birlik ve bütünlüğünü kaybederek Batı Medeniyetinin maddi ve manevi istibdadı altına girdikten sonra, kısmen bağımsız ülkeler halinde nisbi hürriyetini kazanmaya başlamıştır.</span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px">Dünyada ise; otoriter yapıya karşı hürriyetçi fikirler, işçi hareketleri, sendikal faaliyetler, uluslararası siyasi-ekonomik organizasyonlar, çokuluslu ticaret, hızlı teknolojik gelişmeler, haberleşme ve bilgilenme imkanları ile dünyanın bir köy kadar küçülmesi, temel insan haklarına ve çevreye dair gelişmeler ve iki dünya savaşı bu süreye sığabilmiştir.</span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px">İste böylesi hızlı gelişmelerin yaşandığı, bu çalkantılı dönemde Bediüzzaman; fikir ve aksiyonuyla damgasını vurmuştur. <strong>İnsanlığın geçirdiği devrelerin tümünün birden hızla bir arada yaşandığı bu sancılı dönem onun için adeta bir laboratuvar olmuş ve Yirmi birinci yüzyıl insanının saadetini sağlayacak reçeteyi “Kur’an’ın Eczahanesi”nde hazırlayarak sunmuştur. </strong></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px">Bu geçiş döneminde İslam düşüncesini yeniden yorumlayan Said Nursi, “Eski hal muhal (batıl), ya yeni hal; ya da izmihlâl(perişan olmak).” Diyerek, yeni dönemlerin temel insani problemlerine Kur’anî yorumlar getirmiştir. Modern dönemlerin yaygın maddeci, tabiatçı ve esbabperest ideolojisi haline gelen Pozitivizm ve bundan kaynaklanan inkâri fikirlere karşı ikna edici argümanlar sunmuştur. Risale-i Nur’a muhatap olanlar, “iman-ı tahkiki” kazanarak, zamanın hakim cereyanlarına karşı kendilerini koruyabilmişlerdir.</span></strong></p><p><strong><strong><em><span style="font-size: 12px">“Beni nefsini kurtarmayı düşünen hodgam bir adam mı zannediyorlar? Ben </span></em></strong></strong></p><p><strong><em><strong><span style="font-size: 12px">cemiyetin imanını kurtarma yolunda dünyamı feda ettim, ahiretimi de. Seksen küsur senelik hayatımda dünya zevki namına bir şey bilmiyorum. Bütün ömrüm harp meydanlarında, esaret zindanlarında, yahut memleket hapishanelerinde geçti. Çekmediğim cefa, görmediğim eza kalmadı. Divan-ı harplerde bir cani gibi muamele gördüm; bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım. Memleket zindanlarında aylarca ihtilattan men’edildim. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere maruz kaldım. Zaman oldu ki, hayattan bin defa daha ziyade ölümü tercih ettim. Eğer dinim beni intihardan men’etmeseydi, Said belki bugün toprak altında çürümüş olacaktı. Bütün hayatım zahmet ve meşakkatle, felaket ve musibetle geçti. Cemiyetin imanı, saadet ve selameti yolunda nefsimi de dünyamı da feda ettim. Helal olsun. Onlara beddua bile etmiyorum. Çünkü, bu sayede Risale-i Nur, hiç olmazsa birkaç yüzbin, yahut birkaç milyon, belki daha ziyade kişinin imanınkurtarmaya vesile oldu. Ölmekle yalnız kendimi kurtaracaktım, fakat hayatta kalıp, zahmet ve meşakkatlere tahammülle bu kadar imanın kurtulmasına hizmet ettim. Allah’a bin kere hamd olsun! </span></strong></em></strong></p><p> <strong></strong></p><p><strong><em><strong><span style="font-size: 12px">Sonra, ben cemiyetin iman ve selameti yolunda ahiretimi de feda etim. </span></strong></em></strong></p><p><strong><em><strong><span style="font-size: 12px">Gözümde ne cennet sevdası var, ne de cehennem korkusu. Cemiyetimizin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun! Kur’an’ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa cenneti de istemem; o zaman orası da bana zindan olur. Milletimin imanını selamette görürsem, cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım. Çünkü, vücudum yanarken, gönlüm gül-gülistan olur.” </span></strong></em></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px">diyen asrın dertlisini, dava adamını, Bediüzzamanı, asrın güzel insanını, nazarı dikkatlere çekmek istiyoruz.</span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px">Evet, böylesi büyük bir kelam; ancak ve ancak yüreği büyük, derdi büyük ve davası büyük, manevi büyüklerden, gönül erlerinden çıkar. Bu sözlerde ihlas var samimiyet var. Takiyye olamaz. Yalan olamaz. Takiyye yapacak ya da yalan söyleyecek insan böyle sözler söyleyemez. Bunu ancak bir veli ya da iman davasında deli kullar söyleyebilir.</span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px">Hasan Basri Hz.leri sahabeleri işaretle, o kutlu insanlarla aradaki farkı şu sözlerle dile getirir. <strong><em>“Eğer siz onları görseydiniz deli sanırdınız. Onlar da sizin iyilerinizi görselerdi, ‘Bunların ahirette bir nasibi yok’ derlerdi. Kötülerinizi görselerdi, ‘Bunlar hesap gününe inanmıyorlar’ derlerdi.” </em></strong></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px">Günümüzde Bediüzzaman yok; ama yığılarak devam eden problemlere işaret ettiği çözümler karşımızdadır.</span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><strong><em>“Âlem-i İslâm’a indirilen darbelerin en evvel kalbime indirildiğini hissediyorum”</em></strong>diyen, büyük bir iman, gayret ve himmet çağlayanı: Bediüzzamanın <strong>gözüyle; </strong></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><strong>Doğu, Güneydoğu, Ortadoğu ve tüm İslam Dünyası için gösterdiği çözüm önerilerini, sorunların tahlillerini ve Yirmi birinci yüzyıl insanının saadetini sağlayacak reçeteyi sunuyoruz.</strong> </span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="bizar, post: 154535, member: 12884"] [B][SIZE=3][B]BÖLÜM I - [/B][B]GİRiŞ[/B][/SIZE][/B] [B][SIZE=3]Said Nursi (1878-1960) Türkiyede ve dünyada tüm fikir akımlarının en etkin biçimde kendini gösterdiği, ideolojilerin kendi sistemilerini kurması için en sert biçimde çarpıştığı, insanların katmanlara ayrılarak çatıştığı ve çarpıştığı fırtınalı bir ortamda yaşamıstır.[/SIZE][/B] [B][SIZE=3]Bediüzzamanın hayat dönemi tam bir geçiş dönemidir. Türkiye’de; Osmanlıdan Türkiye Cumhuriyetine, imparatorluktan ulus-devlete, monarşiden, monokrasiye ve anayasal sisteme, istibdattan hürriyete, kapalı-otoriter devlet anlayışından demokratik parlamenter rejime, kapalı ekonomiden serbest piyasa ekonomisine, gelenekten modernliğe geçiş çabaları yaşanmıştır.[/SIZE][/B] [B][SIZE=3]İslam Dünyası ise birlik ve bütünlüğünü kaybederek Batı Medeniyetinin maddi ve manevi istibdadı altına girdikten sonra, kısmen bağımsız ülkeler halinde nisbi hürriyetini kazanmaya başlamıştır.[/SIZE][/B] [B][SIZE=3]Dünyada ise; otoriter yapıya karşı hürriyetçi fikirler, işçi hareketleri, sendikal faaliyetler, uluslararası siyasi-ekonomik organizasyonlar, çokuluslu ticaret, hızlı teknolojik gelişmeler, haberleşme ve bilgilenme imkanları ile dünyanın bir köy kadar küçülmesi, temel insan haklarına ve çevreye dair gelişmeler ve iki dünya savaşı bu süreye sığabilmiştir.[/SIZE][/B] [B][SIZE=3]İste böylesi hızlı gelişmelerin yaşandığı, bu çalkantılı dönemde Bediüzzaman; fikir ve aksiyonuyla damgasını vurmuştur. [B]İnsanlığın geçirdiği devrelerin tümünün birden hızla bir arada yaşandığı bu sancılı dönem onun için adeta bir laboratuvar olmuş ve Yirmi birinci yüzyıl insanının saadetini sağlayacak reçeteyi “Kur’an’ın Eczahanesi”nde hazırlayarak sunmuştur. [/B][/SIZE][/B] [B][SIZE=3]Bu geçiş döneminde İslam düşüncesini yeniden yorumlayan Said Nursi, “Eski hal muhal (batıl), ya yeni hal; ya da izmihlâl(perişan olmak).” Diyerek, yeni dönemlerin temel insani problemlerine Kur’anî yorumlar getirmiştir. Modern dönemlerin yaygın maddeci, tabiatçı ve esbabperest ideolojisi haline gelen Pozitivizm ve bundan kaynaklanan inkâri fikirlere karşı ikna edici argümanlar sunmuştur. Risale-i Nur’a muhatap olanlar, “iman-ı tahkiki” kazanarak, zamanın hakim cereyanlarına karşı kendilerini koruyabilmişlerdir.[/SIZE][/B] [B][B][I][SIZE=3]“Beni nefsini kurtarmayı düşünen hodgam bir adam mı zannediyorlar? Ben [/SIZE][/I][/B] [I][B][SIZE=3]cemiyetin imanını kurtarma yolunda dünyamı feda ettim, ahiretimi de. Seksen küsur senelik hayatımda dünya zevki namına bir şey bilmiyorum. Bütün ömrüm harp meydanlarında, esaret zindanlarında, yahut memleket hapishanelerinde geçti. Çekmediğim cefa, görmediğim eza kalmadı. Divan-ı harplerde bir cani gibi muamele gördüm; bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım. Memleket zindanlarında aylarca ihtilattan men’edildim. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere maruz kaldım. Zaman oldu ki, hayattan bin defa daha ziyade ölümü tercih ettim. Eğer dinim beni intihardan men’etmeseydi, Said belki bugün toprak altında çürümüş olacaktı. Bütün hayatım zahmet ve meşakkatle, felaket ve musibetle geçti. Cemiyetin imanı, saadet ve selameti yolunda nefsimi de dünyamı da feda ettim. Helal olsun. Onlara beddua bile etmiyorum. Çünkü, bu sayede Risale-i Nur, hiç olmazsa birkaç yüzbin, yahut birkaç milyon, belki daha ziyade kişinin imanınkurtarmaya vesile oldu. Ölmekle yalnız kendimi kurtaracaktım, fakat hayatta kalıp, zahmet ve meşakkatlere tahammülle bu kadar imanın kurtulmasına hizmet ettim. Allah’a bin kere hamd olsun! [/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=3]Sonra, ben cemiyetin iman ve selameti yolunda ahiretimi de feda etim. [/SIZE][/B][/I] [I][B][SIZE=3]Gözümde ne cennet sevdası var, ne de cehennem korkusu. Cemiyetimizin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun! Kur’an’ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa cenneti de istemem; o zaman orası da bana zindan olur. Milletimin imanını selamette görürsem, cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım. Çünkü, vücudum yanarken, gönlüm gül-gülistan olur.” [/SIZE][/B][/I][/B] [B][SIZE=3]diyen asrın dertlisini, dava adamını, Bediüzzamanı, asrın güzel insanını, nazarı dikkatlere çekmek istiyoruz.[/SIZE][/B] [B][SIZE=3]Evet, böylesi büyük bir kelam; ancak ve ancak yüreği büyük, derdi büyük ve davası büyük, manevi büyüklerden, gönül erlerinden çıkar. Bu sözlerde ihlas var samimiyet var. Takiyye olamaz. Yalan olamaz. Takiyye yapacak ya da yalan söyleyecek insan böyle sözler söyleyemez. Bunu ancak bir veli ya da iman davasında deli kullar söyleyebilir.[/SIZE][/B] [B][SIZE=3]Hasan Basri Hz.leri sahabeleri işaretle, o kutlu insanlarla aradaki farkı şu sözlerle dile getirir. [B][I]“Eğer siz onları görseydiniz deli sanırdınız. Onlar da sizin iyilerinizi görselerdi, ‘Bunların ahirette bir nasibi yok’ derlerdi. Kötülerinizi görselerdi, ‘Bunlar hesap gününe inanmıyorlar’ derlerdi.” [/I][/B][/SIZE][/B] [B][SIZE=3]Günümüzde Bediüzzaman yok; ama yığılarak devam eden problemlere işaret ettiği çözümler karşımızdadır.[/SIZE][/B] [B][SIZE=3][B][I]“Âlem-i İslâm’a indirilen darbelerin en evvel kalbime indirildiğini hissediyorum”[/I][/B]diyen, büyük bir iman, gayret ve himmet çağlayanı: Bediüzzamanın [B]gözüyle; [/B][/SIZE][/B] [B][SIZE=3][B]Doğu, Güneydoğu, Ortadoğu ve tüm İslam Dünyası için gösterdiği çözüm önerilerini, sorunların tahlillerini ve Yirmi birinci yüzyıl insanının saadetini sağlayacak reçeteyi sunuyoruz.[/B] [/SIZE][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Bediuzzaman’la Ortadoğu Problemlerine Bakış (M. Bahadır)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst