Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Bediuzzaman’la Ortadoğu Problemlerine Bakış (M. Bahadır)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="bizar" data-source="post: 154537" data-attributes="member: 12884"><p><strong>BÖLÜM II</strong></p><p>Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki; Şiddet akl-ı selimi ortadan kaldırır. Toplumsal meseleler üzerinde farklı fikir ve düşüncelerin biraraya geldiği demokratik zemini yok eder. Husumeti ve öç almayı körükler ve toplumsal barışı imkansız kılar…</p><p>Türkiye, Doğu meselesini sadece askeri önlemlerle çözmeye uğraştı, bu da şiddeti artırmaktan başka bir şeye yaramadı. Bu gibi yanlış politikalar neticesinde, yüz sene önceki problem ne ise bugün de aynı problemlerle, ama daha kompleks ve daha karmaşık problemlerle karşı karşıyayız.</p><p>Her problemin bir çözümü vardır. Çözümsüzlük ancak çözmemek için bahaneler üretildiği zaman oluşan fiilî ve geçici bir durumdur. Siz çözmezseniz birisi bir gün çözer ve şerefi de ona ait olur. Bu konuda samimi yaklaşımlara ve çözüm önerilerine daima açık olmak gerekir.</p><p>Bu konuda Albert Einsteinın bir sözü çok hoşuma gider.</p><p><strong><em>“Problemler, onları ortaya çıkaran aynı düşünce seviyesiyle çözülemez” …</em></strong></p><p>Bu bağlamda, <strong>” şiddete karşı siddet “</strong> aynı düşünce seviyesidir ve asla çözüm yolu değildir diyebiliriz. Çözüm yolları, daha derin, daha geniş boyutlu ve daha üst seviye bir düşünce tarzının ürünü olabilir.</p><p>Bunun böyle olduğu Kürt sorununda yaşadığımız tarihsel süreç en güzel kanıtıdır. Neyseki bu gerçekler artık günümüzde dile getirilmekte ve daha üst seviye düşünce ve hamlelerle çözüm yolları araştırılmaktadır.</p><p>Sayın Sadık Yalsızuçanlar bir makalesınde bu konuyla alakalı olarak haklı tespitinde şöyle der;</p><p><strong><em>“Kürt sorunu”nun çözüm adresi, Türk yerine Kürt kimliğini esas alacak olan bir başka ulus-devlet, PKK ve diğer Marksist, Stalinist, Leninist, ırkçı örgütler değil, Kürtlerin büyük bilgesi Mele Ahmed-i Hani, Mele Cezeri, Abdurrahman Taği, Seyyid Sıbğatullah hazretleridir. ‘Gelin tanış olalım’ çağrısını yapan Derviş Yunus’tur, Anadolu’nun manevi merkezlerinden Doğu’nun Batı’nın büyük bilgesi İbn Arabi’dir, bilgelerin sultanı Bediüzzaman’dır. Onların eserleri, halleri, muhabbet, adalet ve merhamete dayalı öğretileridir. “Kürt sorunu” Brüksel’den, Washington’dan, İsveç’ten değil, arzın birkaç büyük manevi merkezi olan Konya’dan, Hz. Mevlana’nın kalbinden geçilerek çözülür. Zulmün Türk’ü, Kürt’ü olmaz, zalimin de. Irkçılığın ve ulus-devlet’in yol açtığı bu sorun, samimiyetsiz, dilde kalan, inandırıcı olmayan, içi boş bir siyaset retoriği ile zemininden çözülemez; daha adil, gerçek anlamda daha özgürlükçü, daha insani, daha merhametli, şefkatli ve kardeşliğe dayalı öğretilerin içinden çözülür. Unutmayalım, işkencecinin de dini yoktur!</em></strong></p><p><strong><em>Bu düşüncenin ‘İslam milliyetçiliği’ ile de ilgisi yoktur. İşkencenin ortadan kalkması, sadece anayasal ve yasal tedbir ve müeyyidelerle değil (tabii ki bunlar mutlaka gerçekleştirilmeli, özgürlükçü bir anayasa kesinkes yapılmalıdır) insanın çürüdüğü yerden, onu yeniden diriltecek manevi ve irfani bir solukla mümkündür…” </em></strong></p><p>Konumuza dönersek, günümüzde çözülmediği için sürekli artan ve sonuçta anarşi ve teröre inkılâp eden problemlerin çözümü yine Bediüzzaman’ın önerilerinde bulunmaktadır. İşte, Bediüzzaman’ın gözüyle, <strong>Doğu Anadolu, Güneydoğu, Ortadoğu ve tüm İslam dünyası </strong>için sorunların analizi ve çözüm önerileri…</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="bizar, post: 154537, member: 12884"] [B]BÖLÜM II[/B] Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki; Şiddet akl-ı selimi ortadan kaldırır. Toplumsal meseleler üzerinde farklı fikir ve düşüncelerin biraraya geldiği demokratik zemini yok eder. Husumeti ve öç almayı körükler ve toplumsal barışı imkansız kılar… Türkiye, Doğu meselesini sadece askeri önlemlerle çözmeye uğraştı, bu da şiddeti artırmaktan başka bir şeye yaramadı. Bu gibi yanlış politikalar neticesinde, yüz sene önceki problem ne ise bugün de aynı problemlerle, ama daha kompleks ve daha karmaşık problemlerle karşı karşıyayız. Her problemin bir çözümü vardır. Çözümsüzlük ancak çözmemek için bahaneler üretildiği zaman oluşan fiilî ve geçici bir durumdur. Siz çözmezseniz birisi bir gün çözer ve şerefi de ona ait olur. Bu konuda samimi yaklaşımlara ve çözüm önerilerine daima açık olmak gerekir. Bu konuda Albert Einsteinın bir sözü çok hoşuma gider. [B][I]“Problemler, onları ortaya çıkaran aynı düşünce seviyesiyle çözülemez” …[/I][/B] Bu bağlamda, [B]” şiddete karşı siddet “[/B] aynı düşünce seviyesidir ve asla çözüm yolu değildir diyebiliriz. Çözüm yolları, daha derin, daha geniş boyutlu ve daha üst seviye bir düşünce tarzının ürünü olabilir. Bunun böyle olduğu Kürt sorununda yaşadığımız tarihsel süreç en güzel kanıtıdır. Neyseki bu gerçekler artık günümüzde dile getirilmekte ve daha üst seviye düşünce ve hamlelerle çözüm yolları araştırılmaktadır. Sayın Sadık Yalsızuçanlar bir makalesınde bu konuyla alakalı olarak haklı tespitinde şöyle der; [B][I]“Kürt sorunu”nun çözüm adresi, Türk yerine Kürt kimliğini esas alacak olan bir başka ulus-devlet, PKK ve diğer Marksist, Stalinist, Leninist, ırkçı örgütler değil, Kürtlerin büyük bilgesi Mele Ahmed-i Hani, Mele Cezeri, Abdurrahman Taği, Seyyid Sıbğatullah hazretleridir. ‘Gelin tanış olalım’ çağrısını yapan Derviş Yunus’tur, Anadolu’nun manevi merkezlerinden Doğu’nun Batı’nın büyük bilgesi İbn Arabi’dir, bilgelerin sultanı Bediüzzaman’dır. Onların eserleri, halleri, muhabbet, adalet ve merhamete dayalı öğretileridir. “Kürt sorunu” Brüksel’den, Washington’dan, İsveç’ten değil, arzın birkaç büyük manevi merkezi olan Konya’dan, Hz. Mevlana’nın kalbinden geçilerek çözülür. Zulmün Türk’ü, Kürt’ü olmaz, zalimin de. Irkçılığın ve ulus-devlet’in yol açtığı bu sorun, samimiyetsiz, dilde kalan, inandırıcı olmayan, içi boş bir siyaset retoriği ile zemininden çözülemez; daha adil, gerçek anlamda daha özgürlükçü, daha insani, daha merhametli, şefkatli ve kardeşliğe dayalı öğretilerin içinden çözülür. Unutmayalım, işkencecinin de dini yoktur![/I][/B] [B][I]Bu düşüncenin ‘İslam milliyetçiliği’ ile de ilgisi yoktur. İşkencenin ortadan kalkması, sadece anayasal ve yasal tedbir ve müeyyidelerle değil (tabii ki bunlar mutlaka gerçekleştirilmeli, özgürlükçü bir anayasa kesinkes yapılmalıdır) insanın çürüdüğü yerden, onu yeniden diriltecek manevi ve irfani bir solukla mümkündür…” [/I][/B] Konumuza dönersek, günümüzde çözülmediği için sürekli artan ve sonuçta anarşi ve teröre inkılâp eden problemlerin çözümü yine Bediüzzaman’ın önerilerinde bulunmaktadır. İşte, Bediüzzaman’ın gözüyle, [B]Doğu Anadolu, Güneydoğu, Ortadoğu ve tüm İslam dünyası [/B]için sorunların analizi ve çözüm önerileri… [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Bediuzzaman’la Ortadoğu Problemlerine Bakış (M. Bahadır)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst