bedıuzzman said nursı talebelerının ıstısmar öfkesi

Bediüüzaman´ın talebeleri Mustafa Sungur ve Mehmet Fırıncı, son günlerde rastlanan Said Nursi istismarına tepki amaçlı bir basın bildirisi yayınladı.
17/09/2008 - 10:24
Bediüüzaman Said Nursi´nin talebeleri Mustafa Sungur ve Mehmet Fırıncı, son günlerde rastlanan Said Nursi istismarına tepki amaçlı bir basıl bildirisi yayınladı. Said Nursi´nin siyasetten uzak durduğu özellikle belirtilen bildiride son zamanlarda Nevruz kutlaması vesilesi ile tertiplenen toplantılarda ve bazı Güney Doğu illerinde yapılan siyasi maksatlı gösterilerde, Bediüzzaman hazretlerinin şahsiyet ve düşüncelerinin istismar edilmek istendiği vurgulandı.

Bildiride ´Yirminci asrın ilk yıllarından itibaren “Irkçılık, bütün bütün tehlike-i azimdir” ve bizi yutmak için içimize atılmış bir” Frenk illetidir” diyen Bediüzzaman’ın ismini ve resmini etnik maksatlar için kullanmaya çalışmak Onun şahsına ve düşüncelerine büyük bir saygısızlıktır.´ vurgusu yapıldı.

İşte bildirinin tamamı:

Biz, Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin talebeleri olarak son günlerde efkarı ammede yer alan ve merhum Üstadımıza ve onun talebeleri hakkındaki gerçeklere ters bazı asılsız iddia ve beyanlara karşı aşağıdaki açıklamayı yapma ihtiyacını duyuyoruz. Efkarı ammeye arz etmek isteriz ki;

1- Bediüzzaman hayatını, Kur’an ve iman hizmetine adamış muasır bir din alimidir.Kur’an hakikatlerini günümüz insanına tanıtmayı gaye edinmiştir. Çağımızın inançsızlık cereyanlarına karşı iman derslerini her şeyin üstünde tutmuştur. Bu hizmet yolunda siyasetten ve her türlü dünyevi hareketlerden itina ile uzak durmuştur.

2- Son zamanlarda Nevruz kutlaması vesilesi ile tertiplenen toplantılarda ve bazı Güney Doğu illerinde yapılan siyasi maksatlı gösterilerde, Bediüzzaman hazretlerinin şahsiyet ve düşüncelerinin istismar edilmek istendiği üzüntüyle müşahede edilmektedir.

3– İnançsızlık başta olmak üzere İslam’ın reddettiği her türlü ırkçılıkla hayat boyu mücadele eden Bediüzzaman’ın bölücü ve bölgeci maksatlı toplantılarda posterlerinin taşınması, gerçeklerin çarpıtılmasıdır. Yirminci asrın ilk yıllarından itibaren “Irkçılık, bütün bütün tehlike-i azimdir” ve bizi yutmak için içimize atılmış bir” Frenk illetidir” diyen Bediüzzaman’ın ismini ve resmini etnik maksatlar için kullanmaya çalışmak Onun şahsına ve düşüncelerine büyük bir saygısızlıktır.

4– DTP’ye mensup bir Milletvekilinin, ”Bediüzzaman devlet nazarında hala suçlu mudur?” şeklinde bir soru önergesini, TBMM Başkanlığına verdiği ifade edilmektedir. Bediüzzaman hayatı boyunca ve hatta vefatından sonra bile eser ve hizmetleri sebebiyle haksız suçlamalara maruz kalmıştır. Kur’anın tefsiri olan Risale-i Nur Külliyatı ile bu eserleri okuyan talebeleri hakkında siyasi maksatlarla açılmış bulunan bin beş yüz civarındaki dava beraatla neticelenmiştir. Her defasında devletin yargı ve idari organları, Risale-i Nurlarda suç unsuru bulunmadığından takibine yer olmadığına karar vermiştir.

5- Nur Risaleleri, yıllardan beri ülkenin her yerinde muhtelif yayınevi tarafından serbestçe basılıp yayınlanmaktadır. Risale-i Nur Külliyatına ait eserler yerli ve yabancı Üniversiteler başta olmak üzere yine milli ve milletlerarası kütüphanelerde serbestçe bulunmakta ve faydalanılmaktadır. Bu gerçekler ışığında ve ülkenin bugünkü vasatında, eğer bilgisizlikten kaynaklanmıyorsa, Sayın Milletvekilinin sorusuna bir mana vermek mümkün değildir.

6– Bediüzzaman’ın talebeleri olarak Risale-i Nurlardan bazı bahislerin çıkarıldığı iddiasını şiddetle reddediyoruz. Risale-i Nur külliyatı, halen muhtelif yayınevleri tarafından, Bediüzzaman hazretlerinin kendi tashih ve tasdikinden geçmiş orijinal nüshalar esas alınarak neşredilmektedir. Kendisinin sağlığında iken neşriyatla vazifelendirdiği talebeleri olarak risalelerin aslına uygun olarak yayınlandığının amme efkarınca bilinmesini isteriz.

7- Merhum üstadımız Said Nursi’nin ne resmi ve ne de gayrı resmi kurumlar tarafından itibarı elinden alınmış olmadığından, itibarının iadesi de söz konusu değildir. Kaldı ki, ülkemizde Onun şahsına ve kırktan fazla dünya diline tercüme edilmiş eserlerine, her seviyeden milyonlarca insanın gösterdiği teveccüh onun itibarının tescilidir.

8- Merhum Ustadımız Said Nursi’nin hayat hikayesi herkesin malumudur. Birinci Dünya Savaşında talebeleri ile birlikte gönüllü Alay Komutanı olarak savaşmış, yaralanmış ve Ruslar’a esir düşerek 2.5 yılı aşkın bir süre Sibirya bölgesinde esarette kalmıştır.Bilahere esaretten kurtulup İstanbul’a geldiğinde ise İşgal kuvvetlerine karşı fetvaya imza atmıştır.Milli Mücadele ruhunun oluşmasına katkılarından dolayı Ankara’ya davet edilmiş ve ilk meclisin özel tourumunda takdirlerle karşılanmış olduğu meclis zabıtlarında mevcuttur.

9- Merhum Ustadımız Said Nursi henüz hayatta iken manevi mülahazalarla kabrinin gizli kalmasını vasiyet ettiği bilinmektedir.Kaderi ilahi de öyle tecelli etmiştir.Bu mevzuun çeşitli vesilelerle dile getirilmesinin uygun olmadığı kanaatindeyiz

 
Üst