Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
BEDİÜZZZAMANIN KERAMETLİ BİR İMZASI:EDDÂi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="memluk" data-source="post: 182911" data-attributes="member: 9260"><p><strong>Bediüzzaman´ın kerametli bir imzası: Eddâî</strong></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">“Risâle-i Nûr’daki ‘Eddâî’yi’ haşiyeleriyle birlikte açıklayabilir misiniz?”</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Cenab-ı Hak izzeti, keremi ve hikmeti gereği insanda, bilinen beş duyudan başka, kapısını ve penceresini mânevî âlemlere ve gaybî, ama mukadder olaylara açan farklı duyular vermiştir. Üstad Bedîüzzaman Hazretleri bu duyulardan bazılarını şöyle bildirir:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Hiss-i kable’l-vukû: Olaydan önce olayı hissetmek, vukuundan önce ne olacağını ve nasıl olacağını keşfetmek, Allah’ın izni ile mukadder bulunan yakın gelecek hakkında ön sezgi sahibi olmak ve ön bilgiye ulaşmak. Bedîüzzaman’a göre bu his az-çok herkeste vardır. Sâdık rüyâlar, bu hissin fazla inkişaf etmesi sonucu görülür. Bu his belirli derecelerde hayvanlarda da vardır.1</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Sâika: Doğru neticeleri gösteren, doğru bilgilere sevk eden, yakın geleceği sâdık bir şekilde bildiren bir ön sezi ve bir iç sezgidir. Bu duyu insanı olacağa doğru yönlendirir, insanı programlanmış neticeye doğru sevk eder, insanın elinden tutup insanı kaderce hedeflenen yere ve yöne doğru yürütür. Psikoloji’nin “sevk-i tabiî” veya “iç güdü” dediği bu his, Bedîüzzaman Hazretlerine göre kendiliğinden meydana gelmez; bir fıtrî ilhâm veya Allah’ın kaderinin sevki neticesinde meydana gelir. Bu his de hayvanlar da belirli ölçülerde vardır. Meselâ kedi gibi bir hayvan, gözü kör olduğu zaman bu sevk-i kaderî ile, yani sâika duygusuyla gider, gözüne ilâç olan otu bulur, gözüne sürer ve iyileşir.2</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Şâika: Hârika bir his olan “Şâika”, insana şevk ve heyecân verir, insanı olacaklara karşı hazırlar, insanı kaderine karşı râzı eder, kanaat verir, insana içinde bulunduğu vazifeyi ve teklifi sevdirir ve memnun eder, insana ümit verir, insanın günlük veya gelecek endîşesini yok eder.3</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Bu hisler yalan söylemezler, yanlış gitmezler; fakat bu hisleri herkes her derecesiyle hissetmez.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">İşte Üstad Bedîüzzaman Hazretlerinin hayatında ve eserlerinde bu sâdık hislerin izine çok rastlarız. Kabrinin gizli kalmasını zâten vasiyet eden4 Üstad Bedîüzzaman Hazretleri, bir hiss-i kable’l-vuku ile kabrinin yıkılacağını ve mübârek naaşının gizleneceğini çok önceden görmüş ve bildirmiştir. Kendisinin “garip bir imzâ” olarak nitelediği5 “Eddâî” adıyla vefatından kırk sene önce kaleme aldığı nazımda, mezarının yıkılacağını, vefat edeceği yaşı, İslâmiyet’in istikbâl semâsında parlayacağını, fakat bunun için doğru, sarsılmaz ve emniyet hissi verecek ölçüde hizmet gerektiğini vurgulamıştır. Söz konusu nazmı buraya alalım:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Eddâî</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Said’den yetmiş dokuz emvât bâ-âsâm âlâma.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Sekseninci olmuştur mezara bir mezar taş,</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Beraber ağlıyor hüsrân-ı İslâm’a.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Mezar taşımla püremvât enîndâr o mezârımla</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Revânım sâha-i ukbâ-i ferdâma.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Yakînim var ki, istikbâl semâvâtı, zemin-i Asya</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Bâhem olur teslim yed-i beyzâ-i İslâm’a.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Zîra yemîn-i yümn-i imândır,</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Verir emn ü emân ile enâma.6</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">İkinci satırda geçen “emvât”, “ölüler” demektir. İnsanın her sene içinde bir defa öldüğü ve yeniden cismini bir defa tazelediği gerçeğinden hareketle—o sırada/son tashihte—yetmiş dokuz yaşında bulunan Saîd’in, tüm ömründe aldığı tâze ve yeni cisimleriyle birlikte bu mezarda bulunduğunu kaydeder. Kendisinin seksen seneden fazla yaşayacağını bildirdiği sonraki satırın hemen ardından, İslâm’ın ve Müslüman’ların içinde bulundukları hüsrâna mezar taşı ve içindeki ölmüş tüm kişiliklerle birlikte hüngür hüngür ağladığını, fakat yarınlara doğru hızla yol alırken İslâmiyetin geleceğinden ümitli olduğunu, istikbalde tüm dünyanın Asya toprakları ile birlikte—Allah’ın izniyle—İslâmiyet’in bembeyaz eline teslim olacağını; zîrâ İslâmiyet saf îmândan ve emniyetten ibâret olduğunu ve tüm dünya halklarına emniyet ve güven vermeye kâbiliyetli bulunduğunu ve bunun inşallah gerçekleşeceğini bu kerâmetli şiirde haber verir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">HOŞ SADÂ</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">BİR AY SONRA GELECEÄžİM</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Halen İzmir’de ikâmet eden Selahattin Akyıl Ağabey anlatıyor:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">“Üstad’ı son ziyaretim Emirdağ’da oldu. Hacı Osman Çalışkan’ın dükkânına gittim. Üstad’ı sordum.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Orada olduğunu söyledi. “Seni görüştürürüm” dedi. Üstad’ın evine gidip geldi. Üstad’ın evi tam onun karşısında idi. Ve beni götürdü.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Üstad’ın elini öpüp oturdum. Fakat Üstad bana “Rahat otur!” diye üç defa tekrarlayınca, ben de rahat oturdum. Eski talebelerini sordu. Talebelerine selâm gönderdi. Şıh Fehim’in oğullarını sordu. Ben, torunlarının bulunduğunu söyledim. Bana:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">“Şıh Fehim’i yanıma almışım. Çocuklarına selâm söyle. Câmilerde, vaazlarda, sohbetlerinde Risâle-i Nûr’u okusunlar” dedi.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Sonra, sözüne şöyle devam etti: “Yine seni vekil ettim. Git hocalara söyle. Risâle-i Nûr’u okusunlar. Kardeşim, bak sesim kısılmış. Benim de, Risâle-i Nûr’a perde olmamak için Cenâb-ı Hak sesimi kısmış.”</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Hakikaten sesi çok kısık geliyordu. Zübeyir Ağabey de orada konuşmaları tekrarlıyordu anlaşılması için. Fakat ben çok dikkat ediyor, Üstad’ın ağzından çıkanı anlıyordum. Sonra bana:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">“Kardeşim! Seni bir ay yanıma almak istiyorum. Bir ay sonra seninle berâber Van’a gitmek istiyorum. Fakat kendi hemşehrisini yanına aldı diye kıskanacaklar. Sen git, bir ay sonra ben geleceğim!”</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Hakikaten Üstad hazretleri bir ay sonra Urfa’ya geldi ve Rahmet-i Rahmân’a kavuştu.7</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen">Aziz rûhu için el-Fâtiha!</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: darkgreen"></span></span></p><p><strong>Dipnot:</strong></p><p>1-Mektûbât, s. 333;</p><p>2-Mektûbât, s. 333;</p><p>3-Mektûbât, s. 333; Mesnevî-i Nûriye, s. 215;</p><p>4-Emirdağ Lâhikası, s. 420;</p><p>5-Şuâlar, s. 284;</p><p>6-Sözler, s. 635;</p><p>7-Son Şahitler, 1/350.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="memluk, post: 182911, member: 9260"] [b]Bediüzzaman´ın kerametli bir imzası: Eddâî[/b] [SIZE=3][COLOR=darkgreen]“Risâle-i Nûr’daki ‘Eddâî’yi’ haşiyeleriyle birlikte açıklayabilir misiniz?” [/COLOR][/SIZE] [SIZE=3][COLOR=darkgreen]Cenab-ı Hak izzeti, keremi ve hikmeti gereği insanda, bilinen beş duyudan başka, kapısını ve penceresini mânevî âlemlere ve gaybî, ama mukadder olaylara açan farklı duyular vermiştir. Üstad Bedîüzzaman Hazretleri bu duyulardan bazılarını şöyle bildirir: Hiss-i kable’l-vukû: Olaydan önce olayı hissetmek, vukuundan önce ne olacağını ve nasıl olacağını keşfetmek, Allah’ın izni ile mukadder bulunan yakın gelecek hakkında ön sezgi sahibi olmak ve ön bilgiye ulaşmak. Bedîüzzaman’a göre bu his az-çok herkeste vardır. Sâdık rüyâlar, bu hissin fazla inkişaf etmesi sonucu görülür. Bu his belirli derecelerde hayvanlarda da vardır.1 Sâika: Doğru neticeleri gösteren, doğru bilgilere sevk eden, yakın geleceği sâdık bir şekilde bildiren bir ön sezi ve bir iç sezgidir. Bu duyu insanı olacağa doğru yönlendirir, insanı programlanmış neticeye doğru sevk eder, insanın elinden tutup insanı kaderce hedeflenen yere ve yöne doğru yürütür. Psikoloji’nin “sevk-i tabiî” veya “iç güdü” dediği bu his, Bedîüzzaman Hazretlerine göre kendiliğinden meydana gelmez; bir fıtrî ilhâm veya Allah’ın kaderinin sevki neticesinde meydana gelir. Bu his de hayvanlar da belirli ölçülerde vardır. Meselâ kedi gibi bir hayvan, gözü kör olduğu zaman bu sevk-i kaderî ile, yani sâika duygusuyla gider, gözüne ilâç olan otu bulur, gözüne sürer ve iyileşir.2 Şâika: Hârika bir his olan “Şâika”, insana şevk ve heyecân verir, insanı olacaklara karşı hazırlar, insanı kaderine karşı râzı eder, kanaat verir, insana içinde bulunduğu vazifeyi ve teklifi sevdirir ve memnun eder, insana ümit verir, insanın günlük veya gelecek endîşesini yok eder.3 Bu hisler yalan söylemezler, yanlış gitmezler; fakat bu hisleri herkes her derecesiyle hissetmez. İşte Üstad Bedîüzzaman Hazretlerinin hayatında ve eserlerinde bu sâdık hislerin izine çok rastlarız. Kabrinin gizli kalmasını zâten vasiyet eden4 Üstad Bedîüzzaman Hazretleri, bir hiss-i kable’l-vuku ile kabrinin yıkılacağını ve mübârek naaşının gizleneceğini çok önceden görmüş ve bildirmiştir. Kendisinin “garip bir imzâ” olarak nitelediği5 “Eddâî” adıyla vefatından kırk sene önce kaleme aldığı nazımda, mezarının yıkılacağını, vefat edeceği yaşı, İslâmiyet’in istikbâl semâsında parlayacağını, fakat bunun için doğru, sarsılmaz ve emniyet hissi verecek ölçüde hizmet gerektiğini vurgulamıştır. Söz konusu nazmı buraya alalım: Eddâî Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde Said’den yetmiş dokuz emvât bâ-âsâm âlâma. Sekseninci olmuştur mezara bir mezar taş, Beraber ağlıyor hüsrân-ı İslâm’a. Mezar taşımla püremvât enîndâr o mezârımla Revânım sâha-i ukbâ-i ferdâma. Yakînim var ki, istikbâl semâvâtı, zemin-i Asya Bâhem olur teslim yed-i beyzâ-i İslâm’a. Zîra yemîn-i yümn-i imândır, Verir emn ü emân ile enâma.6 İkinci satırda geçen “emvât”, “ölüler” demektir. İnsanın her sene içinde bir defa öldüğü ve yeniden cismini bir defa tazelediği gerçeğinden hareketle—o sırada/son tashihte—yetmiş dokuz yaşında bulunan Saîd’in, tüm ömründe aldığı tâze ve yeni cisimleriyle birlikte bu mezarda bulunduğunu kaydeder. Kendisinin seksen seneden fazla yaşayacağını bildirdiği sonraki satırın hemen ardından, İslâm’ın ve Müslüman’ların içinde bulundukları hüsrâna mezar taşı ve içindeki ölmüş tüm kişiliklerle birlikte hüngür hüngür ağladığını, fakat yarınlara doğru hızla yol alırken İslâmiyetin geleceğinden ümitli olduğunu, istikbalde tüm dünyanın Asya toprakları ile birlikte—Allah’ın izniyle—İslâmiyet’in bembeyaz eline teslim olacağını; zîrâ İslâmiyet saf îmândan ve emniyetten ibâret olduğunu ve tüm dünya halklarına emniyet ve güven vermeye kâbiliyetli bulunduğunu ve bunun inşallah gerçekleşeceğini bu kerâmetli şiirde haber verir. HOŞ SAD BİR AY SONRA GELECEÄžİM Halen İzmir’de ikâmet eden Selahattin Akyıl Ağabey anlatıyor: “Üstad’ı son ziyaretim Emirdağ’da oldu. Hacı Osman Çalışkan’ın dükkânına gittim. Üstad’ı sordum. Orada olduğunu söyledi. “Seni görüştürürüm” dedi. Üstad’ın evine gidip geldi. Üstad’ın evi tam onun karşısında idi. Ve beni götürdü. Üstad’ın elini öpüp oturdum. Fakat Üstad bana “Rahat otur!” diye üç defa tekrarlayınca, ben de rahat oturdum. Eski talebelerini sordu. Talebelerine selâm gönderdi. Şıh Fehim’in oğullarını sordu. Ben, torunlarının bulunduğunu söyledim. Bana: “Şıh Fehim’i yanıma almışım. Çocuklarına selâm söyle. Câmilerde, vaazlarda, sohbetlerinde Risâle-i Nûr’u okusunlar” dedi. Sonra, sözüne şöyle devam etti: “Yine seni vekil ettim. Git hocalara söyle. Risâle-i Nûr’u okusunlar. Kardeşim, bak sesim kısılmış. Benim de, Risâle-i Nûr’a perde olmamak için Cenâb-ı Hak sesimi kısmış.” Hakikaten sesi çok kısık geliyordu. Zübeyir Ağabey de orada konuşmaları tekrarlıyordu anlaşılması için. Fakat ben çok dikkat ediyor, Üstad’ın ağzından çıkanı anlıyordum. Sonra bana: “Kardeşim! Seni bir ay yanıma almak istiyorum. Bir ay sonra seninle berâber Van’a gitmek istiyorum. Fakat kendi hemşehrisini yanına aldı diye kıskanacaklar. Sen git, bir ay sonra ben geleceğim!” Hakikaten Üstad hazretleri bir ay sonra Urfa’ya geldi ve Rahmet-i Rahmân’a kavuştu.7 Aziz rûhu için el-Fâtiha! [/COLOR][/SIZE] [B]Dipnot:[/B] 1-Mektûbât, s. 333; 2-Mektûbât, s. 333; 3-Mektûbât, s. 333; Mesnevî-i Nûriye, s. 215; 4-Emirdağ Lâhikası, s. 420; 5-Şuâlar, s. 284; 6-Sözler, s. 635; 7-Son Şahitler, 1/350. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
BEDİÜZZZAMANIN KERAMETLİ BİR İMZASI:EDDÂi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst