Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
Behlül-i Dana K.S. Hazretleri Kimdir?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 268682" data-attributes="member: 1"><p style="text-align: center"><span style="color: #ff0000"><strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül-i Dana</span></span> </strong></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"></span></span></p> <p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Meczûb. Hak âşığı. Çok tanınmış evliyâdan biri. Asıl ismi Vüheyb bin Ömer Sayrâfî'dir. Behlûl-i Dânâ adıyla şöhret buldu. Doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. Kûfeli olduğu hâlde ömrünün çoğunu Bağdât'ta geçirdi. Hârûn Reşîd'in kardeşi olduğuna dâir rivâyetler varsa da aslı yoktur. Hârûn Reşîd'e nasîhat verirdi. Herkese ders olacak hikmetli sözleri çok meşhûrdur. 805 (H.190) senesi Bağdât'ta vefât etti. Dicle kenarında Şunûziyye kabristanlığına defnedildi.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül-i Dânâ, zamânın büyüklerinin sohbetlerinde bulundu. Eymen bin Nâbil, Amr bin Dînâr ve Âsım bin Ebi'n-Necîd'den hadîs-i şerîf öğrendi. İbretli mânâlı sözler söyledi. Menkıbeleri dilden dile aktarıldı.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <span style="color: #ff0000"><strong>Oyun için yaratılmadık</strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül-i Dânâ bir gün Bağdât sokaklarından birinde giderken, oynayan çocuklar gördü. Çocuklardan biri ise bir köşeye çekilmiş onlara bakıyor ve ağlıyordu. Behlül-i Dânâ o çocuğun yanına gitti ve; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey çocuk niçin ağlıyorsun? Gel sana bir şeyler alayım da sen de arkadaşlarınla oyna." dedi ve çocuğun başını okşadı. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Çocuk bakışlarını Behlül'e çevirdi ve; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey aklı az adam! Biz oyun için yaratılmadık." dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül bu söze şaştı ve çocuğa; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey oğlum! Peki niçin yaratıldık." diye sordu. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Çocuk; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Allahü teâlâyı bilmek ve O'na ibâdet etmek için." dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül hazretleri; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Peki bunun öyle olduğunu nereden biliyorsun?" diye sordu. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Çocuk, Mü'minûn sûresinin 115. âyet-i kerîmesini okuyuverdi. Meâlen; "<span style="color: #006600">Sizi ancak boşuna yarattığımı ve gerçekten bize döndürülmeyeceğinizi mi zannettiniz?</span>" </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Hazret-i Behlül tekrar; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey çocuk. Sen hakîmâne konuştun. Bana biraz daha nasîhat et." dedi ve ağlamaya başladı. Kendinden geçmişti. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Kendine geldiğinde çocuğa; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey oğlum! Senin günâhın yok. Sen bir çocuksun. Nasıl oluyor da böyle düşünebiliyorsun?" diye sordu. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Çocuk da; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey Behlül! Babamı ateş yakarken gördüm. İri odunları küçük çırpılarla tutuşturuyordu. Ben de Cehennem'in yanan küçük odunlarından olacağımdan korkuyorum." dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bu sözler üzerine Behlül-i Dânâ hazretleri tekrar ağladı. Kendinden geçti. Kendine geldiğinde çocuğu yanında göremedi. Oradakilere bu çocuğun kim olduğunu sordu. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Onlar; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Tanımadın mı?" dediler. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Hayır." deyince, onlar; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Bu, hazret-i Hüseyin evlâdından seyyid bir çocuktur." dediler. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül de; "Ancak böyle bir ağacın meyvesi bu kadar olgun olabilirdi." deyip oradan ayrıldı.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <strong>Sayıya sığmaz</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bir gün Behlül-i Dânâ'ya; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Basra'daki Hak âşıklarını sayar mısın?" dediler.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">O; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Bunlar sayıya sığmaz. İsterseniz öyle olmayanları söyleyeyim. Zîrâ bunlar birkaç tânedir." diye cevap verdi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Soranlar özür dileyip oradan ayrıldılar.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <strong>Sohbet</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bir gün Behlül'ü kabristanda gördüler. Ayaklarını kabir taşları arasına sokmuş toprakla oynuyordu. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Kendisine; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey Behlül ne yapıyorsun?" diye sordular. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Onlara gâyet sâkin olarak; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Bana eziyet etmeyen, gıybetimi yapmayan insanlarla oturup sohbet ediyorum. Bunlar sağ olanlardan daha emin." diye cevap verdi.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <strong>Ne Nasihat İstiyorsun?</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bir gün devrin halîfesi Hârûn Reşîd ile karşılaştı. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Halîfe; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Seni gördüğüme çok sevindim. Çünkü uzun zamandır seninle konuşmayı arzu ediyordum." dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Hazret-i Behlül güldü ve; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Benim böyle bir arzum yoktu." cevâbını verdi. Buna rağmen Hârûn Reşîd kendisinden nasîhat istedi. "Ne nasîhatı istiyorsun? Şu sarayına bak, bir de kabirlere bak! Bunlardan ibret almayan, nasîhat almayan nelerden alır! Hâlin ne olacak, ey müminlerin emîri! Yarın Cenâb-ı Hakk'ın huzûruna çıkacaksın. Büyük küçük yaptığın her şeyden suâl olunacaksın. Bunlara nasıl cevap vereceksin iyi düşün! Bu hesap zamânında aç ve susuz olacaksın, çıplak bulunacaksın. Orada bulunanlar sana bakıp gülecekler. Perişan hâlin orada meydana çıkacak, başka nasîhatı ne yapacaksın?" dedi. Adâleti ile meşhûr olan Hârûn Reşîd onun nasîhatlarından çok istifâde ettiğini bildirdi.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <strong>Buğday tanesi bir dinar olsa</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bir zaman Bağdât'ta fiyatlar çok yükselmişti. Hayat pahalılığı çekilmez bir hâl aldı. Muhammed bin İsmâil bin Ebî Fudayl gelerek; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey Behlül! Müslümanların ve bütün insanların hattâ hayvanların rahatlaması için Allahü teâlâya duâ etmez misin?" dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">O şöyle cevap verdi: </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Allahü teâlâya yemin ederim ki, ben bu işe karışmam. Eğer bir buğday tânesi bir dinar olsa, bize emrettiği gibi Allahü teâlâya ibâdet etsek, O bize vâdettiği gibi rızkımızı verir." Sonra ellerini birbirine vurarak; "Ey dünyâyı ve süslerini toplayan, gözleri uykudan lezzet almayan kimse, nefsinle uğraşıp âhirete bir tedârik yapmadın, kıyâmet gününde Allahü teâlâya ne cevap vereceksin?" dedi.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <strong>Benim de Rabbimdir</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Abdullah bin Mihran anlatıyor: </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Hârûn Reşîd hacca gitti. Dönüşünde bir müddet Kûfe'de istirahat etti. Sonra yola çıkacağı zaman herkes kendisini yolcu etmek için sokağa döküldü. Behlül de çıkmıştı. Çocuklar onunla oynayıp eğleniyorlardı. Tam o sırada Hârûn'un develer üzerinde muhteşem kâfilesi gözüktü. Çocuklar da Behlül'ü bırakıp onun seyrine koyuldular. Tam Hârûn'un geldiği sırada Behlül yüksek sesle:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey Hârûn!" diye seslendi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Hârûn, perdeyi kaldırarak: </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Buyur Behlül, ne istiyorsun?" dedi. Behlül:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey Müminlerin Emîri! Eymen bin Nâil, Kudame bin Abdülâmir'den bize şöyle haber verdi ve dedi ki: </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ben Resûl-i ekremi Arafat'tan dönüşte görmüştüm. Kızıl bir deveye binmişti. Yanında kimse dövülmediği gibi, kimse de kovulmazdı. "Yol verin, yol verin!" diyen münâdileri de yoktu. Sen de bu usûle riâyet eyle. Bilmiş ol ki; tevâzu ile yolculuk etmen, kibir ile seyâhatinden hayırlıdır."</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül Dânâ yine; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Bağdât ve etrafını nûrlandırıp aydınlatacak hediyeler götürüyor musun?" dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Halîfe; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Bu hediyeler nasıl olur?" deyince, </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül hazretleri; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"İnsanlara Allahü teâlânın sevgisini, O'ndan korkmayı, onlara örnek olacak şekilde hâl ve hareketler, onlar hakkında temiz ve güzel düşüncelere sâhib olmak en güzel hediyedir." dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bunu dinleyen Hârûn Reşîd ağlayarak; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey Behlül, biraz daha anlat!" dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Memleketinin bir köşesinde bir mazlum zulme uğrasa, sen memleketin diğer köşesinde bile olsan, Allahü teâlâ bunun hesâbını senden soracak. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen; <span style="color: #006600">"Şüphesiz ki iyiler Naîm Cenneti'ndedir. Kötüler ise Cehennem'dedir."</span>buyurdu (İnfitar sûresi: 13-14). Âhirette, Cennet veya Cehennem dışında gidilecek üçüncü bir yer yoktur. O hâlde hazırlığını buna göre yap." dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Halîfe; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Amellerimiz hakkında ne dersiniz?" diye sordu. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül hazretleri; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Allahü teâlâdan korkarak ve emrettiğine uygun olarak yapılan amel makbuldür." buyurdu. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Halîfe; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Peygamber efendimizle, akrabâlık olarak yakınlığımız hakkında ne dersiniz?" diye sordu. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Peygamber efendimize akrabâlıktan ziyâde, bildirdiği hükümlere bağlılıkta yakın olmak daha mühimdir." dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Halîfe; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Peygamber efendimizin şefâatine kavuşabilecek miyiz?" deyince de, </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Onu Allahü teâlâ bilir." buyurdu. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Halîfe; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Nasıl yaşayalım?" diye sordu. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Allah'tan kork. Her hâlinde Muhammed aleyhisselâmın sünnetine tâbi ol. Bu durumda en kârlı yolu seçmiş olursun." dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Halîfe; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Çok güzel söylüyorsun, şu hediyemi kabûl et." dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül hazretleri de; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Onu kimden aldınsa ona ver. Dünyâdaki sâhipleri yakana yapışmadan önce, verenin yoluna harca. Bunu burada yap. Âhirete kalırsa onlara bir şey bulup veremezsin, râzı edemezsin." diye cevap verdi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Parayı almayınca, Hârûn Reşîd; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Para borcun varsa onu ödeyelim." dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Kûfe'de birçok ilim sâhipleri vardır. Borç ile borcun ödenmeyeceğinde ittifak etmişlerdir." dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Hârûn Reşîd:</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Bâri ihtiyâcını temin edelim." deyince, </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül hazretleri; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Allahü teâlâ senin Rabbin olduğu gibi, benim de Rabbim'dir. Seni hatırlayıp beni unutması muhâldir." buyurdu. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Hârûn Reşîd, bu sözleri işitince ağladı.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <strong>Her koyun kendi bacağından</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bir gün halka doğru yolu göstermek için söylediği sözlerden rahatsız olanlar, Hârûn Reşîd'e gidip; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Sultanım, bizim yaptıklarımızın ona ne zararı var? Bizi kendi hâlimize bıraksın. Sonra her koyun kendi bacağından asılır." gibi sözlerle şikâyet ettiler. Bunun üzerine Hârûn Reşîd, Behlül Dânâ'yı çağırtıp, halkın isteğini bildirdi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül Dânâ hiç sesini çıkarmadan sarayı terk etti. Birkaç koyun alıp kesti, bacaklarından mahallenin köşe başlarına astı. Bunu gören halk gülerek; "Deliden başka ne beklenir, yaptığı işler hep böyle zâten." diyorlardı. Aradan günler geçtikçe, asılan hayvanlar kokuyor, bundan da bütün mahalle zarar görüyordu. Kokudan durulmaz hâle gelince, aynı kişiler Hârûn Reşîd'e gidip, durumu anlattılar. Behlül Dânâ'yı çağırtıp, sorduğunda: </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Bir kötünün herkese zararı olduğunu herhalde anladılar. Ben bir şey yapmadım, her koyunun kendi bacağından asıldığını onlara gösterdim." diye cevap verdi.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <strong>Bazımızı Bazımıza </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Hasan bin Sehl anlatır: </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bir gün çocuklar, hazret-i Behlül'e taş atmağa başladılar. Taşın birisi vücûdunu kanatınca, </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey çocuklar! Ben, Allahü teâlâya tevekkül ettim. O elbette bana kâfidir. O ne güzel vekildir. Ancak Allahü teâlâya yaklaşmak insana rahatlık verir. İnsanlara ezâ ve cefâ yapanlar hiç merhametli olur mu?" dedi. Ben dayanamadım.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey Behlül, çocuklar sana taşla vuruyorlar, sen onlara merhamet ediyorsun. Bu nasıl iştir?" dedim. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">O da, </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Sus!.. Allahü teâlâ, benim üzüntü ve acımı, onların da sevincinin çokluğunu elbet biliyor. Bâzımızı, bâzımıza bağışlaması umulur." buyurdu.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <strong>Kaybolan deve</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Adamın birisi namaz kılmaz, diğer ibâdetleri yapmaz ama her gece yatarken; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Yâ Rabbî! Bana Cennet'ini ver!" diye duâ ederdi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bir gece aynı şekilde yattı. Geç vakitte, damdan bir tıkırtı geldiğini hissederek uyandı. Hemen çıkıp; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Kimsin, orada ne arıyorsun?" dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Damda bulunan Behlül Dânâ idi ve; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Devem kayboldu da onu arıyorum." dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Ev sâhibi, </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Kaybolan deve damda olması mümkün mü? Bu akılsızlık değil midir?" deyince, </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül-i Dânâ; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Senin, hiç ibâdet etmemen ve sonra da Allahü teâlâdan Cennet'i istemen daha akılsızlık değil midir?" buyurdu. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Ev sâhibi O zaman, Behlül-i Dânâ'nın kendisine nasihat vermek için böyle yaptığını anladı. Hatâsını anlayıp, tövbe etti ve ibâdetlerini aksatmadan yapmaya başladı.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <strong>Bu kapıya gelecek</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bir gün Behlül-i Dânâ'nın evine hırsız girmiş, evde ne bulduysa götürmüştü. Doğruca kalkıp kabristânlığa gitti ve kapısına oturdu. Bunun farkına varanlar başına toplanıp; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Niçin hırsızın peşinden gitmedin de buraya geldin?" dediler. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Onlara; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Yolunu şaşırmış o adamcağızı burada bekliyorum." diye cevap verdi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bu söze oradakiler kahkaha ile güldüler ve; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Hay Allah iyiliğini versin, o adamın burada işi ne?" dediler. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bunun üzerine Behlül hazretleri; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Siz hiç merak etmeyin o mutlakâ bu kapıya gelecek. Ecel onu buraya getirecektir." buyurdu. Bu sözler üzerine herkes derin düşüncelere daldı.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <strong>Boş Taht</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül bir gün Hârûn Reşîd'in taht odasını boş buldu ve çıkıp tahta oturuverdi. Bunu gören askerler onu kamçı ile dövmeye başladılar. Askerler vurdukça o; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Vah Hârûn Reşîd. Vah Hârûn Reşîd!" diyordu. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">O esnâda halîfe geldi ve manzara karşısında donup kaldı. Askerleri uzaklaştırdıktan sonra; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey Behlül! Bu ne hâl?" diye sordu. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Senin için ağlıyorum. Burada tahtı boş bulup bir an oturdum. Bu kadar kırbaç yedim. Sen ise senelerdir bu tahtın üzerinde oturuyorsun. Hâlin ne olur diye düşündüm." </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Hârûn Reşîd; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Peki ne yapmam lâzım?" dedi.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">ehlül; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Mâdem ki bu yükün altına girdin. Zulme meyletme. Adâlet üzere ol. Böylece tahtında otur." buyurdu.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <strong>En çok </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül Dânâ hazretlerinin halîfe Hârûn Reşîd'e bir nasîhati de şöyle oldu. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bir gün halîfeye; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey Hârûn Reşîd! Yer içinde, yer üzerinde ve göklerde çok olan nedir?" diye sordu. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Hârûn Reşîd; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Bunu bilmeyecek ne var? Yer içinde ölüler, yer üzerinde hayvanlar ve bitkiler, gökte ise meleklerdir." dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül; "Değil." buyurdu. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Halîfe;</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Nedir?" deyince, </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül-i Dânâ; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey Halîfe! Yer içinde çok olan ölülerin pişmanlıkları, yer üzerinde insanların hırs ve tamahı, gökte ise âdil hükümdarların sevaplarıdır." buyurdu. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bu sözler üzerine Hârûn Reşîd ağlamaya başladı.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <strong>Rüyadaki padişahlık</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bir gün Hârûn Reşîd, Behlül ile görüşmek, hikmetli sözlerini duymak istedi. Bu şekilde adamlarını gönderip Behlül'ü getirmelerini söyledi. Gidenler Behlül'ü boş bir mezar içinde uyur buldular. Uyandırdıklarında; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Siz ne yaptınız. Beni pâdişâhlık makâmından indirdiniz. Şimdi ben ne yapacağım." dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Görevliler gidip bu sözleri halîfeye bildirdiler. Hârûn Reşîd onun bu hâline bir mânâ veremedi, huzûruna geldiğinde; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey Behlül! Bu ne iş. Sen hangi pâdişâhlıktan indirildin?" dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">O, bu soru üzerine; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey Halîfe! Rüyâmda kendimi hükümdâr olmuş gördüm. Tahtımda oturuyordum. Hizmetçilerim vardı. Saltanat ve ihtişam içinde idim. Lâkin senin adamların beni uyandırdı ve tahtımdan oldum." </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bu sözlere Hârûn Reşîd güldü ve; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey Behlül! Rüyâdaki pâdişâhlığa îtibâr olur mu?" dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bunun üzerine Behlül hazretleri; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey müminlerin emîri! Benim hükümdarlığım ile seninki arasında ne fark var. Ben gözlerimi açınca hayat buldum. Sen gözlerini kapayacak olsan ebediyyen emirlikten düşecek saltanatından olacaksın ve nedâmet, pişmanlık günün başlayacak. O halde hangimizin hükümdârlığına îtibâr yoktur siz söyleyin." dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bunun üzerine Hârûn Reşîd söyleyecek söz bulamadı.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <strong>Ne söylersen söyle</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül-i Danâ hazretleri bir gün Bağdât sokaklarından birinde giderken, iki kişinin kıyasıya kavga ettiklerini gördü. Biri diğerine ağza alınmayacak şeyler söylüyordu. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül-i Dânâ onun yanına yaklaşıp; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Sen bize gel ne söylersen söyle lâkin bizden bir tek kelime karşılık alamazsın." dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Öfkeden deliye dönmüş adam birden durdu ve; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey Behlül; Beni o mağlûb edemedi. Lâkin sen mağlûb ettin." dedi. Böylece kavgacılar dövüşü bırakarak hatâlarını anladılar.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <strong>Hırka</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bir gün halîfe Hârûn Reşîd Behlül-i Dânâ'ya kıymetli bir hırka hediye etmek istedi: </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey Behlül! Şu paha biçilmez hırkayı giy. Benim sana hediyemdir." dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül-i Dânâ hazretleri geri çekilip; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ben ancak pamuklu hırka giyebilirim. Pederimin bana nasîhat ve vasiyeti şu idi: "Oğlum! Toprak üstünde yat. Lâkin bir döşek kazanmak için kimsenin önünde eğilip, el etek öpme, pamuk hırka ile de yetin."</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Birisi Behlül-i Dânâ'ya gidip; "Ey Behlül! Oğlum vefât etti. Kabir taşına ne yazayım." dedi. Behlül hazretleri buna gülüp; "Dün altımda olan çimenler bugün üstümde yeşerdi. Ey yolcu, bil ki şu toprak, günahlardan başka her şeyi örtmektedir, yaz." dedi.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <strong>Biz de vaktiyle güzel yiyeceklerdik</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Halîfe Hârûn Reşîd bir gün Behlül-i Dânâ ile sohbet ederken; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey Behlül! Sana sarayımda bir oda ve hizmetçiler vereyim. Yeter ki bu eski elbiselerden kurtul. Yenilerini giy. İnsanlar arasına karış." dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Bunun üzerine hazret-i Behlül; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Müsâde ederseniz bir danışayım." dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Halîfe; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Kime danışacaksın, kimsen yok ki?" diye cevap verdi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül de; "Ben danışacağım yeri biliyorum." dedi ve oradan ayrıldı. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Hârûn Reşîd arkasından adamlar salıp danışacağı yeri öğrenmek istedi. Behlül gide gide şehir dışında bir mezbeleliğe gitti. Başını eğip bir şeyler dinlermiş gibi yaptı. Bir şeyler söylendi. Daha sonra oradan ayrıldı. Saraya yöneldi. Sultanın adamları ondan önce saraya dönüp hâdiseyi halîfeye bildirmişlerdi. Behlül huzûra girince, halîfe Hârûn Reşîd ona; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey Behlül! Söyle bakalım vereceğin cevâbı." dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Danıştım efendim. Lâkin insanlar arasına karışmam mümkün değil." dedi. </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Halîfe heybetle; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey Behlül! Sen gidip çöplere danışmışsın, haberim oldu." dedi.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Behlül de; </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Doğru söylüyorsun ben de onlara danıştım. Onlar bana cevap verdiler ve;</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">"Ey Behlül! Biz de vaktiyle en güzel ve nefis yiyecekler idik. Bütün güzellikler bizde idi. Sevgi ve itibarımız çoktu. Ne zaman ki insanlar arasına karıştık. İşte bu hâle geldik. Çöpe atıldık. Sen de sakın insanların arasına karışma." dediler. Bu sözlerdeki ince mânâları anlayan Hârûn Reşîd: "Haklısın." deyip düşüncelere daldı.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <em>1) Fevâtü'l Vefâyât; c.1, s.228, 230</em></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <em>2) El-A'lâm; c.2, s.77</em></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <em>3) El-Beyân ve't-Tebyîn; c.2, s.230</em></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <em>4) Tabakâtü'l Kübrâ li'ş-Şa'rânî; c.1, s.68</em></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <em>5) Ravd-ur-Reyyâhîn; s.60</em></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <em>6) Muhâdarât-ül-Ebrâr; s.409</em></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"> <em>7) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.2, s.137</em></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 268682, member: 1"] [CENTER][COLOR=#ff0000][B][FONT=Verdana][SIZE=2]Behlül-i Dana[/SIZE][/FONT] [/B][/COLOR][FONT=Verdana][SIZE=2] [/SIZE][/FONT][/CENTER] [FONT=Verdana][SIZE=2] Meczûb. Hak âşığı. Çok tanınmış evliyâdan biri. Asıl ismi Vüheyb bin Ömer Sayrâfî'dir. Behlûl-i Dânâ adıyla şöhret buldu. Doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. Kûfeli olduğu hâlde ömrünün çoğunu Bağdât'ta geçirdi. Hârûn Reşîd'in kardeşi olduğuna dâir rivâyetler varsa da aslı yoktur. Hârûn Reşîd'e nasîhat verirdi. Herkese ders olacak hikmetli sözleri çok meşhûrdur. 805 (H.190) senesi Bağdât'ta vefât etti. Dicle kenarında Şunûziyye kabristanlığına defnedildi. Behlül-i Dânâ, zamânın büyüklerinin sohbetlerinde bulundu. Eymen bin Nâbil, Amr bin Dînâr ve Âsım bin Ebi'n-Necîd'den hadîs-i şerîf öğrendi. İbretli mânâlı sözler söyledi. Menkıbeleri dilden dile aktarıldı. [COLOR=#ff0000][B]Oyun için yaratılmadık[/B][/COLOR] Behlül-i Dânâ bir gün Bağdât sokaklarından birinde giderken, oynayan çocuklar gördü. Çocuklardan biri ise bir köşeye çekilmiş onlara bakıyor ve ağlıyordu. Behlül-i Dânâ o çocuğun yanına gitti ve; "Ey çocuk niçin ağlıyorsun? Gel sana bir şeyler alayım da sen de arkadaşlarınla oyna." dedi ve çocuğun başını okşadı. Çocuk bakışlarını Behlül'e çevirdi ve; "Ey aklı az adam! Biz oyun için yaratılmadık." dedi. Behlül bu söze şaştı ve çocuğa; "Ey oğlum! Peki niçin yaratıldık." diye sordu. Çocuk; "Allahü teâlâyı bilmek ve O'na ibâdet etmek için." dedi. Behlül hazretleri; "Peki bunun öyle olduğunu nereden biliyorsun?" diye sordu. Çocuk, Mü'minûn sûresinin 115. âyet-i kerîmesini okuyuverdi. Meâlen; "[COLOR=#006600]Sizi ancak boşuna yarattığımı ve gerçekten bize döndürülmeyeceğinizi mi zannettiniz?[/COLOR]" Hazret-i Behlül tekrar; "Ey çocuk. Sen hakîmâne konuştun. Bana biraz daha nasîhat et." dedi ve ağlamaya başladı. Kendinden geçmişti. Kendine geldiğinde çocuğa; "Ey oğlum! Senin günâhın yok. Sen bir çocuksun. Nasıl oluyor da böyle düşünebiliyorsun?" diye sordu. Çocuk da; "Ey Behlül! Babamı ateş yakarken gördüm. İri odunları küçük çırpılarla tutuşturuyordu. Ben de Cehennem'in yanan küçük odunlarından olacağımdan korkuyorum." dedi. Bu sözler üzerine Behlül-i Dânâ hazretleri tekrar ağladı. Kendinden geçti. Kendine geldiğinde çocuğu yanında göremedi. Oradakilere bu çocuğun kim olduğunu sordu. Onlar; "Tanımadın mı?" dediler. Behlül; "Hayır." deyince, onlar; "Bu, hazret-i Hüseyin evlâdından seyyid bir çocuktur." dediler. Behlül de; "Ancak böyle bir ağacın meyvesi bu kadar olgun olabilirdi." deyip oradan ayrıldı. [B]Sayıya sığmaz[/B] Bir gün Behlül-i Dânâ'ya; "Basra'daki Hak âşıklarını sayar mısın?" dediler. O; "Bunlar sayıya sığmaz. İsterseniz öyle olmayanları söyleyeyim. Zîrâ bunlar birkaç tânedir." diye cevap verdi. Soranlar özür dileyip oradan ayrıldılar. [B]Sohbet[/B] Bir gün Behlül'ü kabristanda gördüler. Ayaklarını kabir taşları arasına sokmuş toprakla oynuyordu. Kendisine; "Ey Behlül ne yapıyorsun?" diye sordular. Onlara gâyet sâkin olarak; "Bana eziyet etmeyen, gıybetimi yapmayan insanlarla oturup sohbet ediyorum. Bunlar sağ olanlardan daha emin." diye cevap verdi. [B]Ne Nasihat İstiyorsun?[/B] Bir gün devrin halîfesi Hârûn Reşîd ile karşılaştı. Halîfe; "Seni gördüğüme çok sevindim. Çünkü uzun zamandır seninle konuşmayı arzu ediyordum." dedi. Hazret-i Behlül güldü ve; "Benim böyle bir arzum yoktu." cevâbını verdi. Buna rağmen Hârûn Reşîd kendisinden nasîhat istedi. "Ne nasîhatı istiyorsun? Şu sarayına bak, bir de kabirlere bak! Bunlardan ibret almayan, nasîhat almayan nelerden alır! Hâlin ne olacak, ey müminlerin emîri! Yarın Cenâb-ı Hakk'ın huzûruna çıkacaksın. Büyük küçük yaptığın her şeyden suâl olunacaksın. Bunlara nasıl cevap vereceksin iyi düşün! Bu hesap zamânında aç ve susuz olacaksın, çıplak bulunacaksın. Orada bulunanlar sana bakıp gülecekler. Perişan hâlin orada meydana çıkacak, başka nasîhatı ne yapacaksın?" dedi. Adâleti ile meşhûr olan Hârûn Reşîd onun nasîhatlarından çok istifâde ettiğini bildirdi. [B]Buğday tanesi bir dinar olsa[/B] Bir zaman Bağdât'ta fiyatlar çok yükselmişti. Hayat pahalılığı çekilmez bir hâl aldı. Muhammed bin İsmâil bin Ebî Fudayl gelerek; "Ey Behlül! Müslümanların ve bütün insanların hattâ hayvanların rahatlaması için Allahü teâlâya duâ etmez misin?" dedi. O şöyle cevap verdi: "Allahü teâlâya yemin ederim ki, ben bu işe karışmam. Eğer bir buğday tânesi bir dinar olsa, bize emrettiği gibi Allahü teâlâya ibâdet etsek, O bize vâdettiği gibi rızkımızı verir." Sonra ellerini birbirine vurarak; "Ey dünyâyı ve süslerini toplayan, gözleri uykudan lezzet almayan kimse, nefsinle uğraşıp âhirete bir tedârik yapmadın, kıyâmet gününde Allahü teâlâya ne cevap vereceksin?" dedi. [B]Benim de Rabbimdir[/B] Abdullah bin Mihran anlatıyor: Hârûn Reşîd hacca gitti. Dönüşünde bir müddet Kûfe'de istirahat etti. Sonra yola çıkacağı zaman herkes kendisini yolcu etmek için sokağa döküldü. Behlül de çıkmıştı. Çocuklar onunla oynayıp eğleniyorlardı. Tam o sırada Hârûn'un develer üzerinde muhteşem kâfilesi gözüktü. Çocuklar da Behlül'ü bırakıp onun seyrine koyuldular. Tam Hârûn'un geldiği sırada Behlül yüksek sesle: "Ey Hârûn!" diye seslendi. Hârûn, perdeyi kaldırarak: "Buyur Behlül, ne istiyorsun?" dedi. Behlül: "Ey Müminlerin Emîri! Eymen bin Nâil, Kudame bin Abdülâmir'den bize şöyle haber verdi ve dedi ki: "Ben Resûl-i ekremi Arafat'tan dönüşte görmüştüm. Kızıl bir deveye binmişti. Yanında kimse dövülmediği gibi, kimse de kovulmazdı. "Yol verin, yol verin!" diyen münâdileri de yoktu. Sen de bu usûle riâyet eyle. Bilmiş ol ki; tevâzu ile yolculuk etmen, kibir ile seyâhatinden hayırlıdır." Behlül Dânâ yine; "Bağdât ve etrafını nûrlandırıp aydınlatacak hediyeler götürüyor musun?" dedi. Halîfe; "Bu hediyeler nasıl olur?" deyince, Behlül hazretleri; "İnsanlara Allahü teâlânın sevgisini, O'ndan korkmayı, onlara örnek olacak şekilde hâl ve hareketler, onlar hakkında temiz ve güzel düşüncelere sâhib olmak en güzel hediyedir." dedi. Bunu dinleyen Hârûn Reşîd ağlayarak; "Ey Behlül, biraz daha anlat!" dedi. Behlül: "Memleketinin bir köşesinde bir mazlum zulme uğrasa, sen memleketin diğer köşesinde bile olsan, Allahü teâlâ bunun hesâbını senden soracak. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen; [COLOR=#006600]"Şüphesiz ki iyiler Naîm Cenneti'ndedir. Kötüler ise Cehennem'dedir."[/COLOR]buyurdu (İnfitar sûresi: 13-14). Âhirette, Cennet veya Cehennem dışında gidilecek üçüncü bir yer yoktur. O hâlde hazırlığını buna göre yap." dedi. Halîfe; "Amellerimiz hakkında ne dersiniz?" diye sordu. Behlül hazretleri; "Allahü teâlâdan korkarak ve emrettiğine uygun olarak yapılan amel makbuldür." buyurdu. Halîfe; "Peygamber efendimizle, akrabâlık olarak yakınlığımız hakkında ne dersiniz?" diye sordu. Behlül; "Peygamber efendimize akrabâlıktan ziyâde, bildirdiği hükümlere bağlılıkta yakın olmak daha mühimdir." dedi. Halîfe; "Peygamber efendimizin şefâatine kavuşabilecek miyiz?" deyince de, Behlül; "Onu Allahü teâlâ bilir." buyurdu. Halîfe; "Nasıl yaşayalım?" diye sordu. Behlül; "Allah'tan kork. Her hâlinde Muhammed aleyhisselâmın sünnetine tâbi ol. Bu durumda en kârlı yolu seçmiş olursun." dedi. Halîfe; "Çok güzel söylüyorsun, şu hediyemi kabûl et." dedi. Behlül hazretleri de; "Onu kimden aldınsa ona ver. Dünyâdaki sâhipleri yakana yapışmadan önce, verenin yoluna harca. Bunu burada yap. Âhirete kalırsa onlara bir şey bulup veremezsin, râzı edemezsin." diye cevap verdi. Parayı almayınca, Hârûn Reşîd; "Para borcun varsa onu ödeyelim." dedi. Behlül: "Kûfe'de birçok ilim sâhipleri vardır. Borç ile borcun ödenmeyeceğinde ittifak etmişlerdir." dedi. Hârûn Reşîd: "Bâri ihtiyâcını temin edelim." deyince, Behlül hazretleri; "Allahü teâlâ senin Rabbin olduğu gibi, benim de Rabbim'dir. Seni hatırlayıp beni unutması muhâldir." buyurdu. Hârûn Reşîd, bu sözleri işitince ağladı. [B]Her koyun kendi bacağından[/B] Bir gün halka doğru yolu göstermek için söylediği sözlerden rahatsız olanlar, Hârûn Reşîd'e gidip; "Sultanım, bizim yaptıklarımızın ona ne zararı var? Bizi kendi hâlimize bıraksın. Sonra her koyun kendi bacağından asılır." gibi sözlerle şikâyet ettiler. Bunun üzerine Hârûn Reşîd, Behlül Dânâ'yı çağırtıp, halkın isteğini bildirdi. Behlül Dânâ hiç sesini çıkarmadan sarayı terk etti. Birkaç koyun alıp kesti, bacaklarından mahallenin köşe başlarına astı. Bunu gören halk gülerek; "Deliden başka ne beklenir, yaptığı işler hep böyle zâten." diyorlardı. Aradan günler geçtikçe, asılan hayvanlar kokuyor, bundan da bütün mahalle zarar görüyordu. Kokudan durulmaz hâle gelince, aynı kişiler Hârûn Reşîd'e gidip, durumu anlattılar. Behlül Dânâ'yı çağırtıp, sorduğunda: "Bir kötünün herkese zararı olduğunu herhalde anladılar. Ben bir şey yapmadım, her koyunun kendi bacağından asıldığını onlara gösterdim." diye cevap verdi. [B]Bazımızı Bazımıza [/B] Hasan bin Sehl anlatır: Bir gün çocuklar, hazret-i Behlül'e taş atmağa başladılar. Taşın birisi vücûdunu kanatınca, "Ey çocuklar! Ben, Allahü teâlâya tevekkül ettim. O elbette bana kâfidir. O ne güzel vekildir. Ancak Allahü teâlâya yaklaşmak insana rahatlık verir. İnsanlara ezâ ve cefâ yapanlar hiç merhametli olur mu?" dedi. Ben dayanamadım. "Ey Behlül, çocuklar sana taşla vuruyorlar, sen onlara merhamet ediyorsun. Bu nasıl iştir?" dedim. O da, "Sus!.. Allahü teâlâ, benim üzüntü ve acımı, onların da sevincinin çokluğunu elbet biliyor. Bâzımızı, bâzımıza bağışlaması umulur." buyurdu. [B]Kaybolan deve[/B] Adamın birisi namaz kılmaz, diğer ibâdetleri yapmaz ama her gece yatarken; "Yâ Rabbî! Bana Cennet'ini ver!" diye duâ ederdi. Bir gece aynı şekilde yattı. Geç vakitte, damdan bir tıkırtı geldiğini hissederek uyandı. Hemen çıkıp; "Kimsin, orada ne arıyorsun?" dedi. Damda bulunan Behlül Dânâ idi ve; "Devem kayboldu da onu arıyorum." dedi. Ev sâhibi, "Kaybolan deve damda olması mümkün mü? Bu akılsızlık değil midir?" deyince, Behlül-i Dânâ; "Senin, hiç ibâdet etmemen ve sonra da Allahü teâlâdan Cennet'i istemen daha akılsızlık değil midir?" buyurdu. Ev sâhibi O zaman, Behlül-i Dânâ'nın kendisine nasihat vermek için böyle yaptığını anladı. Hatâsını anlayıp, tövbe etti ve ibâdetlerini aksatmadan yapmaya başladı. [B]Bu kapıya gelecek[/B] Bir gün Behlül-i Dânâ'nın evine hırsız girmiş, evde ne bulduysa götürmüştü. Doğruca kalkıp kabristânlığa gitti ve kapısına oturdu. Bunun farkına varanlar başına toplanıp; "Niçin hırsızın peşinden gitmedin de buraya geldin?" dediler. Onlara; "Yolunu şaşırmış o adamcağızı burada bekliyorum." diye cevap verdi. Bu söze oradakiler kahkaha ile güldüler ve; "Hay Allah iyiliğini versin, o adamın burada işi ne?" dediler. Bunun üzerine Behlül hazretleri; "Siz hiç merak etmeyin o mutlakâ bu kapıya gelecek. Ecel onu buraya getirecektir." buyurdu. Bu sözler üzerine herkes derin düşüncelere daldı. [B]Boş Taht[/B] Behlül bir gün Hârûn Reşîd'in taht odasını boş buldu ve çıkıp tahta oturuverdi. Bunu gören askerler onu kamçı ile dövmeye başladılar. Askerler vurdukça o; "Vah Hârûn Reşîd. Vah Hârûn Reşîd!" diyordu. O esnâda halîfe geldi ve manzara karşısında donup kaldı. Askerleri uzaklaştırdıktan sonra; "Ey Behlül! Bu ne hâl?" diye sordu. Behlül; "Senin için ağlıyorum. Burada tahtı boş bulup bir an oturdum. Bu kadar kırbaç yedim. Sen ise senelerdir bu tahtın üzerinde oturuyorsun. Hâlin ne olur diye düşündüm." Hârûn Reşîd; "Peki ne yapmam lâzım?" dedi. ehlül; "Mâdem ki bu yükün altına girdin. Zulme meyletme. Adâlet üzere ol. Böylece tahtında otur." buyurdu. [B]En çok [/B] Behlül Dânâ hazretlerinin halîfe Hârûn Reşîd'e bir nasîhati de şöyle oldu. Bir gün halîfeye; "Ey Hârûn Reşîd! Yer içinde, yer üzerinde ve göklerde çok olan nedir?" diye sordu. Hârûn Reşîd; "Bunu bilmeyecek ne var? Yer içinde ölüler, yer üzerinde hayvanlar ve bitkiler, gökte ise meleklerdir." dedi. Behlül; "Değil." buyurdu. Halîfe; "Nedir?" deyince, Behlül-i Dânâ; "Ey Halîfe! Yer içinde çok olan ölülerin pişmanlıkları, yer üzerinde insanların hırs ve tamahı, gökte ise âdil hükümdarların sevaplarıdır." buyurdu. Bu sözler üzerine Hârûn Reşîd ağlamaya başladı. [B]Rüyadaki padişahlık[/B] Bir gün Hârûn Reşîd, Behlül ile görüşmek, hikmetli sözlerini duymak istedi. Bu şekilde adamlarını gönderip Behlül'ü getirmelerini söyledi. Gidenler Behlül'ü boş bir mezar içinde uyur buldular. Uyandırdıklarında; "Siz ne yaptınız. Beni pâdişâhlık makâmından indirdiniz. Şimdi ben ne yapacağım." dedi. Görevliler gidip bu sözleri halîfeye bildirdiler. Hârûn Reşîd onun bu hâline bir mânâ veremedi, huzûruna geldiğinde; "Ey Behlül! Bu ne iş. Sen hangi pâdişâhlıktan indirildin?" dedi. O, bu soru üzerine; "Ey Halîfe! Rüyâmda kendimi hükümdâr olmuş gördüm. Tahtımda oturuyordum. Hizmetçilerim vardı. Saltanat ve ihtişam içinde idim. Lâkin senin adamların beni uyandırdı ve tahtımdan oldum." Bu sözlere Hârûn Reşîd güldü ve; "Ey Behlül! Rüyâdaki pâdişâhlığa îtibâr olur mu?" dedi. Bunun üzerine Behlül hazretleri; "Ey müminlerin emîri! Benim hükümdarlığım ile seninki arasında ne fark var. Ben gözlerimi açınca hayat buldum. Sen gözlerini kapayacak olsan ebediyyen emirlikten düşecek saltanatından olacaksın ve nedâmet, pişmanlık günün başlayacak. O halde hangimizin hükümdârlığına îtibâr yoktur siz söyleyin." dedi. Bunun üzerine Hârûn Reşîd söyleyecek söz bulamadı. [B]Ne söylersen söyle[/B] Behlül-i Danâ hazretleri bir gün Bağdât sokaklarından birinde giderken, iki kişinin kıyasıya kavga ettiklerini gördü. Biri diğerine ağza alınmayacak şeyler söylüyordu. Behlül-i Dânâ onun yanına yaklaşıp; "Sen bize gel ne söylersen söyle lâkin bizden bir tek kelime karşılık alamazsın." dedi. Öfkeden deliye dönmüş adam birden durdu ve; "Ey Behlül; Beni o mağlûb edemedi. Lâkin sen mağlûb ettin." dedi. Böylece kavgacılar dövüşü bırakarak hatâlarını anladılar. [B]Hırka[/B] Bir gün halîfe Hârûn Reşîd Behlül-i Dânâ'ya kıymetli bir hırka hediye etmek istedi: "Ey Behlül! Şu paha biçilmez hırkayı giy. Benim sana hediyemdir." dedi. Behlül-i Dânâ hazretleri geri çekilip; "Ben ancak pamuklu hırka giyebilirim. Pederimin bana nasîhat ve vasiyeti şu idi: "Oğlum! Toprak üstünde yat. Lâkin bir döşek kazanmak için kimsenin önünde eğilip, el etek öpme, pamuk hırka ile de yetin." Birisi Behlül-i Dânâ'ya gidip; "Ey Behlül! Oğlum vefât etti. Kabir taşına ne yazayım." dedi. Behlül hazretleri buna gülüp; "Dün altımda olan çimenler bugün üstümde yeşerdi. Ey yolcu, bil ki şu toprak, günahlardan başka her şeyi örtmektedir, yaz." dedi. [B]Biz de vaktiyle güzel yiyeceklerdik[/B] Halîfe Hârûn Reşîd bir gün Behlül-i Dânâ ile sohbet ederken; "Ey Behlül! Sana sarayımda bir oda ve hizmetçiler vereyim. Yeter ki bu eski elbiselerden kurtul. Yenilerini giy. İnsanlar arasına karış." dedi. Bunun üzerine hazret-i Behlül; "Müsâde ederseniz bir danışayım." dedi. Halîfe; "Kime danışacaksın, kimsen yok ki?" diye cevap verdi. Behlül de; "Ben danışacağım yeri biliyorum." dedi ve oradan ayrıldı. Hârûn Reşîd arkasından adamlar salıp danışacağı yeri öğrenmek istedi. Behlül gide gide şehir dışında bir mezbeleliğe gitti. Başını eğip bir şeyler dinlermiş gibi yaptı. Bir şeyler söylendi. Daha sonra oradan ayrıldı. Saraya yöneldi. Sultanın adamları ondan önce saraya dönüp hâdiseyi halîfeye bildirmişlerdi. Behlül huzûra girince, halîfe Hârûn Reşîd ona; "Ey Behlül! Söyle bakalım vereceğin cevâbı." dedi. Behlül; "Danıştım efendim. Lâkin insanlar arasına karışmam mümkün değil." dedi. Halîfe heybetle; "Ey Behlül! Sen gidip çöplere danışmışsın, haberim oldu." dedi. Behlül de; "Doğru söylüyorsun ben de onlara danıştım. Onlar bana cevap verdiler ve; "Ey Behlül! Biz de vaktiyle en güzel ve nefis yiyecekler idik. Bütün güzellikler bizde idi. Sevgi ve itibarımız çoktu. Ne zaman ki insanlar arasına karıştık. İşte bu hâle geldik. Çöpe atıldık. Sen de sakın insanların arasına karışma." dediler. Bu sözlerdeki ince mânâları anlayan Hârûn Reşîd: "Haklısın." deyip düşüncelere daldı. [I]1) Fevâtü'l Vefâyât; c.1, s.228, 230[/I] [I]2) El-A'lâm; c.2, s.77[/I] [I]3) El-Beyân ve't-Tebyîn; c.2, s.230[/I] [I]4) Tabakâtü'l Kübrâ li'ş-Şa'rânî; c.1, s.68[/I] [I]5) Ravd-ur-Reyyâhîn; s.60[/I] [I]6) Muhâdarât-ül-Ebrâr; s.409[/I] [I]7) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.2, s.137[/I][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Alimler ve Evliyalar
Behlül-i Dana K.S. Hazretleri Kimdir?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst