Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Ben de kayabilirim!
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="heysem" data-source="post: 247301" data-attributes="member: 1004658"><p><span style="color: black"><span style="color: #ff0000"><span style="font-family: 'arial'">Kayıp gitme ile kaymayıp yerinde kalma arasında çok ince bir perde vardır. Bu sebeple, kayıp gidene "Niçin kayıp gitti?", yerinde kalana ise "Nasıl yerinde kaldı?" diye hayretle bakılmalıdır. </span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="color: #ff0000"><span style="font-family: 'arial'"> </span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="color: #ff0000"><span style="font-family: 'arial'"> Çünkü yerinde sabit kadem kalma âciz insanoğlunun elinde olmadığı gibi, kayıp gitme de onun elinde değildir. Görüldüğü üzere insan, yanlış bir bakış açısı ve mülâhazalardaki az bir inhirafla dengeyi koruyamayabiliyor; koruyamıyor ve hafizanallah gümbür gümbür devrilip gidiyor. </span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="color: #ff0000"><span style="font-family: 'arial'"> </span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="color: #ff0000"><span style="font-family: 'arial'"> Bu noktada A'râf Sûresi'ndeki bir âyet-i kerimede kendisinden bahsedildiği rivayet edilen Bel'am b. Baura adlı şahsın feci âkıbetini hatırlayabiliriz. Söz konusu âyet-i kerimede meâlen Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır: "Onlara, kendisine âyetlerimizi verip duyurduğumuz densizin kıssasını da anlat; anlat ki o, sahip olduğu bilgisine rağmen, sıyrılıp (tekvînî veya tenzîlî) âyetleri (idrak çerçevesinin) dışına çıktı. </span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="color: #ff0000"><span style="font-family: 'arial'"></span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="color: #ff0000"><span style="font-family: 'arial'">Derken şeytan onu kendine uydurup kendine benzetti; o da onun arkasına takıldı ve azgınlardan biri oldu." Rivayetlere göre bu kişi, kurb-i ilâhiye giden yollar hakkında malumat sahibiydi ve ism-i azamı biliyordu. Fakat işte bu konumdaki bir insan bir yerde devrilip gitmiştir. </span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="color: #ff0000"><span style="font-family: 'arial'"> </span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="color: #ff0000"><span style="font-family: 'arial'"> Bundan dolayı Sahib-i Şeriat: "Ey bizim kerîm Rabb'imiz, bize hidayet verdikten sonra kalblerimizi saptırma ve katından bize bir rahmet bağışla. Şüphesiz bağışı bol olan vehhab Sensin Sen!" (Âl-i İmrân Sûresi, 3/9) duasını dilinden hiç düşürmemiştir. Zira âkıbet endişesi taşımayanların âkıbetinden endişe edilir. Evet, "ben de kayabilirim!" endişesini taşımayan bir kimse -hafizanallah- her an kayıp gidecek tehlikeli bir zeminde bulunuyor demektir. Çünkü görüldüğü üzere Ebû Le-heb'in düştüğü yerde Hz. Hamza, Hz. Abbas sürpriz bir kurtuluşla sıçrayıp felaha ermişlerdir. Baktığımızda aynı aile fertlerinden birisi Efendimiz'in yanında yer alırken diğeri onun karşısında saf tutmuştur. </span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="color: #ff0000"><span style="font-family: 'arial'"> </span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="color: #ff0000"><span style="font-family: 'arial'"> O zaman anlıyoruz ki, küfürle iman arasında çok ince, kıl gibi bir mesafe vardır. İnsan âdeta burada ipin üzerinde geziyor gibidir. Bundan dolayı insan, meyelân-ı şerrin kökünü kesip meyelân-ı hayra kuvvet vermek için sürekli dua etmeli, Allah'a sığınıp istiğfarı dilinden hiç düşürmemelidir. Cenâb-ı Hak hepimizi düşmekten, kayıp gitmekten muhafaza buyursun! </span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="color: #ff0000"><span style="font-family: 'arial'"> </span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="color: #ff0000"><span style="font-family: 'arial'"> <strong></strong></span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="color: #ff0000"><span style="font-family: 'arial'"><strong> Fethullah GÜLEN</strong></span></span></span></p><p><span style="color: black"><span style="color: #ff0000"><span style="font-family: 'arial'"><strong> ZAMAN </strong></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="heysem, post: 247301, member: 1004658"] [COLOR=black][COLOR=#ff0000][FONT=arial]Kayıp gitme ile kaymayıp yerinde kalma arasında çok ince bir perde vardır. Bu sebeple, kayıp gidene "Niçin kayıp gitti?", yerinde kalana ise "Nasıl yerinde kaldı?" diye hayretle bakılmalıdır. Çünkü yerinde sabit kadem kalma âciz insanoğlunun elinde olmadığı gibi, kayıp gitme de onun elinde değildir. Görüldüğü üzere insan, yanlış bir bakış açısı ve mülâhazalardaki az bir inhirafla dengeyi koruyamayabiliyor; koruyamıyor ve hafizanallah gümbür gümbür devrilip gidiyor. Bu noktada A'râf Sûresi'ndeki bir âyet-i kerimede kendisinden bahsedildiği rivayet edilen Bel'am b. Baura adlı şahsın feci âkıbetini hatırlayabiliriz. Söz konusu âyet-i kerimede meâlen Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır: "Onlara, kendisine âyetlerimizi verip duyurduğumuz densizin kıssasını da anlat; anlat ki o, sahip olduğu bilgisine rağmen, sıyrılıp (tekvînî veya tenzîlî) âyetleri (idrak çerçevesinin) dışına çıktı. Derken şeytan onu kendine uydurup kendine benzetti; o da onun arkasına takıldı ve azgınlardan biri oldu." Rivayetlere göre bu kişi, kurb-i ilâhiye giden yollar hakkında malumat sahibiydi ve ism-i azamı biliyordu. Fakat işte bu konumdaki bir insan bir yerde devrilip gitmiştir. Bundan dolayı Sahib-i Şeriat: "Ey bizim kerîm Rabb'imiz, bize hidayet verdikten sonra kalblerimizi saptırma ve katından bize bir rahmet bağışla. Şüphesiz bağışı bol olan vehhab Sensin Sen!" (Âl-i İmrân Sûresi, 3/9) duasını dilinden hiç düşürmemiştir. Zira âkıbet endişesi taşımayanların âkıbetinden endişe edilir. Evet, "ben de kayabilirim!" endişesini taşımayan bir kimse -hafizanallah- her an kayıp gidecek tehlikeli bir zeminde bulunuyor demektir. Çünkü görüldüğü üzere Ebû Le-heb'in düştüğü yerde Hz. Hamza, Hz. Abbas sürpriz bir kurtuluşla sıçrayıp felaha ermişlerdir. Baktığımızda aynı aile fertlerinden birisi Efendimiz'in yanında yer alırken diğeri onun karşısında saf tutmuştur. O zaman anlıyoruz ki, küfürle iman arasında çok ince, kıl gibi bir mesafe vardır. İnsan âdeta burada ipin üzerinde geziyor gibidir. Bundan dolayı insan, meyelân-ı şerrin kökünü kesip meyelân-ı hayra kuvvet vermek için sürekli dua etmeli, Allah'a sığınıp istiğfarı dilinden hiç düşürmemelidir. Cenâb-ı Hak hepimizi düşmekten, kayıp gitmekten muhafaza buyursun! [B] Fethullah GÜLEN ZAMAN [/B][/FONT][/COLOR][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Ben de kayabilirim!
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst