Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
“Ben değişemem!” ne demek?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Nevzatt" data-source="post: 44987" data-attributes="member: 1580"><p style="text-align: center"><img src="http://www.resimload.com/070804/VK2_490x1x.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p></p><p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>“Can çıkmadan huy çıkmaz” derler, ama bence kötü huylar can çıkmadan çıkmalı, çıkarılmaya gayret edilmeli. Zira ahirette acısı fena çıkar, öyle değil mi? Bazıları diyor, “Benden bu kadar. Beni böyle kabul etmelisiniz. Ya böyle, ya da çeker gidersiniz.”</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Tamam, insanları kusurlarıyla kabul etmeli. İyi de; kötü huy, önce sahibine zarar. Hem, biz bu dünyaya mükemmelleşmeye, İslâmı yaşayıp, imanı hayatımıza geçirerek, kusurlarımızdan arınıp, iyi bir kul olmaya gelmişsek, gün be gün kusurlarımızı, hatalarımızı düzeltmek zorunda değil miyiz? </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>“Benden bu kadar” dersek, kulluk yolunda ilerlemek, evde “Ya Rahim!” çekmekte olan kedimize mi kalacak? Bizim evdeki kediden bir farkımız olmalı, öyle değil mi ya? Kedi, “Ya Rahim!” çekecek. Biz, “Hadi git işine canım” mı çekeceğiz? Madem ki, insanların onları iyiye, doğruya yöneltecek iradeleri var, onu kullanıp, kötülüklerden arınmak, iyi bir kul olmak zorundalar. İyi kul olmak öyle kolay mı? Bu yolda çalışmak, mücadele vermek gerekiyor. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>“Ya Rahim” çeken o mübarek zikirciler, kediler ağaca iyi tırmanmak zorundalar. Köpeklerden kaçmak öyle kolay mı? Daha minicik yavru iken bunun talimlerine başlıyorlar. Yaradılışlarına yazılmış bütün hususlarda mükemmelleşmek zorundalar. Kuş uçmak, bülbül şakımak, arı bal yapmak, karınca tane toplamak zorunda. Gerçi bunları Rabbinin ilhamı ile yapabilmiş olsalar dahi, gayret ve faaliyet gerekiyor. Sırtüstü yatıp, keyfedemezler. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Bizim de minik bir yavru kediciğimiz vardı. Çok şirin bir şey. Ona evde bakmıyorduk, ama dışarıya çıkınca hep peşimize düştüğü için, bizim kedimizdi işte. Ağaca çıkma denemeleri yapıyor, önceleri hep yere düşüyordu. Minik pençesi, bu işe kâfi gelmiyordu. Sonra, demek denemelerine devam etti ki, bu işte epey ustalaştı. Ama bunu başarabildiğini, bize de gösterebilmek istiyordu. Biz, bahçede yürürken, önümüz sıra koşup, her ağaca biraz çıkıp, “Bak, nasıl becerebiliyorum” dercesine, bizim “Aferin!” tasdikimizi aldıktan sonra diğer bir ağaca tırmanmaya koşuyordu. Bizim, “Aferin!”lerimiz, onu mest ediyordu. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Hayvanın bile başarabildiği bir işi, sevdiği kişilere gösterip takdir beklemesine şaştım kaldım. Demek ki, çocuklar da, doğrular hususunda böylesine takdir edilse, elbette daha iyi, daha güzel olanı yapmak hususunda gayrete gelecekler. Kabiliyetlerini en mükemmele götürmek için çabalamak, insan olsun, hayvan olsun, her yaratılmış için hayat kaynağı ve yaşama sevinci. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Hele insan? Nice kabiliyetlerin onda düğümlendiği, sırlar ve güzellikler dolu bir eser. İnsan, hayat bulmak ve yaşamanın tadını almak istiyorsa, sırtüstü yatmayı bırakıp, kabiliyetlerini doğru yolda kullanarak, hayata hizmetkâr etmeli. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>İman ışığında çözülen ve İslâm ile neşvünema bulan bir kabiliyet, insanın hem kendisine, hem de içinde yaşadığı cemiyete nice faydalar sağlar. Kendini bilen, işe yarar bir insan olmak, yaşama sevincinin ve mutluluğun tâ kendisidir. “Ben hiçbir işe yaramıyorum,” inancına sahip olup da, bütün gün karamsarlıklar içinde yuvarlanan, gününü boş yere geçiren bir insan, mutlu mudur sizce?</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>“Kendini okumak!” kapsamının içinde, bu dünyaya niçin gönderildiğini sormak en başta gelir. “Sen kimsin? Nesin? Necisin? Esas gaye ve maksadın ne?” sorusunun ardından, Rabbini tanımak, hakikî bir kulluğa yönelmek, Rabbinin rızasını tahsil edebilmek gayreti gelir. İnsandaki kabiliyetler, bu gayretin ardından, en mükemmel seviyede açılmaya başlarlar. Meyvesini en faydalı bir şekilde verirler. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Kul olamayan bir insan, en yüksek makamlara dahi çıkmış olsa, ruhsuz bir robotun monoton hareketlerini tekrarlayan, manadan uzak bir hizmetçi durumuna düşer. Onun hizmetlerinden bir çok kişi yararlanmış olsa dahi, kendine yararı olmayan, manası susmuş, doktor olsa bile kendisi tabipsiz kalmış, bir hasta durumuna gelir. </strong> </span> </span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Nevzatt, post: 44987, member: 1580"] [center][img]http://www.resimload.com/070804/VK2_490x1x.jpg[/img][/center] [size=3][font=comic sans ms][b]“Can çıkmadan huy çıkmaz” derler, ama bence kötü huylar can çıkmadan çıkmalı, çıkarılmaya gayret edilmeli. Zira ahirette acısı fena çıkar, öyle değil mi? Bazıları diyor, “Benden bu kadar. Beni böyle kabul etmelisiniz. Ya böyle, ya da çeker gidersiniz.” Tamam, insanları kusurlarıyla kabul etmeli. İyi de; kötü huy, önce sahibine zarar. Hem, biz bu dünyaya mükemmelleşmeye, İslâmı yaşayıp, imanı hayatımıza geçirerek, kusurlarımızdan arınıp, iyi bir kul olmaya gelmişsek, gün be gün kusurlarımızı, hatalarımızı düzeltmek zorunda değil miyiz? “Benden bu kadar” dersek, kulluk yolunda ilerlemek, evde “Ya Rahim!” çekmekte olan kedimize mi kalacak? Bizim evdeki kediden bir farkımız olmalı, öyle değil mi ya? Kedi, “Ya Rahim!” çekecek. Biz, “Hadi git işine canım” mı çekeceğiz? Madem ki, insanların onları iyiye, doğruya yöneltecek iradeleri var, onu kullanıp, kötülüklerden arınmak, iyi bir kul olmak zorundalar. İyi kul olmak öyle kolay mı? Bu yolda çalışmak, mücadele vermek gerekiyor. “Ya Rahim” çeken o mübarek zikirciler, kediler ağaca iyi tırmanmak zorundalar. Köpeklerden kaçmak öyle kolay mı? Daha minicik yavru iken bunun talimlerine başlıyorlar. Yaradılışlarına yazılmış bütün hususlarda mükemmelleşmek zorundalar. Kuş uçmak, bülbül şakımak, arı bal yapmak, karınca tane toplamak zorunda. Gerçi bunları Rabbinin ilhamı ile yapabilmiş olsalar dahi, gayret ve faaliyet gerekiyor. Sırtüstü yatıp, keyfedemezler. Bizim de minik bir yavru kediciğimiz vardı. Çok şirin bir şey. Ona evde bakmıyorduk, ama dışarıya çıkınca hep peşimize düştüğü için, bizim kedimizdi işte. Ağaca çıkma denemeleri yapıyor, önceleri hep yere düşüyordu. Minik pençesi, bu işe kâfi gelmiyordu. Sonra, demek denemelerine devam etti ki, bu işte epey ustalaştı. Ama bunu başarabildiğini, bize de gösterebilmek istiyordu. Biz, bahçede yürürken, önümüz sıra koşup, her ağaca biraz çıkıp, “Bak, nasıl becerebiliyorum” dercesine, bizim “Aferin!” tasdikimizi aldıktan sonra diğer bir ağaca tırmanmaya koşuyordu. Bizim, “Aferin!”lerimiz, onu mest ediyordu. Hayvanın bile başarabildiği bir işi, sevdiği kişilere gösterip takdir beklemesine şaştım kaldım. Demek ki, çocuklar da, doğrular hususunda böylesine takdir edilse, elbette daha iyi, daha güzel olanı yapmak hususunda gayrete gelecekler. Kabiliyetlerini en mükemmele götürmek için çabalamak, insan olsun, hayvan olsun, her yaratılmış için hayat kaynağı ve yaşama sevinci. Hele insan? Nice kabiliyetlerin onda düğümlendiği, sırlar ve güzellikler dolu bir eser. İnsan, hayat bulmak ve yaşamanın tadını almak istiyorsa, sırtüstü yatmayı bırakıp, kabiliyetlerini doğru yolda kullanarak, hayata hizmetkâr etmeli. İman ışığında çözülen ve İslâm ile neşvünema bulan bir kabiliyet, insanın hem kendisine, hem de içinde yaşadığı cemiyete nice faydalar sağlar. Kendini bilen, işe yarar bir insan olmak, yaşama sevincinin ve mutluluğun tâ kendisidir. “Ben hiçbir işe yaramıyorum,” inancına sahip olup da, bütün gün karamsarlıklar içinde yuvarlanan, gününü boş yere geçiren bir insan, mutlu mudur sizce? “Kendini okumak!” kapsamının içinde, bu dünyaya niçin gönderildiğini sormak en başta gelir. “Sen kimsin? Nesin? Necisin? Esas gaye ve maksadın ne?” sorusunun ardından, Rabbini tanımak, hakikî bir kulluğa yönelmek, Rabbinin rızasını tahsil edebilmek gayreti gelir. İnsandaki kabiliyetler, bu gayretin ardından, en mükemmel seviyede açılmaya başlarlar. Meyvesini en faydalı bir şekilde verirler. Kul olamayan bir insan, en yüksek makamlara dahi çıkmış olsa, ruhsuz bir robotun monoton hareketlerini tekrarlayan, manadan uzak bir hizmetçi durumuna düşer. Onun hizmetlerinden bir çok kişi yararlanmış olsa dahi, kendine yararı olmayan, manası susmuş, doktor olsa bile kendisi tabipsiz kalmış, bir hasta durumuna gelir. [/b] [/font] [/size] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
“Ben değişemem!” ne demek?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst