Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Çocuk Gemisi
Çocuk Çocuğa Muhabbet
Hikaye Bahçesi
Bereketin kaynağı nerede saklı?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="kayýp_gül" data-source="post: 22138" data-attributes="member: 3579"><p><strong><em><span style="font-family: 'Verdana Ref'"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080">Bereketin kaynağı nerede saklı?</span></span></span></span></em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Verdana Ref'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080">Uzun bir yolculuktan sonra yolu bir köye düşmüştü. İyice susamış, üstelik acıkmıştı da... Gözüne kestirdiği bir evin kapısını hafifçe tıklattı. Kapıyı evin hanımı açtı.</span></span></span> </em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Verdana Ref'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080">“Bir tas suyunuz var mı bacım, çok susadım da” dedi.</span></span></span> </em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Verdana Ref'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080">“Bir tas suyun lafı mı olur kardeş, yoldan geliyorsun, görünen o ki, acıkmış olman lâzım. Siz içeri buyurun, çok kalmaz beyim de gelir.”</span></span></span> </em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Verdana Ref'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080">Misafir daveti kabul etti. Serin bir köşeye çekildi oturdu. Kısa bir süre sonra ev sahibi de geldi. Hoş beşten sonra misafirin önüne sofra serildi. Birkaç parça yiyeceğin yanında bir tabağa da pekmez koymuşlardı. Pekmez hoşuna gitmişti.</span></span></span> </em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Verdana Ref'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080">Ev sahibi yıllardır uyguladığı bir âdetini anlatmaya başladı misafirine:</span></span></span> </em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Verdana Ref'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080">“Köye girerken gözünüze çarpmıştır. Önemli bir gelir kaynağımız üzüm bağcılığıdır. Benim de bir parça bağım var. Her sene hasat mevsimi olunca, üzümü keserim, suyunu sıkar, pişiririm, pekmez yaparım. Dört teneke pekmez çıkar. Üç tenekesini köylüye dağıtırım, bir tenekesini de eve bırakırım. Gelirken siz de görmüşsünüzdür. Bu sene bir çekirge âfeti geldi. Ne kadar yeşillik varsa, hepsini yedi bitirdi. Köyün bağları da bu felâketten nasibini aldı. Ne yeşil bir yaprak kaldı, ne de bir salkım üzüm...</span></span></span> </em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Verdana Ref'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080">“Ancak benim bağa hiçbir şey olmadı. Çekirge sürüsü benim bağa uğramadı, bir zarar da vermedi. Sapa sağlam kaldı. Her sene olduğu gibi, bu sene de yine üzümü kestim, suyunu sıktım, pekmez yaptım, dört teneke çıktı, birini eve bıraktım, geri kalan üç tenekesini de köyde fakir fukaraya dağıttım. Bu yüzden, çekirge bütün bağları kırıp geçirdiği halde benim bağa dokunmadı.”</span></span></span> </em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Verdana Ref'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080">Misafir hayranlığını gizleyemedi, Gözüyle görmüştü, o kadar bağın içinde tek yeşil kalan bir bağ vardı ve hayranlığını “Mâşaallah!” diyerek dile getirdi ve örnek davranışından dolayı ev sahibini kutladı.</span></span></span><span style="font-family: 'Verdana Ref'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080">Birkaç sene sonra bir yaz mevsimi, hasat zamanıydı. Ekinler biçilmiş, toplanmış, harman yapılmıştı. Harman yerlerinde tepecikler halinde buğday ve arpa desteleri vardı. Çiftçinin bir yıllık emeğiydi bu. Yıllık gelirini buradan karşılayacaktı.</span></span></span> </em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Verdana Ref'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080">Ancak acı haber kısa sürede her tarafa ulaştı: “Kilis”in harmanlarına ateş düşmüş, yangın bütün harmanları sarmıştı.</span></span></span> </em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Verdana Ref'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080">Çevreden duyanlar koşmuş, bir an önce yangını söndürmeye koyulmuştu. Kendisi de yerinde duramamış, bu insanların yanında yer almaya gitmişti. Gerçekten de manzara dehşet vericiydi. Alevler göklere yükseliyor, harmanlar cayır cayır yanıyordu. Fakat olanca gayrete rağmen harmanların büyük bir kısmı yanmış, öbek öbek kül yığınları oluşmuştu.</span></span></span> </em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Verdana Ref'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080">Ancak herkesi şaşırtan bir görüntü vardı kül kümelerinin yanında. Yangının ortasında kalmasına rağmen koca bir buğday harmanı olduğu gibi duruyordu. Dev alevler orayı atlamış geçmişti. Harman sahibi ise harmanının yanında bekleyip duruyordu. Bir şaşkınlık içindeydi.</span></span></span> </em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Verdana Ref'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080">Yanına vardı. Sordu: “Kardeş, sebebi ne ola ki, herkesin harmanı yanıp kül olduğu halde senin harmanın böyle olduğu gibi kalmış? Yangından ve ateşten bir zarar görmedin!”</span></span></span> </em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Verdana Ref'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080">Harman sahibi üzüntülüydü, çünkü bütün komşuların bir yıllık emeği kül olmuştu; sevinçliydi, kendi harmanı kurtulmuştu.</span></span></span> </em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Verdana Ref'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080">“Ben,” dedi, “her sene harmanı kaldırırken, içinden onda bir zekâtını (öşrünü) ayırırım, fakir ve muhtaçlara veririm, ondan sonra buğdayı ambara çekerim. Böylece Rabbim benim harmanı korudu.”</span></span></span> </em></strong></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Verdana Ref'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080">Evet, hadis-i şerifler açıktı:</span></span></span> </em></strong></p><p><span style="font-family: 'Verdana Ref'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080"><strong><em>“Mallarınızı zekâtla koruyun. Hastalıklarınızı sadaka ile tedavi edin. Belâ dalgalarına dua ve yakarışla karşı koyun.”</em></strong></span></span></span><a href="http://www.nurpenceresi.com/yonetim/yazi_ekle_form.php#_ftn1" target="_blank"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><u><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080"><strong><em>[1]</em></strong></span></span></u></span></a></p><p><span style="font-family: 'Verdana Ref'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080"><strong><em>“Karadaki ve denizdeki bir mal ancak zekâtının verilmemesinden dolayı telef olur.”</em></strong></span></span></span><a href="http://www.nurpenceresi.com/yonetim/yazi_ekle_form.php#_ftn2" target="_blank"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><u><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080"><strong><em>[2]</em></strong></span></span></u></span></a></p><p></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Verdana Ref'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080">Zekat, sadaka ve infak manevi bir sigortaydı.</span></span></span> </em></strong><p style="text-align: center"><strong><em><span style="font-size: 12px"><span style="color: #400080">“Olayların Kur’an’ca Yorumu, Mehmed Paksu, Nesil Yayınları” kitabından…</span></span> </em></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="kayýp_gül, post: 22138, member: 3579"] [B][I][FONT=Verdana Ref][FONT=Verdana][SIZE=3][COLOR=#400080]Bereketin kaynağı nerede saklı?[/COLOR][/SIZE][/FONT][/FONT][/I][/B] [B][I][FONT=Verdana Ref][SIZE=3][COLOR=#400080]Uzun bir yolculuktan sonra yolu bir köye düşmüştü. İyice susamış, üstelik acıkmıştı da... Gözüne kestirdiği bir evin kapısını hafifçe tıklattı. Kapıyı evin hanımı açtı.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/I][/B] [B][I][FONT=Verdana Ref][SIZE=3][COLOR=#400080]“Bir tas suyunuz var mı bacım, çok susadım da” dedi.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/I][/B] [B][I][FONT=Verdana Ref][SIZE=3][COLOR=#400080]“Bir tas suyun lafı mı olur kardeş, yoldan geliyorsun, görünen o ki, acıkmış olman lâzım. Siz içeri buyurun, çok kalmaz beyim de gelir.”[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/I][/B] [B][I][FONT=Verdana Ref][SIZE=3][COLOR=#400080]Misafir daveti kabul etti. Serin bir köşeye çekildi oturdu. Kısa bir süre sonra ev sahibi de geldi. Hoş beşten sonra misafirin önüne sofra serildi. Birkaç parça yiyeceğin yanında bir tabağa da pekmez koymuşlardı. Pekmez hoşuna gitmişti.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/I][/B] [B][I][FONT=Verdana Ref][SIZE=3][COLOR=#400080]Ev sahibi yıllardır uyguladığı bir âdetini anlatmaya başladı misafirine:[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/I][/B] [B][I][FONT=Verdana Ref][SIZE=3][COLOR=#400080]“Köye girerken gözünüze çarpmıştır. Önemli bir gelir kaynağımız üzüm bağcılığıdır. Benim de bir parça bağım var. Her sene hasat mevsimi olunca, üzümü keserim, suyunu sıkar, pişiririm, pekmez yaparım. Dört teneke pekmez çıkar. Üç tenekesini köylüye dağıtırım, bir tenekesini de eve bırakırım. Gelirken siz de görmüşsünüzdür. Bu sene bir çekirge âfeti geldi. Ne kadar yeşillik varsa, hepsini yedi bitirdi. Köyün bağları da bu felâketten nasibini aldı. Ne yeşil bir yaprak kaldı, ne de bir salkım üzüm...[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/I][/B] [B][I][FONT=Verdana Ref][SIZE=3][COLOR=#400080]“Ancak benim bağa hiçbir şey olmadı. Çekirge sürüsü benim bağa uğramadı, bir zarar da vermedi. Sapa sağlam kaldı. Her sene olduğu gibi, bu sene de yine üzümü kestim, suyunu sıktım, pekmez yaptım, dört teneke çıktı, birini eve bıraktım, geri kalan üç tenekesini de köyde fakir fukaraya dağıttım. Bu yüzden, çekirge bütün bağları kırıp geçirdiği halde benim bağa dokunmadı.”[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/I][/B] [B][I][FONT=Verdana Ref][SIZE=3][COLOR=#400080]Misafir hayranlığını gizleyemedi, Gözüyle görmüştü, o kadar bağın içinde tek yeşil kalan bir bağ vardı ve hayranlığını “Mâşaallah!” diyerek dile getirdi ve örnek davranışından dolayı ev sahibini kutladı.[/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Verdana Ref][SIZE=3][COLOR=#400080]Birkaç sene sonra bir yaz mevsimi, hasat zamanıydı. Ekinler biçilmiş, toplanmış, harman yapılmıştı. Harman yerlerinde tepecikler halinde buğday ve arpa desteleri vardı. Çiftçinin bir yıllık emeğiydi bu. Yıllık gelirini buradan karşılayacaktı.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/I][/B] [B][I][FONT=Verdana Ref][SIZE=3][COLOR=#400080]Ancak acı haber kısa sürede her tarafa ulaştı: “Kilis”in harmanlarına ateş düşmüş, yangın bütün harmanları sarmıştı.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/I][/B] [B][I][FONT=Verdana Ref][SIZE=3][COLOR=#400080]Çevreden duyanlar koşmuş, bir an önce yangını söndürmeye koyulmuştu. Kendisi de yerinde duramamış, bu insanların yanında yer almaya gitmişti. Gerçekten de manzara dehşet vericiydi. Alevler göklere yükseliyor, harmanlar cayır cayır yanıyordu. Fakat olanca gayrete rağmen harmanların büyük bir kısmı yanmış, öbek öbek kül yığınları oluşmuştu.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/I][/B] [B][I][FONT=Verdana Ref][SIZE=3][COLOR=#400080]Ancak herkesi şaşırtan bir görüntü vardı kül kümelerinin yanında. Yangının ortasında kalmasına rağmen koca bir buğday harmanı olduğu gibi duruyordu. Dev alevler orayı atlamış geçmişti. Harman sahibi ise harmanının yanında bekleyip duruyordu. Bir şaşkınlık içindeydi.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/I][/B] [B][I][FONT=Verdana Ref][SIZE=3][COLOR=#400080]Yanına vardı. Sordu: “Kardeş, sebebi ne ola ki, herkesin harmanı yanıp kül olduğu halde senin harmanın böyle olduğu gibi kalmış? Yangından ve ateşten bir zarar görmedin!”[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/I][/B] [B][I][FONT=Verdana Ref][SIZE=3][COLOR=#400080]Harman sahibi üzüntülüydü, çünkü bütün komşuların bir yıllık emeği kül olmuştu; sevinçliydi, kendi harmanı kurtulmuştu.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/I][/B] [B][I][FONT=Verdana Ref][SIZE=3][COLOR=#400080]“Ben,” dedi, “her sene harmanı kaldırırken, içinden onda bir zekâtını (öşrünü) ayırırım, fakir ve muhtaçlara veririm, ondan sonra buğdayı ambara çekerim. Böylece Rabbim benim harmanı korudu.”[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/I][/B] [B][I][FONT=Verdana Ref][SIZE=3][COLOR=#400080]Evet, hadis-i şerifler açıktı:[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/I][/B] [FONT=Verdana Ref][SIZE=3][COLOR=#400080][B][I]“Mallarınızı zekâtla koruyun. Hastalıklarınızı sadaka ile tedavi edin. Belâ dalgalarına dua ve yakarışla karşı koyun.”[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][URL="http://www.nurpenceresi.com/yonetim/yazi_ekle_form.php#_ftn1"][FONT=Times New Roman][U][SIZE=3][COLOR=#400080][B][I][1][/I][/B][/COLOR][/SIZE][/U][/FONT][/URL] [FONT=Verdana Ref][SIZE=3][COLOR=#400080][B][I]“Karadaki ve denizdeki bir mal ancak zekâtının verilmemesinden dolayı telef olur.”[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][URL="http://www.nurpenceresi.com/yonetim/yazi_ekle_form.php#_ftn2"][FONT=Times New Roman][U][SIZE=3][COLOR=#400080][B][I][2][/I][/B][/COLOR][/SIZE][/U][/FONT][/URL] [B][I][FONT=Verdana Ref][SIZE=3][COLOR=#400080]Zekat, sadaka ve infak manevi bir sigortaydı.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [/I][/B][CENTER][B][I][SIZE=3][COLOR=#400080]“Olayların Kur’an’ca Yorumu, Mehmed Paksu, Nesil Yayınları” kitabından…[/COLOR][/SIZE] [/I][/B][/CENTER] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Çocuk Gemisi
Çocuk Çocuğa Muhabbet
Hikaye Bahçesi
Bereketin kaynağı nerede saklı?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst