Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Beşerin beş devri var
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 277586" data-attributes="member: 1004566"><p><span style="font-size: 12px">Ehl-i dünyanın ve maddî tarihin nazarıyla, nev-i beşerin hayat-ı içtimâiyesi noktasında bakılsa, görülüyor ki hayat-ı içtimâiye-i siyâsiye itibariyle beşer birkaç devri geçirmiş. <span style="font-family: 'Verdana'">Birinci devri vahşet ve bedevîlik devri, ikinci devri memlûkiyet devri, üçüncü devri esir devri, dördüncüsü ecir devri, beşincisi mâlikiyet ve serbestiyet devridir. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Vahşet devri dinlerle, hükûmetlerle tebdil edilmiş, nim-medeniyet devri açılmış. Fakat, nev-i beşerin zekîleri ve kavîleri, insanların bir kısmını abd ve memlûk ittihaz edip hayvan derecesine indirmişler. Sonra bu memlûklar dahi bir intibâha düşüp gayrete gelerek o devri esir devrine çevirmişler; yani, memlûkiyetten kurtulup fakat "El-hükmü li'l-galib" (Galip olan hükmeder) olan zâlim düsturuyla yine insanların kavîleri zayıflarına esir muâmelesi yapmışlar. Sonra, İhtilâl-i Kebîr gibi çok inkılâplarla, o devir de ecîr devrine inkılâp etmiş. Yani, zenginler olan havas tabakası, avâmı ve fukarayı ücret mukabilinde hizmetkâr ittihaz etmesi, yani sermaye sahipleri ehl-i sa'yi ve ameleyi küçük bir ücrete mukabil istihdam etmeleridir. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Bu devirde sû-i istimâlât o dereceye vardı ki, bir sermayedar, kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı halde; bir bîçare amele, sabahtan akşama kadar, tahte'l-arz mâdenlerde çalışıp, kût-u lâyemût derecesinde, on kuruşluk bir ücret kazanıyor. Şu hâl, müthiş bir kin, bir iğbirar verdi ki, avâm tabakası havâssa ilân-ı isyan etti. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Şu asrın tâbiriyle, sosyalistlik, bolşeviklik sûretinde, evvel Rusya'yı zîr ü zeber edip geçen Harb-i Umûmiden istifade ederek, her yerde kök saldılar. Şu bolşevizm perdesi altındaki kıyâm-ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fikrini verdiğinden, büyüklere ve havâssa âit medâr-ı şeref herşeyi kırmak için bir cesaret vermiş.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Mektûbât, s. 353</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">*</span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Beşer esirliği parçaladığı gibi ecirliği de parçalayacaktır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Bir rüyâda demiştim: Devletler, milletlerin hafif muhârebesi, tabakàt-ı beşerin şedid olan harbine terk-i mevkî ediyor. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Zîrâ beşer, edvârda esirlik istemedi, kanıyla parçaladı. Şimdi ecîr olmuştur; onun yükünü çeker, onu da parçalıyor. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Beşerin başı ihtiyar; edvâr-ı hamsesi var. Vahşet ve bedeviyet, memlûkiyet, esâret, şimdi dahi ecîrdir, başlamıştır, geçiyor. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Sözler, s. 650</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">*</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Eski zaman peygamberleri ümmetlerine Kur’ân gibi izahat vermediklerinin sebebi, o devirler beşerin bedeviyet ve tufûliyet devri olmasıdır. İptidaî derslerde izah az olur. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Şualar, s.200</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">*</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Bedeviyette bir adam dört şeye muhtaç iken, medeniyet yüz şeye muhtaç ve fakir etmiştir. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Tarihçe-i Hayat, s. 119</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">*</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Beşerin vahşet ve bedevîlik zamanlarındaki bir kanun-u esasîsine, medeniyet namına dine hücum edenler, irtica ile o vahşete ve bedevîliğe dönüyorlar.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Emirdağ Lahikası, s. 319</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">*</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Tarih-i beşerî, Hazret-i İbrahim’in zamanından evvel doğru olarak hükmedemiyor</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Tarih-i beşerî, muntazam sûrette üç bin seneye kadar gidiyor. Bu nâkıs ve kısa tarih nazarı, Hazret-i İbrahim’in zamanından evvel doğru olarak hükmedemiyor. Ya hurafevâri, ya münkirâne, ya gayet muhtasar gidiyor.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Lem'alar, 16. Lem'a, İkinci Suâliniz, s. 112</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">*</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Hakîki vukuâtı kaydeden tarih, hakîkate en doğru şahittir</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Biliniz! Hakîki vukuatı kaydeden tarih, hakîkate en doğru şahittir. İşte tarih bize gösteriyor. Hatta, Rus’u mağlûp eden Japon başkumandanının İslamiyetin hakkaniyetine şehadeti de şudur ki: </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Hakîkat-i İslamiyetin kuvveti nisbetinde, Müslümanlar o kuvvete göre hareket etmeleri derecesinde ehl-i İslam temeddün edip terakkî ettiğini tarih gösteriyor. Ve ehl-i İslamın hakîkat-i İslamiyede zaafiyeti derecesinde tevahhuş ettiklerini, vahşete ve tedennîye düştüklerini ve herc ü merc içinde belalara, mağlûbiyetlere düştüklerini tarih gösteriyor. Sair dinler ise bilakistir...’ </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Eğer biz ahlak-ı İslamiyenin ve hakaik-ı îmaniyenin kemalatını ef’alimizle izhar etsek, sair dinlerin tabîleri elbette cemaatlerle İslamiyete girecekler; belki küre-i arzın bazı kıt’aları ve devletleri de İslamiyete dehalet edecekler. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Tarihçe-i Hayat, s. 80</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">*</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Zaman-ı mâzi, zaman-ı müstakbel tohumlarının mahzeni ve şuûnâtının aynası olduğu gibi; müstakbel dahi mâzinin tarlası ve ahvâlinin aynasıdır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Sözler, s. 231</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">*</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Evet, müstakbel, mâzinin aynasıdır. Mâzi berzaha, yani öteki âleme intikal ve inkılâp ettiğinde, suretini ve şeklini ve dünyasını istikbal aynasına, tarihe, insanların zihinlerine vedia ediyor.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Mesnevi-i Nuriye, s. 115</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">*</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'">Evet, mazi, istikbalin aynasıdır; istikbalde vücuda gelecek icatlar, mazide kurulan esas ve temeller üzerine bina edilir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>İşaratü'l-İ'caz, s. 256</strong></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 277586, member: 1004566"] [SIZE=3]Ehl-i dünyanın ve maddî tarihin nazarıyla, nev-i beşerin hayat-ı içtimâiyesi noktasında bakılsa, görülüyor ki hayat-ı içtimâiye-i siyâsiye itibariyle beşer birkaç devri geçirmiş. [FONT=Verdana]Birinci devri vahşet ve bedevîlik devri, ikinci devri memlûkiyet devri, üçüncü devri esir devri, dördüncüsü ecir devri, beşincisi mâlikiyet ve serbestiyet devridir. [/FONT] [FONT=Verdana]Vahşet devri dinlerle, hükûmetlerle tebdil edilmiş, nim-medeniyet devri açılmış. Fakat, nev-i beşerin zekîleri ve kavîleri, insanların bir kısmını abd ve memlûk ittihaz edip hayvan derecesine indirmişler. Sonra bu memlûklar dahi bir intibâha düşüp gayrete gelerek o devri esir devrine çevirmişler; yani, memlûkiyetten kurtulup fakat "El-hükmü li'l-galib" (Galip olan hükmeder) olan zâlim düsturuyla yine insanların kavîleri zayıflarına esir muâmelesi yapmışlar. Sonra, İhtilâl-i Kebîr gibi çok inkılâplarla, o devir de ecîr devrine inkılâp etmiş. Yani, zenginler olan havas tabakası, avâmı ve fukarayı ücret mukabilinde hizmetkâr ittihaz etmesi, yani sermaye sahipleri ehl-i sa'yi ve ameleyi küçük bir ücrete mukabil istihdam etmeleridir. [/FONT] [FONT=Verdana]Bu devirde sû-i istimâlât o dereceye vardı ki, bir sermayedar, kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı halde; bir bîçare amele, sabahtan akşama kadar, tahte'l-arz mâdenlerde çalışıp, kût-u lâyemût derecesinde, on kuruşluk bir ücret kazanıyor. Şu hâl, müthiş bir kin, bir iğbirar verdi ki, avâm tabakası havâssa ilân-ı isyan etti. Şu asrın tâbiriyle, sosyalistlik, bolşeviklik sûretinde, evvel Rusya'yı zîr ü zeber edip geçen Harb-i Umûmiden istifade ederek, her yerde kök saldılar. Şu bolşevizm perdesi altındaki kıyâm-ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fikrini verdiğinden, büyüklere ve havâssa âit medâr-ı şeref herşeyi kırmak için bir cesaret vermiş.[/FONT] [FONT=Verdana][B]Mektûbât, s. 353[/B][/FONT] [FONT=Verdana]*[/FONT] [FONT=Verdana]Beşer esirliği parçaladığı gibi ecirliği de parçalayacaktır.[/FONT] [FONT=Verdana]Bir rüyâda demiştim: Devletler, milletlerin hafif muhârebesi, tabakàt-ı beşerin şedid olan harbine terk-i mevkî ediyor. [/FONT] [FONT=Verdana]Zîrâ beşer, edvârda esirlik istemedi, kanıyla parçaladı. Şimdi ecîr olmuştur; onun yükünü çeker, onu da parçalıyor. [/FONT] [FONT=Verdana]Beşerin başı ihtiyar; edvâr-ı hamsesi var. Vahşet ve bedeviyet, memlûkiyet, esâret, şimdi dahi ecîrdir, başlamıştır, geçiyor. [/FONT] [FONT=Verdana][B]Sözler, s. 650[/B][/FONT] [FONT=Verdana]*[/FONT] [FONT=Verdana]Eski zaman peygamberleri ümmetlerine Kur’ân gibi izahat vermediklerinin sebebi, o devirler beşerin bedeviyet ve tufûliyet devri olmasıdır. İptidaî derslerde izah az olur. [/FONT] [FONT=Verdana][B]Şualar, s.200[/B][/FONT] [FONT=Verdana]*[/FONT] [FONT=Verdana]Bedeviyette bir adam dört şeye muhtaç iken, medeniyet yüz şeye muhtaç ve fakir etmiştir. [/FONT] [FONT=Verdana][B]Tarihçe-i Hayat, s. 119[/B][/FONT] [FONT=Verdana]*[/FONT] [FONT=Verdana]Beşerin vahşet ve bedevîlik zamanlarındaki bir kanun-u esasîsine, medeniyet namına dine hücum edenler, irtica ile o vahşete ve bedevîliğe dönüyorlar.[/FONT] [FONT=Verdana][B]Emirdağ Lahikası, s. 319[/B][/FONT] [FONT=Verdana]*[/FONT] [FONT=Verdana][B]Tarih-i beşerî, Hazret-i İbrahim’in zamanından evvel doğru olarak hükmedemiyor[/B][/FONT] [FONT=Verdana]Tarih-i beşerî, muntazam sûrette üç bin seneye kadar gidiyor. Bu nâkıs ve kısa tarih nazarı, Hazret-i İbrahim’in zamanından evvel doğru olarak hükmedemiyor. Ya hurafevâri, ya münkirâne, ya gayet muhtasar gidiyor.[/FONT] [FONT=Verdana][B]Lem'alar, 16. Lem'a, İkinci Suâliniz, s. 112[/B][/FONT] [FONT=Verdana]*[/FONT] [FONT=Verdana][B]Hakîki vukuâtı kaydeden tarih, hakîkate en doğru şahittir[/B][/FONT] [FONT=Verdana]Biliniz! Hakîki vukuatı kaydeden tarih, hakîkate en doğru şahittir. İşte tarih bize gösteriyor. Hatta, Rus’u mağlûp eden Japon başkumandanının İslamiyetin hakkaniyetine şehadeti de şudur ki: [/FONT] [FONT=Verdana]Hakîkat-i İslamiyetin kuvveti nisbetinde, Müslümanlar o kuvvete göre hareket etmeleri derecesinde ehl-i İslam temeddün edip terakkî ettiğini tarih gösteriyor. Ve ehl-i İslamın hakîkat-i İslamiyede zaafiyeti derecesinde tevahhuş ettiklerini, vahşete ve tedennîye düştüklerini ve herc ü merc içinde belalara, mağlûbiyetlere düştüklerini tarih gösteriyor. Sair dinler ise bilakistir...’ [/FONT] [FONT=Verdana]Eğer biz ahlak-ı İslamiyenin ve hakaik-ı îmaniyenin kemalatını ef’alimizle izhar etsek, sair dinlerin tabîleri elbette cemaatlerle İslamiyete girecekler; belki küre-i arzın bazı kıt’aları ve devletleri de İslamiyete dehalet edecekler. [/FONT] [FONT=Verdana][B]Tarihçe-i Hayat, s. 80[/B][/FONT] [FONT=Verdana]*[/FONT] [FONT=Verdana]Zaman-ı mâzi, zaman-ı müstakbel tohumlarının mahzeni ve şuûnâtının aynası olduğu gibi; müstakbel dahi mâzinin tarlası ve ahvâlinin aynasıdır.[/FONT] [FONT=Verdana][B]Sözler, s. 231[/B][/FONT] [FONT=Verdana]*[/FONT] [FONT=Verdana]Evet, müstakbel, mâzinin aynasıdır. Mâzi berzaha, yani öteki âleme intikal ve inkılâp ettiğinde, suretini ve şeklini ve dünyasını istikbal aynasına, tarihe, insanların zihinlerine vedia ediyor.[/FONT] [FONT=Verdana][B]Mesnevi-i Nuriye, s. 115[/B][/FONT] [FONT=Verdana]*[/FONT] [FONT=Verdana]Evet, mazi, istikbalin aynasıdır; istikbalde vücuda gelecek icatlar, mazide kurulan esas ve temeller üzerine bina edilir.[/FONT] [FONT=Verdana][B]İşaratü'l-İ'caz, s. 256[/B][/FONT][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Beşerin beş devri var
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst