Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Aile ve Yaşam
Besmelesiz eğitim
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="mihrimah" data-source="post: 85368" data-attributes="member: 656"><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Laiklik kavramını istismar ederek insanımıza dünyayı dar etmeye çalışanların, Cumhuriyet tarihi boyunca laiklik kavramı üzerinde ittifak ettikleri tek konunun, bu kavramı bir cadı kazanı gibi kaynatıp, inanç ve fikir sahiplerini bu kazanda eritme olduğuna şahit olmuş bir kuşağız. </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Gerçekte kilise ve devlet çatışmasıyla ortaya çıkan bu kavramın Batı’da anlaşılan muhtevası ile bizde anlaşılan şekli arasında çok ciddi çelişkiler görüyoruz. </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Kilisenin, topyekun bir dünya görüşüne sahip olmadığı, daha çok bir ahlak öğretisi merkezinde faaliyet alanı olan bir karaktere sahip olduğu biliniyor. Öte yandan pozitivizm ve materyalizm akımlarının kasıp kavurduğu, dünya hayatından başka hayat tanımayan nesillerin yoğunlaştığı Batı için, laikliği tarif etmek ve sistem içerisine oturtmak hiç de zor olmamıştır. </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Her türlü ahlaksızlık ve rezilliğin sorunsuzca yaşandığı Batı’da aynı zamanda kilisenin devletten bağımsız kendi özel fonlarıyla faaliyet yaptığını, hatta Amerika’da kendi din eğitimlerini kendileri üstlenen eğitim kurumlarının, üstlenmiş olsaydı devlete ödemeleri gereken 6.000 küsur Dolar vergiyi verme yükümlülüğünü kaldıran kanunun yürürlüğe girmesini dikkate aldığımızda, laikliğin bir sorun teşkil etmediğini görüyoruz. </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Bize gelince; bizim inancımız topyekun bir dünya görüşüne sahiptir. Bizim ahiret diye bir kaygımız vardır. Ahlakî öğretilerin yanında muamelatta da gereğini yerine getirmekle mükellef olduğumuz kurallarımız ve önceliklerimiz vardır. </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">“Ardından bir nesil geldi, namazı terkettiler, şehvetlerinin peşine düştüler. İşte onlar Ğayya kuyusuna atılacaklardır.” (Meryem, 59) ayetine muhatap olan bir kuşak, kıblelerini Batı’ya çevirince, dini hayattan tecrid etmek için laiklikten uygun bir kavram bulamadılar. Hayatlarını dine göre düzenlemek isteyenlere de çağdışı, mürteci, yobaz yakıştırması yaptılar. Böylece eğitimden ticarete kadar her alanda Allah’ı asla hatırlatmayacak, dini tecrid edecek düzenlemelerle, hayatımız ancak dünya hayatıdır diyen, ahiret kaygısı olmayan, şehvetlerinin peşinde sürüklenen genç beyinler yetişecekti. </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Bunun için çok çaba sarfettiler. Körpe beyinler, dinden tamamen soyutlanacak bir eğitim sürecini yaşadı bu ülkede. </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Ancak zamanla dini, kültür ve motifler bazında da olsa hayattan tamamen koparamayacaklarını anlayınca münafıklığa başladılar. Burada da laiklik en iyi istismar aracı olarak gündemdeki yerini korudu. </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">“Allah’ı ve peygamberlerini inkar edenler ve Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyip; ‘bir kısmına iman ederiz, ama bir kısmına inanmayız’ diyenler ve bunlar (iman-küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu; işte gerçekten küfre saplananlar bunlardır. Ve biz kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.” (Nisa, 150-151) kelam-ı ilahisi bu tavrı net bir şekilde tasvir ediyor. Onlar kabul edebilecekleri dini motifler için, kültür namına yahut siyasi popülizm adına vize veriyorlar. Ama iman, amel ve gönülden boyun eğmeyi gerektirecek hususlarda ise laikliğe aykırılık yaftasını boyunlara asıyorlar. </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Mü’minin dünya görüşünde, zerreden kürreye her şey Allah’ın mülküdür. Eğitimden ticarete, sanattan sanayiye kadar her konumda, Cenab-ı Hakk’a şükredip nimetlerini tefekküre, O’na duyulacak minnete sevkedici hadiselerle kuşatıldığını görür mü’min. </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Oysa, körpe dimağlar besmelesiz bir eğitimle o saf ve terü taze zihinlerini eğitime açıyorlar. Her biri Cenab-ı Hakk’ın kudret göstergeleri olan, her biri onun eşsiz sıfatlarının tecellilerine makes bulunan fen, sosyal, matematik, coğrafya, psikoloji vs. gibi pozitif nam verilen ilimler, adeta onu hiç hatırlatmamak için özenle seçilmiş, donuk, kısır taraif ve formüllere hapsedilerek sunuluyor. Neslimiz, hayatlarının en verimli çağlarında kuru formüllerle, faydasız bir yığın bilgilerle zihinlerini doldurmakla meşgulken, laik kahramanlar göğüslerini kabartacak, yüz akı bir ilerleme ile bu millete ne kazandırdıklarını bir anlatsalar da dinlesek! </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Ekonomik ve sosyal bağımsızlıkta bir arpa boyu yol alabildiler mi dersiniz? Oysa dünya hayatına talip oldukları için en azından batılıların seviyesinde bir dünya inşa etmeleri gerekmez miydi? </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Yoksa, onların çarkında yetişen nesilden bol bol hortumcular, caniler, hırsızlar mı türedi bu ülkede. </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Ortaokul çağlarına kadar inen uyuşturucu ve fuhuş hadiseleri nasıl zuhur edebildi dersiniz? </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Şairin dediği: </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">“Dünyamızı yamadık yırtarak dinimizden, </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Din de gitti, dünya da gitti elimizden.” beyti özlü bir izah getiriyor. </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Laikliğin bizde uygulanan şekliyle en baskın karakteri dinle devlet işlerini birbirinden ayırmak değil, kişilik bütünlüğünü parçalamak, dindar insanları rencide edici saplantıları kanunların yorumu olarak sunmak, dini hayatın en görünmez tarafına sıkıştırıp izole etmek olmuştur. </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Bu durum, bir savaştan daha ağır bir tahribat yaptı ülkemizde. Hakikaten laikliğin bu olumsuz yorumları iliklere kadar işlendi. Zihinlere yerleştirdiği çelişki ve ikilemlerin darbesinden etkilenmeyen bir fert neredeyse kalmadı. Okulda, evde, pazarda bütün öncelikleri dünyaya göre dizayn edilmiş insanımız, hep bu ikilem tokmakları arasında sarsılıp duruyor. </span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">ONLAR BÖYLEYDİ</span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">İMAM BUHARÎ</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">İlmiyle amil bir alim. Allah’tan utanıp, ayak yoluna gitmemek için az yerdi. Diyor ki: </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">- “İsterim ki; Rabbime kavuştuğum zaman, hiç gıybet etmemiş olayım ve böyle bir şey için kimse beni aramaya.” </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Buhari Şerife yazdığı her hadisi şerif için, iki rekat şükür namazı kılmıştır. </span></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">YEZİD B. HARUN EL-VASİTÎ</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">O, namaza dururken sanki bir mermer sütundu. </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Şöyle derdi: </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">- “Bir kimse, vakti gelmeden baş olma sevdasına kapılır, elde etmeyi isterse, vakti gelince ondan mahrum kalır.” </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Çok güzel iki gözü vardı, birini kaybetti, öbürü fersiz kaldı, sebebini sorana şöyle derdi: </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">- “Onları seherlerde, hüzün ağlayışları götürdü.” </span></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">YUNUS B. UBEYB</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Derdi ki: “İki şey var ki, bir kulda bunlar tam olursa, kalan bütün halleri tamam olur. O iki şeyin biri, namaz, öbürü de dil.” </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Derdi ki: “Dilini yersiz sözlerden esirgeyen herkes; bu iyi işine karşılık; mutlaka, diğer amellerinin düzelmesini bulur.” </span></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">ABDULLAH B. AVN</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Şöyle anlatırdı: “Akıllı olana; bir kimseyi, işlediği hata için azarlamak yakışmaz. Şu zamanımızda ise durum bu... Kim birini azarlarsa, daha şiddetli azarı, bir başkasından kendisi duyar.” </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Bir gün annesi çağırdı. Karşılığını yüksek sesle verdi. Buna çok üzüldü. Hemen gitti, yüksek sesine keffaret olsun diye, iki köle azat etti. </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Kendisinden çok güzel koku gelirdi. Temiz ve güzel giyinirdi. </span></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">ABDULLAH SURÎ</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Onun sözlerinden bazıları şöyledir: </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">“Kalbin bir ağrılı hastalığı vardır. O hastalığı yalnız Allah sevgisi dindirir.” </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">“İhtiyaç olmadığı şeylere nefsini zorlayan kimse, muhtaç olduğu şeyleri kaybeder.” </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">“Bir çokları, kulluk iddiasında... Ama, ayara vurulunca rububiyet iddiasında oldukları açığa çıkıyor.” </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">“Hak erlerinin en büyük huyu; halka iyi zandır. Sen de onlardan biri olmak istersen, insanları kötü zannından emin kılmalısın.” </span></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">ABDULLAH B. ABDÜLAZİZ</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Derdi ki: “Allah’tan gafil olmanın bir çok şekli vardır. Biri şu ki: Allah’ın sevmediği bir işin yapıldığını görürsün. Fakat insanlardan korktuğun için mani olmazsın. </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Bir kimse, kullardan korktuğu için emr-i ma’ruf vazifesini yerine getirmezse, kalbinden Allah korkusu sökülür.” </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">“Bir kimse, kendi malını yok yere israf ederse, hacredilir. Malı elinden alınır. Ya müslümanların malını israf edenlere ne yapılacak?” </span></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">RABİA-İ ADEVİYE</span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Çok ağlardı, çok mahzundu... </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Çok defa şöyle derdi: “İstiğfar etmekle kurtulduk sanırız. Halbuki o istiğfarımız da, bir başka istiğfara muhtaçtır.” </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Namazda, sessiz sessiz ağlardı. Secde ettiği zaman, secde yerine gözyaşı göllenirdi.</span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Tahoma'">Kaynak: Ilkadim dergisi, 01-2004</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="mihrimah, post: 85368, member: 656"] [FONT=Tahoma]Laiklik kavramını istismar ederek insanımıza dünyayı dar etmeye çalışanların, Cumhuriyet tarihi boyunca laiklik kavramı üzerinde ittifak ettikleri tek konunun, bu kavramı bir cadı kazanı gibi kaynatıp, inanç ve fikir sahiplerini bu kazanda eritme olduğuna şahit olmuş bir kuşağız. [/FONT] [FONT=Tahoma]Gerçekte kilise ve devlet çatışmasıyla ortaya çıkan bu kavramın Batı’da anlaşılan muhtevası ile bizde anlaşılan şekli arasında çok ciddi çelişkiler görüyoruz. [/FONT] [FONT=Tahoma]Kilisenin, topyekun bir dünya görüşüne sahip olmadığı, daha çok bir ahlak öğretisi merkezinde faaliyet alanı olan bir karaktere sahip olduğu biliniyor. Öte yandan pozitivizm ve materyalizm akımlarının kasıp kavurduğu, dünya hayatından başka hayat tanımayan nesillerin yoğunlaştığı Batı için, laikliği tarif etmek ve sistem içerisine oturtmak hiç de zor olmamıştır. [/FONT] [FONT=Tahoma]Her türlü ahlaksızlık ve rezilliğin sorunsuzca yaşandığı Batı’da aynı zamanda kilisenin devletten bağımsız kendi özel fonlarıyla faaliyet yaptığını, hatta Amerika’da kendi din eğitimlerini kendileri üstlenen eğitim kurumlarının, üstlenmiş olsaydı devlete ödemeleri gereken 6.000 küsur Dolar vergiyi verme yükümlülüğünü kaldıran kanunun yürürlüğe girmesini dikkate aldığımızda, laikliğin bir sorun teşkil etmediğini görüyoruz. [/FONT] [FONT=Tahoma]Bize gelince; bizim inancımız topyekun bir dünya görüşüne sahiptir. Bizim ahiret diye bir kaygımız vardır. Ahlakî öğretilerin yanında muamelatta da gereğini yerine getirmekle mükellef olduğumuz kurallarımız ve önceliklerimiz vardır. [/FONT] [FONT=Tahoma]“Ardından bir nesil geldi, namazı terkettiler, şehvetlerinin peşine düştüler. İşte onlar Ğayya kuyusuna atılacaklardır.” (Meryem, 59) ayetine muhatap olan bir kuşak, kıblelerini Batı’ya çevirince, dini hayattan tecrid etmek için laiklikten uygun bir kavram bulamadılar. Hayatlarını dine göre düzenlemek isteyenlere de çağdışı, mürteci, yobaz yakıştırması yaptılar. Böylece eğitimden ticarete kadar her alanda Allah’ı asla hatırlatmayacak, dini tecrid edecek düzenlemelerle, hayatımız ancak dünya hayatıdır diyen, ahiret kaygısı olmayan, şehvetlerinin peşinde sürüklenen genç beyinler yetişecekti. [/FONT] [FONT=Tahoma]Bunun için çok çaba sarfettiler. Körpe beyinler, dinden tamamen soyutlanacak bir eğitim sürecini yaşadı bu ülkede. [/FONT] [FONT=Tahoma]Ancak zamanla dini, kültür ve motifler bazında da olsa hayattan tamamen koparamayacaklarını anlayınca münafıklığa başladılar. Burada da laiklik en iyi istismar aracı olarak gündemdeki yerini korudu. [/FONT] [FONT=Tahoma]“Allah’ı ve peygamberlerini inkar edenler ve Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyip; ‘bir kısmına iman ederiz, ama bir kısmına inanmayız’ diyenler ve bunlar (iman-küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu; işte gerçekten küfre saplananlar bunlardır. Ve biz kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.” (Nisa, 150-151) kelam-ı ilahisi bu tavrı net bir şekilde tasvir ediyor. Onlar kabul edebilecekleri dini motifler için, kültür namına yahut siyasi popülizm adına vize veriyorlar. Ama iman, amel ve gönülden boyun eğmeyi gerektirecek hususlarda ise laikliğe aykırılık yaftasını boyunlara asıyorlar. [/FONT] [FONT=Tahoma]Mü’minin dünya görüşünde, zerreden kürreye her şey Allah’ın mülküdür. Eğitimden ticarete, sanattan sanayiye kadar her konumda, Cenab-ı Hakk’a şükredip nimetlerini tefekküre, O’na duyulacak minnete sevkedici hadiselerle kuşatıldığını görür mü’min. [/FONT] [FONT=Tahoma]Oysa, körpe dimağlar besmelesiz bir eğitimle o saf ve terü taze zihinlerini eğitime açıyorlar. Her biri Cenab-ı Hakk’ın kudret göstergeleri olan, her biri onun eşsiz sıfatlarının tecellilerine makes bulunan fen, sosyal, matematik, coğrafya, psikoloji vs. gibi pozitif nam verilen ilimler, adeta onu hiç hatırlatmamak için özenle seçilmiş, donuk, kısır taraif ve formüllere hapsedilerek sunuluyor. Neslimiz, hayatlarının en verimli çağlarında kuru formüllerle, faydasız bir yığın bilgilerle zihinlerini doldurmakla meşgulken, laik kahramanlar göğüslerini kabartacak, yüz akı bir ilerleme ile bu millete ne kazandırdıklarını bir anlatsalar da dinlesek! [/FONT] [FONT=Tahoma]Ekonomik ve sosyal bağımsızlıkta bir arpa boyu yol alabildiler mi dersiniz? Oysa dünya hayatına talip oldukları için en azından batılıların seviyesinde bir dünya inşa etmeleri gerekmez miydi? [/FONT] [FONT=Tahoma]Yoksa, onların çarkında yetişen nesilden bol bol hortumcular, caniler, hırsızlar mı türedi bu ülkede. [/FONT] [FONT=Tahoma]Ortaokul çağlarına kadar inen uyuşturucu ve fuhuş hadiseleri nasıl zuhur edebildi dersiniz? [/FONT] [FONT=Tahoma]Şairin dediği: [/FONT] [FONT=Tahoma]“Dünyamızı yamadık yırtarak dinimizden, [/FONT] [FONT=Tahoma]Din de gitti, dünya da gitti elimizden.” beyti özlü bir izah getiriyor. [/FONT] [FONT=Tahoma]Laikliğin bizde uygulanan şekliyle en baskın karakteri dinle devlet işlerini birbirinden ayırmak değil, kişilik bütünlüğünü parçalamak, dindar insanları rencide edici saplantıları kanunların yorumu olarak sunmak, dini hayatın en görünmez tarafına sıkıştırıp izole etmek olmuştur. [/FONT] [FONT=Tahoma]Bu durum, bir savaştan daha ağır bir tahribat yaptı ülkemizde. Hakikaten laikliğin bu olumsuz yorumları iliklere kadar işlendi. Zihinlere yerleştirdiği çelişki ve ikilemlerin darbesinden etkilenmeyen bir fert neredeyse kalmadı. Okulda, evde, pazarda bütün öncelikleri dünyaya göre dizayn edilmiş insanımız, hep bu ikilem tokmakları arasında sarsılıp duruyor. [/FONT] [FONT=Tahoma]ONLAR BÖYLEYDİ[/FONT] [FONT=Tahoma]İMAM BUHARÎ[/FONT] [FONT=Tahoma]İlmiyle amil bir alim. Allah’tan utanıp, ayak yoluna gitmemek için az yerdi. Diyor ki: [/FONT] [FONT=Tahoma]- “İsterim ki; Rabbime kavuştuğum zaman, hiç gıybet etmemiş olayım ve böyle bir şey için kimse beni aramaya.” [/FONT] [FONT=Tahoma]Buhari Şerife yazdığı her hadisi şerif için, iki rekat şükür namazı kılmıştır. [/FONT] [FONT=Tahoma]YEZİD B. HARUN EL-VASİTÎ[/FONT] [FONT=Tahoma]O, namaza dururken sanki bir mermer sütundu. [/FONT] [FONT=Tahoma]Şöyle derdi: [/FONT] [FONT=Tahoma]- “Bir kimse, vakti gelmeden baş olma sevdasına kapılır, elde etmeyi isterse, vakti gelince ondan mahrum kalır.” [/FONT] [FONT=Tahoma]Çok güzel iki gözü vardı, birini kaybetti, öbürü fersiz kaldı, sebebini sorana şöyle derdi: [/FONT] [FONT=Tahoma]- “Onları seherlerde, hüzün ağlayışları götürdü.” [/FONT] [FONT=Tahoma]YUNUS B. UBEYB[/FONT] [FONT=Tahoma]Derdi ki: “İki şey var ki, bir kulda bunlar tam olursa, kalan bütün halleri tamam olur. O iki şeyin biri, namaz, öbürü de dil.” [/FONT] [FONT=Tahoma]Derdi ki: “Dilini yersiz sözlerden esirgeyen herkes; bu iyi işine karşılık; mutlaka, diğer amellerinin düzelmesini bulur.” [/FONT] [FONT=Tahoma]ABDULLAH B. AVN[/FONT] [FONT=Tahoma]Şöyle anlatırdı: “Akıllı olana; bir kimseyi, işlediği hata için azarlamak yakışmaz. Şu zamanımızda ise durum bu... Kim birini azarlarsa, daha şiddetli azarı, bir başkasından kendisi duyar.” [/FONT] [FONT=Tahoma]Bir gün annesi çağırdı. Karşılığını yüksek sesle verdi. Buna çok üzüldü. Hemen gitti, yüksek sesine keffaret olsun diye, iki köle azat etti. [/FONT] [FONT=Tahoma]Kendisinden çok güzel koku gelirdi. Temiz ve güzel giyinirdi. [/FONT] [FONT=Tahoma]ABDULLAH SURÎ[/FONT] [FONT=Tahoma]Onun sözlerinden bazıları şöyledir: [/FONT] [FONT=Tahoma]“Kalbin bir ağrılı hastalığı vardır. O hastalığı yalnız Allah sevgisi dindirir.” [/FONT] [FONT=Tahoma]“İhtiyaç olmadığı şeylere nefsini zorlayan kimse, muhtaç olduğu şeyleri kaybeder.” [/FONT] [FONT=Tahoma]“Bir çokları, kulluk iddiasında... Ama, ayara vurulunca rububiyet iddiasında oldukları açığa çıkıyor.” [/FONT] [FONT=Tahoma]“Hak erlerinin en büyük huyu; halka iyi zandır. Sen de onlardan biri olmak istersen, insanları kötü zannından emin kılmalısın.” [/FONT] [FONT=Tahoma]ABDULLAH B. ABDÜLAZİZ[/FONT] [FONT=Tahoma]Derdi ki: “Allah’tan gafil olmanın bir çok şekli vardır. Biri şu ki: Allah’ın sevmediği bir işin yapıldığını görürsün. Fakat insanlardan korktuğun için mani olmazsın. [/FONT] [FONT=Tahoma]Bir kimse, kullardan korktuğu için emr-i ma’ruf vazifesini yerine getirmezse, kalbinden Allah korkusu sökülür.” [/FONT] [FONT=Tahoma]“Bir kimse, kendi malını yok yere israf ederse, hacredilir. Malı elinden alınır. Ya müslümanların malını israf edenlere ne yapılacak?” [/FONT] [FONT=Tahoma]RABİA-İ ADEVİYE[/FONT] [FONT=Tahoma]Çok ağlardı, çok mahzundu... [/FONT] [FONT=Tahoma]Çok defa şöyle derdi: “İstiğfar etmekle kurtulduk sanırız. Halbuki o istiğfarımız da, bir başka istiğfara muhtaçtır.” [/FONT] [FONT=Tahoma]Namazda, sessiz sessiz ağlardı. Secde ettiği zaman, secde yerine gözyaşı göllenirdi.[/FONT] [FONT=Tahoma]Kaynak: Ilkadim dergisi, 01-2004[/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Aile ve Yaşam
Besmelesiz eğitim
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst