Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Bilime Nasıl Bakmalı ?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 229245" data-attributes="member: 27"><p><span style="color: blue"><strong>Engelleri aşmanın önemi</strong></span></p><p></p><p> Risale-i Nur'a bir "talip" ve "talebe" olarak muhatap olabilmemiz için muhakkak aşmamız gereken bu dört engelin, onun bilime bakışını belirleme noktasında da önem taşıdığı görülür. Nitekim, bilim konusunda Risale-i Nur'a muvafık bir tavır geliştirme yolunda bu engeller aşılamadığı için, gerek TC içinde gerek, gerek dünya çapında, Risale-i Nur'un hiç de hak etmediği; bilim karşısındaki son derece kritik, ölçülü ve tutarlı tavrına hiç de muvafık düşmeyen ve özellikle üniversite gençliği üzerinde hatırı sayılır bir etkinliği bulunan birçok Müslüman aydın, Risale-i Nur'un "ondokuzuncu asrın pozitivist bilimci şartlanmalarını aşamamış bir eser olduğu"nu özellikle işlemektedir. Bunun Risale-i Nur'a dayanarak isbat edildiği vâki değildir. Fakat "Risale-i Nur adına" yapılmış bazı çalışmalar bu iddiaların mesnedi olarak gösterilmektedir.1 Öte yandan, Şerif Mardin'in gerek Türkçe'de "Bediüzzaman Said Nursi Olayı" olarak yayınlanan çalışması, gerek bu çalış-</p><p> çerçeveye koymakta; hatta daha da ileri giderek Said Nursi'ye "deizm" ve "doğal din" yaklaşımı atfetmektedir.2 Deizm, bir Yaratana inanan; ama Yaratıcıyı bulmak için vahye gerek olmadığını ileri süren, dolayısıyla semavî dinlerin karşısında yer alan bir akımdır. Risale-i Nur ise baştan sona "Resul-i Ekrem'in talimi ve Kur'ân'ın dersi"yle yazılmıştır. Buna rağmen Şerif Mardin böylesi bir yakıştırmada bulunma cesareti göstermekte; ve bu iddiasına mesned olarak da, yine "Risale-i Nur adına" yapılmış, ama vahyi referans aldığı belirsiz, Allah'a imanın ancak en sonda ifade edildiği kimi "bilimsel" çalışmaları öne sürmektedir. </p><p></p><p></p><p> Gerek kimi "İslâmcı" aydınların, gerek Mardin'in sözkonusu iddialarında, "Risale-i Nur'a muhatap olan biri böyle bir çalışma ortaya koyduğuna göre, Risale-i Nur'un öğrettiği budur" gibi bir yaklaşım sözkonusudur. Tek başına bu durum bile, sözünü ettiğimiz dört engeli aşmanın ne denli kritik bir önem taşıdığının delilidir. </p><p></p><p> </p><p> Öte yandan, Risale-i Nur'un bilime bakışını ele alan birkaç kısa çalışmanın ötesinde, bu konuda geniş, derli-toplu bir araştırmanın olmayışı da, doğrudan Risale-i Nur'a yönelik bir araştırmaya dayanmayan ve de iyiniyet taşımayan sözkonusu yorumlar için cesaret verici bir unsur olsa gerektir. Bu bakımdan, Risale-i Nur'un bilime bakışını belirlemek "entellektüel bir meşgale" olmanın ötesinde bir değer taşımaktadır. </p><p></p><p></p><p> Risale-i Nur'un bilime bakışını ele alırken, sözkonusu dört engelin dışında, gözönünde tutulması gereken başka bir vâkıa daha vardır: İslâm dünyasının son yüzyıllarda Batı karşısında maddeten geri kalmışlığı Müslüman zihinleri meşgul edegelmektedir. Özellikle son iki yüzyılın Müslüman aydın ve âlimlerinin ve de Müslüman halkın en ziyade meşgul olduğu konulardan biri budur. Bu geri kalmışlık ise Batının bilim ve teknoloji alanındaki ilerlemesine bağlanmakta, dolayısıyla çözüm yine bilim ve teknolojide aranmaktadır. Bu yapılırken, sözkonusu geri kalmışlığı aşmaya yönelik pratik bir hedef güdülmektedir. Bilim ve teknolojiye dair Kur'ânî bir bakış geliştirme, bilgi problemini Kur'ânî bir epistemolojiyle aşma, Batı bilimini imanî bir değerlendirmeye tâbi tutma gibi bir hassasiyete nadiren rastlanmaktadır. Böylesi bir "geri kalmışlık ve yeniden ilerleme" paradigması, Risale-i Nur'a da sırf bu gözle bakma yanlışını getirebilir. Baştan sona iman dersleri yüklü olan, kâinata da imanî bir nazarla nasıl muhatap olunacağını Kur'ân'a dayanarak ortaya koyan, bilime bakışı da bu çerçevede şekillenen Risale-i Nur, pragmatik bir kafayla, "Nasıl ilerleyebiliriz?" sorusuna cevap arayışı içinde okunabilir. Böylesi bir nazar, elbette Risale-i Nur'un ele aldığı pek çok konuyu, özellikle bilime bakışını yanlış anlamaya ve hatta saptırmaya mahkûmdur. </p><p></p><p></p><p> Gözönünde tutulması gereken diğer bir vâkıa, bir bütün olarak İslâm dünyasının, dünyanın sair ülkelerinde olduğu üzere, laik bir eğitim müfredatı uyguladığıdır. Bilimin son üçyüz yıl içinde Batıda geliştirilen materyalist yorumu, bütün dünyaya kendini bilimin ta kendisi olarak kabul ettirmeyi başarmıştır. Nitekim, ister Fransa'da, ister TC'de, ister Japonya'da, ister İran'da, ister Rusya'da. ister Suudî Arabistan'da olunsun; okutulan derslerin muhtevası ve üslubu aynıdır. Her birindeki fen bilgisi kitapları: aynı şeyi söyler. Hepsinde de, taşın düşmesini yerçekimi kanununun sağladığı, gemilerin suyun kaldırma kuvveti sayesinde yüzdüğü, bitkilerin büyümesini fotosentezin temin ettiği.. öğretilir. Bu tek yanlı şartlandırmaya karşı, ABD gibi bazı ülkelerde, Hıristiyan yaratılışçıların itirazları sonucu müfredatta yetersiz de olsa bazı iyileştirmeler olmuştur. İslâm dünyasında bu düzeyde bir düzelmeye dahi rastlanmadığı gibi, esbabperest "bilimsel" açıklamaları aşan veya dönüştüren bir müfredata maalesef hiç rastlanmamaktadır. Problemi gören dimağlar var ise de, henüz sözkonusu problemi bir bütün olarak aşan ciddi bir çalışma ortaya konulabilmiş değildir.3</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 229245, member: 27"] [COLOR=blue][B]Engelleri aşmanın önemi[/B][/COLOR] Risale-i Nur'a bir "talip" ve "talebe" olarak muhatap olabilmemiz için muhakkak aşmamız gereken bu dört engelin, onun bilime bakışını belirleme noktasında da önem taşıdığı görülür. Nitekim, bilim konusunda Risale-i Nur'a muvafık bir tavır geliştirme yolunda bu engeller aşılamadığı için, gerek TC içinde gerek, gerek dünya çapında, Risale-i Nur'un hiç de hak etmediği; bilim karşısındaki son derece kritik, ölçülü ve tutarlı tavrına hiç de muvafık düşmeyen ve özellikle üniversite gençliği üzerinde hatırı sayılır bir etkinliği bulunan birçok Müslüman aydın, Risale-i Nur'un "ondokuzuncu asrın pozitivist bilimci şartlanmalarını aşamamış bir eser olduğu"nu özellikle işlemektedir. Bunun Risale-i Nur'a dayanarak isbat edildiği vâki değildir. Fakat "Risale-i Nur adına" yapılmış bazı çalışmalar bu iddiaların mesnedi olarak gösterilmektedir.1 Öte yandan, Şerif Mardin'in gerek Türkçe'de "Bediüzzaman Said Nursi Olayı" olarak yayınlanan çalışması, gerek bu çalış- çerçeveye koymakta; hatta daha da ileri giderek Said Nursi'ye "deizm" ve "doğal din" yaklaşımı atfetmektedir.2 Deizm, bir Yaratana inanan; ama Yaratıcıyı bulmak için vahye gerek olmadığını ileri süren, dolayısıyla semavî dinlerin karşısında yer alan bir akımdır. Risale-i Nur ise baştan sona "Resul-i Ekrem'in talimi ve Kur'ân'ın dersi"yle yazılmıştır. Buna rağmen Şerif Mardin böylesi bir yakıştırmada bulunma cesareti göstermekte; ve bu iddiasına mesned olarak da, yine "Risale-i Nur adına" yapılmış, ama vahyi referans aldığı belirsiz, Allah'a imanın ancak en sonda ifade edildiği kimi "bilimsel" çalışmaları öne sürmektedir. Gerek kimi "İslâmcı" aydınların, gerek Mardin'in sözkonusu iddialarında, "Risale-i Nur'a muhatap olan biri böyle bir çalışma ortaya koyduğuna göre, Risale-i Nur'un öğrettiği budur" gibi bir yaklaşım sözkonusudur. Tek başına bu durum bile, sözünü ettiğimiz dört engeli aşmanın ne denli kritik bir önem taşıdığının delilidir. Öte yandan, Risale-i Nur'un bilime bakışını ele alan birkaç kısa çalışmanın ötesinde, bu konuda geniş, derli-toplu bir araştırmanın olmayışı da, doğrudan Risale-i Nur'a yönelik bir araştırmaya dayanmayan ve de iyiniyet taşımayan sözkonusu yorumlar için cesaret verici bir unsur olsa gerektir. Bu bakımdan, Risale-i Nur'un bilime bakışını belirlemek "entellektüel bir meşgale" olmanın ötesinde bir değer taşımaktadır. Risale-i Nur'un bilime bakışını ele alırken, sözkonusu dört engelin dışında, gözönünde tutulması gereken başka bir vâkıa daha vardır: İslâm dünyasının son yüzyıllarda Batı karşısında maddeten geri kalmışlığı Müslüman zihinleri meşgul edegelmektedir. Özellikle son iki yüzyılın Müslüman aydın ve âlimlerinin ve de Müslüman halkın en ziyade meşgul olduğu konulardan biri budur. Bu geri kalmışlık ise Batının bilim ve teknoloji alanındaki ilerlemesine bağlanmakta, dolayısıyla çözüm yine bilim ve teknolojide aranmaktadır. Bu yapılırken, sözkonusu geri kalmışlığı aşmaya yönelik pratik bir hedef güdülmektedir. Bilim ve teknolojiye dair Kur'ânî bir bakış geliştirme, bilgi problemini Kur'ânî bir epistemolojiyle aşma, Batı bilimini imanî bir değerlendirmeye tâbi tutma gibi bir hassasiyete nadiren rastlanmaktadır. Böylesi bir "geri kalmışlık ve yeniden ilerleme" paradigması, Risale-i Nur'a da sırf bu gözle bakma yanlışını getirebilir. Baştan sona iman dersleri yüklü olan, kâinata da imanî bir nazarla nasıl muhatap olunacağını Kur'ân'a dayanarak ortaya koyan, bilime bakışı da bu çerçevede şekillenen Risale-i Nur, pragmatik bir kafayla, "Nasıl ilerleyebiliriz?" sorusuna cevap arayışı içinde okunabilir. Böylesi bir nazar, elbette Risale-i Nur'un ele aldığı pek çok konuyu, özellikle bilime bakışını yanlış anlamaya ve hatta saptırmaya mahkûmdur. Gözönünde tutulması gereken diğer bir vâkıa, bir bütün olarak İslâm dünyasının, dünyanın sair ülkelerinde olduğu üzere, laik bir eğitim müfredatı uyguladığıdır. Bilimin son üçyüz yıl içinde Batıda geliştirilen materyalist yorumu, bütün dünyaya kendini bilimin ta kendisi olarak kabul ettirmeyi başarmıştır. Nitekim, ister Fransa'da, ister TC'de, ister Japonya'da, ister İran'da, ister Rusya'da. ister Suudî Arabistan'da olunsun; okutulan derslerin muhtevası ve üslubu aynıdır. Her birindeki fen bilgisi kitapları: aynı şeyi söyler. Hepsinde de, taşın düşmesini yerçekimi kanununun sağladığı, gemilerin suyun kaldırma kuvveti sayesinde yüzdüğü, bitkilerin büyümesini fotosentezin temin ettiği.. öğretilir. Bu tek yanlı şartlandırmaya karşı, ABD gibi bazı ülkelerde, Hıristiyan yaratılışçıların itirazları sonucu müfredatta yetersiz de olsa bazı iyileştirmeler olmuştur. İslâm dünyasında bu düzeyde bir düzelmeye dahi rastlanmadığı gibi, esbabperest "bilimsel" açıklamaları aşan veya dönüştüren bir müfredata maalesef hiç rastlanmamaktadır. Problemi gören dimağlar var ise de, henüz sözkonusu problemi bir bütün olarak aşan ciddi bir çalışma ortaya konulabilmiş değildir.3 [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Bilime Nasıl Bakmalı ?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst