Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Bilime Nasıl Bakmalı ?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 229252" data-attributes="member: 27"><p><span style="color: blue"><strong>Kur'ân'dan bulunan yol: mânâ-yı harfi</strong></span></p><p></p><p> Müellif tarafından "Risale-i Nur'un fıdanlığı" olarak tanımlanan Mesnevî-i Nuriye 'de, şöyle bir ifade vardır: "Kur'ân'dan... maksud-u bizzat olan ilimlere ulûm-u âliyeyi okumaksızın isal edici bir yol buldum. Serîü's-seyr olan bu zamanın evlâdına, kısa ve selâmet bir tarîkı ihsan etmek rahmet-i Hâkimenin şânındandır."20</p><p></p><p> </p><p> Burada küçük bir kavramsal açıklamada bulunmamız gerekiyor. "Maksud-u bizzat olan ilimler," Risale-i Nur'un terminolojisi içinde bakılırsa, "ulûm-u imaniye"dir, "iman ilmi"dir, "marifetullah"tır, Rabbimizi esma-i hüsnasıyla tanımaktır. "âlet ilimler" ise, marifetullaha vesile olan, bu uğurda malzeme sağlayan bilimlerdir. Risale-i Nur'un terminolojisiyle, fizik, kimya ve biyoloji gibi "ulûm-u kevniye" de; psikoloji, sosyoloji, dilbilgisi gibi "fünun-u beşeriye" de; kelâm, fıkıh, usul-i hadis gibi "ulûm-u diniye" de bu sınıftadır.</p><p></p><p></p><p> Peki, Kur'ân'dan bulunan yol nedir? "âlet ilimler"i "iman ilmi"ne giden yolda istihdam eden; daha da önemlisi, âlet ilimleri okumaksızın "maksud-u bizzat olan ilimler"e ulaştıran yol nedir? </p><p></p><p></p><p> Bu soruların cevabını bir bütün olarak Risale-i Nur'da, ama öncelikle Mesnevî'de buluyoruz. Bu eser içinde yer alan ve kâinatın Sâniin vahdetine delil oluşunu ellibeş açıdan tahlil eden "Katre" risalesinin "mukaddime"si, Kur'ân'dan bulunan sözkonusu yola dair önemli ipuçları vermektedir. Bu mukaddimede, Said Nursî, Yeni Said olarak, "kırk sene ömrümde, otuz sene tahsilimde yalnız dört kelime ile dört kelam öğrendim" der. Nedir bu kelimeler? "Kelimelerden maksat: mânâ-yı harfi, mânâ-yı ismî, niyet, nazardır. Şöyle ki: Cenab-ı Hakkın masivasına (yani kâinata) mânâ-yı harfiyle ve O'nun hesabına bakmak lâzımdır. Mânâ-yı ismîyle ve esbab hesabına bakmak hatadır..." Hem, "nazar ile niyet, mahiyet-i eşyayı tağyir eder... Maddiyata esbab hesabiyle bakılırsa cehalettir. Allah hesabiyle olursa marifet-i ilâhiyedir." Aynı mukaddimede, öğrenilen "dört kelam"ın ise şunlar olduğu belirtilir: (1) "Ben kendime malik değilim. Ancak mâlikim kâinatın mâlikidir;" (2) "ölüm haktır;" (3) "Rabbim birdir" ve (4) "ene."21</p><p></p><p> </p><p> Gerçekten, dikkatli bir nazar Risale-i Nur'un bu dört kelime ile dört kelâm ekseninde döndüğünü görür.</p><p></p><p></p><p> Risale-i Nur'da, kâinat, baştan sona "mânâ-yı harfi" dürbünüyle; yani mânâsı kendinde olmayan, başkasının mânâsını gösteren bir âyet olarak çalışılır. Zerreden yıldızlara herşeyin, tüm mevcutların ve tüm oluşların, Vahid-i Ehad'in isimlerini ve sıfatlarını ne şekilde tanıttığı gösterilir. Bütünüyle Risale-i Nur bu dersi verir. Ama özellikle "Onikinci Söz," "Otuzuncu Söz," "Yirmidördüncü Söz" gibi risalelerde bu usul tahlil edilir; ve bilhaasa "âyetü'I-Kübra;" "Otuzikinci Söz," "Yirmükinci Söz," "İkinci Şua," "Otuzuncu Lem'a," "Yirminci Mektub" gibi risalelerde ise bu usulün kâinata nasıl tatbik edilecegi gösterilir. "Yirmidokuzuncu Söz," "Dördüncü Şua," "Onaltıncı Söz," "Yirmidördüncü Mektub" gibi risaleler ise, masnuat düzeyindeki mânâ-yı harfi çalışmasını san'at düzeyinde; eser düzeyindeki mânâ-yı harfi çalışmasını fiil düzeyinde; "zerrat" düzeyindeki mânâ-ı harfi çalışmasını "tahavvülat" düzeyinde tahlil eden; nazarı daha da incelten; ibda ve inşaya beraberce nasıl muhatap olunacağının usulünü çalışarak "daimî yaratılış" düzleminde nazarları "sırr-ı Kayyumiyet"e açan risalelerdir.</p><p></p><p></p><p> Öte yanda, Risale-i Nur'da yoğun bir "enfüsî tefekkür" vurgusu mevcuttur. Ki, Risale-i Nur'da nasıl "din ilimleri" ve "fünun-u ekvân" iki ayrı alan, akıl ve kalb iki ayrı araç olarak görülmüyorsa; ne insanın iç dünyasına yönelen bir enfüsî tefekkür kâinata yönelik âfâkî tefekkürden, ne de âfâkî tefekkür enfüsî tefekkürden soyutlanır. Bilakis, özellikle "ene"nin çalışıldığı "Otuzuncu Söz," ayrıca "Yirmiüçüncü Söz," "Otuzikinci Söz" gibi başka bazı risaleler bir iç-içeligi, bir bütünlüğü ifade ederler. Tasavvuf ehlinin kâinattan soyutlanmış enfüsî tefekkürü de, kelâmcıların enfüsî tefekkürden soyutlanmış kâinat çalışmaları da eksiktir; aslolan, semavat ve arzın hilkatinden, dağlardan, yıldızlardan bahsederken birden insanın yaratılışına nazarları çekiveren Kur'ân sûrelerinin belgelediği gibi, bir bütünlüğü sağlamaktır.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 229252, member: 27"] [COLOR=blue][B]Kur'ân'dan bulunan yol: mânâ-yı harfi[/B][/COLOR] Müellif tarafından "Risale-i Nur'un fıdanlığı" olarak tanımlanan Mesnevî-i Nuriye 'de, şöyle bir ifade vardır: "Kur'ân'dan... maksud-u bizzat olan ilimlere ulûm-u âliyeyi okumaksızın isal edici bir yol buldum. Serîü's-seyr olan bu zamanın evlâdına, kısa ve selâmet bir tarîkı ihsan etmek rahmet-i Hâkimenin şânındandır."20 Burada küçük bir kavramsal açıklamada bulunmamız gerekiyor. "Maksud-u bizzat olan ilimler," Risale-i Nur'un terminolojisi içinde bakılırsa, "ulûm-u imaniye"dir, "iman ilmi"dir, "marifetullah"tır, Rabbimizi esma-i hüsnasıyla tanımaktır. "âlet ilimler" ise, marifetullaha vesile olan, bu uğurda malzeme sağlayan bilimlerdir. Risale-i Nur'un terminolojisiyle, fizik, kimya ve biyoloji gibi "ulûm-u kevniye" de; psikoloji, sosyoloji, dilbilgisi gibi "fünun-u beşeriye" de; kelâm, fıkıh, usul-i hadis gibi "ulûm-u diniye" de bu sınıftadır. Peki, Kur'ân'dan bulunan yol nedir? "âlet ilimler"i "iman ilmi"ne giden yolda istihdam eden; daha da önemlisi, âlet ilimleri okumaksızın "maksud-u bizzat olan ilimler"e ulaştıran yol nedir? Bu soruların cevabını bir bütün olarak Risale-i Nur'da, ama öncelikle Mesnevî'de buluyoruz. Bu eser içinde yer alan ve kâinatın Sâniin vahdetine delil oluşunu ellibeş açıdan tahlil eden "Katre" risalesinin "mukaddime"si, Kur'ân'dan bulunan sözkonusu yola dair önemli ipuçları vermektedir. Bu mukaddimede, Said Nursî, Yeni Said olarak, "kırk sene ömrümde, otuz sene tahsilimde yalnız dört kelime ile dört kelam öğrendim" der. Nedir bu kelimeler? "Kelimelerden maksat: mânâ-yı harfi, mânâ-yı ismî, niyet, nazardır. Şöyle ki: Cenab-ı Hakkın masivasına (yani kâinata) mânâ-yı harfiyle ve O'nun hesabına bakmak lâzımdır. Mânâ-yı ismîyle ve esbab hesabına bakmak hatadır..." Hem, "nazar ile niyet, mahiyet-i eşyayı tağyir eder... Maddiyata esbab hesabiyle bakılırsa cehalettir. Allah hesabiyle olursa marifet-i ilâhiyedir." Aynı mukaddimede, öğrenilen "dört kelam"ın ise şunlar olduğu belirtilir: (1) "Ben kendime malik değilim. Ancak mâlikim kâinatın mâlikidir;" (2) "ölüm haktır;" (3) "Rabbim birdir" ve (4) "ene."21 Gerçekten, dikkatli bir nazar Risale-i Nur'un bu dört kelime ile dört kelâm ekseninde döndüğünü görür. Risale-i Nur'da, kâinat, baştan sona "mânâ-yı harfi" dürbünüyle; yani mânâsı kendinde olmayan, başkasının mânâsını gösteren bir âyet olarak çalışılır. Zerreden yıldızlara herşeyin, tüm mevcutların ve tüm oluşların, Vahid-i Ehad'in isimlerini ve sıfatlarını ne şekilde tanıttığı gösterilir. Bütünüyle Risale-i Nur bu dersi verir. Ama özellikle "Onikinci Söz," "Otuzuncu Söz," "Yirmidördüncü Söz" gibi risalelerde bu usul tahlil edilir; ve bilhaasa "âyetü'I-Kübra;" "Otuzikinci Söz," "Yirmükinci Söz," "İkinci Şua," "Otuzuncu Lem'a," "Yirminci Mektub" gibi risalelerde ise bu usulün kâinata nasıl tatbik edilecegi gösterilir. "Yirmidokuzuncu Söz," "Dördüncü Şua," "Onaltıncı Söz," "Yirmidördüncü Mektub" gibi risaleler ise, masnuat düzeyindeki mânâ-yı harfi çalışmasını san'at düzeyinde; eser düzeyindeki mânâ-yı harfi çalışmasını fiil düzeyinde; "zerrat" düzeyindeki mânâ-ı harfi çalışmasını "tahavvülat" düzeyinde tahlil eden; nazarı daha da incelten; ibda ve inşaya beraberce nasıl muhatap olunacağının usulünü çalışarak "daimî yaratılış" düzleminde nazarları "sırr-ı Kayyumiyet"e açan risalelerdir. Öte yanda, Risale-i Nur'da yoğun bir "enfüsî tefekkür" vurgusu mevcuttur. Ki, Risale-i Nur'da nasıl "din ilimleri" ve "fünun-u ekvân" iki ayrı alan, akıl ve kalb iki ayrı araç olarak görülmüyorsa; ne insanın iç dünyasına yönelen bir enfüsî tefekkür kâinata yönelik âfâkî tefekkürden, ne de âfâkî tefekkür enfüsî tefekkürden soyutlanır. Bilakis, özellikle "ene"nin çalışıldığı "Otuzuncu Söz," ayrıca "Yirmiüçüncü Söz," "Otuzikinci Söz" gibi başka bazı risaleler bir iç-içeligi, bir bütünlüğü ifade ederler. Tasavvuf ehlinin kâinattan soyutlanmış enfüsî tefekkürü de, kelâmcıların enfüsî tefekkürden soyutlanmış kâinat çalışmaları da eksiktir; aslolan, semavat ve arzın hilkatinden, dağlardan, yıldızlardan bahsederken birden insanın yaratılışına nazarları çekiveren Kur'ân sûrelerinin belgelediği gibi, bir bütünlüğü sağlamaktır. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Bilime Nasıl Bakmalı ?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst