Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Mevlana ve Mevlevilik
Bir Baba Olarak MeVLaNa
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="molla_zehra" data-source="post: 2180" data-attributes="member: 30"><p><span style="color: darkgreen"><em>Oğlu Bahâeddin Sultan Veled’le arasında çok özel bir ilişki bulunan Mevlana, oğluna olan aşkını, “Benim dünyaya gelişim, senin dünyaya gelmen içindi” sözleriyle özetler. Sultan Veled ve Mevlana birbirlerine o kadar bağlıydı ki, görenler onları kardeş zannederdi. </em></span></p><p><span style="color: darkgreen"><em>Nefislerini eksik sıfatlardan temizlemiş, ruhlarını ulvî nurlarla doldurmuş, tezkiye ve tahliye yoluyla beşeriyetin nakıslıklarından kurtulup melekleşmiş pâk insanların, insân-ı kâmillerin hususiyetlerinden birisi de, aileleriyle olan münasebetlerindeki istikamettir. Her hususta olduğu gibi bu konuda da en büyük insân-ı kâmil olan Resulullah’ı (s.a.v.) örnek alan Mevlânâ Hazretleri de ailesini asla ihmal etmemiş, sıkıntılarına ortak olmuş, onlarla şakalaşmış, ihtiyaçlarını karşılamak için ne gerekiyorsa yapmıştır. </em></span></p><p><span style="color: darkgreen"><em></em></span></p><p><span style="color: darkgreen"><em>Mevlânâ’nın, oğlu Sultan Veled’le olan ilişkisi de çok özel bir anlam taşır. Çünkü Sultan Veled babasının yalnız biyolojik değil, manevi oğludur aynı zamanda. Yani Sultan Veled babasından yalnızca genetik özelliklerini değil, İlâhî sırları, marifetullahı ve Resulullah’tan beri ulvî bir emanet olarak intikal edegelen feyzi de tevarüs etmiştir. Sultan Veled, Mevlânâ’dan sonra uzun yıllar boyunca yaşamış, yazdığı eserlerle onun yolunu açıklamış, Mevlevîlik esaslarını tespit etmiş, Mevlânâ’nın emanetini liyakatle kendisinden sonrakilere intikal ettirmiştir.</em></span></p><p><span style="color: darkgreen"><em>Baba oğul kardeş gibiydi</em></span></p><p><span style="color: darkgreen"><em></em></span></p><p><span style="color: darkgreen"><em>Mevlânâ on sekiz yaşında Şerefeddin Lala isimli şerefli, temiz ve asil bir adamın kızı olan Gevher Hatun’la evlendi, kısa süre sonra da oğlu Bahâeddin Sultan Veled doğdu. Sultan Veled babasından hiç ayrılmazdı. Aralarındaki yaş farkı çok az olduğu için, insanlar ikisini bir arada gördüklerinde kardeş zannederlerdi. </em></span></p><p><span style="color: darkgreen"><em>Mevlânâ Sultan Veled’e çok düşkündü. Henüz meme emen bir bebekken hep Mevlânâ’nın yanında yatar, onun kollarında uyurdu. Mevlânâ teheccüd vakti girip de gece namazı kılmak istediğinde, Sultan Veled ağlar, süt emmek ister, Mevlânâ ona memesini vererek avuturdu. On yaşlarındayken bütün toplantılarda babasının yanına otururdu. Mevlânâ ona daima: “Sen yaratılış ve ahlak bakımından herkesten çok bana benzersin” der, yüzünü ve saçlarını öperdi. </em></span></p><p><span style="color: darkgreen"><em>Bir gün oğluna şöyle iltifatta bulundu Hz. Pir: “Ey Bahaeddin! Benim dünyaya gelişim, senin dünyaya gelmen içindi. Çünkü benim söylediğim bütün bu sözler, benim sözümdür; sen ise benim eserimsin.” </em></span></p><p><span style="color: darkgreen"><em>Kurt postuyla şakalaştı</em></span></p><p><span style="color: darkgreen"><em></em></span></p><p><span style="color: darkgreen"><em>Aralarındaki, sıradan baba-oğul ilişkisini çok aşan münasebete dair çok hoş bir hatıra anlatıyor Sultan Bahâeddin Veled: </em></span></p><p><span style="color: darkgreen"><em>“Bir gün bende büyük bir ruh bezginliği, iç sıkıntısı vardı. Babam hazretlerinin medresenin kapısından içeri girdiğini gördüm. Beni bezgin ve sıkıntılı görünce: ‘Birinden mi incindin de böyle sıkıntılısın?’ dedi. Ben: ‘Bilmiyorum, bu ne haldir?’ dedim. </em></span></p><p><span style="color: darkgreen"><em>Babam kalkıp eve girdi, bir süre sonra bir kurt postunu çevirip başına ve yüzüne geçirmiş halde, çocukları korkutur gibi ‘Bu! Bu! Bu!’ yaparak dışarı çıkıp yanıma geldi. Babamın bu hoş hareketinden bana bir gülme geldi, anlatılmayacak kadar güldüm. Babamın ayaklarını öptüm. </em></span></p><p><span style="color: darkgreen"><em>“Hep O’dur, hep O’ndandır”</em></span></p><p><span style="color: darkgreen"><em>Babam: ‘Bahâeddin! Eğer bir latif sevgili sana sıkı sıkıya bağlansa, hep seninle şakalaşsa, birdenbire yüzünün şeklini değiştirip gelse ve sana: ‘Bu! Bu! Bu!’ dese ondan hiç korkar mısın?’ buyurdu. Ben de: ‘Hayır, korkmam.’ dedim. Buyurdu ki: ‘Seni sevindiren, seni sevinç ve neşe içinde tutan sevgili, seni üzen ve kendisinden sıkıntı duyduğun aynı sevgilidir. Hep O’dur, hep O’ndandır ve hep O’ndan feyizlenirsin.’”</em></span></p><p><span style="color: darkgreen"><em></em></span></p><p><span style="color: darkgreen"><em>Sultan Veled şöyle devam ediyor sözlerine: “Babamın bu hareketi ve sözleri üzerine derhal hâlim değişti, taze gül gibi açıp ferahladım. Ömrüm oldukça da başka gam yüzü görmedim ve üzülmedim, dünyanın gamı kederi yanıma yaklaşmadı.” </em></span></p><p><span style="color: darkgreen"><em>Sultan Veled, Mevlânâ ocağında yetişti ve o ocağın günümüze kadar hiç sönmeden yanmasına vesile oldu.</em></span></p><p><span style="color: darkgreen"><em></em></span></p><p><span style="color: darkgreen"><em></em></span><strong>-moral dergisi'nden-</strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="molla_zehra, post: 2180, member: 30"] [COLOR=darkgreen][I]Oğlu Bahâeddin Sultan Veled’le arasında çok özel bir ilişki bulunan Mevlana, oğluna olan aşkını, “Benim dünyaya gelişim, senin dünyaya gelmen içindi” sözleriyle özetler. Sultan Veled ve Mevlana birbirlerine o kadar bağlıydı ki, görenler onları kardeş zannederdi. Nefislerini eksik sıfatlardan temizlemiş, ruhlarını ulvî nurlarla doldurmuş, tezkiye ve tahliye yoluyla beşeriyetin nakıslıklarından kurtulup melekleşmiş pâk insanların, insân-ı kâmillerin hususiyetlerinden birisi de, aileleriyle olan münasebetlerindeki istikamettir. Her hususta olduğu gibi bu konuda da en büyük insân-ı kâmil olan Resulullah’ı (s.a.v.) örnek alan Mevlânâ Hazretleri de ailesini asla ihmal etmemiş, sıkıntılarına ortak olmuş, onlarla şakalaşmış, ihtiyaçlarını karşılamak için ne gerekiyorsa yapmıştır. Mevlânâ’nın, oğlu Sultan Veled’le olan ilişkisi de çok özel bir anlam taşır. Çünkü Sultan Veled babasının yalnız biyolojik değil, manevi oğludur aynı zamanda. Yani Sultan Veled babasından yalnızca genetik özelliklerini değil, İlâhî sırları, marifetullahı ve Resulullah’tan beri ulvî bir emanet olarak intikal edegelen feyzi de tevarüs etmiştir. Sultan Veled, Mevlânâ’dan sonra uzun yıllar boyunca yaşamış, yazdığı eserlerle onun yolunu açıklamış, Mevlevîlik esaslarını tespit etmiş, Mevlânâ’nın emanetini liyakatle kendisinden sonrakilere intikal ettirmiştir. Baba oğul kardeş gibiydi Mevlânâ on sekiz yaşında Şerefeddin Lala isimli şerefli, temiz ve asil bir adamın kızı olan Gevher Hatun’la evlendi, kısa süre sonra da oğlu Bahâeddin Sultan Veled doğdu. Sultan Veled babasından hiç ayrılmazdı. Aralarındaki yaş farkı çok az olduğu için, insanlar ikisini bir arada gördüklerinde kardeş zannederlerdi. Mevlânâ Sultan Veled’e çok düşkündü. Henüz meme emen bir bebekken hep Mevlânâ’nın yanında yatar, onun kollarında uyurdu. Mevlânâ teheccüd vakti girip de gece namazı kılmak istediğinde, Sultan Veled ağlar, süt emmek ister, Mevlânâ ona memesini vererek avuturdu. On yaşlarındayken bütün toplantılarda babasının yanına otururdu. Mevlânâ ona daima: “Sen yaratılış ve ahlak bakımından herkesten çok bana benzersin” der, yüzünü ve saçlarını öperdi. Bir gün oğluna şöyle iltifatta bulundu Hz. Pir: “Ey Bahaeddin! Benim dünyaya gelişim, senin dünyaya gelmen içindi. Çünkü benim söylediğim bütün bu sözler, benim sözümdür; sen ise benim eserimsin.” Kurt postuyla şakalaştı Aralarındaki, sıradan baba-oğul ilişkisini çok aşan münasebete dair çok hoş bir hatıra anlatıyor Sultan Bahâeddin Veled: “Bir gün bende büyük bir ruh bezginliği, iç sıkıntısı vardı. Babam hazretlerinin medresenin kapısından içeri girdiğini gördüm. Beni bezgin ve sıkıntılı görünce: ‘Birinden mi incindin de böyle sıkıntılısın?’ dedi. Ben: ‘Bilmiyorum, bu ne haldir?’ dedim. Babam kalkıp eve girdi, bir süre sonra bir kurt postunu çevirip başına ve yüzüne geçirmiş halde, çocukları korkutur gibi ‘Bu! Bu! Bu!’ yaparak dışarı çıkıp yanıma geldi. Babamın bu hoş hareketinden bana bir gülme geldi, anlatılmayacak kadar güldüm. Babamın ayaklarını öptüm. “Hep O’dur, hep O’ndandır” Babam: ‘Bahâeddin! Eğer bir latif sevgili sana sıkı sıkıya bağlansa, hep seninle şakalaşsa, birdenbire yüzünün şeklini değiştirip gelse ve sana: ‘Bu! Bu! Bu!’ dese ondan hiç korkar mısın?’ buyurdu. Ben de: ‘Hayır, korkmam.’ dedim. Buyurdu ki: ‘Seni sevindiren, seni sevinç ve neşe içinde tutan sevgili, seni üzen ve kendisinden sıkıntı duyduğun aynı sevgilidir. Hep O’dur, hep O’ndandır ve hep O’ndan feyizlenirsin.’” Sultan Veled şöyle devam ediyor sözlerine: “Babamın bu hareketi ve sözleri üzerine derhal hâlim değişti, taze gül gibi açıp ferahladım. Ömrüm oldukça da başka gam yüzü görmedim ve üzülmedim, dünyanın gamı kederi yanıma yaklaşmadı.” Sultan Veled, Mevlânâ ocağında yetişti ve o ocağın günümüze kadar hiç sönmeden yanmasına vesile oldu. [/I][/COLOR][B]-moral dergisi'nden-[/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Mevlana ve Mevlevilik
Bir Baba Olarak MeVLaNa
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst