Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Bir defa kaybedildiğinde, bir daha telafisi olmayan dava
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 153672" data-attributes="member: 5987"><p>Dördüncü Mes'ele</p><p> </p><p>Yine Gençlik Rehberi'nde izahı var. Bir zaman bana hizmet eden kardeşlerim</p><p>tarafından sual edildi ki: "Küre-i arzı herc ü merce getiren ve İslam</p><p>mukadderatıyla alakadar olan bu dehşetli harb-i umumiden elli gündür (şimdi</p><p>yedi seneden geçti aynı hal) (*) hiç sormuyorsun ve merak etmiyorsun.</p><p>Halbuki bir kısım mütedeyyin ve alim insanlar, cemaati ve camii bırakıp</p><p>radyo dinlemeğe koşuyorlar. Acaba bundan daha büyük bir hadise mi var? Veya</p><p>onunla meşgul olmanın zararı mı var?" dediler. Cevaben dedim ki:</p><p> </p><p>Ömür sermayesi pek azdır. Lüzumlu işler pek çoktur. Birbiri içinde mütedahil</p><p>daireler gibi, her insanın kalb ve mide dairesinden ve cesed ve hane</p><p>dairesinden, mahalle ve şehir dairesinden ve vatan ve memleket dairesinden</p><p>ve Küre-i Arz ve nev-i beşer dairesinden tut.. ta zihayat ve dünya dairesine</p><p>kadar, birbiri içinde daireler var. Herbir dairede herbir insanın bir nevi</p><p>vazifesi bulunabilir. Fakat en küçük dairede, en büyük ve ehemmiyetli ve</p><p>daimi vazife var. Ve en büyük dairede en küçük ve muvakkat, arasıra vazife</p><p>bulunabilir. Bu kıyas ile -küçüklük ve büyüklük makusen mütenasib- vazifeler</p><p>bulunabilir. Fakat büyük dairenin cazibedarlığı cihetiyle küçük dairedeki</p><p>lüzumlu ve ehemmiyetli hizmeti bıraktırıp lüzumsuz, malayani ve afaki</p><p>işlerle meşgul eder. Sermaye-i hayatını boş yerde imha eder. O kıymetdar</p><p>ömrünü kıymetsiz şeylerde öldürür. Ve bazan bu harb boğuşmalarını merak ile</p><p>takib eden, bir tarafa kalben tarafdar olur. Onun zulümlerini hoş görür,</p><p>zulmüne şerik olur.</p><p> </p><p>Birinci noktaya cevab ise: Evet bu cihan harbinden daha büyük bir hadise ve</p><p>bu zemin yüzündeki hakimiyet-i amme davasından daha ehemmiyetli bir dava,</p><p>herkesin ve bilhassa Müslümanların başına öyle bir hadise ve öyle bir dava</p><p>açılmış ki; her adam, eğer Alman ve İngiliz kadar kuvveti ve serveti olsa ve</p><p>aklı da varsa, o tek davayı kazanmak için bilatereddüd sarfedecek. İşte o</p><p>dava ise, yüzbin meşahir-i insaniyenin ve hadsiz nev'-i beşerin yıldızları</p><p>ve mürşidlerinin müttefikan, kainat sahibinin ve mutasarrıfının binler va'd</p><p>ü ahdlerine istinaden haber verdikleri ve bir kısmı gözleriyle gördükleri şu</p><p>ki: Herkesin iman mukabilinde bu zemin yüzü kadar bağlar ve kasırlar ile</p><p>müzeyyen ve baki ve daimi bir tarla ve mülkü kazanmak veya kaybetmek davası</p><p>başına açılmış. Eğer iman vesikasını sağlam elde etmezse kaybedecek. Ve bu</p><p>asırda, maddiyyunluk taunuyla çoklar o davasını kaybediyor. Hatta bir ehl-i</p><p>keşf ve tahkik, bir yerde kırk vefiyattan yalnız birkaç tanesi kazandığını</p><p>sekeratta müşahede etmiş; ötekiler kaybetmişler. Acaba bu kaybettiği davanın</p><p>yerini, bütün dünya saltanatı o adama verilse doldurabilir mi?</p><p> </p><p>İşte o davayı kazandıracak olan hizmetleri ve yüzde doksanına o davayı</p><p>kaybettirmeyen harika bir dava vekilini o işde çalıştıran vazifeleri bırakıp</p><p>ebedi dünyada kalacak gibi afaki malayaniyat ile iştigal etmek tam bir</p><p>akılsızlık bildiğimizden, biz Risale-i Nur şakirdleri, her birimizin yüz</p><p>derece aklımız ziyade olsa da ancak bu vazifeye sarfetmek lazım diye</p><p>kanaatımız var.</p><p> </p><p>Bediüzzaman Said Nursi R.A</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 153672, member: 5987"] Dördüncü Mes'ele Yine Gençlik Rehberi'nde izahı var. Bir zaman bana hizmet eden kardeşlerim tarafından sual edildi ki: "Küre-i arzı herc ü merce getiren ve İslam mukadderatıyla alakadar olan bu dehşetli harb-i umumiden elli gündür (şimdi yedi seneden geçti aynı hal) (*) hiç sormuyorsun ve merak etmiyorsun. Halbuki bir kısım mütedeyyin ve alim insanlar, cemaati ve camii bırakıp radyo dinlemeğe koşuyorlar. Acaba bundan daha büyük bir hadise mi var? Veya onunla meşgul olmanın zararı mı var?" dediler. Cevaben dedim ki: Ömür sermayesi pek azdır. Lüzumlu işler pek çoktur. Birbiri içinde mütedahil daireler gibi, her insanın kalb ve mide dairesinden ve cesed ve hane dairesinden, mahalle ve şehir dairesinden ve vatan ve memleket dairesinden ve Küre-i Arz ve nev-i beşer dairesinden tut.. ta zihayat ve dünya dairesine kadar, birbiri içinde daireler var. Herbir dairede herbir insanın bir nevi vazifesi bulunabilir. Fakat en küçük dairede, en büyük ve ehemmiyetli ve daimi vazife var. Ve en büyük dairede en küçük ve muvakkat, arasıra vazife bulunabilir. Bu kıyas ile -küçüklük ve büyüklük makusen mütenasib- vazifeler bulunabilir. Fakat büyük dairenin cazibedarlığı cihetiyle küçük dairedeki lüzumlu ve ehemmiyetli hizmeti bıraktırıp lüzumsuz, malayani ve afaki işlerle meşgul eder. Sermaye-i hayatını boş yerde imha eder. O kıymetdar ömrünü kıymetsiz şeylerde öldürür. Ve bazan bu harb boğuşmalarını merak ile takib eden, bir tarafa kalben tarafdar olur. Onun zulümlerini hoş görür, zulmüne şerik olur. Birinci noktaya cevab ise: Evet bu cihan harbinden daha büyük bir hadise ve bu zemin yüzündeki hakimiyet-i amme davasından daha ehemmiyetli bir dava, herkesin ve bilhassa Müslümanların başına öyle bir hadise ve öyle bir dava açılmış ki; her adam, eğer Alman ve İngiliz kadar kuvveti ve serveti olsa ve aklı da varsa, o tek davayı kazanmak için bilatereddüd sarfedecek. İşte o dava ise, yüzbin meşahir-i insaniyenin ve hadsiz nev'-i beşerin yıldızları ve mürşidlerinin müttefikan, kainat sahibinin ve mutasarrıfının binler va'd ü ahdlerine istinaden haber verdikleri ve bir kısmı gözleriyle gördükleri şu ki: Herkesin iman mukabilinde bu zemin yüzü kadar bağlar ve kasırlar ile müzeyyen ve baki ve daimi bir tarla ve mülkü kazanmak veya kaybetmek davası başına açılmış. Eğer iman vesikasını sağlam elde etmezse kaybedecek. Ve bu asırda, maddiyyunluk taunuyla çoklar o davasını kaybediyor. Hatta bir ehl-i keşf ve tahkik, bir yerde kırk vefiyattan yalnız birkaç tanesi kazandığını sekeratta müşahede etmiş; ötekiler kaybetmişler. Acaba bu kaybettiği davanın yerini, bütün dünya saltanatı o adama verilse doldurabilir mi? İşte o davayı kazandıracak olan hizmetleri ve yüzde doksanına o davayı kaybettirmeyen harika bir dava vekilini o işde çalıştıran vazifeleri bırakıp ebedi dünyada kalacak gibi afaki malayaniyat ile iştigal etmek tam bir akılsızlık bildiğimizden, biz Risale-i Nur şakirdleri, her birimizin yüz derece aklımız ziyade olsa da ancak bu vazifeye sarfetmek lazım diye kanaatımız var. Bediüzzaman Said Nursi R.A [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Bir defa kaybedildiğinde, bir daha telafisi olmayan dava
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst