Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
bir fotoğrafın hikayesi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="nurunalanur" data-source="post: 103443" data-attributes="member: 6082"><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><img src="http://www.risale-inur.org/009.jpeg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">BİR FOTOĞRAFIN HİKÂYESİ</span></strong></p><p> <strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Osman Köroğlu, şu anda İstanbul Ziverbey'de oturuyor. Seksen küsur yaşlarında. Adeta her cümlesinde bir nükte saklı. Bir zamanlar seyyar kravat satıcısıymış. Üstadı ziyaret edip tasvibini aldıktan sonra işleri çok ileri gitmiş, Türkiye'de marka olmuş ve Yahudi firmasıyla rekabet edecek seviyeye ulaşmış. Kravat ticaretinden büyük kârlar sağlayıp zengin olmuş. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Osman Köroğlu'nun bir özelliği de Üstad Bediüzzaman'ın Fatih Camii'nde ayakta dua ederken resmini çektiren kişi olması. Çaylarımızı yudumlarken sohbetimize sorulu cevaplı devam ediyoruz.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Efendim, siz Osman Köroğlu'sunuz?</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Evet ta kendisi.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Üstadın Fatih Camii türbesindeki o meşhur resmini çektiren adam?</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Evet ben çektirdim.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Nasıl oldu bize anlatır mısınız?</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Yıl 1952. Üstad Fatih Akşehir Palas Oteli'nde misafir kalıyordu. Ben de daha önceden tanıdığım için ziyaretine gitmiştim.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Daha önce ne zaman görüşmüştünüz?</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">1949 filan olacak.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Ne vesileyle görüştünüz?</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Ben gençken çevremdeki arkadaşlardan çok büyük bir âlim olduğunu duymuştum. O zamanlar seyyar kravat satıcısıydım. Eskişehir'e gitmiştim. Derken Emirdağı'na geçip ziyaret edeyim dedim.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Sizi kabul etti mi?</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Gittiğimde Çalışkanlar ailesi vardı. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Ne iş yapıyorsun?" dediler. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Kravat sattığımı öğrenince: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Seni kabul etmez, sen rakı satmakla eş bir iş yapıyorsun" dediler. Ben ısrar ettim. Dediler ki: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Şimdi faytonla kıra gitti." </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Bunun üzerine hemen bisikletçiye gittim. Kiralık bir bisiklet aldım. Doğru dürüst de binemiyordum. Yalpalaya yalpalaya o istikamete doğru gittim. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Baktım, karşıdan fayton geliyor. Hemen geri döndüm. Fayton yaklaşınca bir elimle kenarından tutup bir elimle de bisikleti sürmeye başladım. Üstada selam verdim ve görüşmek istediğimi söyledim. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Öyle bir müddet gittik. Sonra Üstad faytonu durdurdu. Baktı, doğru dürüst bisikleti süremiyorum. Bisikleti faytonun önüne koydu.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Keçeli senden kurtulamayacağız" deyip beni faytona aldı. Çarşıya yaklaşınca: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Sen in, sana zarar verirler" dedi. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Daha sonra camide buluştuk. Ben ardından kaldığı yere gittim. Hilal gibi önünde diz çökmüştük. Benim için </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Bu yaramaz adam" dediler.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Neden?" diye sordu. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Bu rakı satıyor" dediler. Bana döndü:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Öyle mi?" dedi. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">O sırada Dr. Tahir Barçın yanımdaydı. Yakasındaki kravatı tutup: </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Ben bunu satıyorum, Üstadım" dedim. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Ooo bunda bir şey yok, devam et" dedi. Ben o sırada dayanamadım. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Goool!" diye bağırdım. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Yani Üstadın cevabı üzerine, beni rakı satmakla suçlayanlara gol atmış oluyordum. Üstad güldü.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Ondan sonra işlerim bir açıldı. Yetiştiremez oldum. Kumaş fabrikalarıyla anlaştım. Türkiye'de marka oldum ve çok zengin oldum. Allah'a şükür. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Ben aslen Burdurlu olduğumdan Üstadın Burdur'da kaldığı yıllarda kıymetini bilip gereken hürmeti göstermediklerinden dolayı, kabahatli olduklarını, kusurlu olduklarını belirtip Burdurlular adına kendisinden özür diledim.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Kusur yok" diye karşılık verdi.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Peki gelelim Üstadın resmine çektirmenize. Nasıl oldu, kime çektirdiniz?</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Cuma günüydü. Fatih Camii'nde Cumayı kılmak üzere otelden çıkmıştık. Yanında Mehmed Fırıncı ile Salih Özcan vardı. Son anda Fırıncı'ya dönüp anahtarı verdi. "Sen nöbetçi kal" dedi. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Biz üçümüz camiye gittik. Namazdan sonra Üstad, Fatih'in türbesini ziyaret edecekti. Aklıma etrafta bulunan şipşakçı fotoğrafçılar geldi. Hemen koştum, birini buldum. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Gel kardeşim," dedim. "Bak bu zâtı görüyorsun. Bunun fotoğraflarını çekeceksin. Ama bir şartla. İyi olan pozun parasını veririm, tamam mı?" dedim. Anlaştık. </span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Adam belki on poz çekti. Sonra yapıp getirdi. Taksim'de bir fotoğrafçıyla anlaşmalı çalışıyordu. Baktım. Bir ikisini beğendim ve satın aldım. İşte bu bilinen ve ellerde bulunan pozlar bunlardır.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Peki Üstaddan izinsiz çektirmenize daha sonra bir şey demedi mi?"</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Tabi korktum. Sonra yanına gidip kendisine durumu arz ettim. Dedim ki:</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Üstadım çok korkuyorum."</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Neden korkuyorsun keçeli?" dedi.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Muvafakatinizi almadan resminizi çektirdim. Bana beddua edeceğinizden korkuyorum."</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Keçeliler böyle yapar" dedi.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Beddua etmediniz mi, kırılmadınız mı?" dedim.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">"Hayır etmedim, helal ettim" dedi.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Rahatlamıştım. Çünkü büyük zatların âhını almak insanı iflah etmez. Güya tüccarız, adamdan filmleri almadım. Sonra her gelen ona gitti. Çok zengin olmuştur. Neyse o da onun kısmetiymiş.</span></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"></span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="nurunalanur, post: 103443, member: 6082"] [B][FONT=Comic Sans MS][IMG]http://www.risale-inur.org/009.jpeg[/IMG] BİR FOTOĞRAFIN HİKÂYESİ Osman Köroğlu, şu anda İstanbul Ziverbey'de oturuyor. Seksen küsur yaşlarında. Adeta her cümlesinde bir nükte saklı. Bir zamanlar seyyar kravat satıcısıymış. Üstadı ziyaret edip tasvibini aldıktan sonra işleri çok ileri gitmiş, Türkiye'de marka olmuş ve Yahudi firmasıyla rekabet edecek seviyeye ulaşmış. Kravat ticaretinden büyük kârlar sağlayıp zengin olmuş. Osman Köroğlu'nun bir özelliği de Üstad Bediüzzaman'ın Fatih Camii'nde ayakta dua ederken resmini çektiren kişi olması. Çaylarımızı yudumlarken sohbetimize sorulu cevaplı devam ediyoruz. Efendim, siz Osman Köroğlu'sunuz? Evet ta kendisi. Üstadın Fatih Camii türbesindeki o meşhur resmini çektiren adam? Evet ben çektirdim. Nasıl oldu bize anlatır mısınız? Yıl 1952. Üstad Fatih Akşehir Palas Oteli'nde misafir kalıyordu. Ben de daha önceden tanıdığım için ziyaretine gitmiştim. Daha önce ne zaman görüşmüştünüz? 1949 filan olacak. Ne vesileyle görüştünüz? Ben gençken çevremdeki arkadaşlardan çok büyük bir âlim olduğunu duymuştum. O zamanlar seyyar kravat satıcısıydım. Eskişehir'e gitmiştim. Derken Emirdağı'na geçip ziyaret edeyim dedim. Sizi kabul etti mi? Gittiğimde Çalışkanlar ailesi vardı. "Ne iş yapıyorsun?" dediler. Kravat sattığımı öğrenince: "Seni kabul etmez, sen rakı satmakla eş bir iş yapıyorsun" dediler. Ben ısrar ettim. Dediler ki: "Şimdi faytonla kıra gitti." Bunun üzerine hemen bisikletçiye gittim. Kiralık bir bisiklet aldım. Doğru dürüst de binemiyordum. Yalpalaya yalpalaya o istikamete doğru gittim. Baktım, karşıdan fayton geliyor. Hemen geri döndüm. Fayton yaklaşınca bir elimle kenarından tutup bir elimle de bisikleti sürmeye başladım. Üstada selam verdim ve görüşmek istediğimi söyledim. Öyle bir müddet gittik. Sonra Üstad faytonu durdurdu. Baktı, doğru dürüst bisikleti süremiyorum. Bisikleti faytonun önüne koydu. "Keçeli senden kurtulamayacağız" deyip beni faytona aldı. Çarşıya yaklaşınca: "Sen in, sana zarar verirler" dedi. Daha sonra camide buluştuk. Ben ardından kaldığı yere gittim. Hilal gibi önünde diz çökmüştük. Benim için "Bu yaramaz adam" dediler. "Neden?" diye sordu. "Bu rakı satıyor" dediler. Bana döndü: "Öyle mi?" dedi. O sırada Dr. Tahir Barçın yanımdaydı. Yakasındaki kravatı tutup: "Ben bunu satıyorum, Üstadım" dedim. "Ooo bunda bir şey yok, devam et" dedi. Ben o sırada dayanamadım. "Goool!" diye bağırdım. Yani Üstadın cevabı üzerine, beni rakı satmakla suçlayanlara gol atmış oluyordum. Üstad güldü. Ondan sonra işlerim bir açıldı. Yetiştiremez oldum. Kumaş fabrikalarıyla anlaştım. Türkiye'de marka oldum ve çok zengin oldum. Allah'a şükür. Ben aslen Burdurlu olduğumdan Üstadın Burdur'da kaldığı yıllarda kıymetini bilip gereken hürmeti göstermediklerinden dolayı, kabahatli olduklarını, kusurlu olduklarını belirtip Burdurlular adına kendisinden özür diledim. "Kusur yok" diye karşılık verdi. Peki gelelim Üstadın resmine çektirmenize. Nasıl oldu, kime çektirdiniz? Cuma günüydü. Fatih Camii'nde Cumayı kılmak üzere otelden çıkmıştık. Yanında Mehmed Fırıncı ile Salih Özcan vardı. Son anda Fırıncı'ya dönüp anahtarı verdi. "Sen nöbetçi kal" dedi. Biz üçümüz camiye gittik. Namazdan sonra Üstad, Fatih'in türbesini ziyaret edecekti. Aklıma etrafta bulunan şipşakçı fotoğrafçılar geldi. Hemen koştum, birini buldum. "Gel kardeşim," dedim. "Bak bu zâtı görüyorsun. Bunun fotoğraflarını çekeceksin. Ama bir şartla. İyi olan pozun parasını veririm, tamam mı?" dedim. Anlaştık. Adam belki on poz çekti. Sonra yapıp getirdi. Taksim'de bir fotoğrafçıyla anlaşmalı çalışıyordu. Baktım. Bir ikisini beğendim ve satın aldım. İşte bu bilinen ve ellerde bulunan pozlar bunlardır. Peki Üstaddan izinsiz çektirmenize daha sonra bir şey demedi mi?" Tabi korktum. Sonra yanına gidip kendisine durumu arz ettim. Dedim ki: "Üstadım çok korkuyorum." "Neden korkuyorsun keçeli?" dedi. "Muvafakatinizi almadan resminizi çektirdim. Bana beddua edeceğinizden korkuyorum." "Keçeliler böyle yapar" dedi. "Beddua etmediniz mi, kırılmadınız mı?" dedim. "Hayır etmedim, helal ettim" dedi. Rahatlamıştım. Çünkü büyük zatların âhını almak insanı iflah etmez. Güya tüccarız, adamdan filmleri almadım. Sonra her gelen ona gitti. Çok zengin olmuştur. Neyse o da onun kısmetiymiş. [/FONT][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hatıralar
bir fotoğrafın hikayesi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst