Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Bir Gülümsemeniz de Yok Mu?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="_bamteli_" data-source="post: 161582" data-attributes="member: 15023"><p><span style="color: #000000"><span style="color: #3F3F3F"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Bir Gülümsemeniz de Yok Mu?</strong></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="color: #3F3F3F"><span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="color: seagreen"><a href="http://minikkelebek.files.wordpress.com/2009/09/sophia-katano-white-orchid.jpg?w=338&h=450" target="_blank"><img src="http://minikkelebek.files.wordpress.com/2009/09/sophia-katano-white-orchid.jpg?w=338&h=450" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></a></span></strong></p></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="color: #3F3F3F"><span style="font-family: 'verdana'"></p></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="color: #3F3F3F"><span style="font-family: 'verdana'"></p></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="color: #3F3F3F"><span style="font-family: 'verdana'"></p></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="color: #3F3F3F"><span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="color: seagreen">Ne diyeyim sultanım; ak gergeflere dizili yoksulluklar birkaç satıra sığmaz ki!.. Geceydi ve yalnızdılar: Dertleri yığın yığın; ayaz lime lime, karanlık ilmek ilmekti. Gece çok ağırdı.</span></strong></p></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="color: #3F3F3F"><span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="color: seagreen">Çare eriştirmeye gitti atlılar, ikişer beşer, bir akşam vakti. Hasretin avlusunda uyuyan ürkek müridler misali muhtaçların gölgeliğinden özlem iklimlerine vardılar, şurda bir avuç imbat, burda bir tutam çığlık… Uçurum kokan dalgın ellerde ikiye bölünürken bir somun, rüzgar giyimli sokakların son devriyesi açlıktı. Rehin akşamlarda dil (lisan) ile deşilen dil (gönül) yaralarıydı son senfoni.</span></strong></p></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="color: #3F3F3F"><span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="color: seagreen">Atlar ve şarkılar birlikte vardılar sokağa. Gökyüzünde son ıslak buluta gülümserken vurulan son serçenin yorgunluğunu, bitkinliğini, umutsuzluğunu bitirmek için. Bir deniz feneri aydınlattı ilkin evlerin ve gönüllerin içini, ve esrarlı dalgalar vurdukça vurmadaydı başlarını kayalara; son sükun için.</span></strong></p></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="color: #3F3F3F"><span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="color: seagreen">Geceydi ve yapayalnızdılar: Dağlara alacalar, sevdalara kül düşmekteydi. Issız kahramanlıklara muhtaçtı yetimler ve gönüllerinde en derin şarkıların çaldığını duymuyordu gökdelenler, plazalar, borsalar… Zulmeti terkisinde eriten süvari ve asaleti tirkeşinde götüren okçu adresi yitirmişti, ve ince hastalıklar süprülmeye muhtaçtı. Dumanına yasaklı ateşler yanıyordu evlerde, ve alevleri yorganlarda donuyordu. Yalnızlığında acıyı büyüterek kalabalıklaşan anneden bihaberdi kendi kalabalığında hep yalnız yaşamaya mahkum olanlar. Ve ayaz annenin iliklerine değmişti. İyiliğin ıssız eteklerinden uçup gitmişti son turna da hayli zaman önce. Kirletilmiş hecelerle çığlıklarını yumruklayan annenin sesine yusufçukların, kırlangıçların kanadından melekler düşüyordu ve eve her dönüşte, her akşam yeni baştan ölen babanın kısık nefesinde pervaneler yanıyordu. Isısı alınmış bir ateşti gözyaşı.</span></strong></p></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="color: #3F3F3F"><span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="color: seagreen">Geceydi ve yalnızdılar: Bir süvari inat etmiş,</span></strong></p></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="color: #3F3F3F"><span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="color: seagreen">– Dünyayı kurtarmadan evvel sokağın ucundaki soluk perdeli evi kurtaralım gelin, diyordu. Sevemediklerimizi sevmeyi deneyelim, gelin, sevgi çekleri karşılıksız çıkmasın, diyordu. Taammüden sokağı kuşatan yoksulluğun askerlerini dağıtalım, gelin, diyordu. Bize düşen yanmaktır, diyordu, düşen sevdalarımıza yanmak… Kayıp suretler için fotoğraflara koşalım gelin, ve gelin sokak lambasından savrulan karlar, tütmeyen bacaları yakmadan varalım, yetişelim, diyordu. Dize dize akan iyilikler, beyit beyit çoğalıp mesnevilere dursun, gelin, diyordu. Hasat zamanı bu, tül kadar hafif bir gülümsemeniz de yeter, yeter ki gelin, diyordu.</span></strong></p></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="color: #3F3F3F"><span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="color: seagreen">– İnfakı bildiniz mi; belaları def eden sadakayı unuttunuz mu; ihsan lügatlerden mi sürüldü; sahip olduklarınızdan birer çift de mi yok vermeye? Peki ya civanmertlik öldü mü denilsin?!..</span></strong></p></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="color: #3F3F3F"><span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="color: seagreen">Ne kutlu kelimeler söylemişti şu süvari, ne kutlu kelimeler!..</span></strong></p></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="color: #3F3F3F"><span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="color: seagreen">Koştular koşmasını bilenler çağrıya.</span></strong></p></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="color: #3F3F3F"><span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="color: seagreen">– “<em>Anne, kömür var kapımızda!</em>” diye şeydalandı bir çocuk; “<em>Ekmek daha sıcacık anne!</em>” diye haykırdı. Karanlığa çıkan kapılar açıldı birer birer sokakta; lambalar yandı ürkek ürkek…</span></strong></p></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="color: #3F3F3F"><span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="color: seagreen">Geceydi ve artık yalnız değildiler: Sesi gümüş temrenli bir ok olup çocuğun, ağdı yedi kat göklere ve Razı Olan razı oldu. Ayaza kesen karanlıklarda ipek yolunun faili meçhul anılarıyla bir süvari uğrayınca sokağa, kapı kapı, hane hane sevinçlerle aydınlandı yüzleri kimsesizlerin. Orman yeşille tanıştı ve ağrılara şifalar karıştı.</span></strong></p></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="color: #3F3F3F"><span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="color: seagreen">Ta fecir vaktine dek, süvariler geldikçe geldiler üçer, beşer; sonra geldikçe geldiler. Kiminin verilmiş sadakası oldu, kiminin bir gülümsemeydi ancak verebildiği… Gece bir tüy kadar hafifti.</span></strong></p></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="color: #3F3F3F"><span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="color: seagreen">Karanlık güne ermeden, sokaklar süvarilerle doldu, ve Razı Olan razı oldu.</span></strong></p></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="color: #3F3F3F"><span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="color: seagreen">Siz neredeydiniz?!..</span></strong></p></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="color: #3F3F3F"><span style="font-family: 'verdana'"></p></span></span></span></p><p style="text-align: center"><span style="color: #000000"><span style="color: #3F3F3F"><span style="font-family: 'verdana'"><strong><span style="color: seagreen">İskender Pala</span></strong></p><p></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="color: #3F3F3F"><span style="font-family: 'verdana'"></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="_bamteli_, post: 161582, member: 15023"] [COLOR=#000000][COLOR=#3F3F3F][FONT=verdana][B]Bir Gülümsemeniz de Yok Mu?[/B] [CENTER][B][COLOR=seagreen][URL="http://minikkelebek.files.wordpress.com/2009/09/sophia-katano-white-orchid.jpg?w=338&h=450"][IMG]http://minikkelebek.files.wordpress.com/2009/09/sophia-katano-white-orchid.jpg?w=338&h=450[/IMG][/URL][/COLOR][/B] [B][COLOR=seagreen]Ne diyeyim sultanım; ak gergeflere dizili yoksulluklar birkaç satıra sığmaz ki!.. Geceydi ve yalnızdılar: Dertleri yığın yığın; ayaz lime lime, karanlık ilmek ilmekti. Gece çok ağırdı.[/COLOR][/B] [B][COLOR=seagreen]Çare eriştirmeye gitti atlılar, ikişer beşer, bir akşam vakti. Hasretin avlusunda uyuyan ürkek müridler misali muhtaçların gölgeliğinden özlem iklimlerine vardılar, şurda bir avuç imbat, burda bir tutam çığlık… Uçurum kokan dalgın ellerde ikiye bölünürken bir somun, rüzgar giyimli sokakların son devriyesi açlıktı. Rehin akşamlarda dil (lisan) ile deşilen dil (gönül) yaralarıydı son senfoni.[/COLOR][/B] [B][COLOR=seagreen]Atlar ve şarkılar birlikte vardılar sokağa. Gökyüzünde son ıslak buluta gülümserken vurulan son serçenin yorgunluğunu, bitkinliğini, umutsuzluğunu bitirmek için. Bir deniz feneri aydınlattı ilkin evlerin ve gönüllerin içini, ve esrarlı dalgalar vurdukça vurmadaydı başlarını kayalara; son sükun için.[/COLOR][/B] [B][COLOR=seagreen]Geceydi ve yapayalnızdılar: Dağlara alacalar, sevdalara kül düşmekteydi. Issız kahramanlıklara muhtaçtı yetimler ve gönüllerinde en derin şarkıların çaldığını duymuyordu gökdelenler, plazalar, borsalar… Zulmeti terkisinde eriten süvari ve asaleti tirkeşinde götüren okçu adresi yitirmişti, ve ince hastalıklar süprülmeye muhtaçtı. Dumanına yasaklı ateşler yanıyordu evlerde, ve alevleri yorganlarda donuyordu. Yalnızlığında acıyı büyüterek kalabalıklaşan anneden bihaberdi kendi kalabalığında hep yalnız yaşamaya mahkum olanlar. Ve ayaz annenin iliklerine değmişti. İyiliğin ıssız eteklerinden uçup gitmişti son turna da hayli zaman önce. Kirletilmiş hecelerle çığlıklarını yumruklayan annenin sesine yusufçukların, kırlangıçların kanadından melekler düşüyordu ve eve her dönüşte, her akşam yeni baştan ölen babanın kısık nefesinde pervaneler yanıyordu. Isısı alınmış bir ateşti gözyaşı.[/COLOR][/B] [B][COLOR=seagreen]Geceydi ve yalnızdılar: Bir süvari inat etmiş,[/COLOR][/B] [B][COLOR=seagreen]– Dünyayı kurtarmadan evvel sokağın ucundaki soluk perdeli evi kurtaralım gelin, diyordu. Sevemediklerimizi sevmeyi deneyelim, gelin, sevgi çekleri karşılıksız çıkmasın, diyordu. Taammüden sokağı kuşatan yoksulluğun askerlerini dağıtalım, gelin, diyordu. Bize düşen yanmaktır, diyordu, düşen sevdalarımıza yanmak… Kayıp suretler için fotoğraflara koşalım gelin, ve gelin sokak lambasından savrulan karlar, tütmeyen bacaları yakmadan varalım, yetişelim, diyordu. Dize dize akan iyilikler, beyit beyit çoğalıp mesnevilere dursun, gelin, diyordu. Hasat zamanı bu, tül kadar hafif bir gülümsemeniz de yeter, yeter ki gelin, diyordu.[/COLOR][/B] [B][COLOR=seagreen]– İnfakı bildiniz mi; belaları def eden sadakayı unuttunuz mu; ihsan lügatlerden mi sürüldü; sahip olduklarınızdan birer çift de mi yok vermeye? Peki ya civanmertlik öldü mü denilsin?!..[/COLOR][/B] [B][COLOR=seagreen]Ne kutlu kelimeler söylemişti şu süvari, ne kutlu kelimeler!..[/COLOR][/B] [B][COLOR=seagreen]Koştular koşmasını bilenler çağrıya.[/COLOR][/B] [B][COLOR=seagreen]– “[I]Anne, kömür var kapımızda![/I]” diye şeydalandı bir çocuk; “[I]Ekmek daha sıcacık anne![/I]” diye haykırdı. Karanlığa çıkan kapılar açıldı birer birer sokakta; lambalar yandı ürkek ürkek…[/COLOR][/B] [B][COLOR=seagreen]Geceydi ve artık yalnız değildiler: Sesi gümüş temrenli bir ok olup çocuğun, ağdı yedi kat göklere ve Razı Olan razı oldu. Ayaza kesen karanlıklarda ipek yolunun faili meçhul anılarıyla bir süvari uğrayınca sokağa, kapı kapı, hane hane sevinçlerle aydınlandı yüzleri kimsesizlerin. Orman yeşille tanıştı ve ağrılara şifalar karıştı.[/COLOR][/B] [B][COLOR=seagreen]Ta fecir vaktine dek, süvariler geldikçe geldiler üçer, beşer; sonra geldikçe geldiler. Kiminin verilmiş sadakası oldu, kiminin bir gülümsemeydi ancak verebildiği… Gece bir tüy kadar hafifti.[/COLOR][/B] [B][COLOR=seagreen]Karanlık güne ermeden, sokaklar süvarilerle doldu, ve Razı Olan razı oldu.[/COLOR][/B] [B][COLOR=seagreen]Siz neredeydiniz?!..[/COLOR][/B] [B][COLOR=seagreen]İskender Pala[/COLOR][/B][/CENTER] [/FONT][/COLOR][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Bir Gülümsemeniz de Yok Mu?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst