Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
BİR HİKMETİ VARDIR...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="zuhur" data-source="post: 63345" data-attributes="member: 3258"><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #0044ff">"İnsanlardan öyle kimseler vardır ki, Allah'tan başka bir takım nidler3 edinir, onları, Allah'ı sever gibi sever; iman edenlerin Allah'a olan sevgileri ise daha ileri derecededir" (Bakara, 165). Bu âyet açıkça gösteriyor ki, Ulûhiyyetin en mühim hususiyetlerinden biri, muhabbettir, sevilmektir. Bundan dolayıdır ki, Kur'ân ve İslam ıstılahında insan, daha çok "kul" vasfıyla anılır. Kulluk, kendisine kul olunan varlığa karşı beslenen, en ileri sevgi derecesini ifade eder. Abd kelimesinin bu anlamı cahiliye devri Araplarında da mevcut idi.4 Risalet en üstün mertebe olduğu halde, Resûl (aleyhisselam) kulluğu ile öğünürdü. Mezkûr âyet gösteriyor ki, Allah'tan başka herhangi bir şeyi veya kimseyi, Allah'ı severcesine seven, O'nun emir ve nehiylerine uymak gibi bu sevginin gereklerini yerine getiren kimse, Allah'tan başka nidler, nazirler edinmiş demektir. Bu muhabette niddir. Yoksa hâlikıyyet ve rububiyetle nid değildir.5 Batıl tanrılara, abidlerinin gerçek bir sevgi taşıdıklarını şu âyetler de bildirir: Bakara, 95; Ankebût, 25. İman edenlerin Allah'a karşı sevgilerini belirten fıkra ise geniş tefsire yol açmış ve açmalıdır. Bizim için şimdilik şu kadarı kâfidir: Mü'min, Allah'ı, halis, katışıksız, sabit ve ileri bir derecede sevmelidir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #0044ff">Bir âyette "De ki: 'Eğer Allah'ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın" (Al-i İmran, 31). Demek ki, Allah'a iman nezdinde O'nu sevmek, asıl fıtratı teşkil eder. Fıtratta olan bu sevgiye hitap olunarak, Allah'ın da kendilerini sevmesi için uyarmaları gereken yola, insanlar böylece irşâd olunuyorlar. Öte yandan bu âyette "sevmek ve bağışlamak" kavramlarının münasebete konulmasından anlaşılıyor ki, Allah'ın mağfireti de, kula olan muhabbetinden ileri gelir. Normal olarak, sevmeyen bağışlamaz. Bunun Kur'ân'da örnekleri çoktur. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #0044ff"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #0044ff"> affet Allahım sevdiginin yüzüsuyu hürmetine affet Allahım ...... bir kitmir olayımda ayaklarının arasından geçip hav hav... diye bagıraydım diyor bir Allah dostu </span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="zuhur, post: 63345, member: 3258"] [size=3][color=#0044ff]"İnsanlardan öyle kimseler vardır ki, Allah'tan başka bir takım nidler3 edinir, onları, Allah'ı sever gibi sever; iman edenlerin Allah'a olan sevgileri ise daha ileri derecededir" (Bakara, 165). Bu âyet açıkça gösteriyor ki, Ulûhiyyetin en mühim hususiyetlerinden biri, muhabbettir, sevilmektir. Bundan dolayıdır ki, Kur'ân ve İslam ıstılahında insan, daha çok "kul" vasfıyla anılır. Kulluk, kendisine kul olunan varlığa karşı beslenen, en ileri sevgi derecesini ifade eder. Abd kelimesinin bu anlamı cahiliye devri Araplarında da mevcut idi.4 Risalet en üstün mertebe olduğu halde, Resûl (aleyhisselam) kulluğu ile öğünürdü. Mezkûr âyet gösteriyor ki, Allah'tan başka herhangi bir şeyi veya kimseyi, Allah'ı severcesine seven, O'nun emir ve nehiylerine uymak gibi bu sevginin gereklerini yerine getiren kimse, Allah'tan başka nidler, nazirler edinmiş demektir. Bu muhabette niddir. Yoksa hâlikıyyet ve rububiyetle nid değildir.5 Batıl tanrılara, abidlerinin gerçek bir sevgi taşıdıklarını şu âyetler de bildirir: Bakara, 95; Ankebût, 25. İman edenlerin Allah'a karşı sevgilerini belirten fıkra ise geniş tefsire yol açmış ve açmalıdır. Bizim için şimdilik şu kadarı kâfidir: Mü'min, Allah'ı, halis, katışıksız, sabit ve ileri bir derecede sevmelidir. Bir âyette "De ki: 'Eğer Allah'ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın" (Al-i İmran, 31). Demek ki, Allah'a iman nezdinde O'nu sevmek, asıl fıtratı teşkil eder. Fıtratta olan bu sevgiye hitap olunarak, Allah'ın da kendilerini sevmesi için uyarmaları gereken yola, insanlar böylece irşâd olunuyorlar. Öte yandan bu âyette "sevmek ve bağışlamak" kavramlarının münasebete konulmasından anlaşılıyor ki, Allah'ın mağfireti de, kula olan muhabbetinden ileri gelir. Normal olarak, sevmeyen bağışlamaz. Bunun Kur'ân'da örnekleri çoktur. affet Allahım sevdiginin yüzüsuyu hürmetine affet Allahım ...... bir kitmir olayımda ayaklarının arasından geçip hav hav... diye bagıraydım diyor bir Allah dostu [/color][/size] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
BİR HİKMETİ VARDIR...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst