Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Mizahi Sohbet
[Bir ilaç ve bir tatlının târifi] - Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="SaYa" data-source="post: 7382" data-attributes="member: 5"><p><strong><span style="color: green">Bir ilaç ve bir tatlının târifi] - Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">PROF. DR. ESAD COŞAN</span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle: </span></strong></p><p><strong><span style="color: green">TEVBE kökü, İSTİĞFAR yaprağıyla karıştırılacak; GÖNÜL havanına konulup, TEVHİD (La ilahe illallah) tokmağı ile güzelce dövülecek; İNSAF eleğinden geçirildikten sonra, GÖZYAŞI ile hamur kıvamına getirilecek; ŞEVK ateşiyle pişirilecek; MUHABBET balı katıştırılıp, karıştırılacak. </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Böylece hazırlanan ilâcın, KANAAT kaşığı ile sabah-akşam, gece-gündüz alınması gerektiği ve her türlü derûnî-mânevi rahatsızlığı iyileştirdiği belirtilmiş. </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Bu ilâç târifnâmesi bize, 15. yüzyılda yaşayan Hatiboğlu Muhammedin Ferahnâme sinde gördüğümüz başka bir tarifnâmeyi hatırlattı. Onun hikâyesi de şu: </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Ebû Alî adlı bir kişi der ki : </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Basra şehrinde bir vali olduğunu söylediler; görmek ve ziyaret edip duasını almak niyetiyle Basraya gittim. Bazı kimselere yerini sordum: </span></strong></p><p><strong><span style="color: green">;-Az önce mezarlık tarafına çıktı.dediler. </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Arkasından gittim. Beni görünce acele ile mezarlığın mescidine girdi, kapısını kapadı. Kulağımı kapıya dayadım. Şöyle niyaz ediyordu: </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">İlâhî! Seni arzulayanlar halktan, şöhretten, gösterişten kaçtılar; sırf sana rağbet ettiler. Sana müştak olanlar halktan ayrı durmuşlar, tenhalarda seni zikretmişlerdir. Bana da senden başkası gerekmez. </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Ben, kendisine bir hizmette bulunmak, istiyordum; seslendim: </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">- Biraz tatlı getirsem yer misin? dedim; </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">- Sen bilirsin, dedi. </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">Döndüm hâlis şekerden makbul cins bir tatlı getirdim, önüne koydum. </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">- Ben böyle tatlı istemiyordum ki, dedi. </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">- Peki, senin istediğin nasıl bir tatlı? dedim. </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">İçini çekerek şöyle cevap verdi: </span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p><strong><span style="color: green">- İTAAT ve İBADET hurmasını alır, içinden KİBİRLİLİK çekirdeğini çıkarır, KULLUK ve HİZMET unuyla karıştırırsın; ayrıca BELÂ ve MİHNET yağına, RIZA ve TESLİMİYET zağferânını katar, TEVAZÛ ve MESKENET tenceresinde hepsini birlikte koyar, üzerlerine SAFA balını dökersin. Altına İŞTİYAK ateşini yakar, İHTİYAT kepçesiyle ağır ağır karıştırıp pişirdikten sonra, ŞÜKÜR tabağına koyarak önüme getirirsin, işte benim istediğim tatlı bu. Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur, canına rahatlık gelir.!</span></strong></p><p><strong><span style="color: green"></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="color: green">alıntıııııı</span></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="SaYa, post: 7382, member: 5"] [B][COLOR=green]Bir ilaç ve bir tatlının târifi] - Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur PROF. DR. ESAD COŞAN Dindar, yaşlı ve sevimli bir dostu ziyarete gitmiştik. Ben, hüsn-i hat merakım dolayısıyla duvarlardaki eski-yazı levhalarını incelerken, bir levha özerinde ilgi çekici ve hoş bir ilâç târifnâmesine rastladım, ilâcın hazırlanışı şöyle: TEVBE kökü, İSTİĞFAR yaprağıyla karıştırılacak; GÖNÜL havanına konulup, TEVHİD (La ilahe illallah) tokmağı ile güzelce dövülecek; İNSAF eleğinden geçirildikten sonra, GÖZYAŞI ile hamur kıvamına getirilecek; ŞEVK ateşiyle pişirilecek; MUHABBET balı katıştırılıp, karıştırılacak. Böylece hazırlanan ilâcın, KANAAT kaşığı ile sabah-akşam, gece-gündüz alınması gerektiği ve her türlü derûnî-mânevi rahatsızlığı iyileştirdiği belirtilmiş. Bu ilâç târifnâmesi bize, 15. yüzyılda yaşayan Hatiboğlu Muhammedin Ferahnâme sinde gördüğümüz başka bir tarifnâmeyi hatırlattı. Onun hikâyesi de şu: Ebû Alî adlı bir kişi der ki : Basra şehrinde bir vali olduğunu söylediler; görmek ve ziyaret edip duasını almak niyetiyle Basraya gittim. Bazı kimselere yerini sordum: ;-Az önce mezarlık tarafına çıktı.dediler. Arkasından gittim. Beni görünce acele ile mezarlığın mescidine girdi, kapısını kapadı. Kulağımı kapıya dayadım. Şöyle niyaz ediyordu: İlâhî! Seni arzulayanlar halktan, şöhretten, gösterişten kaçtılar; sırf sana rağbet ettiler. Sana müştak olanlar halktan ayrı durmuşlar, tenhalarda seni zikretmişlerdir. Bana da senden başkası gerekmez. Ben, kendisine bir hizmette bulunmak, istiyordum; seslendim: - Biraz tatlı getirsem yer misin? dedim; - Sen bilirsin, dedi. Döndüm hâlis şekerden makbul cins bir tatlı getirdim, önüne koydum. - Ben böyle tatlı istemiyordum ki, dedi. - Peki, senin istediğin nasıl bir tatlı? dedim. İçini çekerek şöyle cevap verdi: - İTAAT ve İBADET hurmasını alır, içinden KİBİRLİLİK çekirdeğini çıkarır, KULLUK ve HİZMET unuyla karıştırırsın; ayrıca BELÂ ve MİHNET yağına, RIZA ve TESLİMİYET zağferânını katar, TEVAZÛ ve MESKENET tenceresinde hepsini birlikte koyar, üzerlerine SAFA balını dökersin. Altına İŞTİYAK ateşini yakar, İHTİYAT kepçesiyle ağır ağır karıştırıp pişirdikten sonra, ŞÜKÜR tabağına koyarak önüme getirirsin, işte benim istediğim tatlı bu. Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa, gönlüne nur olur, canına rahatlık gelir.! [/COLOR][/B] [B][/B] [B][COLOR=green]alıntıııııı[/COLOR][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Mizahi Sohbet
[Bir ilaç ve bir tatlının târifi] - Her kim bu tatlıdan üç lokma yese, göğsüne şifa
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst