Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
“Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.” (Duhân, 38)
Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Size iki nasîhatçı bıraktım. Biri susar, diğeri konuşur. Susan nasîhatçı ölüm, konuşan ise Kur’ân-ı Kerîm’dir.” (Fezâil-i Âmâl, s. 383)
Dükkânı şehrin çıkış kapısında bulunan bir bakkal vardı. O kapıdan ne zaman bir cenâze çıksa yanında bulundurduğu bir testiye bir meyve çekirdeği atar ve bir ay sonra da onları sayarak: “–Bu ay şu kadar kişi testiye düştü!” derdi.
Birgün o da öldü. Epey bir zaman geçmişti ki, ölümünden habersiz bir dostu kendisini ziyârete geldi. Onu göremeyince komşulara sordu.
“–Burada oturan bakkala ne oldu?”
Dediler ki:
“–O da testiye düştü!..”
İşte şu fânî âleme gelen yolcuların hikâyesi… Herkes ve herşey hakkında söylenen, bir varmış, bir yokmuş… (Osman Nuri Topbaş, Muhabbetteki Sır, Erkam Yay.)
Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri) el-Hakîm: Bütün işleri yerli yerince ve eksiksiz olan, hüküm ve hikmet sahibi, eşyanın, işlerin ve her şeyin hakikatini bilen demektir.
Kısa Günün Kârı Cenâb-ı Hak, kâinâtı ilâhî muhabbet ve mârifet nazarıyla temâşâ edebilmeyi, gözlerden akan haşyet ve nedâmet şebnemleriyle gufrân iklimlerine ulaşmayı ve “ölmeden evvel ölünüz” sırrına ererek hakîkat âlemine uyanmayı nasîb eylesin… Âmîn!..