Bir Kefen Aldık, Döndük Mezara!

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
Bir Kefen Aldık, Döndük Mezara!

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.” (Duhân, 38)



Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Size iki nasîhatçı bıraktım. Biri susar, diğeri konuşur. Susan nasîhatçı ölüm, konuşan ise Kur’ân-ı Kerîm’dir.” (Fezâil-i Âmâl, s. 383)



Dükkânı şehrin çıkış kapısında bulunan bir bakkal vardı. O kapıdan ne zaman bir cenâze çıksa yanında bulundurduğu bir testiye bir meyve çekirdeği atar ve bir ay sonra da onları sayarak:
“–Bu ay şu kadar kişi testiye düştü!” derdi.

Birgün o da öldü. Epey bir zaman geçmişti ki, ölümünden habersiz bir dostu kendisini ziyârete geldi. Onu göremeyince komşulara sordu.

“–Burada oturan bakkala ne oldu?”

Dediler ki:

“–O da testiye düştü!..”

İşte şu fânî âleme gelen yolcuların hikâyesi… Herkes ve herşey hakkında söylenen, bir varmış, bir yokmuş… (Osman Nuri Topbaş, Muhabbetteki Sır, Erkam Yay.)



Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Hakîm: Bütün işleri yerli yerince ve eksiksiz olan, hüküm ve hikmet sahibi, eşyanın, işlerin ve her şeyin hakikatini bilen demektir.


Kısa Günün Kârı
Cenâb-ı Hak, kâinâtı ilâhî muhabbet ve mârifet nazarıyla temâşâ edebilmeyi, gözlerden akan haşyet ve nedâmet şebnemleriyle gufrân iklimlerine ulaşmayı ve “ölmeden evvel ölünüz” sırrına ererek hakîkat âlemine uyanmayı nasîb eylesin… Âmîn!..
 
Üst