Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
Bir mektup,
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="durmuþ göktekin" data-source="post: 380267" data-attributes="member: 1022596"><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"> </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">BİR MEKTUP..</span></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Şu bizim Satılmış bir mektup göndermiş. Geçmişte yaşadığı acı günlerin hikâyesini anlatmış. Ben de aynen okuyucularımın nazarlarına sunuyorum:</span></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> “Kardeşim Durmuş Bey; 78 yaşına girdim. Çocukluğumda yediğim zılgıtın acıları hala yüreğimden çıkmadı. Bu zılgıt, halkı idare edenlerin zılgıtıydı. Halkın tepesinde bir çelik gürz gibi kurgulanmıştı. Gürzün dikenli topuzu her an başımıza batacak şekilde ayarlanmıştı. Devletin gücünü elinde bulunduranlar bir koro kurmuştu. Bunların güftesi ve bestesi halktan ayrıydı. Bunlar çalar halk dinlerdi. Eşekle 8-10 saat gittiğimiz şehirde, nüfus müdürlüğündeki bir görevli; bugün git, yarın gel! Dediğinde gık demeden döner gelirdik köye. Devletin kapısı halk için korku kapısıydı. Höt diyen olsa altımıza kaçırırdık. Her yerde her şeye korku hâkimdi. Ele geçirdikleri mevzileri koruyabilmek için hep bir ağızdan aynı teraneyi seslendiriyorlardı. Halkı sindirmek için hayali düşman ürettiler. </span></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> İrtica tehlikesiyle, komünizm tehlikesi sürekli gündemde tutuldu. Komünizme karşıydık çünkü Müslüman’dık. İnançlarını yaşamak isteyen her Müslüman’ı irtica damgasıyla damgaladılar. İslamiyet’i yaşamak suç sayıldı. Dindar Müslümanlara hayat hakkı tanınmadı. Başı örtülü kızlar okullara, üniversitelere alınmadı. Milletin en güzide evlatlarını TSK’ dan attılar. Sebep; hanımı başı örtülü, kendisi namaz kılıyor. Zulme maruz kalanların sesini Allah’tan başka duyan olmadı. O’nun duyduğunu bilenler sükûn buldu. Aldıkları nefesi geri vermek imkânına erdiler. Allah adalet etti, ümitleri yeşerdi. </span></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Risale-i Nurları ve dini kitapları, evimin bahçesinde kazdığım bir çukura, galvaniz bir kutu içine koyup gömdüm. Aylarca orada sakladım. Dinsizlikten kurtulmak, dinimizi öğrenmek için gittiğimiz sohbetlerden evimize dönmemek gibi bir riskle karşı karşıyaydık. Sohbet yapılan eve her an emniyet güçlerince baskın yapılabilirdi. Gece eve dönmek yerine nezarette kalmak, mahkeme ve hapse girmek vardı. Suç kitap okumak, ibadet etmekten ibaretti. Namaz kılanların takke, tespih, seccadeleri ve okudukları kitaplar suç unsurlarıydı. Bunlar mahkemeye suç delili olarak teslim edilirdi. </span></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Milletin ekseriyetini teşkil eden köylü sözde “efendi”ydi. İcraatta, ahırında öküzüyle yaşayan köleydi. Devlet kurumlarında müstahdemlere “efendi”, kurumda çalışan diğer personele “bey” ifadesi kullanılırdı. Müstahdemle kurum çalışanını ayırmak için, özellikle bu ifadelere dikkat edilirdi. Yapılan işlerin çoğu milleti kandırmak içindi. Millet hükümet seçer, onlar ihtilal yapar milletin seçtiklerini işbaşından uzaklaştırır, istediklerini de asarlardı. Bir korku imparatorluğu mevcuttu. Millet özellikle fakir ve cahil bırakılmıştı. Ta ki idaresi kolay olsun! Bütün yollar, eğlence ve sefahate açık, bilgilenmeye, ilerlemeye, hak ve hakikate kapalıydı.</span></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Çok yavaş da olsa millet şuurlaşmaya başlayınca baskı şiddeti artırıldı. Dindarlar üzerinde temerküz eden baskılar dozunu iyice yükseltti. Resmi kurumlarda bulunan ne kadar dindar insan varsa hepsi görevinden uzaklaştırıldı. Genel olarak bir dindar kıyımı başlatıldı. Yüz binlerce insan mağdur edildi. Allah’a hesap vereceğine inanarak çalışan bu kadar güzide insanın iş başından uzaklaştırılması milleti geri bıraktı, kalkınmasını geciktirdi. Milleti şuurlaşmaya yönelten idarecilere hayat hakkı tanımadılar. Asker, sivil kim varsa ortadan kaldırdılar. Bunları yapanların muhakkak bir hesabı vardı. Mazlumların üzerine kurdukları saltanatın enkazı altında kalacaklarını düşünmeden zılgıtlarına devam ettiler. Her şeyin sahibi olan Rabbilalemin, mazlumların ahını yerde bırakmadı. Ömrünü dolduran zulmü alaşağı etti, adaletini gösterdi. </span></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Gün geldi hesap döndü, keser döndü sap döndü, keser sapını yonttu. Sap kesere takıldı, keser işe yarar hale geldi. Allah bize; “ümidinizi kesmeyiniz” buyuruyor. Bize her şeyi O, öğretiyor. Bütün yaratılmışlara bir ömür biçmiş. Bugüne kadar ne zalimler gelmiş geçmiş. Ne imparatorluklar yer ile yeksan olmuş. Hangi meşhura kalmış ki şu dünya. Şöyle bir maziyi tahattur edin. Bütün zalimlerin sonu berbat olmuştur. Dikkat edin! Her zulmün başı parlak, ortası mat, sonu berbattır.”</span></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Kardeşim Satılmış; mektubun için teşekkür ederim. Okuyucularımla paylaştım. İnşallah düşünmeye medar olur.</span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> 04. 12. 2012 </span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Durmuş Göktekin </span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="durmuþ göktekin, post: 380267, member: 1022596"] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=#000000] [FONT=Comic Sans MS]BİR MEKTUP..[/FONT] [FONT=Comic Sans MS] [/FONT] [FONT=Comic Sans MS] Şu bizim Satılmış bir mektup göndermiş. Geçmişte yaşadığı acı günlerin hikâyesini anlatmış. Ben de aynen okuyucularımın nazarlarına sunuyorum:[/FONT] [FONT=Comic Sans MS] [/FONT] [FONT=Comic Sans MS] “Kardeşim Durmuş Bey; 78 yaşına girdim. Çocukluğumda yediğim zılgıtın acıları hala yüreğimden çıkmadı. Bu zılgıt, halkı idare edenlerin zılgıtıydı. Halkın tepesinde bir çelik gürz gibi kurgulanmıştı. Gürzün dikenli topuzu her an başımıza batacak şekilde ayarlanmıştı. Devletin gücünü elinde bulunduranlar bir koro kurmuştu. Bunların güftesi ve bestesi halktan ayrıydı. Bunlar çalar halk dinlerdi. Eşekle 8-10 saat gittiğimiz şehirde, nüfus müdürlüğündeki bir görevli; bugün git, yarın gel! Dediğinde gık demeden döner gelirdik köye. Devletin kapısı halk için korku kapısıydı. Höt diyen olsa altımıza kaçırırdık. Her yerde her şeye korku hâkimdi. Ele geçirdikleri mevzileri koruyabilmek için hep bir ağızdan aynı teraneyi seslendiriyorlardı. Halkı sindirmek için hayali düşman ürettiler. [/FONT] [FONT=Comic Sans MS] [/FONT] [FONT=Comic Sans MS] İrtica tehlikesiyle, komünizm tehlikesi sürekli gündemde tutuldu. Komünizme karşıydık çünkü Müslüman’dık. İnançlarını yaşamak isteyen her Müslüman’ı irtica damgasıyla damgaladılar. İslamiyet’i yaşamak suç sayıldı. Dindar Müslümanlara hayat hakkı tanınmadı. Başı örtülü kızlar okullara, üniversitelere alınmadı. Milletin en güzide evlatlarını TSK’ dan attılar. Sebep; hanımı başı örtülü, kendisi namaz kılıyor. Zulme maruz kalanların sesini Allah’tan başka duyan olmadı. O’nun duyduğunu bilenler sükûn buldu. Aldıkları nefesi geri vermek imkânına erdiler. Allah adalet etti, ümitleri yeşerdi. [/FONT] [FONT=Comic Sans MS] [/FONT] [FONT=Comic Sans MS] Risale-i Nurları ve dini kitapları, evimin bahçesinde kazdığım bir çukura, galvaniz bir kutu içine koyup gömdüm. Aylarca orada sakladım. Dinsizlikten kurtulmak, dinimizi öğrenmek için gittiğimiz sohbetlerden evimize dönmemek gibi bir riskle karşı karşıyaydık. Sohbet yapılan eve her an emniyet güçlerince baskın yapılabilirdi. Gece eve dönmek yerine nezarette kalmak, mahkeme ve hapse girmek vardı. Suç kitap okumak, ibadet etmekten ibaretti. Namaz kılanların takke, tespih, seccadeleri ve okudukları kitaplar suç unsurlarıydı. Bunlar mahkemeye suç delili olarak teslim edilirdi. [/FONT] [FONT=Comic Sans MS] [/FONT] [FONT=Comic Sans MS] Milletin ekseriyetini teşkil eden köylü sözde “efendi”ydi. İcraatta, ahırında öküzüyle yaşayan köleydi. Devlet kurumlarında müstahdemlere “efendi”, kurumda çalışan diğer personele “bey” ifadesi kullanılırdı. Müstahdemle kurum çalışanını ayırmak için, özellikle bu ifadelere dikkat edilirdi. Yapılan işlerin çoğu milleti kandırmak içindi. Millet hükümet seçer, onlar ihtilal yapar milletin seçtiklerini işbaşından uzaklaştırır, istediklerini de asarlardı. Bir korku imparatorluğu mevcuttu. Millet özellikle fakir ve cahil bırakılmıştı. Ta ki idaresi kolay olsun! Bütün yollar, eğlence ve sefahate açık, bilgilenmeye, ilerlemeye, hak ve hakikate kapalıydı.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS] [/FONT] [FONT=Comic Sans MS] Çok yavaş da olsa millet şuurlaşmaya başlayınca baskı şiddeti artırıldı. Dindarlar üzerinde temerküz eden baskılar dozunu iyice yükseltti. Resmi kurumlarda bulunan ne kadar dindar insan varsa hepsi görevinden uzaklaştırıldı. Genel olarak bir dindar kıyımı başlatıldı. Yüz binlerce insan mağdur edildi. Allah’a hesap vereceğine inanarak çalışan bu kadar güzide insanın iş başından uzaklaştırılması milleti geri bıraktı, kalkınmasını geciktirdi. Milleti şuurlaşmaya yönelten idarecilere hayat hakkı tanımadılar. Asker, sivil kim varsa ortadan kaldırdılar. Bunları yapanların muhakkak bir hesabı vardı. Mazlumların üzerine kurdukları saltanatın enkazı altında kalacaklarını düşünmeden zılgıtlarına devam ettiler. Her şeyin sahibi olan Rabbilalemin, mazlumların ahını yerde bırakmadı. Ömrünü dolduran zulmü alaşağı etti, adaletini gösterdi. [/FONT] [FONT=Comic Sans MS] [/FONT] [FONT=Comic Sans MS] Gün geldi hesap döndü, keser döndü sap döndü, keser sapını yonttu. Sap kesere takıldı, keser işe yarar hale geldi. Allah bize; “ümidinizi kesmeyiniz” buyuruyor. Bize her şeyi O, öğretiyor. Bütün yaratılmışlara bir ömür biçmiş. Bugüne kadar ne zalimler gelmiş geçmiş. Ne imparatorluklar yer ile yeksan olmuş. Hangi meşhura kalmış ki şu dünya. Şöyle bir maziyi tahattur edin. Bütün zalimlerin sonu berbat olmuştur. Dikkat edin! Her zulmün başı parlak, ortası mat, sonu berbattır.”[/FONT] [FONT=Comic Sans MS] [/FONT] [FONT=Comic Sans MS] Kardeşim Satılmış; mektubun için teşekkür ederim. Okuyucularımla paylaştım. İnşallah düşünmeye medar olur.[/FONT] [FONT=Comic Sans MS] 04. 12. 2012 [/FONT] [FONT=Comic Sans MS] Durmuş Göktekin [/FONT] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
Bir mektup,
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst