Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
Bir misyonerin günlüğü :)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Yeltegiyan" data-source="post: 3432" data-attributes="member: 3"><p>Sabırla okunası bir günlük, tebessümlerinize manî olamayacaksınız</p><p></p><p><span style="color: DarkOrange"></span></p><p><span style="color: DarkOrange">8 Temmuz </span></p><p><span style="color: DarkOrange">İşte Türkiye'deyim; bölge sorumlusu Tommy arkadaşla havaalanından kalacağımız eve giderken hayli uyarıcı bilgiler aldım; "Hemen başlama, biraz sağını solunu tanımalısın; Türkler acayip bir millettir" filan diye bir şeyler söyledi, ama aldırış etmedim. Bir dakika bile zayi edilmemeli; görev kutsal, görev ağır. </span></p><p></p><p></p><p><span style="color: RoyalBlue"></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"><span style="color: Magenta">9 Temmuz </span></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"><span style="color: Magenta"></span></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"><span style="color: Magenta">Tommy'nin yanıldığı açık; bugün ilk tebliğimi yaptım bile.Adam parkta </span></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"><span style="color: Magenta">öylece oturuyordu.Söylediğim her şeyi gülümseyip başıyla tasdik ederek </span></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"><span style="color: Magenta">saatlerce dinlerken ruhumun göklere değdiğini hissetmiştim. Bizi seyreden </span></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"><span style="color: Magenta">simitçi, sonradan o adamın sağır olduğunu söyleyince biraz moralim bozuldu </span></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"><span style="color: Magenta"></span></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"><span style="color: Magenta">ama olur öyle şeyler.daha yolun başındayım </span></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"><span style="color: SeaGreen">11 Temmuz </span></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"><span style="color: SeaGreen">Üçüncü gün; Tommy hâlâ "erken henüz" diye ısrar ediyor.Mânâsız bir ısrar </span></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"><span style="color: SeaGreen">bu; kurtulması gereken o kadar çok ruh var ki burada.Çorap almaya inmiştim </span></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"><span style="color: SeaGreen">semt pazarına. Nasıl oldu anlamadım ama eve dönerken artık benim altılı </span></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"><span style="color: SeaGreen">çelik tencere takımım vardı. </span></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"><span style="color: SeaGreen">Önemli değil, tencere gerekli bir araç nasıl olsa. </span></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"><span style="color: SeaGreen">Tencereci arkadaşa müjdeyi tebliğ ettim."Ayıpsın abi, Hazreti İsâ' ya can </span></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"><span style="color: SeaGreen">fedâ." dedi, ben ağladım. </span></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"><span style="color: SeaGreen"></span></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"><span style="color: SeaGreen">Söz verdi, pazar toplantılarına gelecek; hatta bana bir adres bile verdi.O </span></span></p><p><span style="color: RoyalBlue"><span style="color: SeaGreen">adrese gidersem bir sürü insanı misyona katabilirmişim. </span></span></p><p></p><p><span style="color: Red">21 Temmuz </span></p><p><span style="color: Red"></span></p><p><span style="color: Red">Tommy hâlâ "gitme, bak karışmam" diyor; işte bu aşırı ihtiyatkârlık </span></p><p><span style="color: Red">yüzünden buralarda İsa'nın </span></p><p><span style="color: Red">mesajı yeterince bilinmiyor zaten. Gittim; </span></p><p><span style="color: Red">şehrin kenarında kalabalık bir mahallede bir apartmanın altıncı katına </span></p><p><span style="color: Red">çıktım. İçeride bir hayli erkek vardı; beni içeri aldılar, mobilyasız bir </span></p><p><span style="color: Red">salona geçtik. Çay getirdiler; hatır sordular. Tam lâfa başlarken biri </span></p><p><span style="color: Red">parmağıyla "sus" işareti yaptı. İçeriden yaşlıca bir adam çıkıp salona </span></p><p><span style="color: Red">gelince herkes gibi ben de ayağa kalktım. Sonra adam konuşmaya, bir nevi </span></p><p><span style="color: Red">vaaz vermeye başladı. Şöyle bir dinledim; eh fena şeyler değil. </span></p><p><span style="color: Red">Toplantıdan sonra herkes birbirine sarıldı, yeniden çay ikram edildi. </span></p><p><span style="color: Red">Burayı sevdim, yarın da geleceğim. </span></p><p></p><p><span style="color: Purple">2 Ağustos </span></p><p><span style="color: Purple"></span></p><p><span style="color: Purple">Yine aynı şeyler oldu; bir ara fırsat bulup salondaki arkadaşları misyona </span></p><p><span style="color: Purple">kazandırayım dedim. Tam "İsa" demiştim ki, ihtiyar vaiz "İsa dedin de </span></p><p><span style="color: Purple">aklıma geldi." deyip çok tatlı bir bahis açtı. Öyle </span></p><p><span style="color: Purple">güzel anlatıyor ki </span></p><p><span style="color: Purple">başladım ağlamaya. Zor teselli ettiler; sonra ortaya sofra geldi. Yemek </span></p><p><span style="color: Purple">yedik. Kuşbaşılı pilav nefisti; hele cacık! </span></p><p></p><p><span style="color: Red">12 Ağustos </span></p><p><span style="color: Red"></span></p><p><span style="color: Red">Tommy beni tesbihle oynarken yakaladı. "Nereden buldun" diye sıkıştırıyor. </span></p><p><span style="color: Red">"Dükkanın birinden aldım." dedim. Tesbih bana iyi geliyor, meditasyon </span></p><p><span style="color: Red">yerine geçiyor. Bir tane de Tommy'e mi alsam? </span></p><p></p><p><span style="color: DeepSkyBlue"></span></p><p><span style="color: DeepSkyBlue"></span></p><p><span style="color: DeepSkyBlue">6 Eylül </span></p><p><span style="color: DeepSkyBlue"></span></p><p><span style="color: DeepSkyBlue">Bugün hep birlikte camiye gittik. "Bakayım" dedim burada neler yapıyorlar, </span></p><p><span style="color: DeepSkyBlue">nasıl ibadet ediyorlar. Mecit diye bir temiz yüzlü arkadaşım var </span></p><p><span style="color: DeepSkyBlue">cemaatten. Bana abdest almayı öğretti caminin avlusunda. Tuvaletleri pek </span></p><p><span style="color: DeepSkyBlue">temiz değil ama abdest çok güzel bir olay. Fırsatını kolluyorum; bunların </span></p><p><span style="color: DeepSkyBlue">hepsini Protestan etmezsem bana da Mahmut demesinler! </span></p><p></p><p><span style="color: Magenta">16 Eylül </span></p><p><span style="color: Magenta"></span></p><p><span style="color: Magenta">"Nereden </span></p><p><span style="color: Magenta">çıktı bu Mahmut?!" diye çıldırdı Tommy. "Kod adım" dedim. </span></p><p><span style="color: Magenta">Anlamadı. Anlamaz tabii. Ben ne yaptığımı biliyorum. Şimdilik sesimi </span></p><p><span style="color: Magenta">çıkarmıyor, toplantılara muntazaman devam ediyorum; ezan okununca "Hadi </span></p><p><span style="color: Magenta">camiye gidelim, Mahmut." diyorlar, gidiyorum. "Neler okuyorsunuz fısır </span></p><p><span style="color: Magenta">fısır?" diye sordum. Öğrettiler. Fatiha çok güzel bir sûre. Tommy'e de </span></p><p><span style="color: Magenta">öğretmeliyim. </span></p><p></p><p></p><p><span style="color: Lime">1 Ekim </span></p><p><span style="color: Lime"></span></p><p><span style="color: Lime">Tommy beni evden atmaya kalkıştı dün. "Seni kandırıyorlar, </span></p><p><span style="color: Lime">Müslüman yapacaklar enayi." diye çıkıştı. İtiraz ettim, "Ben bunların </span></p><p><span style="color: Lime">içyüzünü öğrenmeye çalışıyorum Pastör Tommy" dedim. </span></p><p><span style="color: Lime"></span></p><p><span style="color: Lime">"Sırlarını öğrendiğim an, bunları sürü halinde önüme katıp Sarayburnu' </span></p><p><span style="color: Lime">ndan denize sokup cümlesini birden çatır çatır vaftiz etmezsem bana da </span></p><p><span style="color: Lime">Mahmut demesinler." dedim. "Çık dışarı ***************." diye kovdu beni. Misyondan </span></p><p><span style="color: Lime"></span></p><p><span style="color: Lime">gelen aylığımı da kesti. Vermezse vermesin, cemaatteki arkadaşlar </span></p><p><span style="color: Lime">aralarında para toplayıp verdiler. Geceyi ucuz bir otelde geçirdim. </span></p><p><span style="color: Lime"></span></p><p><span style="color: Lime">Bugün Mecit'in evine taşınıyorum. </span></p><p><span style="color: Lime"></span></p><p><span style="color: Lime">Az kaldı, az.. Dayan, oğlum Mahmut! </span></p><p></p><p></p><p><span style="color: Olive">6 Kasım </span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive">Mecit benim için istihareye yatmış; "Yeşil gördüm, Mahmut." dedi, "Nurlar </span></p><p><span style="color: Olive">içindeydin, hidâyet nasip oldu sana, ne mutlu." dedi. Tabii, aldırış </span></p><p><span style="color: Olive">etmiyorum, fakat hoşuma gitmedi de değil. </span></p><p></p><p><span style="color: DarkOrange">9 Kasım </span></p><p><span style="color: DarkOrange"></span></p><p><span style="color: DarkOrange">Bugünlerde cemaate İngilizce dersleri vermeye başladım; sabah namazını </span></p><p><span style="color: DarkOrange">topluca edâ ettikten sonra kuşluk vaktine kadar ders veriyorum. Kuşlukla </span></p><p><span style="color: DarkOrange">öğle arasında tefsir dersleri yapıyoruz.Beni artık iyice kendilerinden </span></p><p><span style="color: DarkOrange">zannediyorlar. </span></p><p></p><p><span style="color: Red">21 Kasım </span></p><p><span style="color: Red"></span></p><p><span style="color: Red">Yeni damat olduğum için dört günden </span></p><p><span style="color: Red">beri günlük yazamadım. Mecit'in </span></p><p><span style="color: Red">teyzesinin kızı Sabiha ile nikahlandık dün. Nikâhımızı Saadettin Hoca </span></p><p><span style="color: Red">kıydı sağ olsun.Sünnet dediğin ise sinek ısırığı gibi bir şey zaten, </span></p><p><span style="color: Red">çabucak geçti. Bu sabah yolda Tommy ile karşılaştık. "Kiliseye yazdım, </span></p><p><span style="color: Red">seni defterden sildiler." dedi. Güldüm, hâlâ o bayatlamış misyoner kafası </span></p><p><span style="color: Red">işte. Benim din değiştirdiğimi sanıyor, gerzek. Halbuki ben... </span></p><p></p><p><span style="color: Blue"></span></p><p><span style="color: Blue">28 Kasım </span></p><p><span style="color: Blue"></span></p><p><span style="color: Blue">Ne kadar üzgünüm. Mecit, "Nasip değilmiş, seneye gidersin" diyor. Hac </span></p><p><span style="color: Blue">kayıtları kapanmışmış. İstesem ecnebi pasaportumla Mısır üzerindenvize </span></p><p><span style="color: Blue">alır giderim, ama ben olayı içeriden, herkesle bütün mü'minlerle birlikte yaşamak istiyorum oysaki. </span></p><p></p><p></p><p><span style="color: Magenta">19 Aralık </span></p><p><span style="color: Magenta"></span></p><p><span style="color: Magenta">Öğleden sonra yayıncımla sözlü anlaşma yaptık; ilk eserim iki ay sonra </span></p><p><span style="color: Magenta">çıkıyor:"İslâm'ın selefî </span></p><p><span style="color: Magenta">boyutlarına dinamik bakışlar".Yayıncım, "Fiyatı </span></p><p><span style="color: Magenta">iki lira yaparsak üç yüz bin satarız." diyor. "HAMD OLSUN" <img src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAIAAAAAAAP///yH5BAEAAAAALAAAAAABAAEAAAIBRAA7" class="smilie smilie--sprite smilie--sprite1" alt=":)" title="Smile :)" loading="lazy" data-shortname=":)" /></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Yeltegiyan, post: 3432, member: 3"] Sabırla okunası bir günlük, tebessümlerinize manî olamayacaksınız [COLOR="DarkOrange"] 8 Temmuz İşte Türkiye'deyim; bölge sorumlusu Tommy arkadaşla havaalanından kalacağımız eve giderken hayli uyarıcı bilgiler aldım; "Hemen başlama, biraz sağını solunu tanımalısın; Türkler acayip bir millettir" filan diye bir şeyler söyledi, ama aldırış etmedim. Bir dakika bile zayi edilmemeli; görev kutsal, görev ağır. [/COLOR] [COLOR="RoyalBlue"] [COLOR="Magenta"]9 Temmuz Tommy'nin yanıldığı açık; bugün ilk tebliğimi yaptım bile.Adam parkta öylece oturuyordu.Söylediğim her şeyi gülümseyip başıyla tasdik ederek saatlerce dinlerken ruhumun göklere değdiğini hissetmiştim. Bizi seyreden simitçi, sonradan o adamın sağır olduğunu söyleyince biraz moralim bozuldu ama olur öyle şeyler.daha yolun başındayım [/COLOR] [COLOR="SeaGreen"]11 Temmuz Üçüncü gün; Tommy hâlâ "erken henüz" diye ısrar ediyor.Mânâsız bir ısrar bu; kurtulması gereken o kadar çok ruh var ki burada.Çorap almaya inmiştim semt pazarına. Nasıl oldu anlamadım ama eve dönerken artık benim altılı çelik tencere takımım vardı. Önemli değil, tencere gerekli bir araç nasıl olsa. Tencereci arkadaşa müjdeyi tebliğ ettim."Ayıpsın abi, Hazreti İsâ' ya can fedâ." dedi, ben ağladım. Söz verdi, pazar toplantılarına gelecek; hatta bana bir adres bile verdi.O adrese gidersem bir sürü insanı misyona katabilirmişim. [/COLOR][/COLOR] [COLOR="Red"]21 Temmuz Tommy hâlâ "gitme, bak karışmam" diyor; işte bu aşırı ihtiyatkârlık yüzünden buralarda İsa'nın mesajı yeterince bilinmiyor zaten. Gittim; şehrin kenarında kalabalık bir mahallede bir apartmanın altıncı katına çıktım. İçeride bir hayli erkek vardı; beni içeri aldılar, mobilyasız bir salona geçtik. Çay getirdiler; hatır sordular. Tam lâfa başlarken biri parmağıyla "sus" işareti yaptı. İçeriden yaşlıca bir adam çıkıp salona gelince herkes gibi ben de ayağa kalktım. Sonra adam konuşmaya, bir nevi vaaz vermeye başladı. Şöyle bir dinledim; eh fena şeyler değil. Toplantıdan sonra herkes birbirine sarıldı, yeniden çay ikram edildi. Burayı sevdim, yarın da geleceğim. [/COLOR] [COLOR="Purple"]2 Ağustos Yine aynı şeyler oldu; bir ara fırsat bulup salondaki arkadaşları misyona kazandırayım dedim. Tam "İsa" demiştim ki, ihtiyar vaiz "İsa dedin de aklıma geldi." deyip çok tatlı bir bahis açtı. Öyle güzel anlatıyor ki başladım ağlamaya. Zor teselli ettiler; sonra ortaya sofra geldi. Yemek yedik. Kuşbaşılı pilav nefisti; hele cacık! [/COLOR] [COLOR="Red"]12 Ağustos Tommy beni tesbihle oynarken yakaladı. "Nereden buldun" diye sıkıştırıyor. "Dükkanın birinden aldım." dedim. Tesbih bana iyi geliyor, meditasyon yerine geçiyor. Bir tane de Tommy'e mi alsam? [/COLOR] [COLOR="DeepSkyBlue"] 6 Eylül Bugün hep birlikte camiye gittik. "Bakayım" dedim burada neler yapıyorlar, nasıl ibadet ediyorlar. Mecit diye bir temiz yüzlü arkadaşım var cemaatten. Bana abdest almayı öğretti caminin avlusunda. Tuvaletleri pek temiz değil ama abdest çok güzel bir olay. Fırsatını kolluyorum; bunların hepsini Protestan etmezsem bana da Mahmut demesinler! [/COLOR] [COLOR="Magenta"]16 Eylül "Nereden çıktı bu Mahmut?!" diye çıldırdı Tommy. "Kod adım" dedim. Anlamadı. Anlamaz tabii. Ben ne yaptığımı biliyorum. Şimdilik sesimi çıkarmıyor, toplantılara muntazaman devam ediyorum; ezan okununca "Hadi camiye gidelim, Mahmut." diyorlar, gidiyorum. "Neler okuyorsunuz fısır fısır?" diye sordum. Öğrettiler. Fatiha çok güzel bir sûre. Tommy'e de öğretmeliyim. [/COLOR] [COLOR="Lime"]1 Ekim Tommy beni evden atmaya kalkıştı dün. "Seni kandırıyorlar, Müslüman yapacaklar enayi." diye çıkıştı. İtiraz ettim, "Ben bunların içyüzünü öğrenmeye çalışıyorum Pastör Tommy" dedim. "Sırlarını öğrendiğim an, bunları sürü halinde önüme katıp Sarayburnu' ndan denize sokup cümlesini birden çatır çatır vaftiz etmezsem bana da Mahmut demesinler." dedim. "Çık dışarı ***************." diye kovdu beni. Misyondan gelen aylığımı da kesti. Vermezse vermesin, cemaatteki arkadaşlar aralarında para toplayıp verdiler. Geceyi ucuz bir otelde geçirdim. Bugün Mecit'in evine taşınıyorum. Az kaldı, az.. Dayan, oğlum Mahmut! [/COLOR] [COLOR="Olive"]6 Kasım Mecit benim için istihareye yatmış; "Yeşil gördüm, Mahmut." dedi, "Nurlar içindeydin, hidâyet nasip oldu sana, ne mutlu." dedi. Tabii, aldırış etmiyorum, fakat hoşuma gitmedi de değil. [/COLOR] [COLOR="DarkOrange"]9 Kasım Bugünlerde cemaate İngilizce dersleri vermeye başladım; sabah namazını topluca edâ ettikten sonra kuşluk vaktine kadar ders veriyorum. Kuşlukla öğle arasında tefsir dersleri yapıyoruz.Beni artık iyice kendilerinden zannediyorlar. [/COLOR] [COLOR="Red"]21 Kasım Yeni damat olduğum için dört günden beri günlük yazamadım. Mecit'in teyzesinin kızı Sabiha ile nikahlandık dün. Nikâhımızı Saadettin Hoca kıydı sağ olsun.Sünnet dediğin ise sinek ısırığı gibi bir şey zaten, çabucak geçti. Bu sabah yolda Tommy ile karşılaştık. "Kiliseye yazdım, seni defterden sildiler." dedi. Güldüm, hâlâ o bayatlamış misyoner kafası işte. Benim din değiştirdiğimi sanıyor, gerzek. Halbuki ben... [/COLOR] [COLOR="Blue"] 28 Kasım Ne kadar üzgünüm. Mecit, "Nasip değilmiş, seneye gidersin" diyor. Hac kayıtları kapanmışmış. İstesem ecnebi pasaportumla Mısır üzerindenvize alır giderim, ama ben olayı içeriden, herkesle bütün mü'minlerle birlikte yaşamak istiyorum oysaki. [/COLOR] [COLOR="Magenta"]19 Aralık Öğleden sonra yayıncımla sözlü anlaşma yaptık; ilk eserim iki ay sonra çıkıyor:"İslâm'ın selefî boyutlarına dinamik bakışlar".Yayıncım, "Fiyatı iki lira yaparsak üç yüz bin satarız." diyor. "HAMD OLSUN" (:[/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Mizah ve Eğlence
Serbest Kürsü
Bir misyonerin günlüğü :)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst