Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Bir Rahmet Yansıması
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Muvahhid1" data-source="post: 253283" data-attributes="member: 1003203"><p><strong>Allah’tan bir rahmet sayesindedir ki sen onlara yumuşak davrandın. Eğer sen kaba ve katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp gitmişlerdi.</strong> Âl-i İmrân Sûresi, 3:159 </p><p> </p><p>“ŞÜPHESİZ Kİ sen pek büyük bir ahlâk üzerinesin”[1] mealindeki âyet-i kerimeyi açıklayan âyetlerden biri de budur. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberin merhameti, onun yüce ahlâkının en önemli özelliklerinden biridir ve bu özellik ona Allah tarafından bağışlanmış bir lütuftur.</p><p>Âyetin arka planı, konuyu daha da dikkat çekici hale getiriyor.</p><p></p><p>Bu âyet ile beraber Âl-i İmrân Sûresinin önemli bir kısmı, Uhud Harbinden sonra inmiştir ve bu savaştaki yenilgi üzerine önemli dersler vermektedir. </p><p>Bilindiği gibi, Uhud Savaşı, Peygamber emrine uymakta gösterilen gevşeklik yüzünden yenilgiyle sonuçlanmıştı. Savaşın öncesindeki istişarede Allah’ın Resulü düşmanı şehirde karşılama düşüncesini savunmuş, ancak, özellikle genç Sahâbîlerin ısrarı üzerine savaş meydanına çıkılmıştı. Savaşta da İslâm ordusu tam zafere ulaşmak üzere iken, Peygamber emrine aykırı olarak okçuların yerlerinden ayrılması yüzünden yenilgiye uğramıştı.</p><p></p><p>Dünyanın neresinde böyle bir deneyim yaşanacak olsa, buna yol açanların başlarına neler geleceği aşağı yukarı bellidir.</p><p>Asr-ı Saadette ise, başka bir yerde yaşanmayan şey yaşanmıştır. Bu yenilgiden sonra Peygamberin ağzından ne bir azarlama işitilmiştir, ne de “Ben size söylemiştim” türünden bir başa kakma… O, insan tahammülünü en ziyade zorlayan şartlar altında dahi asla kabalaşmamış, kötü bir söz söylememiş, kalp kırmamıştır.</p><p></p><p>Bu ahlâk onun pek büyük bir mucizesi olduğu gibi, İlâhî rahmetin de bir müjdecisidir. Âyet de bu hakikate işaret ediyor ve “Allah’tan bir rahmet sayesindedir ki sen onlara yumuşak davrandın” buyuruyor. Elçisine en ağır şartlar altında dahi şefkat ve merhameti ilham eden o yüce Rabbin kendi rahmetinin büyüklüğü bundan anlaşılmıyor mu?</p><p></p><p>İşte, Peygamberin, kulları Allah’ın rahmetine çağırdığına dair en büyük bir delil de onun yüce ahlâkıdır. O, davetçisi olduğu İlâhî rahmetin aynı zamanda en parlak bir yansıtıcısı olmuş, anlattığı şeyi fiilleriyle göstermiş, hayatıyla doğrulamıştır. Onun çağrısına kulak verenler, böylelikle, o şefkat timsali Peygamberin yanında, İlâhî rahmetin gerçekliğini tüm sıcaklığıyla hissetmişlerdir.</p><p></p><p>Ve, tabii, bu âyet-i kerimeden alınması gereken büyük bir ibret var:</p><p></p><p>Siz de Peygamberiniz gibi olun. Yani, onun gibi, şefkat ve merhamet dolu bir kalp sahibi olun; en olumsuz şartlar altında ve onların apaçık kusurları karşısında bile olsa, mü’min kardeşlerinize karşı yumuşaklığı ilke edinin. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberin ümmetine yaraşan şey budur; yoksa “kaba ve katı yürekli” olmak değildir.</p><p></p><p>Böyle bir ahlâka erişmenin kolay bir iş olmadığında şüphe yoktur. Ancak bu dünyada bir eğitim için bulunduğumuzu da unutmamalıyız. Özellikle yönetici durumunda bulunanların, Peygamber ahlâkını bir hedef olarak almaya herkesten fazla ihtiyaçları vardır. Dinin de, dünyanın da başarısı bununla mümkün olur. Aksi takdirde, “Onlar senin etrafından dağılıp gitmişlerdi” ifadesiyle anlatılan âkıbete uğramak kaçınılmaz hale gelir ki, bunun örneklerini etrafımızda fazlasıyla bulmak mümkündür.</p><p></p><p>“Eğer sen kaba ve katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp gitmişlerdi.” Oysa o rahmet peygamberinin etrafında insanlar her geçen gün daha büyük bir şevkle, daha büyük kalabalıklar halinde toplandılar. O gün için hatâlarıyla bir yenilgiye sebep olanlar da bundan sonra nice başarılara eriştiler, nice zaferler kazandılar. </p><p>Eğer onlar öyle bir yenilgiden sonra, Allah’tan bir rahmet sayesinde Peygamberlerini çok şefkatli ve bağışlayıcı bulmuş olmasalardı, zaferden zafere koşacak ve dünyaya medeniyet dersi verecek bir hale gelebilirler miydi?</p><p></p><p><strong>Ümit Şimşek</strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Muvahhid1, post: 253283, member: 1003203"] [B]Allah’tan bir rahmet sayesindedir ki sen onlara yumuşak davrandın. Eğer sen kaba ve katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp gitmişlerdi.[/B] Âl-i İmrân Sûresi, 3:159 “ŞÜPHESİZ Kİ sen pek büyük bir ahlâk üzerinesin”[1] mealindeki âyet-i kerimeyi açıklayan âyetlerden biri de budur. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberin merhameti, onun yüce ahlâkının en önemli özelliklerinden biridir ve bu özellik ona Allah tarafından bağışlanmış bir lütuftur. Âyetin arka planı, konuyu daha da dikkat çekici hale getiriyor. Bu âyet ile beraber Âl-i İmrân Sûresinin önemli bir kısmı, Uhud Harbinden sonra inmiştir ve bu savaştaki yenilgi üzerine önemli dersler vermektedir. Bilindiği gibi, Uhud Savaşı, Peygamber emrine uymakta gösterilen gevşeklik yüzünden yenilgiyle sonuçlanmıştı. Savaşın öncesindeki istişarede Allah’ın Resulü düşmanı şehirde karşılama düşüncesini savunmuş, ancak, özellikle genç Sahâbîlerin ısrarı üzerine savaş meydanına çıkılmıştı. Savaşta da İslâm ordusu tam zafere ulaşmak üzere iken, Peygamber emrine aykırı olarak okçuların yerlerinden ayrılması yüzünden yenilgiye uğramıştı. Dünyanın neresinde böyle bir deneyim yaşanacak olsa, buna yol açanların başlarına neler geleceği aşağı yukarı bellidir. Asr-ı Saadette ise, başka bir yerde yaşanmayan şey yaşanmıştır. Bu yenilgiden sonra Peygamberin ağzından ne bir azarlama işitilmiştir, ne de “Ben size söylemiştim” türünden bir başa kakma… O, insan tahammülünü en ziyade zorlayan şartlar altında dahi asla kabalaşmamış, kötü bir söz söylememiş, kalp kırmamıştır. Bu ahlâk onun pek büyük bir mucizesi olduğu gibi, İlâhî rahmetin de bir müjdecisidir. Âyet de bu hakikate işaret ediyor ve “Allah’tan bir rahmet sayesindedir ki sen onlara yumuşak davrandın” buyuruyor. Elçisine en ağır şartlar altında dahi şefkat ve merhameti ilham eden o yüce Rabbin kendi rahmetinin büyüklüğü bundan anlaşılmıyor mu? İşte, Peygamberin, kulları Allah’ın rahmetine çağırdığına dair en büyük bir delil de onun yüce ahlâkıdır. O, davetçisi olduğu İlâhî rahmetin aynı zamanda en parlak bir yansıtıcısı olmuş, anlattığı şeyi fiilleriyle göstermiş, hayatıyla doğrulamıştır. Onun çağrısına kulak verenler, böylelikle, o şefkat timsali Peygamberin yanında, İlâhî rahmetin gerçekliğini tüm sıcaklığıyla hissetmişlerdir. Ve, tabii, bu âyet-i kerimeden alınması gereken büyük bir ibret var: Siz de Peygamberiniz gibi olun. Yani, onun gibi, şefkat ve merhamet dolu bir kalp sahibi olun; en olumsuz şartlar altında ve onların apaçık kusurları karşısında bile olsa, mü’min kardeşlerinize karşı yumuşaklığı ilke edinin. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberin ümmetine yaraşan şey budur; yoksa “kaba ve katı yürekli” olmak değildir. Böyle bir ahlâka erişmenin kolay bir iş olmadığında şüphe yoktur. Ancak bu dünyada bir eğitim için bulunduğumuzu da unutmamalıyız. Özellikle yönetici durumunda bulunanların, Peygamber ahlâkını bir hedef olarak almaya herkesten fazla ihtiyaçları vardır. Dinin de, dünyanın da başarısı bununla mümkün olur. Aksi takdirde, “Onlar senin etrafından dağılıp gitmişlerdi” ifadesiyle anlatılan âkıbete uğramak kaçınılmaz hale gelir ki, bunun örneklerini etrafımızda fazlasıyla bulmak mümkündür. “Eğer sen kaba ve katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp gitmişlerdi.” Oysa o rahmet peygamberinin etrafında insanlar her geçen gün daha büyük bir şevkle, daha büyük kalabalıklar halinde toplandılar. O gün için hatâlarıyla bir yenilgiye sebep olanlar da bundan sonra nice başarılara eriştiler, nice zaferler kazandılar. Eğer onlar öyle bir yenilgiden sonra, Allah’tan bir rahmet sayesinde Peygamberlerini çok şefkatli ve bağışlayıcı bulmuş olmasalardı, zaferden zafere koşacak ve dünyaya medeniyet dersi verecek bir hale gelebilirler miydi? [B]Ümit Şimşek[/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Bir Rahmet Yansıması
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst