Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
[Bir Soru] İmanın Altı Şartından Çıkan...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="TaLHa" data-source="post: 55144" data-attributes="member: 1"><p><span style="color: dimgray"><strong>İman altı rüknünden çıkan öyle bir vahdanî hakikattır ki, tefrik kabul etmez. Ve öyle bir küllîdir ki, tecezzi kaldırmaz. Ve öyle bir külldür ki kabil-i inkısam olmazlar. </strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong></strong></span></p><p></p><p><span style="color: dimgray"><strong> İman kelimesi, imanın altı rüknünün tamamına inanma mânâsı taşır. Bu rükünlerin hepsine inanılması halinde 'iman' tahakkuk eder. Bu iman, 'tefrik kabul etmez.' Yani bir tek iman rüknüne bile iman edilmese o inanca "iman" denmez; batıl bir inanç denilir. O halde, iman "bir vahdanî hakikattir."İnsan, beden ve ruhtan meydana geliyor. Beden birçok organlardan teşekkül etmiş bir 'kül'dür. Bu 'kül' bazen parçalara ayrılır. Bir kaza sonunda kolunu yahut ayağını kaybeden insan, yine insandır. Ama ruh öyle değildir. Ruhtaki hisleri, duyguları ondan ayırmak mümkün olmaz. </strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong></strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong> Meselâ, görme sıfatına sahip olmayan bir ruh düşünemezsiniz. Hayat, irade, işitme, görme gibi sıfatlar da her insanın ruhunda vardır. Bedendeki bazı arızalarla bu sıfatların dış dünya ile ilgileri kesilebilir ve bir iş göremez hale gelebilirler; gözü olmayanın görmemesi, kulağı arızalı olanın işitmemesi gibi. Ancak, bu hal o sıfatların yok olması mânâsına gelmez. Nitekim, rüya âleminde o sağır insan da işitir, o kör adam da görür. Hem de uyanıkken sadece karşısındaki arkadaşlarını gören insan, uykuya daldığında yüz sene önce yaşamış dedesini görebilir ve onunla sohbet edebilir. </strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong></strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong> Nur Küllîyatında iman için "nur" tabiri kullanılır. </strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong></strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong> "İman hem nurdur, hem kuvvettir." (Sözler) </strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong></strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong> Nurun bölünmezliği, ruhun bölünmezliğinden daha ileri seviyededir. Meselâ, sevaplar nurdurlar. Okuduğumuz otuz hatmi otuz sevdiğinize bağışladığımızda, her birine bir cüz düşeceği gibi yanlış bir fikre kapılmayız. Biliriz ki, nur bölünmez ve bu otuz hatimden hasıl olan tüm sevap, hiç bölünmeden, her sevdiğim zata aynen ulaşacaktır. </strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong></strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong> Bilindiği gibi, kül bölünür ama küllî bölünmez. Kül, bütün demektir, onun parçalara ayrılması mümkündür. Bir evin bölmeleri bir küllün cüzleridir. Gerektiğinde bu bölmelerden birini evden ayırabilirsiniz. Mesela dört odalı evinizi üç odalı hale getirebilirsiniz. Ama, bazen, öyle "kül" olur ki, onu parçaladığınızda küllün tamamı ortadan kaybolabilir. Bir atomdaki elektronların bir kısmını başka bir yere taşısanız artık o atom asli mahiyetini kaybeder; ortaya bir başka atom çıkmış olur. </strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong></strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong> Bir kelime de öyle değil mi? Kelime, harflerden teşekkül etmiş bir küldür. Ama ondan bazı harfleri çıkardığınızda önceki kelimeden eser kalmaz; bir başka kelime ortaya çıkar. İşte Bediüzzaman Hazretleri imanın böyle bir kül olduğunu nazara veriyor. </strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong></strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong> İman rükünlerinden birisine inanmayan bir insanın bu inancı, Kur'anî mânâda bir iman değildir. </strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong></strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong> Küllîye gelince, o zaten bölünmez. Çünkü 'küllî', "teşahhusattan mücerret bir mahiyet"tir. Mücerretler ise bölünmezler; bölünen ancak müşahhastır. Mesela, yıldız dediğimiz zaman, gökyüzündeki bütün yıldızların cins ismini söylemiş oluruz. Bu isim, teşahhusattan mücerrettir. Yani, yıldız demekle belli bir gök cismini kast etmiş olmayız. Bir tek gök cismine yıldız denildiği gibi, bütün yıldızlara da aynı isim verilir. Yani bu ikincisinde yıldız mânâsı, parçalara bölünerek küçülmez; kuvvetsiz kalmaz. </strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong></strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong> Üstad hazretleri, imanın da bir küllî gibi bölünemeyeceğini ifade ediyor. </strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong></strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong> Burada akla bir soru gelebilir: Aynı durum, İslâm'ın şartları için de geçerli değil midir? Bir insan İslâm'ın bazı şartlarını yerine getirse de bazılarını getirmese, İslâm dininden çıkar mı? </strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong></strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong> İslâm'ın beş rüknüne de iman etmek şarttır. Ama bu imanın amel âlemine aksetmesinde, bazı müminler ihmalkâr davranabiliyorlar. Meselâ, namaz kılmayan bir mümin, namazı tasdik ettiği ve o farzı yeri getirmemekle hata yaptığını bildiği sürece iman dairesinden çıkmaz. Çünkü, burada terk edilen, iman değil ameldir. Amelin terki ise mümini günahkâr yapar, fasık yapar, ama kâfir etmez. </strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong></strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong> Ehl-i sünnet itikadı böyledir.Bediüzzaman Hazretleri, 'kebair' yani büyük günah işlemenin insanı küfre götürmediği yolundaki ehl-i sünnet itikadını açıklarken şöyle der: </strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong></strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong> "Kebairi işlemek, imansızlıktan gelmiyor, belki hiss ve hevesin ve vehmin galebesiyle akıl ve kalbin mağlubiyetinden ileri gelir." (Lem'alar) </strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong></strong></span></p><p><span style="color: dimgray"><strong> Risale-i Nur Külliyatı - </strong></span><a href="http://www.sorularlarisaleinur.com/" target="_blank"><span style="color: dimgray"><strong>www.SorularlaRisaleiNur.com</strong></span></a> </p><p> * * *</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="TaLHa, post: 55144, member: 1"] [COLOR=dimgray][B]İman altı rüknünden çıkan öyle bir vahdanî hakikattır ki, tefrik kabul etmez. Ve öyle bir küllîdir ki, tecezzi kaldırmaz. Ve öyle bir külldür ki kabil-i inkısam olmazlar. [/B][/COLOR] [COLOR=dimgray][B] İman kelimesi, imanın altı rüknünün tamamına inanma mânâsı taşır. Bu rükünlerin hepsine inanılması halinde 'iman' tahakkuk eder. Bu iman, 'tefrik kabul etmez.' Yani bir tek iman rüknüne bile iman edilmese o inanca "iman" denmez; batıl bir inanç denilir. O halde, iman "bir vahdanî hakikattir."İnsan, beden ve ruhtan meydana geliyor. Beden birçok organlardan teşekkül etmiş bir 'kül'dür. Bu 'kül' bazen parçalara ayrılır. Bir kaza sonunda kolunu yahut ayağını kaybeden insan, yine insandır. Ama ruh öyle değildir. Ruhtaki hisleri, duyguları ondan ayırmak mümkün olmaz. [/B][/COLOR] [COLOR=dimgray][B] Meselâ, görme sıfatına sahip olmayan bir ruh düşünemezsiniz. Hayat, irade, işitme, görme gibi sıfatlar da her insanın ruhunda vardır. Bedendeki bazı arızalarla bu sıfatların dış dünya ile ilgileri kesilebilir ve bir iş göremez hale gelebilirler; gözü olmayanın görmemesi, kulağı arızalı olanın işitmemesi gibi. Ancak, bu hal o sıfatların yok olması mânâsına gelmez. Nitekim, rüya âleminde o sağır insan da işitir, o kör adam da görür. Hem de uyanıkken sadece karşısındaki arkadaşlarını gören insan, uykuya daldığında yüz sene önce yaşamış dedesini görebilir ve onunla sohbet edebilir. [/B][/COLOR] [COLOR=dimgray][B] Nur Küllîyatında iman için "nur" tabiri kullanılır. [/B][/COLOR] [COLOR=dimgray][B] "İman hem nurdur, hem kuvvettir." (Sözler) [/B][/COLOR] [COLOR=dimgray][B] Nurun bölünmezliği, ruhun bölünmezliğinden daha ileri seviyededir. Meselâ, sevaplar nurdurlar. Okuduğumuz otuz hatmi otuz sevdiğinize bağışladığımızda, her birine bir cüz düşeceği gibi yanlış bir fikre kapılmayız. Biliriz ki, nur bölünmez ve bu otuz hatimden hasıl olan tüm sevap, hiç bölünmeden, her sevdiğim zata aynen ulaşacaktır. [/B][/COLOR] [COLOR=dimgray][B] Bilindiği gibi, kül bölünür ama küllî bölünmez. Kül, bütün demektir, onun parçalara ayrılması mümkündür. Bir evin bölmeleri bir küllün cüzleridir. Gerektiğinde bu bölmelerden birini evden ayırabilirsiniz. Mesela dört odalı evinizi üç odalı hale getirebilirsiniz. Ama, bazen, öyle "kül" olur ki, onu parçaladığınızda küllün tamamı ortadan kaybolabilir. Bir atomdaki elektronların bir kısmını başka bir yere taşısanız artık o atom asli mahiyetini kaybeder; ortaya bir başka atom çıkmış olur. [/B][/COLOR] [COLOR=dimgray][B] Bir kelime de öyle değil mi? Kelime, harflerden teşekkül etmiş bir küldür. Ama ondan bazı harfleri çıkardığınızda önceki kelimeden eser kalmaz; bir başka kelime ortaya çıkar. İşte Bediüzzaman Hazretleri imanın böyle bir kül olduğunu nazara veriyor. [/B][/COLOR] [COLOR=dimgray][B] İman rükünlerinden birisine inanmayan bir insanın bu inancı, Kur'anî mânâda bir iman değildir. [/B][/COLOR] [COLOR=dimgray][B] Küllîye gelince, o zaten bölünmez. Çünkü 'küllî', "teşahhusattan mücerret bir mahiyet"tir. Mücerretler ise bölünmezler; bölünen ancak müşahhastır. Mesela, yıldız dediğimiz zaman, gökyüzündeki bütün yıldızların cins ismini söylemiş oluruz. Bu isim, teşahhusattan mücerrettir. Yani, yıldız demekle belli bir gök cismini kast etmiş olmayız. Bir tek gök cismine yıldız denildiği gibi, bütün yıldızlara da aynı isim verilir. Yani bu ikincisinde yıldız mânâsı, parçalara bölünerek küçülmez; kuvvetsiz kalmaz. [/B][/COLOR] [COLOR=dimgray][B] Üstad hazretleri, imanın da bir küllî gibi bölünemeyeceğini ifade ediyor. [/B][/COLOR] [COLOR=dimgray][B] Burada akla bir soru gelebilir: Aynı durum, İslâm'ın şartları için de geçerli değil midir? Bir insan İslâm'ın bazı şartlarını yerine getirse de bazılarını getirmese, İslâm dininden çıkar mı? [/B][/COLOR] [COLOR=dimgray][B] İslâm'ın beş rüknüne de iman etmek şarttır. Ama bu imanın amel âlemine aksetmesinde, bazı müminler ihmalkâr davranabiliyorlar. Meselâ, namaz kılmayan bir mümin, namazı tasdik ettiği ve o farzı yeri getirmemekle hata yaptığını bildiği sürece iman dairesinden çıkmaz. Çünkü, burada terk edilen, iman değil ameldir. Amelin terki ise mümini günahkâr yapar, fasık yapar, ama kâfir etmez. [/B][/COLOR] [COLOR=dimgray][B] Ehl-i sünnet itikadı böyledir.Bediüzzaman Hazretleri, 'kebair' yani büyük günah işlemenin insanı küfre götürmediği yolundaki ehl-i sünnet itikadını açıklarken şöyle der: [/B][/COLOR] [COLOR=dimgray][B] "Kebairi işlemek, imansızlıktan gelmiyor, belki hiss ve hevesin ve vehmin galebesiyle akıl ve kalbin mağlubiyetinden ileri gelir." (Lem'alar) [/B][/COLOR] [COLOR=dimgray][B] Risale-i Nur Külliyatı - [/B][/COLOR][URL="http://www.sorularlarisaleinur.com/"][COLOR=dimgray][B]www.SorularlaRisaleiNur.com[/B][/COLOR][/URL] * * * [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
[Bir Soru] İmanın Altı Şartından Çıkan...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst