Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
BİR SORU: İnsan Fıtratındaki Şedit Hissiyatlar Hakkında...
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 164657" data-attributes="member: 27"><p><u><span style="font-size: 12px"><span style="color: Red"><strong>Hırsın Neticelerinden Birkaçı:</strong></span></span></u></p><p></p><p></p><p><strong>Ehâdis-i şerifede gelmiş ki:</strong><strong><span style="color: Blue">“Âhirzamanın Süfyan ve Deccal</span> gibi nifak ve zındıka başına geçecek <span style="color: Blue">eşhâs-ı müdhişe-i muzırraları,</span> İslâmın ve <u><span style="color: Purple">beşerin <span style="color: Blue">hırs</span> ve şikakından istifade ederek,</span></u></strong> <strong>az bir kuvvetle nev-i beşeri hercümerc eder ve koca âlem-i İslâmı esaret altına alır.”</strong><span style="color: DarkRed"><u><strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"></span></span></strong></u></span></p><p><span style="color: DarkRed"><u><strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"></span></span></strong></u></span></p><p><span style="color: DarkRed"><u><strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Yirmi İkinci Mektup s.383</span></span></strong></u></span></p><p></p><p></p><p></p><p></p><p><strong>EY EHL-İ İMAN!</strong> Sabıkan, adâvet ne kadar zararlı olduğunu anladın. Hem anla ki, adâvet kadar <strong>hayat-ı İslâmiyeye en müthiş bir <span style="color: Blue">maraz-ı muzır</span> dahi, <span style="color: Blue">hırstır.</span></strong></p><p></p><p><strong><span style="color: Blue">Hırs,</span> <span style="color: Blue">sebeb-i haybettir ve illet ve zillettir;</span></strong><span style="color: Blue"> <strong>ve mahrumiyet ve sefaleti getirir.</strong> </span>Evet, her milletten ziyade <strong><span style="color: Blue">hırsla</span></strong> dünyaya saldıran<strong> Yahudi milletinin zillet ve sefaleti, bu hükme bir şahid-i kàtı’dır.</strong></p><p></p><p>Evet, <span style="color: Blue"><strong>hırs,</strong></span> zîhayat âleminde en geniş bir daireden tut, tâ en cüz’î bir ferde kadar <strong><span style="color: Blue">sû-i tesirini</span> </strong>gösterir....</p><p></p><p>....Hem hayvânat dairesi içinde zaaf ve acz lisan-ı haliyle tevekkül eden yavruların meşru ve mükemmel ve lâtif rızıkları hazine-i rahmetten verilmesi; ve <strong><span style="color: Blue">hırsla</span> rızıklarına saldıran canavarların</strong> gayr-ı meşru ve pek çok zahmetle kazandıkları nâhoş rızıkları gösteriyor ki,<strong><span style="color: Blue">hırs sebeb-i mahrumiyettir;</span></strong> tevekkül ve kanaat ise vesile-i rahmettir.<u><span style="color: DarkRed"><strong><strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"></span></span></strong></strong></span></u></p><p><u><span style="color: DarkRed"><strong><strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"></span></span></strong></strong></span></u></p><p><u><span style="color: DarkRed"><strong><strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Yirmi İkinci Mektup s.385</span></span></strong></strong></span></u></p><p></p><p></p><p></p><p></p><p>Hem meselâ, gecede uykun kaçmış; sen yatmak istesen, lâkayt kalsan, uykun gelebilir. Eğer<strong><span style="color: Blue"> hırsla </span></strong>uyku istesen, <strong>“Aman yatayım, aman yatayım” dersen, bütün bütün <span style="color: Blue">uykunu kaçırırsın.</span></strong></p><p></p><p>Hem meselâ, mühim bir netice için birisini <strong><span style="color: Blue">hırsla</span></strong> beklersin. <strong>“Aman gelmedi, aman gelmedi” deyip, en nihayet hırs senin <span style="color: Blue">sabrını tüketip, kalkar gidersin.</span> </strong>Bir dakika sonra o adam gelir; fakat beklediğin o mühim netice bozulur.</p><p></p><p>Şu hâdisâtın sırrı şudur ki: Nasıl ki bir ekmeğin vücudu, tarla, harman, değirmen, fırına terettüp eder. Öyle de, tertib-i eşyada bir teennî-i hikmet vardır. <strong><span style="color: Blue">Hırs</span><span style="color: Blue"> sebebiyle,</span></strong> teennî ile hareket etmediği için, <strong>o tertipli eşyadaki mânevî basamakları müraat etmez; ya atlar, düşer veyahut bir basamağı noksan bırakır, <span style="color: Blue">maksada çıkamaz.</span></strong></p><p></p><p><strong>İşte, ey derd-i maişetle sersem olmuş ve</strong> <strong><span style="color: Blue">hırs-ı dünya </span>ile sarhoş olmuş kardeşler! <span style="color: Blue">Hırs</span></strong> bu kadar muzır ve belâlı birşey olduğu halde, nasıl <span style="color: Blue"><strong>hırs</strong></span> yolunda her zilleti irtikâp ve haram-helâl demeyip her malı kabul ve hayat-ı uhreviyeye lâzım çok şeyleri feda ediyorsunuz; hattâ erkân-ı İslâmiyenin mühim bir rüknü olan zekâtı,<span style="color: Blue"><strong> hırs</strong></span> yolunda terk ediyorsunuz? Halbuki, zekât, her şahıs için sebeb-i bereket ve dâfi-i beliyyattır. Zekâtı vermeyenin, herhalde elinden zekât kadar bir mal çıkacak; ya lüzumsuz yerlere verecektir, ya bir musibet gelip alacaktır.<u><span style="color: DarkRed"><strong><strong><strong><strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"></span></span></strong></strong></strong></strong></span></u></p><p><u><span style="color: DarkRed"><strong><strong><strong><strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px"></span></span></strong></strong></strong></strong></span></u></p><p><u><span style="color: DarkRed"><strong><strong><strong><strong><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 10px">Yirmi İkinci Mektup s.387</span></span></strong></strong></strong></strong></span></u></p><p></p><p></p><p></p><p></p><p><strong>DÖRDÜNCÜ SUALİNİZ:</strong> <span style="font-size: 15px">اِنَّ اللهَ مَعَ الصَّابِرِينَ</span> <strong><span style="color: Purple">“Şüphesiz, Allah sabredenlerle beraberdir.”</span></strong> Bakara Sûresi, 2:153; Enfâl Sûresi, 8:46. de hikmet ve gaye nedir?</p><p></p><p><strong>Elcevap:</strong> Cenâb-ı Hak, Hakîm ismi muktezası olarak, vücud-u eşyada, bir merdivenin basamakları gibi bir tertip vaz etmiş. Sabırsız adam, teennî ile hareket etmediği için, basamakları ya atlar düşer veya noksan bırakır, maksut damına çıkamaz. <strong>Onun için <span style="color: Blue">hırs</span> <span style="color: Blue">mahrumiyete sebeptir. </span></strong><strong><u><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkRed"></span></span></u></strong></p><p><strong><u><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkRed"></span></span></u></strong></p><p><strong><u><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkRed">Yirmi Üçüncü Mektup s.396</span></span></u></strong><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Şükrün mikyâsı kanaattir ve iktisattır ve rızadır ve memnuniyettir. <span style="color: Blue">Şükürsüzlüğün mizanı </span><span style="color: Blue">hırstır</span> ve israftır, hürmetsizliktir, haram-helâl demeyip rast geleni yemektir.</strong></p><p></p><p><strong>Evet,</strong><span style="color: Blue"><strong> hırs,</strong></span> <strong><span style="color: Blue">şükürsüzlük</span> olduğu gibi, hem <span style="color: Blue">sebeb-i mahrumiyettir,</span> hem <span style="color: Blue">vasıta-i zillettir. </span></strong></p><p></p><p><u><strong><span style="color: DarkRed">Yirmi Sekizinci Mektup s.508</span></strong></u></p><p></p><p></p><p></p><p></p><p>Ey divane baş ve bozuk kalb! Zanneder misin ki Müslümanlar dünyayı sevmiyorlar veyahut düşünmüyorlar ki fakr-ı hale düşmüşler; ve ikaza muhtaçtırlar, tâ ki dünyadan hissesini unutmasınlar?</p><p></p><p>Zannın yanlıştır, tahminin hatadır. <strong>Belki <span style="color: Blue">hırs </span>şiddetlenmiş;</strong> onun için fakr-ı hale düşüyorlar. Çünkü <strong><span style="color: Blue"><span style="color: Black">mü’minde</span> </span><span style="color: Blue">hırs sebeb-i hasârettir ve sefalettir.</span></strong></p><p></p><p>1<span style="font-size: 15px">اَلْحَرِيصُ خَائِبٌ خَاسِرٌ</span> <strong><span style="color: Blue">“Hırs, hasaret ve muvaffakiyetsizliğin sebebidir.”</span></strong> bk. İbni Kays, Kura’d-Dayf 4:301; el-Meydânî, Mecmeu’l-Emsâl 1:24. durub-u emsal hükmüne geçmiştir.<span style="font-size: 10px"><strong><u><span style="color: DarkRed"></span></u></strong></span></p><p><span style="font-size: 10px"><strong><u><span style="color: DarkRed"></span></u></strong></span></p><p><span style="font-size: 10px"><strong><u><span style="color: DarkRed">On Yedinci Lem'a s.214</span></u></strong></span></p><p></p><p></p><p></p><p></p><p><strong>YEDİNCİ NÜKTE</strong></p><p></p><p><span style="color: Blue"><strong>İsraf, hırsı intaç eder. Hırs üç neticeyi verir:</strong></span></p><p></p><p><strong>BİRİNCİSİ:</strong> <strong><span style="color: Blue">Kanaatsizliktir.</span></strong> Kanaatsizlik ise sa’ye, çalışmaya şevki kırar. Şükür yerine şekvâ ettirir, tembelliğe atar. Ve meşru, helâl, az malı (HAŞİYE) <strong><span style="color: Purple">"HAŞİYE İktisatsızlık yüzünden müstehlikler çoğalır, müstahsiller azalır. Herkes gözünü hükûmet kapısına diker. O vakit hayat-ı içtimaiyenin medarı olan san’at, ticaret, ziraat tenakus eder. O millet de tedennî edip sukut eder, fakir düşer."</span></strong> terk edip, gayr-ı meşru, külfetsiz bir malı arar. Ve o yolda <span style="color: Blue"><strong>izzetini, belki haysiyetini feda eder.</strong></span></p><p></p><p><strong>HIRSIN İKİNCİ NETİCESİ:</strong> <strong><span style="color: Blue">Haybet ve hasârettir.</span></strong> Maksudunu kaçırmak ve istiskale mâruz kalıp teshilât ve muavenetten mahrum kalmak, hattâ</p><p>2<span style="font-size: 15px">اَلْحَرِيصُ خَائِبٌ خَاِسرٌ</span> yani, <strong><span style="color: Blue">“Hırs, hasâret ve muvaffakiyetsizliğin sebebidir” </span></strong>olan darbımesele mâsadak olur.</p><p></p><p>Hırs ve kanaatin tesiratı, zîhayat âleminde gayet geniş bir düsturla cereyan ediyor. Ezcümle, rızka muhtaç ağaçların fıtrî kanaatleri, onların rızkını onlara koşturduğu gibi, hayvânâtın <strong><span style="color: Blue">hırsla </span></strong>meşakkat ve noksaniyet içinde rızka koşmaları, <span style="color: Blue"><strong>hırsın</strong></span> büyük zararını ve kanaatin azîm menfaatini gösterir.</p><p></p><p>Hem zayıf umum yavruların lisan-ı halleriyle kanaatleri, süt gibi lâtif bir gıdanın, ummadığı bir yerden onlara akması ve canavarların<strong><span style="color: Blue"> hırsla </span></strong>noksan ve mülevves rızıklarına saldırması, dâvâmızı parlak bir surette ispat ediyor.<u><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkRed"></span></span></strong></u></p><p><u><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkRed"></span></span></strong></u></p><p><u><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkRed">On Dokuzuncu Lem'a s.247</span></span></strong></u></p><p></p><p></p><p></p><p></p><p><strong>ÜÇÜNCÜ NETİCE:</strong> <strong><span style="color: Blue">Hırs, ihlâsı kırar, amel-i uhreviyeyi zedeler.</span></strong> Çünkü, bir<strong><span style="color: Blue"> ehl-i takvânın hırsı varsa, teveccüh-ü nâsı ister.</span></strong> Teveccüh-ü nâsı mürâât eden,<strong><span style="color: Blue"> ihlâs-ı tâmmı bulamaz.</span></strong> Bu netice çok ehemmiyetli, çok câ-yı dikkattir.<u><strong><span style="color: DarkRed"><span style="font-size: 10px"></span></span></strong></u></p><p><u><strong><span style="color: DarkRed"><span style="font-size: 10px"></span></span></strong></u></p><p><u><strong><span style="color: DarkRed"><span style="font-size: 10px">On Dokuzuncu Lem'a s.249</span></span></strong></u></p><p></p><p></p><p></p><p></p><p>Ehl-i hidayeti, ulüvv-ü himmetten sû-i istimale ve dolayısıyla ihtilâfa ve rekabete sevk eden, âhiret nokta-i nazarında bir haslet-i memdûha sayılan <span style="color: Blue"><strong>hırs-ı sevap ve vazife-i uhreviyede kanaatsizlik cihetinden ileri geliyor.</strong></span> Yani, <strong>“Bu sevabı ben kazanayım, bu insanları ben irşad edeyim, benim sözümü dinlesinler”</strong> diye, karşısındaki hakikî kardeşi ve cidden muhabbet ve muavenetine ve uhuvvetine ve yardımına muhtaç bir zâta karşı rekabetkârâne vaziyet alır. <strong>“Şakirtlerim niçin onun yanına gidiyorlar? Niçin onun kadar şakirtlerim bulunmuyor?”</strong> diye, enâniyeti oradan fırsat bulup, mezmûm bir haslet olan <strong><span style="color: Blue">hubb-u câha temayül ettirir, ihlâsı kaçırır, riyâ kapısını açar.</span></strong></p><p></p><p><strong>İşte bu hatanın ve bu yaranın ve bu müthiş maraz-ı ruhanînin ilâcı şudur ki:</strong></p><p></p><p>Cenâb-ı Hakkın rızası ihlâs ile kazanılır; kesret-i etbâ’ ile ve fazla muvaffakiyetle değildir. Çünkü onlar, vazife-i İlâhiyeye ait olduğu için, istenilmez, belki bazan verilir. Evet, bazan birtek kelime sebeb-i necat ve medar-ı rıza olur. Kemiyetin ehemmiyeti o kadar medar-ı nazar olmamalı. Çünkü bazan birtek adamın irşadı, bin adamın irşadı kadar rıza-yı İlâhîye medar olur.</p><p></p><p>Hem ihlâs ve hakperestlik ise, Müslümanların nereden ve kimden olursa olsun istifadelerine taraftar olmaktır. Yoksa, <strong>“Benden ders alıp sevap kazandırsınlar” </strong>düşüncesi, nefsin ve enâniyetin bir hilesidir.</p><p></p><p><strong><span style="color: Blue">Ey sevaba hırslı ve a’mâl-i uhreviyeye kanaatsiz insan! </span>Bazı peygamberler gelmişler ki, mahdut birkaç kişiden başka ittibâ edenler olmadığı halde, yine o peygamberlik vazife-i kudsiyesinin hadsiz ücretini almışlar. Demek hüner, kesret-i etbâ’ ile değildir. Belki hüner, rıza-yı İlâhîyi kazanmakladır. <span style="color: Red">Sen neci oluyorsun ki, böyle hırsla <span style="color: Blue">“Herkes beni dinlesin?”</span> diye, vazifeni unutup vazife-i İlâhiyeye karışıyorsun? </span>Kabul ettirmek, senin etrafına halkı toplamak Cenâb-ı Hakkın vazifesidir. Vazifeni yap, Allah’ın vazifesine karışma.</strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkRed"><u><strong></strong></u></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkRed"><u><strong></strong></u></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkRed"><u><strong>Yirminci Lem'a s.257-258</strong></u></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 164657, member: 27"] [U][SIZE=3][COLOR=Red][B]Hırsın Neticelerinden Birkaçı:[/B][/COLOR][/SIZE][/U] [B]Ehâdis-i şerifede gelmiş ki:[/B][B][COLOR=Blue]“Âhirzamanın Süfyan ve Deccal[/COLOR] gibi nifak ve zındıka başına geçecek [COLOR=Blue]eşhâs-ı müdhişe-i muzırraları,[/COLOR] İslâmın ve [U][COLOR=Purple]beşerin [COLOR=Blue]hırs[/COLOR] ve şikakından istifade ederek,[/COLOR][/U][/B] [B]az bir kuvvetle nev-i beşeri hercümerc eder ve koca âlem-i İslâmı esaret altına alır.”[/B][COLOR=DarkRed][U][B][FONT=Verdana][SIZE=2] Yirmi İkinci Mektup s.383[/SIZE][/FONT][/B][/U][/COLOR] [B]EY EHL-İ İMAN![/B] Sabıkan, adâvet ne kadar zararlı olduğunu anladın. Hem anla ki, adâvet kadar [B]hayat-ı İslâmiyeye en müthiş bir [COLOR=Blue]maraz-ı muzır[/COLOR] dahi, [COLOR=Blue]hırstır.[/COLOR][/B] [B][COLOR=Blue]Hırs,[/COLOR] [COLOR=Blue]sebeb-i haybettir ve illet ve zillettir;[/COLOR][/B][COLOR=Blue] [B]ve mahrumiyet ve sefaleti getirir.[/B] [/COLOR]Evet, her milletten ziyade [B][COLOR=Blue]hırsla[/COLOR][/B] dünyaya saldıran[B] Yahudi milletinin zillet ve sefaleti, bu hükme bir şahid-i kàtı’dır.[/B] Evet, [COLOR=Blue][B]hırs,[/B][/COLOR] zîhayat âleminde en geniş bir daireden tut, tâ en cüz’î bir ferde kadar [B][COLOR=Blue]sû-i tesirini[/COLOR] [/B]gösterir.... ....Hem hayvânat dairesi içinde zaaf ve acz lisan-ı haliyle tevekkül eden yavruların meşru ve mükemmel ve lâtif rızıkları hazine-i rahmetten verilmesi; ve [B][COLOR=Blue]hırsla[/COLOR] rızıklarına saldıran canavarların[/B] gayr-ı meşru ve pek çok zahmetle kazandıkları nâhoş rızıkları gösteriyor ki,[B][COLOR=Blue]hırs sebeb-i mahrumiyettir;[/COLOR][/B] tevekkül ve kanaat ise vesile-i rahmettir.[U][COLOR=DarkRed][B][B][FONT=Verdana][SIZE=2] Yirmi İkinci Mektup s.385[/SIZE][/FONT][/B][/B][/COLOR][/U] Hem meselâ, gecede uykun kaçmış; sen yatmak istesen, lâkayt kalsan, uykun gelebilir. Eğer[B][COLOR=Blue] hırsla [/COLOR][/B]uyku istesen, [B]“Aman yatayım, aman yatayım” dersen, bütün bütün [COLOR=Blue]uykunu kaçırırsın.[/COLOR][/B] Hem meselâ, mühim bir netice için birisini [B][COLOR=Blue]hırsla[/COLOR][/B] beklersin. [B]“Aman gelmedi, aman gelmedi” deyip, en nihayet hırs senin [COLOR=Blue]sabrını tüketip, kalkar gidersin.[/COLOR] [/B]Bir dakika sonra o adam gelir; fakat beklediğin o mühim netice bozulur. Şu hâdisâtın sırrı şudur ki: Nasıl ki bir ekmeğin vücudu, tarla, harman, değirmen, fırına terettüp eder. Öyle de, tertib-i eşyada bir teennî-i hikmet vardır. [B][COLOR=Blue]Hırs[/COLOR][COLOR=Blue] sebebiyle,[/COLOR][/B] teennî ile hareket etmediği için, [B]o tertipli eşyadaki mânevî basamakları müraat etmez; ya atlar, düşer veyahut bir basamağı noksan bırakır, [COLOR=Blue]maksada çıkamaz.[/COLOR][/B] [B]İşte, ey derd-i maişetle sersem olmuş ve[/B] [B][COLOR=Blue]hırs-ı dünya [/COLOR]ile sarhoş olmuş kardeşler! [COLOR=Blue]Hırs[/COLOR][/B] bu kadar muzır ve belâlı birşey olduğu halde, nasıl [COLOR=Blue][B]hırs[/B][/COLOR] yolunda her zilleti irtikâp ve haram-helâl demeyip her malı kabul ve hayat-ı uhreviyeye lâzım çok şeyleri feda ediyorsunuz; hattâ erkân-ı İslâmiyenin mühim bir rüknü olan zekâtı,[COLOR=Blue][B] hırs[/B][/COLOR] yolunda terk ediyorsunuz? Halbuki, zekât, her şahıs için sebeb-i bereket ve dâfi-i beliyyattır. Zekâtı vermeyenin, herhalde elinden zekât kadar bir mal çıkacak; ya lüzumsuz yerlere verecektir, ya bir musibet gelip alacaktır.[U][COLOR=DarkRed][B][B][B][B][FONT=Verdana][SIZE=2] Yirmi İkinci Mektup s.387[/SIZE][/FONT][/B][/B][/B][/B][/COLOR][/U] [B]DÖRDÜNCÜ SUALİNİZ:[/B] [SIZE=4]اِنَّ اللهَ مَعَ الصَّابِرِينَ[/SIZE] [B][COLOR=Purple]“Şüphesiz, Allah sabredenlerle beraberdir.”[/COLOR][/B] Bakara Sûresi, 2:153; Enfâl Sûresi, 8:46. de hikmet ve gaye nedir? [B]Elcevap:[/B] Cenâb-ı Hak, Hakîm ismi muktezası olarak, vücud-u eşyada, bir merdivenin basamakları gibi bir tertip vaz etmiş. Sabırsız adam, teennî ile hareket etmediği için, basamakları ya atlar düşer veya noksan bırakır, maksut damına çıkamaz. [B]Onun için [COLOR=Blue]hırs[/COLOR] [COLOR=Blue]mahrumiyete sebeptir. [/COLOR][/B][B][U][SIZE=2][COLOR=DarkRed] Yirmi Üçüncü Mektup s.396[/COLOR][/SIZE][/U][/B][B] Şükrün mikyâsı kanaattir ve iktisattır ve rızadır ve memnuniyettir. [COLOR=Blue]Şükürsüzlüğün mizanı [/COLOR][COLOR=Blue]hırstır[/COLOR] ve israftır, hürmetsizliktir, haram-helâl demeyip rast geleni yemektir.[/B] [B]Evet,[/B][COLOR=Blue][B] hırs,[/B][/COLOR] [B][COLOR=Blue]şükürsüzlük[/COLOR] olduğu gibi, hem [COLOR=Blue]sebeb-i mahrumiyettir,[/COLOR] hem [COLOR=Blue]vasıta-i zillettir. [/COLOR][/B] [U][B][COLOR=DarkRed]Yirmi Sekizinci Mektup s.508[/COLOR][/B][/U] Ey divane baş ve bozuk kalb! Zanneder misin ki Müslümanlar dünyayı sevmiyorlar veyahut düşünmüyorlar ki fakr-ı hale düşmüşler; ve ikaza muhtaçtırlar, tâ ki dünyadan hissesini unutmasınlar? Zannın yanlıştır, tahminin hatadır. [B]Belki [COLOR=Blue]hırs [/COLOR]şiddetlenmiş;[/B] onun için fakr-ı hale düşüyorlar. Çünkü [B][COLOR=Blue][COLOR=Black]mü’minde[/COLOR] [/COLOR][COLOR=Blue]hırs sebeb-i hasârettir ve sefalettir.[/COLOR][/B] 1[SIZE=4]اَلْحَرِيصُ خَائِبٌ خَاسِرٌ[/SIZE] [B][COLOR=Blue]“Hırs, hasaret ve muvaffakiyetsizliğin sebebidir.”[/COLOR][/B] bk. İbni Kays, Kura’d-Dayf 4:301; el-Meydânî, Mecmeu’l-Emsâl 1:24. durub-u emsal hükmüne geçmiştir.[SIZE=2][B][U][COLOR=DarkRed] On Yedinci Lem'a s.214[/COLOR][/U][/B][/SIZE] [B]YEDİNCİ NÜKTE[/B] [COLOR=Blue][B]İsraf, hırsı intaç eder. Hırs üç neticeyi verir:[/B][/COLOR] [B]BİRİNCİSİ:[/B] [B][COLOR=Blue]Kanaatsizliktir.[/COLOR][/B] Kanaatsizlik ise sa’ye, çalışmaya şevki kırar. Şükür yerine şekvâ ettirir, tembelliğe atar. Ve meşru, helâl, az malı (HAŞİYE) [B][COLOR=Purple]"HAŞİYE İktisatsızlık yüzünden müstehlikler çoğalır, müstahsiller azalır. Herkes gözünü hükûmet kapısına diker. O vakit hayat-ı içtimaiyenin medarı olan san’at, ticaret, ziraat tenakus eder. O millet de tedennî edip sukut eder, fakir düşer."[/COLOR][/B] terk edip, gayr-ı meşru, külfetsiz bir malı arar. Ve o yolda [COLOR=Blue][B]izzetini, belki haysiyetini feda eder.[/B][/COLOR] [B]HIRSIN İKİNCİ NETİCESİ:[/B] [B][COLOR=Blue]Haybet ve hasârettir.[/COLOR][/B] Maksudunu kaçırmak ve istiskale mâruz kalıp teshilât ve muavenetten mahrum kalmak, hattâ 2[SIZE=4]اَلْحَرِيصُ خَائِبٌ خَاِسرٌ[/SIZE] yani, [B][COLOR=Blue]“Hırs, hasâret ve muvaffakiyetsizliğin sebebidir” [/COLOR][/B]olan darbımesele mâsadak olur. Hırs ve kanaatin tesiratı, zîhayat âleminde gayet geniş bir düsturla cereyan ediyor. Ezcümle, rızka muhtaç ağaçların fıtrî kanaatleri, onların rızkını onlara koşturduğu gibi, hayvânâtın [B][COLOR=Blue]hırsla [/COLOR][/B]meşakkat ve noksaniyet içinde rızka koşmaları, [COLOR=Blue][B]hırsın[/B][/COLOR] büyük zararını ve kanaatin azîm menfaatini gösterir. Hem zayıf umum yavruların lisan-ı halleriyle kanaatleri, süt gibi lâtif bir gıdanın, ummadığı bir yerden onlara akması ve canavarların[B][COLOR=Blue] hırsla [/COLOR][/B]noksan ve mülevves rızıklarına saldırması, dâvâmızı parlak bir surette ispat ediyor.[U][B][SIZE=2][COLOR=DarkRed] On Dokuzuncu Lem'a s.247[/COLOR][/SIZE][/B][/U] [B]ÜÇÜNCÜ NETİCE:[/B] [B][COLOR=Blue]Hırs, ihlâsı kırar, amel-i uhreviyeyi zedeler.[/COLOR][/B] Çünkü, bir[B][COLOR=Blue] ehl-i takvânın hırsı varsa, teveccüh-ü nâsı ister.[/COLOR][/B] Teveccüh-ü nâsı mürâât eden,[B][COLOR=Blue] ihlâs-ı tâmmı bulamaz.[/COLOR][/B] Bu netice çok ehemmiyetli, çok câ-yı dikkattir.[U][B][COLOR=DarkRed][SIZE=2] On Dokuzuncu Lem'a s.249[/SIZE][/COLOR][/B][/U] Ehl-i hidayeti, ulüvv-ü himmetten sû-i istimale ve dolayısıyla ihtilâfa ve rekabete sevk eden, âhiret nokta-i nazarında bir haslet-i memdûha sayılan [COLOR=Blue][B]hırs-ı sevap ve vazife-i uhreviyede kanaatsizlik cihetinden ileri geliyor.[/B][/COLOR] Yani, [B]“Bu sevabı ben kazanayım, bu insanları ben irşad edeyim, benim sözümü dinlesinler”[/B] diye, karşısındaki hakikî kardeşi ve cidden muhabbet ve muavenetine ve uhuvvetine ve yardımına muhtaç bir zâta karşı rekabetkârâne vaziyet alır. [B]“Şakirtlerim niçin onun yanına gidiyorlar? Niçin onun kadar şakirtlerim bulunmuyor?”[/B] diye, enâniyeti oradan fırsat bulup, mezmûm bir haslet olan [B][COLOR=Blue]hubb-u câha temayül ettirir, ihlâsı kaçırır, riyâ kapısını açar.[/COLOR][/B] [B]İşte bu hatanın ve bu yaranın ve bu müthiş maraz-ı ruhanînin ilâcı şudur ki:[/B] Cenâb-ı Hakkın rızası ihlâs ile kazanılır; kesret-i etbâ’ ile ve fazla muvaffakiyetle değildir. Çünkü onlar, vazife-i İlâhiyeye ait olduğu için, istenilmez, belki bazan verilir. Evet, bazan birtek kelime sebeb-i necat ve medar-ı rıza olur. Kemiyetin ehemmiyeti o kadar medar-ı nazar olmamalı. Çünkü bazan birtek adamın irşadı, bin adamın irşadı kadar rıza-yı İlâhîye medar olur. Hem ihlâs ve hakperestlik ise, Müslümanların nereden ve kimden olursa olsun istifadelerine taraftar olmaktır. Yoksa, [B]“Benden ders alıp sevap kazandırsınlar” [/B]düşüncesi, nefsin ve enâniyetin bir hilesidir. [B][COLOR=Blue]Ey sevaba hırslı ve a’mâl-i uhreviyeye kanaatsiz insan! [/COLOR]Bazı peygamberler gelmişler ki, mahdut birkaç kişiden başka ittibâ edenler olmadığı halde, yine o peygamberlik vazife-i kudsiyesinin hadsiz ücretini almışlar. Demek hüner, kesret-i etbâ’ ile değildir. Belki hüner, rıza-yı İlâhîyi kazanmakladır. [COLOR=Red]Sen neci oluyorsun ki, böyle hırsla [COLOR=Blue]“Herkes beni dinlesin?”[/COLOR] diye, vazifeni unutup vazife-i İlâhiyeye karışıyorsun? [/COLOR]Kabul ettirmek, senin etrafına halkı toplamak Cenâb-ı Hakkın vazifesidir. Vazifeni yap, Allah’ın vazifesine karışma.[/B][SIZE=2][COLOR=DarkRed][U][B] Yirminci Lem'a s.257-258[/B][/U][/COLOR] [/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
BİR SORU: İnsan Fıtratındaki Şedit Hissiyatlar Hakkında...
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst