Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Ehli Sünnet Tarikat ve Cemaatler
Bir sorum olucak cevaplarmısınız?????
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Merih" data-source="post: 221886" data-attributes="member: 2"><p>Evvela buradaki yanlışları düzeltelim Ustad Bediuzzaman İstanbula teşrifinden sonra Kurulmasını istediği Medrese için Mabeyn-i Hümayuna Dilekçe veriyor. Ancak Ogünkü Yahudi kökenli İngiliz yanlısı Osmanlı Meclisi Bunu Red Ediyor. Akabininde Bir süreliğine İstanbulda devam etmiş. Şekerci Han'daki Odasının kapısına “Burada her suale cevap verilir, her müşkül hallolunur; fakat sual sorulmaz” Yazısını asmış Halkın Sorunlarını sorunlarını müşküllerini kendi ilmi görüşü doğrultusunda alakadar olmuştur. Bunu gören Osmanlı Hanedanlığı 1-2 Defa Ustad Bediuzzamanı tutuklamış sonrasında serbest bırakmıştır. ve En sonunda Osmanlı Meclisi Ustad Bediüzzamanı tımarhaneye göndermiştir. </p><p>Gözaltındayken Zaptiye Nazırı Şefik Paşa kendisini ziyaret ederek padişahın selamıyla birlikte ihsan-ı şahane'den 1000 kuruşu takdim etmişti. Şefik Paşa aynı zamanda eğitim hakkındaki teklifinin Bakanlar Kurulu'nun gündemine alındığını, kendisinin ise açılacak üniversiteye 30 lira maaşla rektör tayin edildiğini ve maaşının hemen başlayacağını da tebliğ etmişti. Bediüzzaman ise bunun bir “sus payı” olduğunu ifade ederek kendisine takdim edilen makamı ve ihsanı reddetmiş ve derhal padişahla görüşmek istemişti. Hayretler içerisinde oradan ayrılan Şefik Paşa'dan ve hükümetten herhangi bir haber çıkmamış</p><p></p><p></p><p><strong>Bediüzzaman’ın karşılıksız hediye kabul etmemek ilkesi-4</strong></p><p></p><p>Bediüzzaman Said Nursi, ehl-i dünyanın; "Neyle yaşıyorsun? Çalışmadan nasıl geçiniyorsun? Memleketimizde tembelce oturanları ve başkasının sa’yiyle (çalışmasıyla)geçinenleri istemiyoruz." sorularına karşılık verdiği cevap çok manidardır: “Ben iktisat ve bereketle yaşıyorum. Rezzâkımdan başka kimsenin minnetini almıyorum ve almamaya da karar vermişim. Evet, günde yüz para, belki kırk para ile yaşayan bir adam, başkasının minnetini almaz.”</p><p></p><p> </p><p></p><p>Bediüzzaman devamla; “Küçüklüğümden beri halkların malını kabul etmemek (velev zekât dahi olsa), hem maaşı kabul etmemek (yalnız bir iki sene Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiyede dostlarımın icbarıyla kabul etmeye mecbur oldum), o parayı da mânen millete iade ettik. Hem maişet-i dünyeviye için minnet altına girmemek, bütün ömrümde bir düstur-u hayatımdır. Ehl-i memleketim ve başka yerlerde beni tanıyanlar bunu biliyorlar. Bu beş seneki nefyimde, çok dostlar bana hediyelerini kabul ettirmek için çok çalıştılar; kabul etmedim. "Öyleyse nasıl idare edersin?" denilse, derim: Bereket ve ikram-ı İlâhî ile yaşıyorum. Nefsim çendan her hakarete, her ihanete müstehak ise de, fakat Kur’ân hizmetinin kerameti olarak, erzak hususunda, ikram-ı İlâhî olan berekete mazhar oluyorum.” (1) diyerek ehl-i dünyanın bu hususta ağzını bir daha açamayacak şekilde kapattırmıştır.</p><p></p><p> </p><p></p><p>Bediüzzaman İktisat Risalesi’nin Dördüncü Nükte’sinde de başından geçen ilginç bir olayı anlatıyor:</p><p>“İktisat vasıtasıyla Bazen bire on bereket gördüm ve arkadaşlarım gördüler. Hattâ dokuz sene (şimdi otuz sene) evvel benimle beraber Burdur’a nefyedilen reislerden bir kısmı, parasızlıktan zillet ve sefalete düşmemekliğim için, zekâtlarını bana kabul ettirmeye çok çalıştılar. O zengin reislere dedim: "Gerçi param pek azdır. Fakat iktisadım var, kanaate alışmışım. Ben sizden daha zenginim." Mükerrer ve musırrâne tekliflerini reddettim. Câ-yı dikkattir ki, iki sene sonra, bana zekâtlarını teklif edenlerin bir kısmı, iktisatsızlık yüzünden borçlandılar. Lillâhilhamd, onlardan yedi sene sonra, o az para, iktisat bereketiyle bana kâfi geldi, benim yüzsuyumu döktürmedi, beni halklara arz-ı hâcete mecbur etmedi. Hayatımın bir düsturu olan "nâstan istiğnâ" mesleğini bozmadı.” (2)</p><p></p><p> </p><p></p><p>Evet iktisat etmeyen zillet ve minnet altına girmeye mecbur olur. Üstadın başını daima dik tutan bu “insanlardan karşılıksız bir şey almama” düsturudur. İhtiyaç listelerimizin bir hayli arttığı günümüzde bu düstura uymak bizim de başımızı dik tutmamızı mutlaka sağlayacaktır.</p><p></p><p> </p><p></p><p>Kaynaklar:</p><p></p><p>1-Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat 68</p><p></p><p>2-Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar 145-146</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Merih, post: 221886, member: 2"] Evvela buradaki yanlışları düzeltelim Ustad Bediuzzaman İstanbula teşrifinden sonra Kurulmasını istediği Medrese için Mabeyn-i Hümayuna Dilekçe veriyor. Ancak Ogünkü Yahudi kökenli İngiliz yanlısı Osmanlı Meclisi Bunu Red Ediyor. Akabininde Bir süreliğine İstanbulda devam etmiş. Şekerci Han'daki Odasının kapısına “Burada her suale cevap verilir, her müşkül hallolunur; fakat sual sorulmaz” Yazısını asmış Halkın Sorunlarını sorunlarını müşküllerini kendi ilmi görüşü doğrultusunda alakadar olmuştur. Bunu gören Osmanlı Hanedanlığı 1-2 Defa Ustad Bediuzzamanı tutuklamış sonrasında serbest bırakmıştır. ve En sonunda Osmanlı Meclisi Ustad Bediüzzamanı tımarhaneye göndermiştir. Gözaltındayken Zaptiye Nazırı Şefik Paşa kendisini ziyaret ederek padişahın selamıyla birlikte ihsan-ı şahane'den 1000 kuruşu takdim etmişti. Şefik Paşa aynı zamanda eğitim hakkındaki teklifinin Bakanlar Kurulu'nun gündemine alındığını, kendisinin ise açılacak üniversiteye 30 lira maaşla rektör tayin edildiğini ve maaşının hemen başlayacağını da tebliğ etmişti. Bediüzzaman ise bunun bir “sus payı” olduğunu ifade ederek kendisine takdim edilen makamı ve ihsanı reddetmiş ve derhal padişahla görüşmek istemişti. Hayretler içerisinde oradan ayrılan Şefik Paşa'dan ve hükümetten herhangi bir haber çıkmamış [B]Bediüzzaman’ın karşılıksız hediye kabul etmemek ilkesi-4[/B] Bediüzzaman Said Nursi, ehl-i dünyanın; "Neyle yaşıyorsun? Çalışmadan nasıl geçiniyorsun? Memleketimizde tembelce oturanları ve başkasının sa’yiyle (çalışmasıyla)geçinenleri istemiyoruz." sorularına karşılık verdiği cevap çok manidardır: “Ben iktisat ve bereketle yaşıyorum. Rezzâkımdan başka kimsenin minnetini almıyorum ve almamaya da karar vermişim. Evet, günde yüz para, belki kırk para ile yaşayan bir adam, başkasının minnetini almaz.” Bediüzzaman devamla; “Küçüklüğümden beri halkların malını kabul etmemek (velev zekât dahi olsa), hem maaşı kabul etmemek (yalnız bir iki sene Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiyede dostlarımın icbarıyla kabul etmeye mecbur oldum), o parayı da mânen millete iade ettik. Hem maişet-i dünyeviye için minnet altına girmemek, bütün ömrümde bir düstur-u hayatımdır. Ehl-i memleketim ve başka yerlerde beni tanıyanlar bunu biliyorlar. Bu beş seneki nefyimde, çok dostlar bana hediyelerini kabul ettirmek için çok çalıştılar; kabul etmedim. "Öyleyse nasıl idare edersin?" denilse, derim: Bereket ve ikram-ı İlâhî ile yaşıyorum. Nefsim çendan her hakarete, her ihanete müstehak ise de, fakat Kur’ân hizmetinin kerameti olarak, erzak hususunda, ikram-ı İlâhî olan berekete mazhar oluyorum.” (1) diyerek ehl-i dünyanın bu hususta ağzını bir daha açamayacak şekilde kapattırmıştır. Bediüzzaman İktisat Risalesi’nin Dördüncü Nükte’sinde de başından geçen ilginç bir olayı anlatıyor: “İktisat vasıtasıyla Bazen bire on bereket gördüm ve arkadaşlarım gördüler. Hattâ dokuz sene (şimdi otuz sene) evvel benimle beraber Burdur’a nefyedilen reislerden bir kısmı, parasızlıktan zillet ve sefalete düşmemekliğim için, zekâtlarını bana kabul ettirmeye çok çalıştılar. O zengin reislere dedim: "Gerçi param pek azdır. Fakat iktisadım var, kanaate alışmışım. Ben sizden daha zenginim." Mükerrer ve musırrâne tekliflerini reddettim. Câ-yı dikkattir ki, iki sene sonra, bana zekâtlarını teklif edenlerin bir kısmı, iktisatsızlık yüzünden borçlandılar. Lillâhilhamd, onlardan yedi sene sonra, o az para, iktisat bereketiyle bana kâfi geldi, benim yüzsuyumu döktürmedi, beni halklara arz-ı hâcete mecbur etmedi. Hayatımın bir düsturu olan "nâstan istiğnâ" mesleğini bozmadı.” (2) Evet iktisat etmeyen zillet ve minnet altına girmeye mecbur olur. Üstadın başını daima dik tutan bu “insanlardan karşılıksız bir şey almama” düsturudur. İhtiyaç listelerimizin bir hayli arttığı günümüzde bu düstura uymak bizim de başımızı dik tutmamızı mutlaka sağlayacaktır. Kaynaklar: 1-Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat 68 2-Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar 145-146 [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Ehli Sünnet Tarikat ve Cemaatler
Bir sorum olucak cevaplarmısınız?????
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst