Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Çocuk Gemisi
Çocuk Çocuğa Muhabbet
Hikaye Bahçesi
Bir Testi Yağmur Suyu
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="topraktoprak" data-source="post: 190918" data-attributes="member: 11795"><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>Fakir bedevi çölde, yaşlı hanımıyla birlikte yaşıyordu. Bir eşekleri ve birkaç koyunları vardı. Bedevinin yaşlı hanımı zaman zaman fakirlikten şikâyet ederdi. O gün de fakirlikten şikâyete başladı. Adam hanımını teselli etmek istedi. Sabrın ecrini anlattı ise de kadının şikâyetlerinin sonu gelmiyordu. Sonunda adamın sabrı taştı ve hanımına sordu:</em></span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>“O zaman fakirliğin çaresi neyse onu söyle!”</em></span></span></strong></p><p><em><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: green">Kadın bunun üzerine konuştu:</span></span></strong></em></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>“Bağdat'a, halifeye git, derdini anlat. O cömerttir. Sana ihsanda bulunacaktır. Çünkü o yoksulların ümit kapısıdır.”</em></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>Kadın kendince çareyi söylemişti. Adam başını iki elleri arasına alarak düşündü, düşündü. Sonra şöyle söyledi:</em></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>“Koskoca halifenin huzuruna eli boş varılmaz ki! Oysa benim halifeye hediye edecek bir şeyim yok.”</em></span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>O sırada hanımı bir şey hatırladı. Çölde su çok önemli bir nimetti. Güzün ve Sonbaharda açılan kuyular kurur, susuzluktan hayvanlar ölürdü. Sonbaharda yağan yağmur hem çöldekileri içme sularına kavuşturur, hem de yeni bir baharın gelmesine sebep olurdu. Ama çölde, özellikle yağmur yağarken toplanmış tatlı yağmur suyu en değerli şeylerden biriydi. Kocası kendi kendine söylenince, hanımı şöyle konuştu:</em></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>“İstersen halifeye bir testi yağmur suyu götür. Çünkü o tatlı ve değerli bir armağandır. Belki de halifenin suyu acı ve içilmez bir sudur.”</em></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>Çölde bazen tatlı su çıkarmak için kuyu kazılır, ama beklendiği gibi olmaz, kuyudan deniz suyuna benzer acı ve tuzlu su çıkardı. Çölden dışarı adım atmayan, ömrünü burada geçiren kadın, her yeri çöle kıyaslıyordu.</em></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>Adam yola çıktı, uzun bir yolculuktan sonra Bağdat'a vardı. Halife sarayına (Dârü'l-Hilafe) kabul edildi. </em></span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>Sonunda ağzı iyice kapatılmış bir testi yağmur suyuyla huzura çıktı. Suyu halifeye hediye ettikten sonra, uzun uzun yağmur suyunun güzelliklerini saydı, onun ne kadar değerli bir şey olduğunu anlattı.</em></span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>Halife gözünü ondan ayırmadan bu halis adamı dinliyordu. Adam samimiydi. Halife de, çöl şartlarında bir testi yağmur suyunun ne kadar değerli olduğunu bilmekteydi. Halife bedeviden gelen hediyeyi kabul ettikten sonra, hemen testinin altınla doldurulmasını emretti ve adamlarına şöyle dedi:</em></span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>“ Çöl uzaktır, bu adamı Dicle yoluyla filan yere kadar götürün.”</em></span></span></strong></p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>Bedevi Dâru'l-Hilâfe'ye gelirken, onun yanı başında akan Dicle'yi görmemişti. Fakat gemiye binmek için nehrin kıyısına gelince, tatlı suyun gürül gürül aktığını gördü. “Padişah'ın ne çok tatlı suyu varmış” demekten kendini alamadı ve o sırada getirdiği hediyeden dolayı çok utandı. Ama halife onu ciddiye alarak dinlemiş, hediyesini önemsemiş ve karşılığında bir testi altın vermişti.</em></span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>Hikâye Neler Söyler?</em></span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>·Hikâyede görüldüğü gibi, önemli olan yapılanlarda samimiyet ve ihlâstır. Biz de Yüce Allah'a Padişah-ı Lem Yezel'e göre birer çöl bedevisi gibiyiz. Onun bizim ibadetimize ve hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Ama biz ibadete muhtacız, O'na sunduğumuz ibadetlerle edeceği ihsanlara ihtiyacımız var.</em></span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>·Armağanların, hediyelerin pek pahalı, değerli olması da gerekmez. Önemli olan ihlâs ve samimiyetle verilen hediyelerle gönül almaktır. Bedevi de bir testi suyla halifenin gönlünü almak, rızasını tahsil etmek istemişti.</em></span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>·Hikâyenin bir de şu yönü var: Kimi insanlar, yaptıkları pek değerli, çok önemli değilken; bunları çok önemli görürler ve çok önemli, yapılamayacak şeylermiş gibi anlatırlar. Bedevi de Dicle'yi bilmediğinden testideki suyun iyiliklerini anlata anlata bitirememişti. Oysa Bağdat'ta durum böyle değildi. Orada büyük bir tatlı su, büyük bir Dicle akıyordu.</em></span></span></strong></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><strong><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em>·İnsanların ibadetleri de Dicle kıyısında oturan Halifeye sunulmuş bir testi suya benzer. Ahirette gerçekler ayan beyan ortaya çıktığında, biz de O'na sunduğumuz ibadetlerden dolayı utanıp arlanaca- ğız. Ama şunu da bilelim ki, Cenab-ı Hak, cömerttir, ona sunduğumuz ibadetleri bahane edip bizden razı olur ve bize ihsanlarda bulunacaktır.</em></span></span></strong></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: green"><em><strong>Tefekkür Dergisi</strong>-<strong>Nisan 2010</strong></em></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="topraktoprak, post: 190918, member: 11795"] [B][SIZE=4][COLOR=green][I]Fakir bedevi çölde, yaşlı hanımıyla birlikte yaşıyordu. Bir eşekleri ve birkaç koyunları vardı. Bedevinin yaşlı hanımı zaman zaman fakirlikten şikâyet ederdi. O gün de fakirlikten şikâyete başladı. Adam hanımını teselli etmek istedi. Sabrın ecrini anlattı ise de kadının şikâyetlerinin sonu gelmiyordu. Sonunda adamın sabrı taştı ve hanımına sordu:[/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=4][COLOR=green][I]“O zaman fakirliğin çaresi neyse onu söyle!”[/I][/COLOR][/SIZE][/B] [I][B][SIZE=4][COLOR=green]Kadın bunun üzerine konuştu:[/COLOR][/SIZE][/B][/I] [B][SIZE=4][COLOR=green][I]“Bağdat'a, halifeye git, derdini anlat. O cömerttir. Sana ihsanda bulunacaktır. Çünkü o yoksulların ümit kapısıdır.”[/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=4][COLOR=green][I]Kadın kendince çareyi söylemişti. Adam başını iki elleri arasına alarak düşündü, düşündü. Sonra şöyle söyledi:[/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=4][COLOR=green][I]“Koskoca halifenin huzuruna eli boş varılmaz ki! Oysa benim halifeye hediye edecek bir şeyim yok.”[/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=4][COLOR=green][I]O sırada hanımı bir şey hatırladı. Çölde su çok önemli bir nimetti. Güzün ve Sonbaharda açılan kuyular kurur, susuzluktan hayvanlar ölürdü. Sonbaharda yağan yağmur hem çöldekileri içme sularına kavuşturur, hem de yeni bir baharın gelmesine sebep olurdu. Ama çölde, özellikle yağmur yağarken toplanmış tatlı yağmur suyu en değerli şeylerden biriydi. Kocası kendi kendine söylenince, hanımı şöyle konuştu:[/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=4][COLOR=green][I]“İstersen halifeye bir testi yağmur suyu götür. Çünkü o tatlı ve değerli bir armağandır. Belki de halifenin suyu acı ve içilmez bir sudur.”[/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=4][COLOR=green][I]Çölde bazen tatlı su çıkarmak için kuyu kazılır, ama beklendiği gibi olmaz, kuyudan deniz suyuna benzer acı ve tuzlu su çıkardı. Çölden dışarı adım atmayan, ömrünü burada geçiren kadın, her yeri çöle kıyaslıyordu.[/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=4][COLOR=green][I]Adam yola çıktı, uzun bir yolculuktan sonra Bağdat'a vardı. Halife sarayına (Dârü'l-Hilafe) kabul edildi. [/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=4][COLOR=green][I]Sonunda ağzı iyice kapatılmış bir testi yağmur suyuyla huzura çıktı. Suyu halifeye hediye ettikten sonra, uzun uzun yağmur suyunun güzelliklerini saydı, onun ne kadar değerli bir şey olduğunu anlattı.[/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=4][COLOR=green][I]Halife gözünü ondan ayırmadan bu halis adamı dinliyordu. Adam samimiydi. Halife de, çöl şartlarında bir testi yağmur suyunun ne kadar değerli olduğunu bilmekteydi. Halife bedeviden gelen hediyeyi kabul ettikten sonra, hemen testinin altınla doldurulmasını emretti ve adamlarına şöyle dedi:[/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=4][COLOR=green][I]“ Çöl uzaktır, bu adamı Dicle yoluyla filan yere kadar götürün.”[/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=4][COLOR=green][I]Bedevi Dâru'l-Hilâfe'ye gelirken, onun yanı başında akan Dicle'yi görmemişti. Fakat gemiye binmek için nehrin kıyısına gelince, tatlı suyun gürül gürül aktığını gördü. “Padişah'ın ne çok tatlı suyu varmış” demekten kendini alamadı ve o sırada getirdiği hediyeden dolayı çok utandı. Ama halife onu ciddiye alarak dinlemiş, hediyesini önemsemiş ve karşılığında bir testi altın vermişti.[/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=4][COLOR=green][I]Hikâye Neler Söyler?[/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=4][COLOR=green][I]·Hikâyede görüldüğü gibi, önemli olan yapılanlarda samimiyet ve ihlâstır. Biz de Yüce Allah'a Padişah-ı Lem Yezel'e göre birer çöl bedevisi gibiyiz. Onun bizim ibadetimize ve hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Ama biz ibadete muhtacız, O'na sunduğumuz ibadetlerle edeceği ihsanlara ihtiyacımız var.[/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=4][COLOR=green][I]·Armağanların, hediyelerin pek pahalı, değerli olması da gerekmez. Önemli olan ihlâs ve samimiyetle verilen hediyelerle gönül almaktır. Bedevi de bir testi suyla halifenin gönlünü almak, rızasını tahsil etmek istemişti.[/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=4][COLOR=green][I]·Hikâyenin bir de şu yönü var: Kimi insanlar, yaptıkları pek değerli, çok önemli değilken; bunları çok önemli görürler ve çok önemli, yapılamayacak şeylermiş gibi anlatırlar. Bedevi de Dicle'yi bilmediğinden testideki suyun iyiliklerini anlata anlata bitirememişti. Oysa Bağdat'ta durum böyle değildi. Orada büyük bir tatlı su, büyük bir Dicle akıyordu.[/I][/COLOR][/SIZE][/B] [B][SIZE=4][COLOR=green][I]·İnsanların ibadetleri de Dicle kıyısında oturan Halifeye sunulmuş bir testi suya benzer. Ahirette gerçekler ayan beyan ortaya çıktığında, biz de O'na sunduğumuz ibadetlerden dolayı utanıp arlanaca- ğız. Ama şunu da bilelim ki, Cenab-ı Hak, cömerttir, ona sunduğumuz ibadetleri bahane edip bizden razı olur ve bize ihsanlarda bulunacaktır.[/I][/COLOR][/SIZE][/B] [SIZE=4][COLOR=green][I][B]Tefekkür Dergisi[/B]-[B]Nisan 2010[/B][/I][/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Çocuk Gemisi
Çocuk Çocuğa Muhabbet
Hikaye Bahçesi
Bir Testi Yağmur Suyu
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst