Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Biraz da Havadan Konuşalım!!!
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 137014" data-attributes="member: 27"><p style="text-align: center"><strong><u><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: Blue">Hava sayfasına vurulan tevhid damgası</span></span></span></u></strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Bu yazımız biraz havadan olacak. Ya da sizin anlayacağınız havalı bir yazı olacak. Gerçi havasız bir hayat da olmuyor. Hayatın olmazsa olmazları kabul ettiğimiz dört unsuru bulunur: Hava, su, toprak ve güneş. Bunlar hayatın maddî direkleri. Hayatın mânevî direkleri de vardır. <strong>Maddî direkleri mânâ-i harfî ile okuyabilirsek manevî direklerini daha iyi kavrarız. </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong></strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong>Dünyamızın etrafını çepeçevre saran gaz karışımına hava diyoruz.</strong> Nefes almak için havaya muhtacız. Hayat ateşimiz hava ile devam eder. Ateş ancak onun varlığı ile yanabilir. Ses ve görüntü onunla yayılır, ışık onunla aydınlanır. Zararlı kozmik ışınlardan, mor ötesi radyasyonların şiddetinden, meteor (göktaşı) sağanaklarından, elektrikle yüklü parçacıklardan bizi koruma görevi havaya verilmiştir. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong>Havanın hareket kabiliyeti de vardır.</strong> Biz bu harekete rüzgâr deriz. Atmosferdeki nem, rüzgârlarla oradan oraya taşınır. Yalnız nem değil, sıcaklık, yoğunluk ve enerji de… <strong>Hatta bitkilerin üremesi için çiçek tozları bile rüzgâra muhtaçtır. </strong>Yazın denizlerden karalara doğru serin ve nemli rüzgârlar eser. Böylece yerel rüzgârlar meydana gelir. Deniz kıyısında yaşayan canlılar bu rüzgârları pek severler. Yel değirmenleri onunla döner; yelkenliler onunla denizde yol alır; uçaklar ve helikopterler pervanelerini döndürmek ve havalanmak için ona muhtaçtırlar. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Hava, erimiş halde, derin deniz diplerine sızarak buradaki hayatın devamını sağlar. Ayrıca hava, topraktaki boşlukları da doldurarak toprak altı milyarlarca mikro organizmaların hayatını destekler. Bakteri, böcek ve solucanların da hayat kaynağını oluşturur. Böylece hava-kara-deniz üçlüsünde insanda hayranlık uyandıracak kadar mükemmel bir denge meydana gelir. Yani yerin altında olsun, üstünde olsun; suyun içinde olsun, dışında olsun her canlının havaya ihtiyacı vardır. Hava, insan ve canlıların yaşaması için hayatî öneme sahiptir. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Yerküreyi saran gaz kütlesine atmosfer adı verilmektedir. Atmosferdeki hava tabakasının kalınlığı yaklaşık 150 km’dir. Bunun sadece 5 km. kadar kısmı canlıların yaşamasına elverişli ve gereklidir. Yeryüzünden uzaklaştıkça hava tabakasının yoğunluğu azalır. <strong>Atmosfer, yerkürenin etrafında adeta düzenleyici ve koruyucu bir örtü şeklindedir.</strong> Havanın yaklaşık olarak; % 78’i azot, % 21’i oksijen, % 1’i de karbondioksit ve asal gazlardan oluşur. </span></span></span></p><p><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Eğer atmosferdeki oksijen % 21 değil de % 50 olsaydı, yeryüzünde yanabilen her şey tutuşmaya hazır bir bomba olacaktı. Bir kibrit veya bir şimşek çakması dünyayı yangın yerine çevirebilir. Buna karşılık oksijen oranı % 10 olsaydı boynuna kement geçirilmiş bir idam mahkûmu gibi nefes alamayacaktık. </span></span></span></strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Atmosferde on binde üç oranında bulunan karbondioksitin ise üç önemli görevi vardır: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong>1-</strong> Bitkiler, havadaki bu karbondioksit gazını yaprakları vasıtası ile alırlar, kendileri için kullanışlı hale getirince de havaya oksijen olarak iade ederler. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong>2-</strong> Karbondioksit gazı özellikle yerden uzaya geri dönen uzun dalga boylu radyasyonu tutucu özelliğe sahiptir. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong>3-</strong> Karbon, yaşayan organizmada özel bir rol oynar. Çünkü karbon, başka atomlarla olduğu gibi bizzat karbon atomları ile de birleşebilir. Böylece çok sayıda ve çeşitte moleküller meydana gelir. Bu kompleks moleküller bütün canlı hücrelerin temel yapılarını teşkil ederler. Yani karbonhidratlar, yağlar ve proteinler karbon atomlarından meydana gelmişlerdir. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong>Şimdi isterseniz kâinat kitabının sayfalarında biraz gezinelim. </strong>Sayfalarda yer alan yazıları okumaya çalışalım. Hava sayfasında hava kelimelerinin geçtiği cümleleri araştıralım. Bakalım neler göreceğiz? </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Önce kendi nefsimize şöyle bir bakalım. Yemek ve konuşmak dediğimiz fiiller acaba nasıl meydana geliyor? <strong>Sebepler içinde bildiğimiz gibi en şereflisi ve ihtiyarı, en geniş ve tasarrufları en çok olanı insandır. </strong>İnsanın dahi en açık ihtiyarî fiilleri içinde en belirgin olanı yemek, söylemek ve düşünmektir. Şu yemek, söylemek ve düşünmek ise, gayet muntazam, acip ve hikmetli birer silsiledir. O silsilenin yüz parçasından insanın ihtiyarına ve seçimine verilen ancak bir parçasıdır. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Meselâ, ağzına lokmayı koymaktan tut tâ beden hücrelerinin gıdalanmasına kadar olan fiiller silsilesi içinde, insanın eline verilen, yalnız ağızdaki dişlerin değirmenini hareket ettirip onu çiğnemektir. <strong>Halbuki dişlerin hareket ettirilmesi için o kadar çok şeye ihtiyacımız var ki, burada onları saymak için en az diş hekimliği fakültesi kadar bilgileri sıralamak gerekir. </strong>Muazzam bir sistemle karşı karşıyayız. Onları görüp <strong><span style="color: Red">“Sübhanallah”</span></strong> dememek elde değil. Kâinatta her şey Allah’ın izin ve iradesiyle olduğu gibi dişleri hareket ettirip çiğnemek de Allah’ın izniyle olmaktadır. Çiğnediğimiz yemeklerin serüvenini biliyor muyuz? </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong>Sindirim</strong> sistemine havale edip belki de işin içinden çıktığımızı zannediyoruz. Ya da şöyle diyelim: Sindirim sisteminin idaresi bize verilseydi acaba ne yapardık? Her halde en yakın zamanda iflâs edip bayrağını da başımıza dikerdik! </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong>Söylemek</strong> fiilinde çok şeyler söyleriz, nefsimize pay çıkararak. Biz söylemek fiilinin neresindeyiz acaba? Bu işi ne kadar biliyoruz veya yapıyoruz? </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong>Bizim yaptığımız</strong> fiil, dışardan aldığımız temiz havayı kirletip verirken ses kalıplarına uğratmaktır. Yani, söylemek silsilesinden yalnız ağızda bulunan harf seslerinin çıktığı kalıplara havayı sokup çıkarmaktır. Bazen bakarsınız bizim gibi insanlar hiç konuşamaz. Halbuki her şeyi vardır: Ağız, dil, boğaz, dişler… <strong>Allah hayvanlara da kocaman dil ve dişler vermiş, ama söylediği kelimeler pek az. Demek konuşmak da Allah’ın izniyle ve iradesiyle oluyor. </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong></strong></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Şimdi söylemek fiilinin bir başka yönüne bakalım. Ağzımızda bir tek kelime, bir çekirdek gibi iken, bir ağaç hükmünü alıyor. Ağzımızdan çıkan kelimeler hava zerrelerine yükleniyorlar. Yani o kelimeler teker teker ve aynen kaydediliyorlar. Hem de hiç değişikliğe uğramadan. Bizim söylediğimiz bir kelime milyonlarca kelime oluveriyor. Yani hava içinde milyonlar aynı kelime gibi meyveler veriyor. Bu kelimeler milyonlarca dinleyenin kulağına giriyor. Bu radyo ve televizyon diliyle söylendiğinde acaba ne kadar kelime oluyor dersiniz? Saymaya gücünüz yeter mi? Rakamlarla ifade edilebilir mi? Bu misâlî sümbüle, insandaki hayalin eli ancak yetişebilir; ihtiyârın kısacık elinin yetişmesi mümkün mü?1 </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Bakın! Havadaki her bir zerre, her bir çiçeği, her bir meyveyi ziyâret ediyor, hem her çiçeğe, her meyveye girip işliyor; hiç yabancılık çekmiyor. Halbuki o çiçek ve meyveler birbirlerine hiç de benzemiyorlar. Eğer o hava zerresi her şeyi görür ve bilir bir Kadîr-i Mutlak’ın musahhar bir memuru olmasa, o serseri zerre, bütün meyvelerin, çiçeklerin cihazlarını, yapılmasını ve ayrı ayrı san’atlarını ve onlara giydirilen sûretlerin terziliğini ve san’atın bütün mükemmelliklerini bilmesi lâzım gelir.2 </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Havanın her bir zerresi, her bir canlının cismine, her bir çiçeğin her bir meyvesine, her bir yaprağın binâsına girip işleyebilir. Halbuki, onların teşkilâtları ayrı ayrı tarzdadır, nizamları başka başkadır. Bir incir meyvesinin fabrikası, farazâ çuha makinesi gibi olsa, bir nar meyvesinin fabrikası da şeker makinesi gibi olacaktır. Diğerlerini bunlara kıyas ediniz. Yani, o binâların, o cisimlerin programları birbirinden başkadır. Şimdi şu havâ zerreleri, bütün onlara girer veya girebilir ve gayet hakîmâne ve üstadâne yanlışsız olarak işler, vaziyetler alır. Vazifesi bittikten sonra kalkar gider. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">İşte, hareketli havanın hareketli zerresi, ya bitkilere ve hayvanlara, hattâ meyvelerine ve çiçeklerine giydirilen sûretlerin, miktarların teşkilâtını, biçimini bilmesi lâzım gelir. Ya da onlar Bir Bilenin emir ve irâdesiyle memur olması lâzım gelir.3 </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Hayata lâzım olan hava için ne kadar para harcıyoruz? Havayı parayla satın alsaydık halimiz nice olurdu? Bir ömür çalışsak belki bir günlük hava elde edemezdik. Havasız yaşamayı hayal bile edemiyoruz. Bize hiç para ödemeden ya da hiç yorulmadan bu kadar değerli bir maddeyi ihsan eden Cenâb-ı Hakk’a ne kadar şükretsek, ne kadar ibadet etsek az gelir. Halbuki Allah’ın bizden istediği şeyler o kadar zor ve pahalı da değil. Farzları yapmakta ve kebîreleri (büyük günahları) terk etmekte tembellik ediyoruz. <strong>Az bir ibadet ettiğimiz zaman da çok şeyler istiyoruz. Ücretimizin peşin olarak verildiğini unutarak! </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Hava sayfasından bir pencere açmaya çalıştık. Düşüncelerimize bir bakış açısı kazandırmak istedik. Kâinatta tesadüfe yer yoktur. Her şey bir nizam altında hareket ediyor şüphesiz. Elbette bütün bunları bilen ve hareket ettiren bir güç vardır. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Bütün varlıklar Allah namına, Allah’ın emriyle hareket ediyorlar. Onlar kendilerine mahsus diller ile Allah’ı tesbih ediyorlar. Allah Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong>“Göklerde ne var, yerde ne varsa, Allah’ı tesbih ederler.”</strong>4 </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><u><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkGreen">Dipnotlar: </span></span></span></strong></u></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkGreen">1- Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, 990. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkGreen">2- Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, 472. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkGreen">3- Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, 894-895. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkGreen">4- Cûma Sûresi: 1.</span></span></span></p><p> <p style="text-align: right"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkSlateGray"> <span style="color: DarkRed"><u><strong>Ahmet ÖZDEMİR</strong></u></span></span></span></span></p> <p style="text-align: right"><span style="color: DarkRed"><u><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px">18.06.2009</span></span></strong></u></span></p> <p style="text-align: right"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkSlateGray"><span style="color: DarkRed"><u><strong>Yeniasya</strong></u></span></span></span></span></p> <p style="text-align: right"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span> </p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 137014, member: 27"] [CENTER][B][U][FONT=Century Gothic][SIZE=5][COLOR=Blue]Hava sayfasına vurulan tevhid damgası[/COLOR][/SIZE][/FONT][/U][/B][/CENTER] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Bu yazımız biraz havadan olacak. Ya da sizin anlayacağınız havalı bir yazı olacak. Gerçi havasız bir hayat da olmuyor. Hayatın olmazsa olmazları kabul ettiğimiz dört unsuru bulunur: Hava, su, toprak ve güneş. Bunlar hayatın maddî direkleri. Hayatın mânevî direkleri de vardır. [B]Maddî direkleri mânâ-i harfî ile okuyabilirsek manevî direklerini daha iyi kavrarız. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][B]Dünyamızın etrafını çepeçevre saran gaz karışımına hava diyoruz.[/B] Nefes almak için havaya muhtacız. Hayat ateşimiz hava ile devam eder. Ateş ancak onun varlığı ile yanabilir. Ses ve görüntü onunla yayılır, ışık onunla aydınlanır. Zararlı kozmik ışınlardan, mor ötesi radyasyonların şiddetinden, meteor (göktaşı) sağanaklarından, elektrikle yüklü parçacıklardan bizi koruma görevi havaya verilmiştir. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][B]Havanın hareket kabiliyeti de vardır.[/B] Biz bu harekete rüzgâr deriz. Atmosferdeki nem, rüzgârlarla oradan oraya taşınır. Yalnız nem değil, sıcaklık, yoğunluk ve enerji de… [B]Hatta bitkilerin üremesi için çiçek tozları bile rüzgâra muhtaçtır. [/B]Yazın denizlerden karalara doğru serin ve nemli rüzgârlar eser. Böylece yerel rüzgârlar meydana gelir. Deniz kıyısında yaşayan canlılar bu rüzgârları pek severler. Yel değirmenleri onunla döner; yelkenliler onunla denizde yol alır; uçaklar ve helikopterler pervanelerini döndürmek ve havalanmak için ona muhtaçtırlar. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Hava, erimiş halde, derin deniz diplerine sızarak buradaki hayatın devamını sağlar. Ayrıca hava, topraktaki boşlukları da doldurarak toprak altı milyarlarca mikro organizmaların hayatını destekler. Bakteri, böcek ve solucanların da hayat kaynağını oluşturur. Böylece hava-kara-deniz üçlüsünde insanda hayranlık uyandıracak kadar mükemmel bir denge meydana gelir. Yani yerin altında olsun, üstünde olsun; suyun içinde olsun, dışında olsun her canlının havaya ihtiyacı vardır. Hava, insan ve canlıların yaşaması için hayatî öneme sahiptir. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Yerküreyi saran gaz kütlesine atmosfer adı verilmektedir. Atmosferdeki hava tabakasının kalınlığı yaklaşık 150 km’dir. Bunun sadece 5 km. kadar kısmı canlıların yaşamasına elverişli ve gereklidir. Yeryüzünden uzaklaştıkça hava tabakasının yoğunluğu azalır. [B]Atmosfer, yerkürenin etrafında adeta düzenleyici ve koruyucu bir örtü şeklindedir.[/B] Havanın yaklaşık olarak; % 78’i azot, % 21’i oksijen, % 1’i de karbondioksit ve asal gazlardan oluşur. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Eğer atmosferdeki oksijen % 21 değil de % 50 olsaydı, yeryüzünde yanabilen her şey tutuşmaya hazır bir bomba olacaktı. Bir kibrit veya bir şimşek çakması dünyayı yangın yerine çevirebilir. Buna karşılık oksijen oranı % 10 olsaydı boynuna kement geçirilmiş bir idam mahkûmu gibi nefes alamayacaktık. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Atmosferde on binde üç oranında bulunan karbondioksitin ise üç önemli görevi vardır: [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][B]1-[/B] Bitkiler, havadaki bu karbondioksit gazını yaprakları vasıtası ile alırlar, kendileri için kullanışlı hale getirince de havaya oksijen olarak iade ederler. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][B]2-[/B] Karbondioksit gazı özellikle yerden uzaya geri dönen uzun dalga boylu radyasyonu tutucu özelliğe sahiptir. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][B]3-[/B] Karbon, yaşayan organizmada özel bir rol oynar. Çünkü karbon, başka atomlarla olduğu gibi bizzat karbon atomları ile de birleşebilir. Böylece çok sayıda ve çeşitte moleküller meydana gelir. Bu kompleks moleküller bütün canlı hücrelerin temel yapılarını teşkil ederler. Yani karbonhidratlar, yağlar ve proteinler karbon atomlarından meydana gelmişlerdir. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][B]Şimdi isterseniz kâinat kitabının sayfalarında biraz gezinelim. [/B]Sayfalarda yer alan yazıları okumaya çalışalım. Hava sayfasında hava kelimelerinin geçtiği cümleleri araştıralım. Bakalım neler göreceğiz? [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Önce kendi nefsimize şöyle bir bakalım. Yemek ve konuşmak dediğimiz fiiller acaba nasıl meydana geliyor? [B]Sebepler içinde bildiğimiz gibi en şereflisi ve ihtiyarı, en geniş ve tasarrufları en çok olanı insandır. [/B]İnsanın dahi en açık ihtiyarî fiilleri içinde en belirgin olanı yemek, söylemek ve düşünmektir. Şu yemek, söylemek ve düşünmek ise, gayet muntazam, acip ve hikmetli birer silsiledir. O silsilenin yüz parçasından insanın ihtiyarına ve seçimine verilen ancak bir parçasıdır. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Meselâ, ağzına lokmayı koymaktan tut tâ beden hücrelerinin gıdalanmasına kadar olan fiiller silsilesi içinde, insanın eline verilen, yalnız ağızdaki dişlerin değirmenini hareket ettirip onu çiğnemektir. [B]Halbuki dişlerin hareket ettirilmesi için o kadar çok şeye ihtiyacımız var ki, burada onları saymak için en az diş hekimliği fakültesi kadar bilgileri sıralamak gerekir. [/B]Muazzam bir sistemle karşı karşıyayız. Onları görüp [B][COLOR=Red]“Sübhanallah”[/COLOR][/B] dememek elde değil. Kâinatta her şey Allah’ın izin ve iradesiyle olduğu gibi dişleri hareket ettirip çiğnemek de Allah’ın izniyle olmaktadır. Çiğnediğimiz yemeklerin serüvenini biliyor muyuz? [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][B]Sindirim[/B] sistemine havale edip belki de işin içinden çıktığımızı zannediyoruz. Ya da şöyle diyelim: Sindirim sisteminin idaresi bize verilseydi acaba ne yapardık? Her halde en yakın zamanda iflâs edip bayrağını da başımıza dikerdik! [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][B]Söylemek[/B] fiilinde çok şeyler söyleriz, nefsimize pay çıkararak. Biz söylemek fiilinin neresindeyiz acaba? Bu işi ne kadar biliyoruz veya yapıyoruz? [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][B]Bizim yaptığımız[/B] fiil, dışardan aldığımız temiz havayı kirletip verirken ses kalıplarına uğratmaktır. Yani, söylemek silsilesinden yalnız ağızda bulunan harf seslerinin çıktığı kalıplara havayı sokup çıkarmaktır. Bazen bakarsınız bizim gibi insanlar hiç konuşamaz. Halbuki her şeyi vardır: Ağız, dil, boğaz, dişler… [B]Allah hayvanlara da kocaman dil ve dişler vermiş, ama söylediği kelimeler pek az. Demek konuşmak da Allah’ın izniyle ve iradesiyle oluyor. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Şimdi söylemek fiilinin bir başka yönüne bakalım. Ağzımızda bir tek kelime, bir çekirdek gibi iken, bir ağaç hükmünü alıyor. Ağzımızdan çıkan kelimeler hava zerrelerine yükleniyorlar. Yani o kelimeler teker teker ve aynen kaydediliyorlar. Hem de hiç değişikliğe uğramadan. Bizim söylediğimiz bir kelime milyonlarca kelime oluveriyor. Yani hava içinde milyonlar aynı kelime gibi meyveler veriyor. Bu kelimeler milyonlarca dinleyenin kulağına giriyor. Bu radyo ve televizyon diliyle söylendiğinde acaba ne kadar kelime oluyor dersiniz? Saymaya gücünüz yeter mi? Rakamlarla ifade edilebilir mi? Bu misâlî sümbüle, insandaki hayalin eli ancak yetişebilir; ihtiyârın kısacık elinin yetişmesi mümkün mü?1 [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Bakın! Havadaki her bir zerre, her bir çiçeği, her bir meyveyi ziyâret ediyor, hem her çiçeğe, her meyveye girip işliyor; hiç yabancılık çekmiyor. Halbuki o çiçek ve meyveler birbirlerine hiç de benzemiyorlar. Eğer o hava zerresi her şeyi görür ve bilir bir Kadîr-i Mutlak’ın musahhar bir memuru olmasa, o serseri zerre, bütün meyvelerin, çiçeklerin cihazlarını, yapılmasını ve ayrı ayrı san’atlarını ve onlara giydirilen sûretlerin terziliğini ve san’atın bütün mükemmelliklerini bilmesi lâzım gelir.2 [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Havanın her bir zerresi, her bir canlının cismine, her bir çiçeğin her bir meyvesine, her bir yaprağın binâsına girip işleyebilir. Halbuki, onların teşkilâtları ayrı ayrı tarzdadır, nizamları başka başkadır. Bir incir meyvesinin fabrikası, farazâ çuha makinesi gibi olsa, bir nar meyvesinin fabrikası da şeker makinesi gibi olacaktır. Diğerlerini bunlara kıyas ediniz. Yani, o binâların, o cisimlerin programları birbirinden başkadır. Şimdi şu havâ zerreleri, bütün onlara girer veya girebilir ve gayet hakîmâne ve üstadâne yanlışsız olarak işler, vaziyetler alır. Vazifesi bittikten sonra kalkar gider. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]İşte, hareketli havanın hareketli zerresi, ya bitkilere ve hayvanlara, hattâ meyvelerine ve çiçeklerine giydirilen sûretlerin, miktarların teşkilâtını, biçimini bilmesi lâzım gelir. Ya da onlar Bir Bilenin emir ve irâdesiyle memur olması lâzım gelir.3 [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray] [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Hayata lâzım olan hava için ne kadar para harcıyoruz? Havayı parayla satın alsaydık halimiz nice olurdu? Bir ömür çalışsak belki bir günlük hava elde edemezdik. Havasız yaşamayı hayal bile edemiyoruz. Bize hiç para ödemeden ya da hiç yorulmadan bu kadar değerli bir maddeyi ihsan eden Cenâb-ı Hakk’a ne kadar şükretsek, ne kadar ibadet etsek az gelir. Halbuki Allah’ın bizden istediği şeyler o kadar zor ve pahalı da değil. Farzları yapmakta ve kebîreleri (büyük günahları) terk etmekte tembellik ediyoruz. [B]Az bir ibadet ettiğimiz zaman da çok şeyler istiyoruz. Ücretimizin peşin olarak verildiğini unutarak! [/B] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray] [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Hava sayfasından bir pencere açmaya çalıştık. Düşüncelerimize bir bakış açısı kazandırmak istedik. Kâinatta tesadüfe yer yoktur. Her şey bir nizam altında hareket ediyor şüphesiz. Elbette bütün bunları bilen ve hareket ettiren bir güç vardır. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Bütün varlıklar Allah namına, Allah’ın emriyle hareket ediyorlar. Onlar kendilerine mahsus diller ile Allah’ı tesbih ediyorlar. Allah Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor: [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][B]“Göklerde ne var, yerde ne varsa, Allah’ı tesbih ederler.”[/B]4 [/COLOR][/SIZE][/FONT] [U][B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][COLOR=DarkGreen]Dipnotlar: [/COLOR][/SIZE][/FONT][/B][/U] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][COLOR=DarkGreen]1- Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, 990. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][COLOR=DarkGreen]2- Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, 472. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][COLOR=DarkGreen]3- Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, 894-895. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][COLOR=DarkGreen]4- Cûma Sûresi: 1.[/COLOR][/SIZE][/FONT] [RIGHT][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][COLOR=DarkSlateGray] [COLOR=DarkRed][U][B]Ahmet ÖZDEMİR[/B][/U][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [COLOR=DarkRed][U][B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2]18.06.2009[/SIZE][/FONT][/B][/U][/COLOR] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][COLOR=DarkSlateGray][COLOR=DarkRed][U][B]Yeniasya[/B][/U][/COLOR] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [/RIGHT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Biraz da Havadan Konuşalım!!!
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst