nurunalanur
Well-known member
BİRİNCİ AKIL GÖNÜL MUHAREBESİ
Sevgi meydanında akıl erleri ve gönül müfrezesi karşı karşıya. Enaniyet kumandanlığındaki akıl ordusu karşılaşmadan üstün ayrılacağından emin. Teslimiyeti, kumandanları tayin eden gönül erleri tevekkül emniyeti içinde.
İlk ateş akıl ordusu tarafında yer alan sevgiliden. İlk ateş bir bakış… Bu nazar, savaşların hala kılıçlarla yapıldığı bir devirde C-4 tipi bomba etkisinde. Sanki her iki tarafta ilk ateşi bekliyormuş gibi birden kızışıyor meydan. Gönül alevler içinde yanıyor. Gönül erleri bir sarsıntı içinde. Teslimiyet kumandanında adım gerileme ve şüphe yok. Derhal ordusunu derleyip toparlıyor. Şimdi taaruz sırası gönül erlerinde. Bu sırada bir mektup elden ele dolaşıyor o hengamenin içinde. Sonunda menziline varıyor mektup, sevgilinin elinde. Bir davet var içinde : ‘ Aklını gönlünün eline al ve safımıza geç.’ Bulunduğu tarafa yakışır bir tavır, mektubu yırtıp atıyor. O an mektubun sahibiyle mektubun yazıldığı gönlün sahibi göz göze. İkinci bomba etkisi. Her göz buluşması bir darbe etkisinde ‘yürek devletinde’.
Zamanın karınca adımına eş yavaş işleyişi, her iki tarafın yorgunluğunu daha da derinleştiriyor. Bunun sonucu bir durgunluk devresi, her iki taraf kendi cephesine geri çekiliyor. Gönül erleri ciddi zaiyat vermiş, ruhları yıpranmış, ama aynı zamanda imanları da cilalanmış…
Komuta ‘teslimiyette’ olunca ilk karşılaşmaya çıkıyormuşçasına dinç bir seriye, ikinci harekatta hedefe daha da kitlenmiş. Tek gönül eri kalıncaya dek; durmak, geri dönmek yok. Bu imanla gönül erleri; akıl erlerini kılıçtan geçiriyor, her gönül şehidi hedefi bir adım daha onlara yaklaştırıyor… Ve sonuç; enaniyet kumandanı ölüler içinde bri leş, akıl tarafındaki gönül sultanı ise esirler arasında. Yani akıl gönlün esiri olmuş. Bu hal üzere, akıl tarafında kalan birkaç kişi de kaçıp gidiyorlar. İşte fetih…
Buna mukabil sevda ülkesini kurma hazırlıkları başlıyor. Maddesiyle esirler arasında olan sevgili, sevda ülkesinin kraliçeliğine namzed. Bu ülkedeki işleyiş, sevgilinin aklını çatlatıyor, ruhunu da teslim alıyor. Artık zat-ı şahane bedeniyle ve ruhuyla sevda ülkesi vatandaşı…
İkincisi olmayacak bu savaş, değişmeyecek sonucuyla burda nihayet buluyor.
Yazar, bu ülkenin kralını muhayyilenize bırakıyor…
Sevgi meydanında akıl erleri ve gönül müfrezesi karşı karşıya. Enaniyet kumandanlığındaki akıl ordusu karşılaşmadan üstün ayrılacağından emin. Teslimiyeti, kumandanları tayin eden gönül erleri tevekkül emniyeti içinde.
İlk ateş akıl ordusu tarafında yer alan sevgiliden. İlk ateş bir bakış… Bu nazar, savaşların hala kılıçlarla yapıldığı bir devirde C-4 tipi bomba etkisinde. Sanki her iki tarafta ilk ateşi bekliyormuş gibi birden kızışıyor meydan. Gönül alevler içinde yanıyor. Gönül erleri bir sarsıntı içinde. Teslimiyet kumandanında adım gerileme ve şüphe yok. Derhal ordusunu derleyip toparlıyor. Şimdi taaruz sırası gönül erlerinde. Bu sırada bir mektup elden ele dolaşıyor o hengamenin içinde. Sonunda menziline varıyor mektup, sevgilinin elinde. Bir davet var içinde : ‘ Aklını gönlünün eline al ve safımıza geç.’ Bulunduğu tarafa yakışır bir tavır, mektubu yırtıp atıyor. O an mektubun sahibiyle mektubun yazıldığı gönlün sahibi göz göze. İkinci bomba etkisi. Her göz buluşması bir darbe etkisinde ‘yürek devletinde’.
Zamanın karınca adımına eş yavaş işleyişi, her iki tarafın yorgunluğunu daha da derinleştiriyor. Bunun sonucu bir durgunluk devresi, her iki taraf kendi cephesine geri çekiliyor. Gönül erleri ciddi zaiyat vermiş, ruhları yıpranmış, ama aynı zamanda imanları da cilalanmış…
Komuta ‘teslimiyette’ olunca ilk karşılaşmaya çıkıyormuşçasına dinç bir seriye, ikinci harekatta hedefe daha da kitlenmiş. Tek gönül eri kalıncaya dek; durmak, geri dönmek yok. Bu imanla gönül erleri; akıl erlerini kılıçtan geçiriyor, her gönül şehidi hedefi bir adım daha onlara yaklaştırıyor… Ve sonuç; enaniyet kumandanı ölüler içinde bri leş, akıl tarafındaki gönül sultanı ise esirler arasında. Yani akıl gönlün esiri olmuş. Bu hal üzere, akıl tarafında kalan birkaç kişi de kaçıp gidiyorlar. İşte fetih…
Buna mukabil sevda ülkesini kurma hazırlıkları başlıyor. Maddesiyle esirler arasında olan sevgili, sevda ülkesinin kraliçeliğine namzed. Bu ülkedeki işleyiş, sevgilinin aklını çatlatıyor, ruhunu da teslim alıyor. Artık zat-ı şahane bedeniyle ve ruhuyla sevda ülkesi vatandaşı…
İkincisi olmayacak bu savaş, değişmeyecek sonucuyla burda nihayet buluyor.
Yazar, bu ülkenin kralını muhayyilenize bırakıyor…
AHMET EKREM KAYA