Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Mektûbat
Birinci Mektub
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ukbaa" data-source="post: 333953" data-attributes="member: 15165"><p><strong>Cevap: Birinci Mektub - Sayfa 32</strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'ITCSouvenirStdLight'"><span style="font-family: 'tahoma'">Hem şu silsile-i kâinatın iki neticesidir. Neticelerin mahalleri, silsilenin iki tarafındadır. Süflîsi, sakîli aşağı tarafında; nuranîsi, ulvîsi yukarı tarafındadır.</span></span></p><p><span style="font-family: 'ITCSouvenirStdLight'"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-family: 'ITCSouvenirStdLight'"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span><span style="font-family: 'ITCSouvenirStdLight'"><span style="font-family: 'tahoma'">Hem şu seyl-i şuûnâtın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzenidir. Mahzenin mekânı ise, mahsulâtın nev’ine göre, fenası altında, iyisi üstündedir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'ITCSouvenirStdLight'"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-family: 'ITCSouvenirStdLight'"></span><span style="font-family: 'ITCSouvenirStdLight'"><span style="font-family: 'tahoma'">Hem ebede karşı cereyan eden ve dalgalanan mevcudat-ı seyyâlenin iki havzıdır. Havzın yeri ise, seylin durduğu ve tecemmu ettiği yerdedir. Yani, habîsâtı ve müzahrefâtı esfelde, tayyibâtı ve sâfiyâtı âlâdadır.</span></span><span style="font-family: 'ITCSouvenirStdLight'"><span style="font-family: 'tahoma'">Hem lütuf ve kahrın, rahmet ve azametin iki tecellîgâhıdır. Tecellîgâhın yeri ise her yerde olabilir. Rahmân-ı Zülcemâl ve Kahhâr-ı Zülcelâl nerede isterse tecellîgâhını açar.</span></span></p><p><span style="font-family: 'ITCSouvenirStdLight'"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-family: 'ITCSouvenirStdLight'"></span><span style="font-family: 'ITCSouvenirStdLight'"><span style="font-family: 'tahoma'">Amma Cennet ve Cehennemin vücutları ise, Onuncu ve Yirmi Sekizinci ve Yirmi Dokuzuncu Sözlerde gayet kat’î bir surette ispat edilmiştir. Şurada yalnız bu kadar deriz ki: Meyvenin vücudu dal kadar ve neticenin silsile kadar ve mahzenin mahsulât kadar ve havzın ırmak kadar ve tecellîgâhın, rahmet ve kahrın vücutları kadar kat’î ve yakîndir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'ITCSouvenirStdLight'"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-family: 'ITCSouvenirStdLight'"></span><span style="font-family: 'ITCSouvenirStdLight'"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>DÖRDÜNCÜ SUAL:</strong> Mahbuplara olan aşk-ı mecazî aşk-ı hakikîye inkılâp ettiği gibi, acaba ekser nasta bulunan, dünyaya karşı olan aşk-ı mecazî dahi bir aşk-ı hakikîye inkılâp edebilir mi?</span></span></p><p><span style="font-family: 'ITCSouvenirStdLight'"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-family: 'ITCSouvenirStdLight'"></span><span style="font-family: 'ITCSouvenirStdLight'"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em>Elcevap: </em></strong>Evet. Dünyanın fâni yüzüne karşı olan aşk-ı mecazî, eğer o âşık, o yüzün üstündeki zeval ve fenâ çirkinliğini görüp ondan yüzünü çevirse, bâki bir mahbup arasa, dünyanın pek güzel ve âyine-i esmâ-i İlâhiye ve mezraa-i âhiret olan iki diğer yüzüne bakmaya muvaffak olursa, o gayr-ı meşru mecazî aşk, o vakit aşk-ı hakikîye inkılâba yüz tutar. Fakat bir şartla ki, kendinin zâil ve hayatıyla bağlı kararsız dünyasını haricî dünyaya iltibas etmemektir. Eğer ehl-i dalâlet</span></span></p><p><span style="font-family: 'ITCSouvenirStdLight'"></span><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span> <table style='width: 100%'><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>Kahhâr-ı Zülcelâl</strong>: sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan ve herşeye her zaman mutlak galip gelen ve kahretmeye gücü yeten Allah (bk. ḳ-h-r; ẕü; c-l-l)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>Rahmân-ı Zülcemâl</strong>: sonsuz güzellik sahibi ve kullarına karşı çok merhametli olan ve rahmet eserleri bütün varlık âlemini kuşatan Allah (bk. r-ḥ-m; ẕü; c-m-l)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>azamet</strong>: büyüklük (bk. a-ẓ-m)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>aşk-ı hakikî</strong>: gerçek aşk; gerçek güzellik sahibi olan Allah’a duyulan sevgi (bk. ḥ-ḳ-ḳ)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>aşk-ı mecazî</strong>: gerçek olmayan aşk; geçici ve sınırlı bir güzelliğe karşı duyulan sevgi (bk. c-v-z)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>bâki</strong>: devamlı, kalıcı, ölümsüz (bk. b-ḳ-y)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>cereyan</strong>: hareket</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>ebed</strong>: sonu olmayan, sonsuzluk (bk. e-b-d)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>ehl-i dalâlet ve gaflet</strong>: doğru ve hak yoldan sapmış, inançsız ve âhiretten habersiz, mânevî sorumluluklarına karşı duyarsız kimseler (bk. ḍ-l-l; ğ-f-l)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>ekser</strong>: pekçok (bk. k-s̱-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>esfel</strong>: aşağı ve alçak yer</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>fena</strong>: kötü (bk. f-n-y)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>fenâ</strong>: gelip geçicilik, ölümlülük (bk. f-n-y)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>fâni</strong>: geçici, ölümlü (bk. f-n-y)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>gayr-ı meşru</strong>: helâl olmayan, dine aykırı (bk. ş-r-a)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>habîsât</strong>: kötü ve çirkin şeyler</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>haricî</strong>: dışa ait</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>havz</strong>: havuz</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>iltibas</strong>: karıştırma</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>inkılâp</strong>: dönüşme</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>kahr</strong>: mahvetme, yok etme</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>kat’î</strong>: kesin</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>lütuf</strong>: iyilik, ihsan, bağış (bk. l-ṭ-f)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mahal</strong>: yer, mekân</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mahbup</strong>: sevgili (bk. ḥ-b-b)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mahsulât</strong>: mahsuller, ürünler</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mahsulât-ı mâneviye-i arziye</strong>: yeryüzünün mânevî ürünleri (bk. a-n-y)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mahzen</strong>: depo</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mecazî</strong>: gerçek olmayan (bk. c-v-z)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mekân</strong>: yer (bk. m-k-n)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mevcudat-ı seyyâle</strong>: devamlı akıp giden varlıklar (bk. v-c-d)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>mezraa-i âhiret</strong>: âhiretin tarlası (bk. e-ḫ-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>muvaffak</strong>: başarılı olma</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>müzahrefât</strong>: süprüntüler, atıklar</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>nas</strong>: insanlar</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>nev’</strong>: çeşit, tür</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>nuranî</strong>: nurlu, parlak (bk. n-v-r)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>rahmet</strong>: şefkat, merhamet (bk. r-ḥ-m)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>sakîl</strong>: ağır</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>seyl</strong>: sel, akıntı</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>seyl-i şuûnât</strong>: olayların, iş ve fiillerin akışı (bk. ş-e-n)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>silsile</strong>: zincir</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>silsile-i kâinat</strong>: kâinat zinciri, varlık halkaları (bk. k-v-n)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>suret</strong>: biçim, şekil (bk. ṣ-v-r)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>sâfiyât</strong>: saf ve temiz şeyler (bk. ṣ-f-y)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>süflî</strong>: aşağı, alçak</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>tayyibât</strong>: iyi ve güzel şeyler</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>tecellîgâh</strong>: yansıma ve görünme yeri (bk. c-l-y)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>tecemmu</strong>: birikme, toplanma (bk. c-m-a)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>ulvî</strong>: yüksek, yüce</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>vücut</strong>: varlık (bk. v-c-d)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>yakin</strong>: şüpheye yer bırakmayacak derecede kesinlik (bk. y-ḳ-n)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>zeval</strong>: geçip gitme, sona erme (bk. z-v-l)</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>zâil</strong>: geçici, yok olucu (bk. z-v-l)</span></td></tr><tr><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>âlâ</strong>: yüce ve yüksek yer</span></td><td><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>âyine-i esmâ</strong>: Allah’ın isimlerini gösteren ayna, varlıklar (bk. s-m-v)</span></td></tr></table><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ukbaa, post: 333953, member: 15165"] [b]Cevap: Birinci Mektub - Sayfa 32[/b] [FONT=ITCSouvenirStdLight][FONT=tahoma]Hem şu silsile-i kâinatın iki neticesidir. Neticelerin mahalleri, silsilenin iki tarafındadır. Süflîsi, sakîli aşağı tarafında; nuranîsi, ulvîsi yukarı tarafındadır. [/FONT][/FONT][FONT=ITCSouvenirStdLight][FONT=tahoma]Hem şu seyl-i şuûnâtın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzenidir. Mahzenin mekânı ise, mahsulâtın nev’ine göre, fenası altında, iyisi üstündedir. [/FONT] [/FONT][FONT=ITCSouvenirStdLight][FONT=tahoma]Hem ebede karşı cereyan eden ve dalgalanan mevcudat-ı seyyâlenin iki havzıdır. Havzın yeri ise, seylin durduğu ve tecemmu ettiği yerdedir. Yani, habîsâtı ve müzahrefâtı esfelde, tayyibâtı ve sâfiyâtı âlâdadır.[/FONT][/FONT][FONT=ITCSouvenirStdLight][FONT=tahoma]Hem lütuf ve kahrın, rahmet ve azametin iki tecellîgâhıdır. Tecellîgâhın yeri ise her yerde olabilir. Rahmân-ı Zülcemâl ve Kahhâr-ı Zülcelâl nerede isterse tecellîgâhını açar. [/FONT] [/FONT][FONT=ITCSouvenirStdLight][FONT=tahoma]Amma Cennet ve Cehennemin vücutları ise, Onuncu ve Yirmi Sekizinci ve Yirmi Dokuzuncu Sözlerde gayet kat’î bir surette ispat edilmiştir. Şurada yalnız bu kadar deriz ki: Meyvenin vücudu dal kadar ve neticenin silsile kadar ve mahzenin mahsulât kadar ve havzın ırmak kadar ve tecellîgâhın, rahmet ve kahrın vücutları kadar kat’î ve yakîndir. [/FONT] [/FONT][FONT=ITCSouvenirStdLight][FONT=tahoma][B]DÖRDÜNCÜ SUAL:[/B] Mahbuplara olan aşk-ı mecazî aşk-ı hakikîye inkılâp ettiği gibi, acaba ekser nasta bulunan, dünyaya karşı olan aşk-ı mecazî dahi bir aşk-ı hakikîye inkılâp edebilir mi? [/FONT] [/FONT][FONT=ITCSouvenirStdLight][FONT=tahoma][B][I]Elcevap: [/I][/B]Evet. Dünyanın fâni yüzüne karşı olan aşk-ı mecazî, eğer o âşık, o yüzün üstündeki zeval ve fenâ çirkinliğini görüp ondan yüzünü çevirse, bâki bir mahbup arasa, dünyanın pek güzel ve âyine-i esmâ-i İlâhiye ve mezraa-i âhiret olan iki diğer yüzüne bakmaya muvaffak olursa, o gayr-ı meşru mecazî aşk, o vakit aşk-ı hakikîye inkılâba yüz tutar. Fakat bir şartla ki, kendinin zâil ve hayatıyla bağlı kararsız dünyasını haricî dünyaya iltibas etmemektir. Eğer ehl-i dalâlet[/FONT] [/FONT][FONT=tahoma] [/FONT][FONT=tahoma] [/FONT][TABLE] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]Kahhâr-ı Zülcelâl[/B]: sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan ve herşeye her zaman mutlak galip gelen ve kahretmeye gücü yeten Allah (bk. ḳ-h-r; ẕü; c-l-l)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]Rahmân-ı Zülcemâl[/B]: sonsuz güzellik sahibi ve kullarına karşı çok merhametli olan ve rahmet eserleri bütün varlık âlemini kuşatan Allah (bk. r-ḥ-m; ẕü; c-m-l)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]azamet[/B]: büyüklük (bk. a-ẓ-m)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]aşk-ı hakikî[/B]: gerçek aşk; gerçek güzellik sahibi olan Allah’a duyulan sevgi (bk. ḥ-ḳ-ḳ)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]aşk-ı mecazî[/B]: gerçek olmayan aşk; geçici ve sınırlı bir güzelliğe karşı duyulan sevgi (bk. c-v-z)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]bâki[/B]: devamlı, kalıcı, ölümsüz (bk. b-ḳ-y)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]cereyan[/B]: hareket[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]ebed[/B]: sonu olmayan, sonsuzluk (bk. e-b-d)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]ehl-i dalâlet ve gaflet[/B]: doğru ve hak yoldan sapmış, inançsız ve âhiretten habersiz, mânevî sorumluluklarına karşı duyarsız kimseler (bk. ḍ-l-l; ğ-f-l)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]ekser[/B]: pekçok (bk. k-s̱-r)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]esfel[/B]: aşağı ve alçak yer[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]fena[/B]: kötü (bk. f-n-y)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]fenâ[/B]: gelip geçicilik, ölümlülük (bk. f-n-y)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]fâni[/B]: geçici, ölümlü (bk. f-n-y)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]gayr-ı meşru[/B]: helâl olmayan, dine aykırı (bk. ş-r-a)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]habîsât[/B]: kötü ve çirkin şeyler[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]haricî[/B]: dışa ait[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]havz[/B]: havuz[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]iltibas[/B]: karıştırma[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]inkılâp[/B]: dönüşme[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]kahr[/B]: mahvetme, yok etme[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]kat’î[/B]: kesin[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]lütuf[/B]: iyilik, ihsan, bağış (bk. l-ṭ-f)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]mahal[/B]: yer, mekân[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]mahbup[/B]: sevgili (bk. ḥ-b-b)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]mahsulât[/B]: mahsuller, ürünler[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]mahsulât-ı mâneviye-i arziye[/B]: yeryüzünün mânevî ürünleri (bk. a-n-y)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]mahzen[/B]: depo[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]mecazî[/B]: gerçek olmayan (bk. c-v-z)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]mekân[/B]: yer (bk. m-k-n)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]mevcudat-ı seyyâle[/B]: devamlı akıp giden varlıklar (bk. v-c-d)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]mezraa-i âhiret[/B]: âhiretin tarlası (bk. e-ḫ-r)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]muvaffak[/B]: başarılı olma[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]müzahrefât[/B]: süprüntüler, atıklar[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]nas[/B]: insanlar[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]nev’[/B]: çeşit, tür[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]nuranî[/B]: nurlu, parlak (bk. n-v-r)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]rahmet[/B]: şefkat, merhamet (bk. r-ḥ-m)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]sakîl[/B]: ağır[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]seyl[/B]: sel, akıntı[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]seyl-i şuûnât[/B]: olayların, iş ve fiillerin akışı (bk. ş-e-n)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]silsile[/B]: zincir[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]silsile-i kâinat[/B]: kâinat zinciri, varlık halkaları (bk. k-v-n)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]suret[/B]: biçim, şekil (bk. ṣ-v-r)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]sâfiyât[/B]: saf ve temiz şeyler (bk. ṣ-f-y)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]süflî[/B]: aşağı, alçak[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]tayyibât[/B]: iyi ve güzel şeyler[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]tecellîgâh[/B]: yansıma ve görünme yeri (bk. c-l-y)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]tecemmu[/B]: birikme, toplanma (bk. c-m-a)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]ulvî[/B]: yüksek, yüce[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]vücut[/B]: varlık (bk. v-c-d)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]yakin[/B]: şüpheye yer bırakmayacak derecede kesinlik (bk. y-ḳ-n)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]zeval[/B]: geçip gitme, sona erme (bk. z-v-l)[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]zâil[/B]: geçici, yok olucu (bk. z-v-l)[/FONT][/TD] [/TR] [TR] [TD][FONT=tahoma][B]âlâ[/B]: yüce ve yüksek yer[/FONT][/TD] [TD][FONT=tahoma][B]âyine-i esmâ[/B]: Allah’ın isimlerini gösteren ayna, varlıklar (bk. s-m-v)[/FONT][/TD] [/TR] [/TABLE] [FONT=tahoma] [/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Külliyatı
Mektûbat
Birinci Mektub
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst