Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
Bu Sahabeyi Nasıl Bilirdiniz? (Kısa-Kısa)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 84282" data-attributes="member: 27"><p style="text-align: left"><p style="text-align: center"><span style="font-size: 18px"><span style="color: red">ABBÂS BİN ABDÜLMUTTALİB</span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"></p> </p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Abbâs, <strong>gençlik zamanında, ticâretle uğraştı</strong> ve <strong>çok zengin oldu.</strong> Kardeşlerinin içinde en zengini oydu.<strong> Abisi Ebû Tâlib’in</strong> ise mâli durumu çok <strong>kötü idi</strong>. Resûlullah efendimizin teklîfi ile Ebû Tâlib’in oğlu <strong>Ukayl’in yetişmesine</strong> yardımcı oldu ve abisinin <strong>yükünü hafifletti.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong>Resûlullah efendimiz, İslâmiyeti anlatmaya başlayınca, Hz. Abbâs muhâlefet etmeyip, <strong>akrabâlık şefkatinden dolayı,</strong> Peygamber efendimize <strong>yardımda bulundu ve destek oldu. </strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Müslüman olmadığı hâlde,</strong> Akabe bî’atında Peygamber efendimizin yanında bulunup, orada te’sîrli <strong>konuşmalar yaptı.</strong> Bî’at etmek için gelen Medîneli Müslümanlara şöyle hitâb etti: </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">- Ey Medîneliler! Bu, kardeşimin oğludur. İnsanların içinde en çok sevdiğim Odur. Eğer, Onu tasdîk edip, Allahtan getirdiklerine inanıyor ve beraberinizde alıp götürmek istiyorsanız, beni tatmîn edecek sağlam bir söz vermeniz lâzımdır. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Bildiğiniz gibi, Muhammed aleyhisselâm bizdendir. Biz, Onu, Ona inanmıyan kimselerden koruduk. O, bizim aramızda izzet ve şerefiyle korunmuş olarak yaşamaktadır. Bütün bunlara rağmen, herkesten yüz çevirmiş ve sizinle beraber gitmeye karar vermiş bulunmaktadır. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Eğer siz, bütün Arap kabîlelerinin birleşip, üzerinize hücûm ettiğinde, onlara karşı koyacak kadar savaş gücüne sahipseniz, bu işe karar veriniz! </span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Bu husûsu aranızda iyice görüşüp konuşunuz. Sonradan ayrılığa düşmeyiniz! Verdiğiniz sözde durup, Onu düşmanlarından koruyabilecek misiniz? </span></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red">Bunu lâyıkıyla yapabilirseniz ne âlâ. Yok, Mekke’den çıktıktan sonra Onu yalnız bırakacaksanız, şimdiden bu işten vazgeçiniz ki, yurdunda şerefiyle korunmuş hâlde yaşasın! </span></span></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: red"></span></span></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Buna karşılık Medîneli Müslümanlar, <strong>“Biz, Resûlullahı malımız ve canımız pahasına koruyacağız. Biz, bu sözümüzde sâdıkız”</strong> dediler ve Resûlullah efendimize <strong>bî’at ettiler.</strong> Sonra <strong>Hz. Abbâs şöyle duâ etti: </strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">- Allahım! Sen onların, yeğenim hakkında verdikleri sözü, Onu korumak için ettikleri yemîni işiten ve görensin. Kardeşimin oğlunu sana emânet ediyorum yâ Rabbî! </span></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span>Peygamber efendimizin amcası olan Hz. Abbâs <strong>çok zengin olup, çok cömert idi.</strong> İkrâm ve ihsânları <strong>çok meşhûr idi.</strong> Fakîr, fukarâyı sevindirmeyi <strong>çok severdi.</strong> Özellikle <strong>köle satın alıp, azâd etmekten</strong> çok memnun olurdu. <strong>Yetmiş kadar köle azâd</strong> etmiştir.</p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Yakın <strong>akrabâyı ziyâret etmeye</strong>, onların haklarına <strong>riâyete çok dikkat</strong> ederdi. Peygamber efendimiz, kendisini çok severdi. Bir defasında buyurdu ki: </p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: blue"><strong>- Allahım, Abbâs’ı ve oğullarını magfiret eyle ve bağışla! Öyle ki, hiç günâhları kalmasın! Yâ Rabbî, onu ve oğullarını meydana gelecek âfet ve belâlardan koru!</strong></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: blue"><strong></strong></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Abbâs, Kureyş’in <strong>ileri gelenlerinden ve reislerinden idi.</strong> Mescid-i Harâmın <strong>tâmirâtı </strong>ve gelen <strong>hacılara su dağıtmak</strong> (sikâye) hizmetini yürütürdü. <strong>Müslüman olduktan sonra</strong> da bu vazîfeyi devam ettirdi. Hz. Abbâs ve kardeşleri, hac mevsiminde <strong>zemzem kuyusu önünde dururlar</strong>, isteyenlere, <strong>kuyudan su çekip</strong> verirlerdi.</p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Abbâs, Peygamber efendimizin en çok sevdiği amcalarındandır. <strong>Abdülmuttalib’in en küçük oğludur.</strong> Peygamber efendimizden <strong>üç yaş büyüktür.</strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Bedir </strong>savaşında daha <strong>Müslüman olmamıştı</strong>. Müşriklerin zoruyla savaşa sokuldu. Savaş sonunda, <strong>esîr edilip Medîne’ye</strong> götürüldü. Peygamber efendimiz kendisine buyurdu ki: </p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: blue"><strong>- Ey Abbâs, kendin, kardeşinin oğlu Ukayl bin Ebû Tâlib ve Nevfel bin Hâris için kurtuluş akçesi öde! Çünkü sen zenginsin.</strong></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: blue"><strong></strong></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>- Yâ Resûlallah, ben Müslümanım. Kureyşliler beni zorla Bedir’e getirdiler.</strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong><strong><span style="color: blue">- Senin Müslümanlığını Allahü teâlâ bilir. Doğru söylüyorsan Allah sana elbette onun ecrini verir. Fakat senin hâlin, görünüş i’tibâriyle, aleyhimizedir. Bunun için sen kurtuluş akçesi ödemelisin!</span></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: blue"></span></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: blue"></span>- Yâ Resûlallah, yanımda 800 dirhemden başka param yoktur.</strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong><strong><span style="color: blue">- Yâ Abbâs, o altınları niçin söylemiyorsun?</span></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: blue"></span></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: blue"></span>- Hangi altınları?</strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: blue"><strong>- Hani sen Mekke’den çıkacağın gün, hanımın Hâris’in kızı Ümmül Fadl’a verdiğin altınlar. Onları verirken, yanınızda sizden başka kimse yoktu. Sen, Ümmül Fadl’a, “Bu seferde başıma ne geleceğini bilmiyorum. Eğer bir felâkete duçar olup da dönemezsem, şu kadarı senindir. Şu kadarı Fadl içindir. Şu kadarı Abdullah içindir. Şu kadarı Ubeydullah içindir. Şu kadarı da Kusem içindir” dediğin altınlar?</strong></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: blue"><strong></strong></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Peygamber efendimiz altınlar hakkında bu kadar <strong>teferruatlı</strong> bir şekilde bilgi verince, Hz. Abbâs çok şaşırdı:</p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>- Allaha yemîn ederim ki, ben bu altınları hanımıma verirken yanımızda kimse yoktu. Bunları sen nereden biliyorsun?</strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong><strong><span style="color: blue">- Allahü teâlâ haber verdi.</span></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: blue"></span></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: blue"></span>- Senin, Allahü teâlânın Resûlü olduğuna şimdi gerçekten inandım. Doğru söylediğine şehâdet ederim.</strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Hemen</strong> Kelime-i şehâdet getirerek <strong>Müslüman oldu.</strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong>Hz. Abbâs Müslüman olunca, Resûlullah onu <strong>Mekke’de</strong> görevlendirdi. <strong>Müslüman olduğunu kimseye söylemedi.</strong> Mekke’de olup bitenleri, <strong>gizlice</strong> Peygamber efendimize <strong>bildirirdi.</strong> Bir zaman sonra Peygamber efendimizin hasretine dayanamayıp, Medîne’ye gelmek istediğini mektupla bildirdiğinde, Peygamber efendimiz buyurdu ki: </p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: blue"><strong>- Senin bulunduğun yerdeki cihâdın daha güzel ve faydalıdır.</strong></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Abbâs, <strong>Mekke’nin </strong>fethine dâir yapılan hazırlıkların <strong>son safhada olduğunu</strong> haber <strong>alınca,</strong> artık <strong>Mekke’de kalmayı</strong> lüzûmlu bulmayıp, fetihten az bir zaman önce <strong>Medîne’ye hicret için yola çıktı.</strong> Zü’l-huleyfe’de Resûlullaha kavuştu. </p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Âilesini Medîne’ye gönderip, kendisi Mekke’nin fethinde, Peygamber efendimizin yanında bulundu. Peygamber efendimiz ona buyurdular ki: </p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: blue"><strong>- Ey Abbâs! Ben, Peygamberlerin sonuncusu olduğum gibi, sen de muhâcirlerin sonuncususun.</strong></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: blue"><strong></strong></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Hz. Ebû Süfyân</strong>, Mekke’nin fethi sırasında Müslüman oldu. Kendisiyle Hz. <strong>Abbâs ilgilendi.</strong> Ebû Süfyân, Müslümanların bir sabah vakti namaz için <strong>coşkun hazırlıklarını</strong> görünce dedi ki: </p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><em><strong>- Ey Abbâs! Müslümanlara yeni bir şey mi emredildi?</strong></em></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><em><strong></strong></em></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>- Hayır, onlar namaza hazırlanıyorlar. </strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong>Daha sonra Ebû Süfyân’a <strong>abdest aldırıp</strong>, Resûlullaha götürdü. Resûl aleyhisselâm namaz için cemâ’atin önüne geçip tekbîr aldı. Cemâ’at da <strong>büyük bir vecd içinde Ona uydu.</strong> Onların rükü ve secdedeki hâllerini gören <strong>Ebû Süfyân dedi ki:</strong> </p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em>- Ey Abbâs! Böyle itâati ne İran saraylarında, ne Rum diyârlarında gördüm. Doğrusu, yeğenin büyük bir hükümdâr olmuş.</em></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em></em></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Bunun üzerine Hz. Abbâs dedi ki: </p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: red">- Ey Ebû Süfyân! Bu iş saltanat değil, nübüvvettir.</span></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: red"></span></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Abbâs, Resûlullahın yakını olması sebebiyle, Eshâb-ı kirâm arasında ayrı bir yeri vardı. <strong>Sözü dinlenirdi.</strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong>Peygamber efendimiz vefât edince, Eshâb-ı kirâmın aklı başından gitti. Mescidde ağlaşmaya başladılar. Hiç kimsenin inanası gelmiyordu.</p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Hele Hz. Ömer,</strong> tamamen kendinden geçmiş bir hâlde idi. Peygamber efendimizin mübârek yüzüne bakıp, <strong>“Resûlullah bayılmış, fakat baygınlığı çok ağır”</strong> diyordu. Ölüm sözünü ağzına almadığı gibi, kimsenin de söylemesini istemiyordu. Dışarı çıkıp dedi ki: </p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red"><strong>- Kim, “Resûlullah öldü” derse, kılıcımla boynunu vururum!</strong></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red"><strong></strong></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Ebû Bekir ile Hz. Abbâs’ın Eshâb-ı kirâm arasında<strong> bir ağırlığı vardı.</strong> Eshâb-ı kirâmı ancak bunlar teskîn edebilirdi. Bunun için beraber mescide gittiler. Hz. Abbâs buyurdu ki: </p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>- Ey insanlar! Resûlullahın, <span style="color: red">“Ben vefât etmiyeceğim”</span> dediğini içinizde duyan var mı?</strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong><em><strong>- Hayır böyle bir söz duymadık.</strong></em></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><em><strong></strong></em></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><em><strong></strong></em>Sonra Hz. Ömer’e dönüp sordu: </p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>- Yâ Ömer, bu husûsta sen birşey duydun mu?</strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em>- Hayır duymadım.</em></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><em></em></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Sonra Eshâb-ı kirâma dönüp buyurdu ki: </p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">- Hiç kimse Resûlullahın vefât etmiyeceğini söyleyemez. Cenâb-ı Hakka yemîn ederim ki, Resûlullah ölümü tatmış bulunmaktadır. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde, <span style="color: red">“Muhakkak, sen de öleceksin, onlar da ölecektir”</span> buyurmaktadır. Resûlullah efendimiz, İslâmiyetin bütün hükümlerini tamamladıktan sonra aramızdan ayrıldı. Artık kendimize gelip, defin işlerini tamamlayalım.</span></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span>Sonra, Hz. Ebû Bekir de buna benzer konuşmalar yaptı. Böylece Eshâb-ı kirâmın aklı başlarına geldi.</p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Abbâs, Mekke’nin fethinden sonra yapılan Huneyn gazâsında da, Peygamber efendimizin <strong>yanından ayrılmadı.</strong> İslâm ordusu, sabah gün ışımadan çukur ve geniş bir vâdiden aşağı iniyordu. Düşman ordusu, <strong>önceden oraya geldiği için</strong>, vâdinin her iki yanında <strong>gizlenip pusu kurmuştu.</strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Müslümanlar tam oraya geldiklerinde, <strong>düşman etraftan saldırmaya</strong> başladı. Müslümanlar ne olduklarını anlayamadılar. Bir an karışıklık oldu. Hz. Abbâs, Hz. Ebû Bekir ve birkaç kahraman, ölümü göze alıp, Resûlullahla <strong>birlikte bir adım gerilemediler.</strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Bunun üzerine Peygamber efendimiz buyurdu ki: </p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: blue">- Yâ Abbâs! Sen onlara; <span style="color: black">“Ey Medîneliler! Ey Semüre ağacının altında bî’at eden sahâbîler!”</span> diye seslen!</span></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: blue"></span></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Abbâs, <strong>iri yapılı ve heybetli idi.</strong> Bağırdığı zaman sesi çok uzaklardan duyulduğu için, <strong>bütün gücüyle bağırdı: </strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>- Ey Medîneliler! Ey Semüre ağacının altında Peygamberimize söz veren Eshâb! Buraya toplanınız! Dağılmayınız!</strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Bunu işiten Eshâb-ı kirâm geri dönmek istediler. Fakat binek hayvanları öyle ürkmüşlerdi ki, ba’zıları hayvanlarını geri döndüremediler. Binek <strong>hayvanlarından kendilerini atmak</strong> mecbûriyetinde kaldılar. Müslümanlar toparlandılar ve şiddetli bir muhârebeden sonra <strong>düşman yenik düştü</strong>. Askerlerinin çoğu öldürüldü. Bir kısmı da esîr alındı.</p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Câbir anlatır: </p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">632 senesinde Resûlullah efendimiz Eshâbıyla <strong>vedâ haccına gittiler</strong>. Peygamber efendimiz, vedâ hutbelerinde, <strong>sevgili amcasından da bahsettiler</strong>... Fâizin yasak olduğunu, <strong>ilk kaldırdığı fâizin</strong>, amcası Hz. <strong>Abbâs’ın fâizi</strong> olduğunu bildirdiler.</p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Ömer, fetihlerden elde edilen ganîmetlerden, Hz. Abbâs’a hisse ayırırdı. Hz. Ömer, Mescid-i Nebevînin genişletilmesini istedi. Mescidin hemen yanında Hz. Abbâs’ın evi vardı. Halîfe bu evi satın almak istedi. <strong>Hz Abbâs ise evini hediye olarak verdi.</strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Ömer, Medîne’de kuraklık olunca, Hz. Abbâs’ın duâ etmesini istedi. Hz. Abbâs <strong>duâ edip, duâsı bereketiyle</strong> yağmur yağdı ve toprak yeşerdi. Bundan sonra Hz. Ömer buyurdu ki: </p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: black"><em>- Abbâs, Allahü teâlâ ile bizim aramızda vesîledir.</em></span></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: black"><em></em></span></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Abbâs, Peygamber efendimize yakınlığı ve fazîletlerinin çokluğundan dolayı herkes tarafından<strong> sevilir, sayılır, hürmet edilir bir zât idi.</strong> Herkes kendisine imrenirdi. Dört büyük halîfe gibi büyük zâtlar, o gelince, hürmetlerinden ve tevâzularından <strong>ayağa kalkarlardı</strong>.</p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Çok zengin idi. İslâm ordusunun techîzi için çok yardım etti. </p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Abbâs bin Abdülmuttalib, ömrünün sonunda <strong>göremez oldu</strong>. Hz. Osman’ın şehîd edilmesinden iki sene evvel, <strong>652 senesinde 88 yaşında Medîne-i münevverede vefât etti.</strong> Cenâze namazını <strong>Hz. Osman kıldırdı</strong>. Bakî’ kabristanına<strong> defnedildi.</strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Kızlarından başka on erkek evlâdı vardı.</strong> Bunların içinde, Abdullah bin Abbâs hazretleri <strong>ilimde çok</strong> yüksekti. <strong>Kızları içinde Ümmü Gülsüm</strong> ba’zı hadîs-i şerîfler rivâyet etti.</p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Âişe şöyle anlatır:</p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">“Resûlullah efendimiz Eshâb-ı kirâmı ile oturuyordu. Yanında Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer vardı. O esnâda Hz. Abbâs içeri girdi. Hz. Ebû Bekir ona yer verdi. Hz. Abbâs, Resûlullahla Ebû Bekir arasına oturdu. Resûl aleyhisselâm bu hareketinden dolayı Hz. Ebû Bekir’e buyurdu ki: </p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: blue">- Büyüklerin kıymetini büyükler bilir.” </span></span></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: blue"></span></span></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Peygamber efendimiz Hz. Abbâs hakkında yine buyurdular ki: </p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">(Bu Abdülmuttalib oğlu Abbâs’dır. Kureyşte en cömert ve akrabâlık bağlarına en saygılı olandır.) </span></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">(Abbâs, bendendir. Ben Abbâs’danım.) </span></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">(Abbâs, amcamdır. Beni korumuştur. Ona ezâ eden, bana ezâ etmiş olur.) </span></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">(Abbâsoğullarından melikler olacak, ümmetimin başına geçecekler. Allahü teâlâ dîni onlarla azîz ve hâkim kılacak.) </span></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Abbâs bin Abdülmuttalib, ekseriyâ şöyle derdi: </p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>- Kendisine iyilik yaptığım hiç kimsenin kötülüğünü görmedim. Kendisine kötülük yaptığım hiç kimsenin de iyiliğini görmedim. Onun için, herkese iyilik ve ihsânda bulunun! Çünkü bunlar, sizi kötülüğün zararlarından korur.</strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'">İbni Şihâb’dan bildirildiğine göre; Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer’in hilâfetleri sırasında, kendileri bir binek üzerinde iken Hz. Abbâs’a rastlarlarsa, <strong>bineklerinden inerler, onunla beraber gideceği yere kadar yürürler</strong>, sonra dönerlerdi.</p></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Verdana'"></p> <p style="text-align: center"></p></span></p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">KISACA</span></span></p></span></p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Verdana'"></p> <ul> <li data-xf-list-type="ul"><p style="text-align: left">Ticaretle meşgul oldu, çok zengindi.</p> </li> </ul> <p style="text-align: left"></p> <ul> <li data-xf-list-type="ul"><p style="text-align: left">Peygamberimiz'in s.a.v. amcasıdır ve 3 yaş büyüktür.</p> </li> </ul> <p style="text-align: left"></p> <ul> <li data-xf-list-type="ul"><p style="text-align: left">Çok cesur ve güçlüdür, Peygamberimiz'e s.a.v. her zaman yardımcı olmuşlardır.</p> </li> </ul> <p style="text-align: left"></p> <ul> <li data-xf-list-type="ul"><p style="text-align: left">fakir fukaraya yardım etmeyi, köle azad etmeyi (yaklaşık 70 köle)akraba ziyaretini çok severdi.</p> </li> </ul> <p style="text-align: left"></p> <ul> <li data-xf-list-type="ul"><p style="text-align: left">Bedir savaşı sonunda müslüman olmuştur.</p> </li> </ul> <p style="text-align: left"></p> <ul> <li data-xf-list-type="ul"><p style="text-align: left">ömrünün son yıllarında göremez olmuştur.</p> </li> </ul> <p style="text-align: left"></p> <ul> <li data-xf-list-type="ul"><p style="text-align: left"><strong>652 senesinde 88 yaşında Medîne-i münevverede vefât etti.</strong> </p> </li> </ul> <p style="text-align: left"></p> <ul> <li data-xf-list-type="ul"><p style="text-align: left">Peygamberimiz'in bir çok övgüsüne mazhar olmuştur.</p> </li> </ul><p></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 84282, member: 27"] [LEFT][CENTER][SIZE=5][COLOR=red]ABBÂS BİN ABDÜLMUTTALİB[/COLOR][/SIZE] [SIZE=5][/SIZE][COLOR=red] [/COLOR][/CENTER] [/LEFT] [FONT=Verdana]Hz. Abbâs, [B]gençlik zamanında, ticâretle uğraştı[/B] ve [B]çok zengin oldu.[/B] Kardeşlerinin içinde en zengini oydu.[B] Abisi Ebû Tâlib’in[/B] ise mâli durumu çok [B]kötü idi[/B]. Resûlullah efendimizin teklîfi ile Ebû Tâlib’in oğlu [B]Ukayl’in yetişmesine[/B] yardımcı oldu ve abisinin [B]yükünü hafifletti. [/B]Resûlullah efendimiz, İslâmiyeti anlatmaya başlayınca, Hz. Abbâs muhâlefet etmeyip, [B]akrabâlık şefkatinden dolayı,[/B] Peygamber efendimize [B]yardımda bulundu ve destek oldu. Müslüman olmadığı hâlde,[/B] Akabe bî’atında Peygamber efendimizin yanında bulunup, orada te’sîrli [B]konuşmalar yaptı.[/B] Bî’at etmek için gelen Medîneli Müslümanlara şöyle hitâb etti: [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]- Ey Medîneliler! Bu, kardeşimin oğludur. İnsanların içinde en çok sevdiğim Odur. Eğer, Onu tasdîk edip, Allahtan getirdiklerine inanıyor ve beraberinizde alıp götürmek istiyorsanız, beni tatmîn edecek sağlam bir söz vermeniz lâzımdır. Bildiğiniz gibi, Muhammed aleyhisselâm bizdendir. Biz, Onu, Ona inanmıyan kimselerden koruduk. O, bizim aramızda izzet ve şerefiyle korunmuş olarak yaşamaktadır. Bütün bunlara rağmen, herkesten yüz çevirmiş ve sizinle beraber gitmeye karar vermiş bulunmaktadır. Eğer siz, bütün Arap kabîlelerinin birleşip, üzerinize hücûm ettiğinde, onlara karşı koyacak kadar savaş gücüne sahipseniz, bu işe karar veriniz! [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [LEFT][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Bu husûsu aranızda iyice görüşüp konuşunuz. Sonradan ayrılığa düşmeyiniz! Verdiğiniz sözde durup, Onu düşmanlarından koruyabilecek misiniz? [/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=red]Bunu lâyıkıyla yapabilirseniz ne âlâ. Yok, Mekke’den çıktıktan sonra Onu yalnız bırakacaksanız, şimdiden bu işten vazgeçiniz ki, yurdunda şerefiyle korunmuş hâlde yaşasın! [/COLOR][/SIZE][/FONT] Buna karşılık Medîneli Müslümanlar, [B]“Biz, Resûlullahı malımız ve canımız pahasına koruyacağız. Biz, bu sözümüzde sâdıkız”[/B] dediler ve Resûlullah efendimize [B]bî’at ettiler.[/B] Sonra [B]Hz. Abbâs şöyle duâ etti: [/B] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]- Allahım! Sen onların, yeğenim hakkında verdikleri sözü, Onu korumak için ettikleri yemîni işiten ve görensin. Kardeşimin oğlunu sana emânet ediyorum yâ Rabbî! [/SIZE][/FONT]Peygamber efendimizin amcası olan Hz. Abbâs [B]çok zengin olup, çok cömert idi.[/B] İkrâm ve ihsânları [B]çok meşhûr idi.[/B] Fakîr, fukarâyı sevindirmeyi [B]çok severdi.[/B] Özellikle [B]köle satın alıp, azâd etmekten[/B] çok memnun olurdu. [B]Yetmiş kadar köle azâd[/B] etmiştir. Yakın [B]akrabâyı ziyâret etmeye[/B], onların haklarına [B]riâyete çok dikkat[/B] ederdi. Peygamber efendimiz, kendisini çok severdi. Bir defasında buyurdu ki: [COLOR=blue][B]- Allahım, Abbâs’ı ve oğullarını magfiret eyle ve bağışla! Öyle ki, hiç günâhları kalmasın! Yâ Rabbî, onu ve oğullarını meydana gelecek âfet ve belâlardan koru! [/B][/COLOR] Hz. Abbâs, Kureyş’in [B]ileri gelenlerinden ve reislerinden idi.[/B] Mescid-i Harâmın [B]tâmirâtı [/B]ve gelen [B]hacılara su dağıtmak[/B] (sikâye) hizmetini yürütürdü. [B]Müslüman olduktan sonra[/B] da bu vazîfeyi devam ettirdi. Hz. Abbâs ve kardeşleri, hac mevsiminde [B]zemzem kuyusu önünde dururlar[/B], isteyenlere, [B]kuyudan su çekip[/B] verirlerdi. Hz. Abbâs, Peygamber efendimizin en çok sevdiği amcalarındandır. [B]Abdülmuttalib’in en küçük oğludur.[/B] Peygamber efendimizden [B]üç yaş büyüktür. Bedir [/B]savaşında daha [B]Müslüman olmamıştı[/B]. Müşriklerin zoruyla savaşa sokuldu. Savaş sonunda, [B]esîr edilip Medîne’ye[/B] götürüldü. Peygamber efendimiz kendisine buyurdu ki: [COLOR=blue][B]- Ey Abbâs, kendin, kardeşinin oğlu Ukayl bin Ebû Tâlib ve Nevfel bin Hâris için kurtuluş akçesi öde! Çünkü sen zenginsin. [/B][/COLOR] [B]- Yâ Resûlallah, ben Müslümanım. Kureyşliler beni zorla Bedir’e getirdiler. [/B][B][COLOR=blue]- Senin Müslümanlığını Allahü teâlâ bilir. Doğru söylüyorsan Allah sana elbette onun ecrini verir. Fakat senin hâlin, görünüş i’tibâriyle, aleyhimizedir. Bunun için sen kurtuluş akçesi ödemelisin! [/COLOR]- Yâ Resûlallah, yanımda 800 dirhemden başka param yoktur. [/B][B][COLOR=blue]- Yâ Abbâs, o altınları niçin söylemiyorsun? [/COLOR]- Hangi altınları? [/B] [COLOR=blue][B]- Hani sen Mekke’den çıkacağın gün, hanımın Hâris’in kızı Ümmül Fadl’a verdiğin altınlar. Onları verirken, yanınızda sizden başka kimse yoktu. Sen, Ümmül Fadl’a, “Bu seferde başıma ne geleceğini bilmiyorum. Eğer bir felâkete duçar olup da dönemezsem, şu kadarı senindir. Şu kadarı Fadl içindir. Şu kadarı Abdullah içindir. Şu kadarı Ubeydullah içindir. Şu kadarı da Kusem içindir” dediğin altınlar? [/B][/COLOR] Peygamber efendimiz altınlar hakkında bu kadar [B]teferruatlı[/B] bir şekilde bilgi verince, Hz. Abbâs çok şaşırdı: [B]- Allaha yemîn ederim ki, ben bu altınları hanımıma verirken yanımızda kimse yoktu. Bunları sen nereden biliyorsun? [/B][B][COLOR=blue]- Allahü teâlâ haber verdi. [/COLOR]- Senin, Allahü teâlânın Resûlü olduğuna şimdi gerçekten inandım. Doğru söylediğine şehâdet ederim. [/B] [B]Hemen[/B] Kelime-i şehâdet getirerek [B]Müslüman oldu. [/B]Hz. Abbâs Müslüman olunca, Resûlullah onu [B]Mekke’de[/B] görevlendirdi. [B]Müslüman olduğunu kimseye söylemedi.[/B] Mekke’de olup bitenleri, [B]gizlice[/B] Peygamber efendimize [B]bildirirdi.[/B] Bir zaman sonra Peygamber efendimizin hasretine dayanamayıp, Medîne’ye gelmek istediğini mektupla bildirdiğinde, Peygamber efendimiz buyurdu ki: [COLOR=blue][B]- Senin bulunduğun yerdeki cihâdın daha güzel ve faydalıdır.[/B][/COLOR] Hz. Abbâs, [B]Mekke’nin [/B]fethine dâir yapılan hazırlıkların [B]son safhada olduğunu[/B] haber [B]alınca,[/B] artık [B]Mekke’de kalmayı[/B] lüzûmlu bulmayıp, fetihten az bir zaman önce [B]Medîne’ye hicret için yola çıktı.[/B] Zü’l-huleyfe’de Resûlullaha kavuştu. Âilesini Medîne’ye gönderip, kendisi Mekke’nin fethinde, Peygamber efendimizin yanında bulundu. Peygamber efendimiz ona buyurdular ki: [COLOR=blue][B]- Ey Abbâs! Ben, Peygamberlerin sonuncusu olduğum gibi, sen de muhâcirlerin sonuncususun. [/B][/COLOR] [B]Hz. Ebû Süfyân[/B], Mekke’nin fethi sırasında Müslüman oldu. Kendisiyle Hz. [B]Abbâs ilgilendi.[/B] Ebû Süfyân, Müslümanların bir sabah vakti namaz için [B]coşkun hazırlıklarını[/B] görünce dedi ki: [I][B]- Ey Abbâs! Müslümanlara yeni bir şey mi emredildi? [/B][/I] [B]- Hayır, onlar namaza hazırlanıyorlar. [/B]Daha sonra Ebû Süfyân’a [B]abdest aldırıp[/B], Resûlullaha götürdü. Resûl aleyhisselâm namaz için cemâ’atin önüne geçip tekbîr aldı. Cemâ’at da [B]büyük bir vecd içinde Ona uydu.[/B] Onların rükü ve secdedeki hâllerini gören [B]Ebû Süfyân dedi ki:[/B] [B][I]- Ey Abbâs! Böyle itâati ne İran saraylarında, ne Rum diyârlarında gördüm. Doğrusu, yeğenin büyük bir hükümdâr olmuş. [/I][/B] Bunun üzerine Hz. Abbâs dedi ki: [B][COLOR=red]- Ey Ebû Süfyân! Bu iş saltanat değil, nübüvvettir. [/COLOR][/B] Hz. Abbâs, Resûlullahın yakını olması sebebiyle, Eshâb-ı kirâm arasında ayrı bir yeri vardı. [B]Sözü dinlenirdi. [/B]Peygamber efendimiz vefât edince, Eshâb-ı kirâmın aklı başından gitti. Mescidde ağlaşmaya başladılar. Hiç kimsenin inanası gelmiyordu. [B]Hele Hz. Ömer,[/B] tamamen kendinden geçmiş bir hâlde idi. Peygamber efendimizin mübârek yüzüne bakıp, [B]“Resûlullah bayılmış, fakat baygınlığı çok ağır”[/B] diyordu. Ölüm sözünü ağzına almadığı gibi, kimsenin de söylemesini istemiyordu. Dışarı çıkıp dedi ki: [COLOR=red][B]- Kim, “Resûlullah öldü” derse, kılıcımla boynunu vururum! [/B][/COLOR] Hz. Ebû Bekir ile Hz. Abbâs’ın Eshâb-ı kirâm arasında[B] bir ağırlığı vardı.[/B] Eshâb-ı kirâmı ancak bunlar teskîn edebilirdi. Bunun için beraber mescide gittiler. Hz. Abbâs buyurdu ki: [B]- Ey insanlar! Resûlullahın, [COLOR=red]“Ben vefât etmiyeceğim”[/COLOR] dediğini içinizde duyan var mı? [/B][I][B]- Hayır böyle bir söz duymadık. [/B][/I]Sonra Hz. Ömer’e dönüp sordu: [B]- Yâ Ömer, bu husûsta sen birşey duydun mu? [/B] [B][I]- Hayır duymadım. [/I][/B] Sonra Eshâb-ı kirâma dönüp buyurdu ki: [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]- Hiç kimse Resûlullahın vefât etmiyeceğini söyleyemez. Cenâb-ı Hakka yemîn ederim ki, Resûlullah ölümü tatmış bulunmaktadır. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde, [COLOR=red]“Muhakkak, sen de öleceksin, onlar da ölecektir”[/COLOR] buyurmaktadır. Resûlullah efendimiz, İslâmiyetin bütün hükümlerini tamamladıktan sonra aramızdan ayrıldı. Artık kendimize gelip, defin işlerini tamamlayalım. [/SIZE][/FONT]Sonra, Hz. Ebû Bekir de buna benzer konuşmalar yaptı. Böylece Eshâb-ı kirâmın aklı başlarına geldi. Hz. Abbâs, Mekke’nin fethinden sonra yapılan Huneyn gazâsında da, Peygamber efendimizin [B]yanından ayrılmadı.[/B] İslâm ordusu, sabah gün ışımadan çukur ve geniş bir vâdiden aşağı iniyordu. Düşman ordusu, [B]önceden oraya geldiği için[/B], vâdinin her iki yanında [B]gizlenip pusu kurmuştu. [/B] Müslümanlar tam oraya geldiklerinde, [B]düşman etraftan saldırmaya[/B] başladı. Müslümanlar ne olduklarını anlayamadılar. Bir an karışıklık oldu. Hz. Abbâs, Hz. Ebû Bekir ve birkaç kahraman, ölümü göze alıp, Resûlullahla [B]birlikte bir adım gerilemediler. [/B] Bunun üzerine Peygamber efendimiz buyurdu ki: [B][COLOR=blue]- Yâ Abbâs! Sen onlara; [COLOR=black]“Ey Medîneliler! Ey Semüre ağacının altında bî’at eden sahâbîler!”[/COLOR] diye seslen! [/COLOR][/B] Hz. Abbâs, [B]iri yapılı ve heybetli idi.[/B] Bağırdığı zaman sesi çok uzaklardan duyulduğu için, [B]bütün gücüyle bağırdı: [/B] [B]- Ey Medîneliler! Ey Semüre ağacının altında Peygamberimize söz veren Eshâb! Buraya toplanınız! Dağılmayınız! [/B] Bunu işiten Eshâb-ı kirâm geri dönmek istediler. Fakat binek hayvanları öyle ürkmüşlerdi ki, ba’zıları hayvanlarını geri döndüremediler. Binek [B]hayvanlarından kendilerini atmak[/B] mecbûriyetinde kaldılar. Müslümanlar toparlandılar ve şiddetli bir muhârebeden sonra [B]düşman yenik düştü[/B]. Askerlerinin çoğu öldürüldü. Bir kısmı da esîr alındı. Hz. Câbir anlatır: 632 senesinde Resûlullah efendimiz Eshâbıyla [B]vedâ haccına gittiler[/B]. Peygamber efendimiz, vedâ hutbelerinde, [B]sevgili amcasından da bahsettiler[/B]... Fâizin yasak olduğunu, [B]ilk kaldırdığı fâizin[/B], amcası Hz. [B]Abbâs’ın fâizi[/B] olduğunu bildirdiler. Hz. Ömer, fetihlerden elde edilen ganîmetlerden, Hz. Abbâs’a hisse ayırırdı. Hz. Ömer, Mescid-i Nebevînin genişletilmesini istedi. Mescidin hemen yanında Hz. Abbâs’ın evi vardı. Halîfe bu evi satın almak istedi. [B]Hz Abbâs ise evini hediye olarak verdi. [/B] Hz. Ömer, Medîne’de kuraklık olunca, Hz. Abbâs’ın duâ etmesini istedi. Hz. Abbâs [B]duâ edip, duâsı bereketiyle[/B] yağmur yağdı ve toprak yeşerdi. Bundan sonra Hz. Ömer buyurdu ki: [B][COLOR=black][I]- Abbâs, Allahü teâlâ ile bizim aramızda vesîledir. [/I][/COLOR][/B] Hz. Abbâs, Peygamber efendimize yakınlığı ve fazîletlerinin çokluğundan dolayı herkes tarafından[B] sevilir, sayılır, hürmet edilir bir zât idi.[/B] Herkes kendisine imrenirdi. Dört büyük halîfe gibi büyük zâtlar, o gelince, hürmetlerinden ve tevâzularından [B]ayağa kalkarlardı[/B]. Çok zengin idi. İslâm ordusunun techîzi için çok yardım etti. Hz. Abbâs bin Abdülmuttalib, ömrünün sonunda [B]göremez oldu[/B]. Hz. Osman’ın şehîd edilmesinden iki sene evvel, [B]652 senesinde 88 yaşında Medîne-i münevverede vefât etti.[/B] Cenâze namazını [B]Hz. Osman kıldırdı[/B]. Bakî’ kabristanına[B] defnedildi. [/B] [B]Kızlarından başka on erkek evlâdı vardı.[/B] Bunların içinde, Abdullah bin Abbâs hazretleri [B]ilimde çok[/B] yüksekti. [B]Kızları içinde Ümmü Gülsüm[/B] ba’zı hadîs-i şerîfler rivâyet etti. Hz. Âişe şöyle anlatır: “Resûlullah efendimiz Eshâb-ı kirâmı ile oturuyordu. Yanında Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer vardı. O esnâda Hz. Abbâs içeri girdi. Hz. Ebû Bekir ona yer verdi. Hz. Abbâs, Resûlullahla Ebû Bekir arasına oturdu. Resûl aleyhisselâm bu hareketinden dolayı Hz. Ebû Bekir’e buyurdu ki: [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=blue]- Büyüklerin kıymetini büyükler bilir.” [/COLOR][/SIZE][/FONT] Peygamber efendimiz Hz. Abbâs hakkında yine buyurdular ki: [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3](Bu Abdülmuttalib oğlu Abbâs’dır. Kureyşte en cömert ve akrabâlık bağlarına en saygılı olandır.) (Abbâs, bendendir. Ben Abbâs’danım.) (Abbâs, amcamdır. Beni korumuştur. Ona ezâ eden, bana ezâ etmiş olur.) (Abbâsoğullarından melikler olacak, ümmetimin başına geçecekler. Allahü teâlâ dîni onlarla azîz ve hâkim kılacak.) [/SIZE][/FONT] Hz. Abbâs bin Abdülmuttalib, ekseriyâ şöyle derdi: [B]- Kendisine iyilik yaptığım hiç kimsenin kötülüğünü görmedim. Kendisine kötülük yaptığım hiç kimsenin de iyiliğini görmedim. Onun için, herkese iyilik ve ihsânda bulunun! Çünkü bunlar, sizi kötülüğün zararlarından korur. [/B] İbni Şihâb’dan bildirildiğine göre; Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer’in hilâfetleri sırasında, kendileri bir binek üzerinde iken Hz. Abbâs’a rastlarlarsa, [B]bineklerinden inerler, onunla beraber gideceği yere kadar yürürler[/B], sonra dönerlerdi. [/LEFT] [CENTER] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]KISACA[/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=4][/SIZE][/FONT] [/CENTER] [LIST] [*][LEFT]Ticaretle meşgul oldu, çok zengindi.[/LEFT] [/LIST][LEFT] [/LEFT] [LIST] [*][LEFT]Peygamberimiz'in s.a.v. amcasıdır ve 3 yaş büyüktür.[/LEFT] [/LIST][LEFT] [/LEFT] [LIST] [*][LEFT]Çok cesur ve güçlüdür, Peygamberimiz'e s.a.v. her zaman yardımcı olmuşlardır.[/LEFT] [/LIST][LEFT] [/LEFT] [LIST] [*][LEFT]fakir fukaraya yardım etmeyi, köle azad etmeyi (yaklaşık 70 köle)akraba ziyaretini çok severdi.[/LEFT] [/LIST][LEFT] [/LEFT] [LIST] [*][LEFT]Bedir savaşı sonunda müslüman olmuştur.[/LEFT] [/LIST][LEFT] [/LEFT] [LIST] [*][LEFT]ömrünün son yıllarında göremez olmuştur.[/LEFT] [/LIST][LEFT] [/LEFT] [LIST] [*][LEFT][B]652 senesinde 88 yaşında Medîne-i münevverede vefât etti.[/B] [/LEFT] [/LIST][LEFT] [/LEFT] [LIST] [*][LEFT]Peygamberimiz'in bir çok övgüsüne mazhar olmuştur.[/LEFT] [/LIST][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
Bu Sahabeyi Nasıl Bilirdiniz? (Kısa-Kısa)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst