Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
Bu Sahabeyi Nasıl Bilirdiniz? (Kısa-Kısa)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 85614" data-attributes="member: 27"><p style="text-align: center"><span style="font-size: 18px"><span style="color: red">ABDULLAH BİN AMR BİN ÂS</span></span></p> <p style="text-align: center"></p> <p style="text-align: center"></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Abdullah bin Amr</strong>, Bedir ve Uhud harbinden başka <strong>bütün harplere katılıp</strong>, Peygamber efendimizin yanında bulundu. <strong>İlk iki harbe yaşı küçük olduğu için</strong> katılamamıştır. Katıldığı savaşlara <strong>süvâri olarak</strong> katıldı. Ayrıca harbe gidecek askerleri <strong>tâlim</strong> ile, onları savaşa hazırlamak <strong>gibi mühim vazîfelerde</strong> bulundu. Birçok harbe <strong>kumandan olarak</strong> katıldı. </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Abdullah bin Amr hazretlerinin, <strong>Peygamber efendimizin vefâtından sonra</strong> katıldığı ve büyük kahramanlıklar gösterdiği savaşlardan biri <strong>Yermük’tür</strong>. <strong><span style="color: red">Şam fâtihi olan babası Amr bin Âs</span></strong> da bu savaşta ordu kumandanlarından idi. <strong>240.000</strong> kişilik Bizans ordusuna karşı, <strong>46.000</strong> kişilik İslâm ordusu, kısa zamanda <strong>zafer kazandı.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Abdullah bin Amr bin Âs, Peygamber efendimizin yanında bulunup, bizzat işiterek <strong>çok ilim öğrenmiştir.</strong> Peygamberimizden işittiği her şeyi yazmak için izin istemiş ve aldığı müsâade üzerine <strong>pek çok hadîs-i şerîf yazmıştır. </strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong>Eshâb-ı kirâmdan en çok hadîs-i şerîf rivâyet eden <strong>Ebû Hüreyre</strong>, onun hakkında buyurmuştur ki: </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>- Resûlullahın hadîs-i şerîflerini, Abdullah bin Amr’dan başka benden çok ezberleyen ve rivâyet eden olmamıştır. Çünkü o, yazıyordu. Ben yazmamıştım. </strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Abdullah bin Amr’ın, Resûlullah efendimizden her işittiğini yazdığını gören Eshâb-ı kirâmın ileri gelenleri, ona dediler ki: </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>- Sen, Resûlullahtan her işittiğin şeyi yazıyorsun. Hâlbuki, Resûl aleyhisselâm ba’zan gadab, kızgınlık, ba’zan da neş’eli hâllerde iken söz söylemektedir.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Bunun üzerine Hz. Abdullah, işittiklerini yazı ile kaydetmek husûsunda <strong>tereddütte kalmış</strong> ve mes’eleyi Resûl-i ekreme arzetmişti. Resûlullah efendimiz, onu dinledikten sonra buyurdular ki: </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: blue"><strong>- Yazmaya devam et! Çünkü, Allahü teâlâya yemîn ederim ki, ağzımdan hak (ya’nî doğru, gerçek) olandan başka bir şey çıkmamıştır.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: blue"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Abdullah Resûlullahtan işittiği bütün hadîs-i şerîfleri, <strong>Sahîfe-i Sâdıka adında</strong> bir mecmûada toplamıştır. Kendisine sorulan suâllere, bizzat Resûlullahtan işiterek yazdığı bu mecmûayı çıkarıp bakar, sonra cevap verirdi.</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Hadîs-i şerîf râvîlerinden Ebû Kubeyl, Abdullah bin Amr ile ilgili şunu nakletmektedir: </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>“Abdullah bin Amr bin Âs’ın yanında bulunuyorduk. Kendisine, İstanbul ve Roma şehirlerinden hangisinin daha evvel fethedileceği soruldu.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Abdullah, suâli dinledikten sonra, bir sandık getirtmiş ve Sahîfe-i Sâdıka’sını çıkarmış ve ona bakıp şu cevâbı vermişti:</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: red">- Bir gün, Resûlullahın etrafında oturmuş, hadîs-i şerîf yazıyorduk. Bir ara Resûl-i ekreme; “İstanbul ve Roma şehirlerinden hangisi daha evvel feth edilecek” diye soruldu.</span><span style="color: blue"> (En önce Heraklius’un şehri olan İstanbul fetholunacaktır)</span> <span style="color: red">buyurdular.” </span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: red"></span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Abdullah bin Amr’ın <strong>ilminden en çok istifâde eden</strong> muhitlerden biri de <strong>Basra’dır.</strong> Bu şehre vâli tâyin edilenler, onun derslerine koşmayı başlıca vazîfe biliyorlardı. Naklettiği ilimlerden bütün Müslümanlar faydalanmıştır.</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Arapçadan başka İbrânice ve Süryânice de bilen Abdullah bin Amr hazretleri, Resûlullah efendimizin mübârek ağızlarından işiterek topladığı hadîs-i şerîf mecmûasına, son derece titizlik gösterirdi. İmâm-ı Mücâhid diyor ki: </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>- Abdullah bin Amr’ın elinde bulunan kitaplarından hangisine bakmak istesek, mâni olmazdı. Fakat bu hadîs-i şerîf mecmûalarından birini okumak istediğimiz zaman, ona son derece îtinâ gösterir ve, <span style="color: red">“Ben, bunu bizzat Resûl-i ekremin mübârek ağzından işiterek topladım. Onu, bütün dünyaya değişmem” </span>derdi.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>Yedi yüz</strong> civârında <strong>hadîs-i şerîf</strong> rivâyet etmiştir...</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Abdullah bin Amr bin Âs hazretleri, <strong>uzun boylu, yakışıklı bir zât idi.</strong> <strong>Zühd ve takvâsı çok olup, zirâatle iştigâl eder</strong> ve geçimini bu yoldan sağlardı. <strong>Son derece cömert olup, eline geçeni dağıtır ve herkesi memnûn ederdi. 684 târihinde yetmişiki yaşlarında Şam’da vefât etti.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Bir gün Hz. Abdullah’a soruldu: </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong>- Şerrin en fenâsı ve hayrın en iyisi hangisidir? </strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Buyurdu ki: </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red"><strong>- Hayrın en iyisi; doğru söz, kötülüğü düşünmeyen kalb ve itâat eden hanımdır. Şerlerin de en fenâsı; yalan söz, fenâ kalb ve itâat etmeyen hanımdır.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Abdullah bin Amr hazretleri,<strong> ilme çok ehemmiyet</strong> verirdi. Buyururdu ki: </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">- Resûlullahtan işittim. Buyurdu ki: </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: red">“İlmin azalması, âlimlerin azalması ile olur. Câhil din adamları, kendi görüşleri ile fetvâ vererek fitne çıkarırlar, insanları doğru yoldan saptırırlar.” </span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: red"></span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Abdullah bin Amr hazretleri, <strong>gece sabaha kadar namaz</strong> kılar, gündüzleri <strong>oruç tutardı.</strong> Harâmdan son derece sakınır, hattâ <strong>mubâhların çoğunu da terkederdi.</strong> Kur’ân-ı kerîmi <strong>çok okurdu</strong>. Ba’zan <strong>gece lâmbayı söndürür, Allah korkusundan sabaha kadar ağlardı. </strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong>Çok ağlamaktan dolayı ömrünün sonuna doğru <strong>gözleri görmez</strong> olmuştu. Kendisi şöyle anlatır: </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Ben, devamlı olarak, geceleri ibâdetle, gündüzleri de oruçlu olarak geçireceğimi söylemiştim. Benim bu sözlerim Resûlullah efendimize haber verilmişti. Peygamber efendimiz de bana buyurdular ki: </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: blue"><strong>- Böyle diyen sen misin?</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: blue"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red"><strong>- Evet, öyle söylemiştim ya Resûlallah!</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: blue"><strong>- Bunu yapamazsın. Bunun için ba’zan oruç tut, ba’zan da tutma! Hem uyu, hem de ibâdet et ve ayda üç gün oruç tut! Çünkü üzerinde bedeninin, gözlerinin, âilenin, misâfirlerin hakkı vardır. Ve muhakkak ki, ayda üç gün oruç sana yeter. Bu, bütün sene oruç tutmak gibidir. Çünkü iyi amel, <span style="color: black">on misli</span> ile mükâfâtlanır.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: blue"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red"><strong>- Bundan daha fazlasını yapabilirim.</strong></span> </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: blue"><strong>- Bir gün tut, iki gün boz! </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: blue"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red"><strong>- Bundan daha fazlasını yapabilirim ya Resûlallah! </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: blue"><strong>- Bir gün tut, bir gün tutma! Bu Hz. Dâvüd’ün orucudur ve en uygun oruç budur. </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: blue"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: red">- Bundan daha fazlasını yapabilirim. </span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: blue">- Bunun fazlası yoktur.</span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong><span style="color: blue"></span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Bundan sonra Hz. Abdullah diyor ki: <span style="color: red"><strong>Resûlullahın buyurduğu ayda üç gün orucu kabûl etmiş olsaydım, bana çoluk çocuğumdan ve bütün malımdan daha sevgili olacaktı.</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Abdullah, misâfire ikrâmı çok severdi. Bununla ilgili Resûlullahtan işittiği şu hadîsi söylerdi: <span style="color: blue"><strong>“Allaha ve âhıret gününe îmân eden, misâfirine ikrâm etsin! Allaha ve âhıret gününe inanan, komşusuna hürmet etsin! Allaha ve âhıret gününe îmân eden, ya hayır söylesin, yâhut sussun.”</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: blue"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Abdullah bin Amr bin Âs’ın hikmetli sözleri çoktur. Buyurdular ki:</span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red"><strong>“Faydasız söz söylemeyiniz!”</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red"><strong>"Müzevvirlik, ara bozuculuk ve iki dostun arasını açmak, Allahü teâlânın gadabına sebep olur. Eğer siz benim bildiğime vâkıf olsaydınız, çok ağlardınız.”</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="color: red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'">Hz. Abdullah, meşhûr Mısır fâtihi Âmr bin Âs’ın oğlu olup, <strong>616 yılında doğmuştur.</strong> <strong>Annesi, Rayta binti Münebbih’dir.</strong> <strong>Babasından önce îmân etti.</strong> Müslüman olmadan <strong>önce adı Âs idi.</strong> Peygamber efendimiz <strong>Abdullah olarak değiştirdi.</strong> Künyesi, <strong>Ebû Abdurrahmân’dır. Abâdiledendir</strong></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p style="text-align: center"><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: red">KISACA</span></span></span></p><p></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><em>Küçüklüğünden dolayı ilk iki savaşa katılmayıp, daha sonraki bütün savaşlara katılmıştır.</em></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><em>616 yılında doğmuştur.</em></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><em>annesi, Rayta binti Münebbih’dir.</em></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><em>babası şam fatihi <span style="color: #ff0000">Amr bin Âs</span> tır.</em></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><em>700'e yakın hadis nakletmiştir.</em></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><em>uzun boylu, yakışıklı bir zât idi. Zühd ve takvâsı çok olup, zirâatle iştigâl eder </em></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><em>684 târihinde yetmişiki yaşlarında Şam’da vefât etti.</em></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong> </strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><strong></strong> </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 85614, member: 27"] [CENTER][SIZE=5][COLOR=red]ABDULLAH BİN AMR BİN ÂS[/COLOR][/SIZE] [SIZE=5][COLOR=#ff0000][/COLOR][/SIZE] [SIZE=5][COLOR=#ff0000][/COLOR][/SIZE] [/CENTER] [FONT=Verdana] [B]Abdullah bin Amr[/B], Bedir ve Uhud harbinden başka [B]bütün harplere katılıp[/B], Peygamber efendimizin yanında bulundu. [B]İlk iki harbe yaşı küçük olduğu için[/B] katılamamıştır. Katıldığı savaşlara [B]süvâri olarak[/B] katıldı. Ayrıca harbe gidecek askerleri [B]tâlim[/B] ile, onları savaşa hazırlamak [B]gibi mühim vazîfelerde[/B] bulundu. Birçok harbe [B]kumandan olarak[/B] katıldı. Abdullah bin Amr hazretlerinin, [B]Peygamber efendimizin vefâtından sonra[/B] katıldığı ve büyük kahramanlıklar gösterdiği savaşlardan biri [B]Yermük’tür[/B]. [B][COLOR=red]Şam fâtihi olan babası Amr bin Âs[/COLOR][/B] da bu savaşta ordu kumandanlarından idi. [B]240.000[/B] kişilik Bizans ordusuna karşı, [B]46.000[/B] kişilik İslâm ordusu, kısa zamanda [B]zafer kazandı. [/B] Hz. Abdullah bin Amr bin Âs, Peygamber efendimizin yanında bulunup, bizzat işiterek [B]çok ilim öğrenmiştir.[/B] Peygamberimizden işittiği her şeyi yazmak için izin istemiş ve aldığı müsâade üzerine [B]pek çok hadîs-i şerîf yazmıştır. [/B]Eshâb-ı kirâmdan en çok hadîs-i şerîf rivâyet eden [B]Ebû Hüreyre[/B], onun hakkında buyurmuştur ki: [B]- Resûlullahın hadîs-i şerîflerini, Abdullah bin Amr’dan başka benden çok ezberleyen ve rivâyet eden olmamıştır. Çünkü o, yazıyordu. Ben yazmamıştım. [/B] Abdullah bin Amr’ın, Resûlullah efendimizden her işittiğini yazdığını gören Eshâb-ı kirâmın ileri gelenleri, ona dediler ki: [B]- Sen, Resûlullahtan her işittiğin şeyi yazıyorsun. Hâlbuki, Resûl aleyhisselâm ba’zan gadab, kızgınlık, ba’zan da neş’eli hâllerde iken söz söylemektedir. [/B] Bunun üzerine Hz. Abdullah, işittiklerini yazı ile kaydetmek husûsunda [B]tereddütte kalmış[/B] ve mes’eleyi Resûl-i ekreme arzetmişti. Resûlullah efendimiz, onu dinledikten sonra buyurdular ki: [COLOR=blue][B]- Yazmaya devam et! Çünkü, Allahü teâlâya yemîn ederim ki, ağzımdan hak (ya’nî doğru, gerçek) olandan başka bir şey çıkmamıştır. [/B][/COLOR] Hz. Abdullah Resûlullahtan işittiği bütün hadîs-i şerîfleri, [B]Sahîfe-i Sâdıka adında[/B] bir mecmûada toplamıştır. Kendisine sorulan suâllere, bizzat Resûlullahtan işiterek yazdığı bu mecmûayı çıkarıp bakar, sonra cevap verirdi. Hadîs-i şerîf râvîlerinden Ebû Kubeyl, Abdullah bin Amr ile ilgili şunu nakletmektedir: [B]“Abdullah bin Amr bin Âs’ın yanında bulunuyorduk. Kendisine, İstanbul ve Roma şehirlerinden hangisinin daha evvel fethedileceği soruldu. [/B] Hz. Abdullah, suâli dinledikten sonra, bir sandık getirtmiş ve Sahîfe-i Sâdıka’sını çıkarmış ve ona bakıp şu cevâbı vermişti: [B][COLOR=red]- Bir gün, Resûlullahın etrafında oturmuş, hadîs-i şerîf yazıyorduk. Bir ara Resûl-i ekreme; “İstanbul ve Roma şehirlerinden hangisi daha evvel feth edilecek” diye soruldu.[/COLOR][COLOR=blue] (En önce Heraklius’un şehri olan İstanbul fetholunacaktır)[/COLOR] [COLOR=red]buyurdular.” [/COLOR][/B] Abdullah bin Amr’ın [B]ilminden en çok istifâde eden[/B] muhitlerden biri de [B]Basra’dır.[/B] Bu şehre vâli tâyin edilenler, onun derslerine koşmayı başlıca vazîfe biliyorlardı. Naklettiği ilimlerden bütün Müslümanlar faydalanmıştır. Arapçadan başka İbrânice ve Süryânice de bilen Abdullah bin Amr hazretleri, Resûlullah efendimizin mübârek ağızlarından işiterek topladığı hadîs-i şerîf mecmûasına, son derece titizlik gösterirdi. İmâm-ı Mücâhid diyor ki: [B]- Abdullah bin Amr’ın elinde bulunan kitaplarından hangisine bakmak istesek, mâni olmazdı. Fakat bu hadîs-i şerîf mecmûalarından birini okumak istediğimiz zaman, ona son derece îtinâ gösterir ve, [COLOR=red]“Ben, bunu bizzat Resûl-i ekremin mübârek ağzından işiterek topladım. Onu, bütün dünyaya değişmem” [/COLOR]derdi. [/B] [B]Yedi yüz[/B] civârında [B]hadîs-i şerîf[/B] rivâyet etmiştir... Abdullah bin Amr bin Âs hazretleri, [B]uzun boylu, yakışıklı bir zât idi.[/B] [B]Zühd ve takvâsı çok olup, zirâatle iştigâl eder[/B] ve geçimini bu yoldan sağlardı. [B]Son derece cömert olup, eline geçeni dağıtır ve herkesi memnûn ederdi. 684 târihinde yetmişiki yaşlarında Şam’da vefât etti. [/B] Bir gün Hz. Abdullah’a soruldu: [B]- Şerrin en fenâsı ve hayrın en iyisi hangisidir? [/B] Buyurdu ki: [COLOR=red][B]- Hayrın en iyisi; doğru söz, kötülüğü düşünmeyen kalb ve itâat eden hanımdır. Şerlerin de en fenâsı; yalan söz, fenâ kalb ve itâat etmeyen hanımdır. [/B][/COLOR] Abdullah bin Amr hazretleri,[B] ilme çok ehemmiyet[/B] verirdi. Buyururdu ki: - Resûlullahtan işittim. Buyurdu ki: [B][COLOR=red]“İlmin azalması, âlimlerin azalması ile olur. Câhil din adamları, kendi görüşleri ile fetvâ vererek fitne çıkarırlar, insanları doğru yoldan saptırırlar.” [/COLOR][/B] Abdullah bin Amr hazretleri, [B]gece sabaha kadar namaz[/B] kılar, gündüzleri [B]oruç tutardı.[/B] Harâmdan son derece sakınır, hattâ [B]mubâhların çoğunu da terkederdi.[/B] Kur’ân-ı kerîmi [B]çok okurdu[/B]. Ba’zan [B]gece lâmbayı söndürür, Allah korkusundan sabaha kadar ağlardı. [/B]Çok ağlamaktan dolayı ömrünün sonuna doğru [B]gözleri görmez[/B] olmuştu. Kendisi şöyle anlatır: Ben, devamlı olarak, geceleri ibâdetle, gündüzleri de oruçlu olarak geçireceğimi söylemiştim. Benim bu sözlerim Resûlullah efendimize haber verilmişti. Peygamber efendimiz de bana buyurdular ki: [COLOR=blue][B]- Böyle diyen sen misin? [/B][/COLOR] [COLOR=red][B]- Evet, öyle söylemiştim ya Resûlallah! [/B][/COLOR] [COLOR=blue][B]- Bunu yapamazsın. Bunun için ba’zan oruç tut, ba’zan da tutma! Hem uyu, hem de ibâdet et ve ayda üç gün oruç tut! Çünkü üzerinde bedeninin, gözlerinin, âilenin, misâfirlerin hakkı vardır. Ve muhakkak ki, ayda üç gün oruç sana yeter. Bu, bütün sene oruç tutmak gibidir. Çünkü iyi amel, [COLOR=black]on misli[/COLOR] ile mükâfâtlanır. [/B][/COLOR] [COLOR=red][B]- Bundan daha fazlasını yapabilirim.[/B][/COLOR] [COLOR=blue][B]- Bir gün tut, iki gün boz! [/B][/COLOR] [COLOR=red][B]- Bundan daha fazlasını yapabilirim ya Resûlallah! [/B][/COLOR] [COLOR=blue][B]- Bir gün tut, bir gün tutma! Bu Hz. Dâvüd’ün orucudur ve en uygun oruç budur. [/B][/COLOR] [B][COLOR=red]- Bundan daha fazlasını yapabilirim. [/COLOR][/B] [B][COLOR=blue]- Bunun fazlası yoktur. [/COLOR][/B] Bundan sonra Hz. Abdullah diyor ki: [COLOR=red][B]Resûlullahın buyurduğu ayda üç gün orucu kabûl etmiş olsaydım, bana çoluk çocuğumdan ve bütün malımdan daha sevgili olacaktı. [/B][/COLOR] Hz. Abdullah, misâfire ikrâmı çok severdi. Bununla ilgili Resûlullahtan işittiği şu hadîsi söylerdi: [COLOR=blue][B]“Allaha ve âhıret gününe îmân eden, misâfirine ikrâm etsin! Allaha ve âhıret gününe inanan, komşusuna hürmet etsin! Allaha ve âhıret gününe îmân eden, ya hayır söylesin, yâhut sussun.” [/B][/COLOR] Hz. Abdullah bin Amr bin Âs’ın hikmetli sözleri çoktur. Buyurdular ki: [COLOR=red][B]“Faydasız söz söylemeyiniz!” [/B][/COLOR] [COLOR=red][B]"Müzevvirlik, ara bozuculuk ve iki dostun arasını açmak, Allahü teâlânın gadabına sebep olur. Eğer siz benim bildiğime vâkıf olsaydınız, çok ağlardınız.” [/B][/COLOR] Hz. Abdullah, meşhûr Mısır fâtihi Âmr bin Âs’ın oğlu olup, [B]616 yılında doğmuştur.[/B] [B]Annesi, Rayta binti Münebbih’dir.[/B] [B]Babasından önce îmân etti.[/B] Müslüman olmadan [B]önce adı Âs idi.[/B] Peygamber efendimiz [B]Abdullah olarak değiştirdi.[/B] Künyesi, [B]Ebû Abdurrahmân’dır. Abâdiledendir[/B] [CENTER][FONT=Comic Sans MS][SIZE=5][COLOR=red]KISACA[/COLOR][/SIZE][/FONT][/CENTER] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][I]Küçüklüğünden dolayı ilk iki savaşa katılmayıp, daha sonraki bütün savaşlara katılmıştır.[/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][I]616 yılında doğmuştur.[/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][I]annesi, Rayta binti Münebbih’dir.[/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][I]babası şam fatihi [COLOR=#ff0000]Amr bin Âs[/COLOR] tır.[/I][/FONT][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][I]700'e yakın hadis nakletmiştir.[/I][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][I]uzun boylu, yakışıklı bir zât idi. Zühd ve takvâsı çok olup, zirâatle iştigâl eder [/I][/FONT][/SIZE] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][I]684 târihinde yetmişiki yaşlarında Şam’da vefât etti.[/I][/SIZE][/FONT] [B] [/B] [/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Sahabe-i Kiram
Bu Sahabeyi Nasıl Bilirdiniz? (Kısa-Kısa)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst